İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/602 E. 2025/208 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/602
Karar No
2025/208
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/602 Esas - 2025/208

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2023/602 KARAR NO : 2025/208

DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 28/05/2019 KARAR TARİHİ: 28/05/2025 Yazım Tarihi : 22/06/2025

İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili şirketin 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkiline ait “...” markasının ... tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini, meşhur ve maruf bir marka olduğunu, .... (....) nezdinde 12.11.2009 tarih ve ... no ile tescil edildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini ilk olarak 2000 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını da arttırdığını, müvekkili markaları ile dava konusu markanın hem ibareleri hem de hükümzülüğü talep edilen emtiaları karıştırılmaya yetekcek derecede benzer olduğunu, dava konusu “... ... ” kelimelerinden oluştuğunu, markasının müvekkilinin “...” ibareli markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, ... markasının “... ” ve “... ” anlamına geldiğini, kavramsal olarak direkt müvekkilinin markasını işaret ettiğini, davalı markası ile müvekkili markalarının görsel, fonetik ve kavramsal olarak da ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu ve bu benzerliğin iltibasa neden olacağını, tüm bu sebeplerin orta seviyedeki tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimalini arttırdığını, müvekkili markalarının “...” ibaresinin esas unsur olarak ihtiva ettiğini, dava konusu markanın okunuşunun zihinde ve kulakta bıraktığı etkinin de aynı olduğunu, müvekkilinin markasının serisi veya alt markası olarak algılanacağını, bu sebeple itiraz edilen markanın esas unsurunun da müvekkiline ait markada olduğu gibi ... kelimesi olduğunu, müvekkilinin ... markasının 29, 30, 32 ve 35. Sınıfta tescilli olduğunu, davaya konu olan markanın 05 ve 35. Sınıfta tescilli olduğunu, 05. Sınıftaki “diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; bebek mamaları”emtiaların ise müvekkilinin markasının tescil kapsamındaki emtialar ile çok benzer nitelikte olduğunu, 35. Sınıfının niteliği gözönüne alındığında markaların sınıfsal benzerlik içerdiğinin açıkça ortada olduğunu, 30. Sınıfta yer alan mallar ile 05. Sınıftaki malların benzer olduğunu, davalı yanın tescil başvurusunun başından beri kötüniyetli olduğunu, TTK haksız rekabet hükümlerinde de aykırılık teşkil ettiğini, muhatap firmanın TTK m.18’de yer alan “basiretli tacir gibi hareket etme” yükümlülüğüne de aykırı davrandığını, Türkiye’de “...” markasının bilinen bir marka olduğunu, müvekkilinin işletmesi ile bağlantı içerisinde algılandığını ve “...” sözcüğünün müvekkili ile özdeşleştiğini, ayırt edici özellik kazanmış bir marka haline geldiğini, davalının bu tanınmışlıktan dolayı haksız kazanç sağlayacağını iddia ederek davalı ... ... sayılı ... kararının iptaline, ... sayı ile tescil başvurusu yapılan “... ... olmanın en tatlı yolu” ibareli markanın 05/02. Sınıf ile 35. Sınıfın 29, 30 ve 32. Sınıflara ait hizmetler yönünden iptaline, hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahsa usulüne uygun davetiyenin tebliğ edildiği, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Medeni Kanun 2.nci maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesine göre tanınmış markalarda; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME; Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın ... kararında belirtilen "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi açısından iltibas-benzerlik-karıştırılma ihtimali oluşup oluşmadığı, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği, hükümsüzlük ididası yönünden iltibas iddiasına ilaveten davacı tarafın markalarının tanınmışlığı ve davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 11/04/2019 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 28/05/2019 tarihinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ... olmanın en tatlı yolu" ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ıncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalarda ortak unsur konumunda yer alan “...” ibaresinin piyasada yaygın kullanılan, ayırt edici gücü düşük bir ibare olması ve markaların ihtiva ettikleri diğer unsurlarla birlikte bütün itibariyle bıraktıkları izlenim dikkate alındığında markaların karıştırılacak ölçüde benzer markalar olmadığı, bu nedenle söz konusu markalar arasında karıştırılma ya da ve ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı ve başvurunun tescili halinde SMK’nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır. KARAR: İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları

....

Bilirkişi heyetinden alınan 06/07/2020 tarihli raporda ÖZETLE; "1- ... ibareli davacı markası ile ... sayılı “...” ibareli davalı marka başvurusu arasında benzerlik ve iltibas ihtimali bulunmadığı, 2- Davacının ... ibareli markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve tanınmışlık koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, 3- Kötü niyet konusundaki takdirin de Sayın Mahkemeye ait olduğu,," şeklinde ifade edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 23/09/2020 tarih ve .... Sayı ile "davalının "... ... olmanın en tatlı yolu" ibareli marka başvurusu ile davacının ... sayılı "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davalının başvuru markasının kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamının davacının ... sayılı markasında aynen yer aldığı, davalı markasındaki "... olmanın en tatlı yolu" ibaresinin tali unsur olarak yer aldığı, markaların karşılaştırmasında "..." ve "..." ibarelerinin esas alındığı, davalı markasının davacı markasına yaklaşma çabası içinde olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "... ... olmanın en tatlı yolu" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu (aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK'nın 282. maddesindeki "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle yukarıdaki gerekçe ile iştirak edilmediği); bu açıdan ... kararının bütününe yönelik iptaline dair davanın kabul edildiği; kısmi hükümsüzlük talebi açısından ise yukarıda belirtilen şekilde iltibas oluşmakla beraber SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulu ile dava konusu markanın kötüniyetli olarak başvurusu yapıldığı iddialarının kanıtlanmadığı, dava konusu markanın karar tarihinde tescilli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu ... ... sayılı ... kararının iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı ... ile davalı ... tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup .....nin 24/11/2023 tarih ve .... sayı ile "......Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı şahıs tarafından dava konusu marka başvurusunun tarafından yapılmadığı savunulmuş olup, dosya arasında davalı ...'nın ismine atfen atılı iki adet imza bulunmaktadır. Bunlardan ilki işlem dosyası arasında bulunan ve dava konusu marka başvurusunun yapılması için marka vekiline verilen vekaletnamenin, diğeri ise, istinaf dilekçesinin altındadır. Yargılama aşamasında, davalı şahsa çıkartılan tebligatların Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca, gerekçeli kararın ise davalının adresinde çalıştığını beyan eden şahsa tebliğ edildiği görülmüştür. Bu nedenle, dosya arasında davalının başkaca imzası bulunmamaktadır. Davalı gerçek kişinin, dava konusu başvurunun kendisini tarafından yapılmadığı savunması, dava konusu hakkın doğup doğmadığı ile ilgili bir itiraz niteliğinde olduğundan, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilecektir. Bu itibarla, dava konusu marka başvurusunu ve böylece yukarıda belirtilen vekaletname altındaki imzayı inkar eden davalı şahsa ait, marka vekiline verilen vekaletname aslı gelirtilerek ve tatbike medar belgelerin temini ile davalı şahsın imza örnekleri alınıp, imza incelemesi yapılmak suretiyle marka başvurusunun davalıya ait olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, Dairemizce, davalı ...'nın bu hususa ilişkin istinaf itirazının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. 2-Kararın niteliğine göre davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Davalı ...'nın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile .... Hukuk Mahkemesinin 23/09/2020 gün ve..... sayılı kararının KALDIRILMASINA;" şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir. YENİDEN DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: BAM iade kararında geçtiği şekilde "dava konusu marka başvurusunu ve böylece yukarıda belirtilen vekaletname altındaki imzayı inkar eden davalı şahsa ait, marka vekiline verilen vekaletname aslı gelirtilerek ve tatbike medar belgelerin temini ile davalı şahsın imza örnekleri alınıp, imza incelemesi yapılmak suretiyle marka başvurusunun davalıya ait olup olmadığı tespit edilerek" mahkememizce ilk önce davalı şahısın yazı ve imzası alınması için duruşmaya çağrıldığı , ayrıca tatbike uygun imza ve yazılarının bulunabileceği belgeler ilgili yerlerden araştırılmış, davalının vekaletname aslı istenilmiştir. Davalı şahıs imza ve yazı için duruşmaya gelmemiştir. Vekaletname için yazılan yazıya verilen cevapta ise Deprem ve su baskını nedeniyle ilgili patent bürosunun arşivi yok olduğu, aslı bulunamadığı ifade edilmiştir. Bu kez davalının diğer tatbike medar belgelerinin ilgili kurumlardan temini yapılıp gelen ve dosyadaki belgelere göre davalı şahsın imza örnekleri üzerinde grafolojik inceleme yapılmıştır. Dosyaya sunulan 09/04/2025 tarihli grafoloji raporunda " vekaletnamedeki imzanın davalı ... 'ya ait olduğu "Şeklinde ifade edilmiştir. Bütün bu araştırmalar sonucu davaya konu başvuru vekaletname inkarına rağmen davalı şahıs adına yapıldığı sonucuna varılmıştır. Buna göre ; davalının "... ... olmanın en tatlı yolu" ibareli marka başvurusu ile davacının ... sayılı "..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davalının başvuru markasının kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamının davacının ... sayılı markasında aynen yer aldığı, davalı markasındaki "... olmanın en tatlı yolu" ibaresinin tali unsur olarak yer aldığı, markaların karşılaştırmasında "..." ve "..." ibarelerinin esas alındığı, davalı markasının davacı markasına yaklaşma çabası içinde olduğu; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "... ... olmanın en tatlı yolu" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluştuğu (aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK'nın 282. maddesindeki "Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle yukarıdaki gerekçe ile iştirak edilmediği); SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda izah edilen iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne, ... kararının iptaline, dava konusu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... Kararının İPTALİNE, 3-Karar tarihi itibariyle dava konusu marka henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin düşümü ile bakiye 571‬,00 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 5-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 13.800,00 TL bilirkişi ücreti, 633,00 TL tebligat ücreti, 44,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 14.477,4‬0 TL yargılama giderinin davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 28/05/2025

Katip .... Hakim .... E-İmzalıdır E-İmzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/602, K. 2025/208, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-602-e-2025-208-k-44ef8c596cc3