İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/534 E. 2023/1005 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/534
- Karar No
- 2023/1005
- Karar Tarihi
T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/534 Esas KARAR NO : 2023/1005 HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) DAVA TARİHİ : 05/01/2015 KARAR TARİHİ : 26/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımlı)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vesayet altına alınan müvekkili ...’in elinden kandırılarak, iradesi dışında alınan açığa imzası gerçekte alacak borç ilişkisi bulunmadan 150.000-TL bedelli bir bono şeklinde doldurularak, geçersiz ve sahtecilik ürünü olan bu bononun tahsil için davalı tarafından icra takibine konu edildiğini konulduğunu, davanın, müvekkili ...’in ehliyetsizliğinden yararlanılarak, kandırılarak elinden alınan imzasıyla oluşturulduğunu, senedin müvekkilinin hukuki ehliyetinin bulunmaması nedeniyle geçersizliğinin; iradesini kullanma ehliyetine sahip olmayan müvekkilinin elinden bir biçimde hile ile alınmış olan senet bedelinin 150.000,00-TL'nin gerçek bir borç olmadığını; belirterek müvekkilinin icra takibine konu senet nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile bononun ve davalı tarafça yapılan icra takibinin iptali talebini içerdiğini, CEVAP: Davalıya usulüne uygun tebligata rağmen yargılamaya katılmadığı gibi cevap dilekçesi de sunmamıştır. DELİLLER: İstanbul ATK 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 30/07/2018 tarih ve 3683 karar nolu raporu, ... 28. İcra Müdürlüğünün 2014/686 Esas sayılı dosyası, ... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/8 Esas sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE: Dava; kambiyo senedine dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, yasal dayanağını İİK'nun 72. maddesi oluşturmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; iradenin fesada uğratılarak alınan senedin bedelsizliği ve keşidecinin ehliyetsizliği iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanıp kanıtlanamadığı hususuna ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 25/12/2018 tarih ve 2015/4 Esas, 2018/1016 Karar sayılı kararı ile; davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı tarafça istinaf edildiği, kararı inceleyen ... BAM 22. H.D.'nin 20/06/2023 tarih ve 2022/987 E, 2023/945 K sayılı kararı ile; "...İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili; davaya konu senedin "…davalı tarafından davacı müteveffanın dolandırılarak elinden alındığına ilişkin olarak ... 1. Ağır ceza Mahkemesi'nin 2016/8 Esas - 2019/288 Karar sayılı dosyasında davalı ... için verilen hükmün kesinleştiğini, ticaret mahkemesi kararının kesinleşen ceza mahkemesi hükmüne ve ceza mahkemesinin maddi vakaya ilişkin kesinleşmiş tespitine açıkça aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, davanın kabulü yönünden yeniden hüküm kurulmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; iradenin fesada uğratılarak alınan senedin bedelsizliği ve keşidecinin ehliyetsizliği iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanıp kanıtlanamadığı hususuna ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; kambiyo senedine dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, yasal dayanağını İİK'nun 72. maddesi oluşturmaktadır. Davacı vekili; vesayet altına alınan ve davacıların murisi olan ...'in elinden kandırılarak iradesi dışında alınan açığa imzası ile gerçek dışı olarak 150.000,00-TL bedelli bir bono şeklinde doldurulup, hukuken geçersiz ve sahtecilik ürünü olan bu bononun tahsili için ... 28. İcra Müdürlüğü'nün 2014/686 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak tamamen karşılıksız ve murisin hukuki ehliyetsizliğinden yararlanılarak kandırılıp hile ile elinden alınan imzası ile senedin düzenlendiğini, murisin psikolojik rahatsızlığı ve alkol bağımlılığı nedeniyle herhangi bir iş yapmaya, kandırılmaya, başkaları tarafından istismar edilmeye müsait sürekli içen, sarhoş olup düşen, kolunu bacağını kıran bir kişi olduğunu, murisin uzunca bir süredir, ... adında bir kişinin “KOÇ Tekel Kuruyemiş" dükkânına takılmakta, dükkânın alt katına inip orada içki içmekte olduğunu, bu mekânda kendisine - neyi imzaladığını bilmeksizin - bir şekilde imzalatılan bir bono kâğıdının üzeri tamamen gerçek dışı olarak doldurularak ... adına takibe konulduğunun anlaşıldığını belirterek, söz konusu senet nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin ve bononun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık kambiyo senedinin iradeyi sakatlayan sebeplerle düzenlendiği ve bedelsizlik iddiasına dayanmaktadır. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Davacı menfi tespit davasını birbiriyle çelişmemek üzere birden fazla nedene dayandırabilir. Eş söyleyişle davacı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) terditli dava olarak yerini alıp Kanun’un 111. maddesinde düzenlenen biçimde de terditli dava açılabilir. Terditli davalarda aynı dava içerisinde, aynı davalıya karşı birden fazla talep arasında bir aslilik-ferilik ilişkisi kurmak suretiyle aynı dava dilekçesinde ileri sürülmektedir. Kademeli olarak ileri sürülen taleplerde (davada) hâkim öncelikle asli talebi inceleyecek ve asli talep bakımından bir karar verecektir. Ferî talep asıl talebe bağlı olarak ileri sürüldüğünden asıl talebin esastan reddine karar verilmedikçe ferî talep hüküm altına alınamayacaktır. Eldeki dava da kademeli olarak iradeyi sakatlayan ''fiil ehliyetinin bulunmaması ve aldatma '' ve ''bedelsizlik'' hukuksal nedenine dayalı olarak açılmıştır. Bu durumda mahkemece fiil ehliyetinin bulunmadığı iddiasının yanı sıra öncelikte ''hile - aldatma'' iddiasının incelenmesi dava konusu senetteki lehtar sıfatıyla atılı bulunan imzanın davacı borçlunun iradesi sakatlanarak elinden alınıp alınmadığının anlaşılması hâlinde bu kez bedelsizlik iddiasının incelenmesi gerekmektedir. Açıklanan bu genel ilkeler bakımından mahkemece davacının iki farklı hukuksal nedene dayandığı gözetilmeden hile, aldatma ve bedelsizlik iddiası üzerinde durulmadan hüküm oluşturulmuştur. İlk uyuşmazlık; senedin davacının ehliyetsizliğinden yaralanmak sonucu davacının elinden alındığı iddiası olup takibe ve davaya konu senedin iradeyi sakatlayan sebeplerle düzenlenip düzenlenmediği, burada varılacak sonuca göre senedin geçersizliğinin tayini hususuna ilişkindir. Kademeli olarak ileri sürülen ikinci ihtilaflı olan husus; dava ve takibe konu senedin geçersiz ve bedelsiz olup olmadığı, dolayısıyla davacının bu bono nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı ve davacı hakkında yapılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bedelsizlik iddiası olduğundan ispat yükü üzerinde durulmalıdır. Önemle vurgulanmalıdır ki; menfi tespit davasında deliller normal bir hukuk davasındaki gibidir: Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin bedelsiz olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). Davaya konu bono malen kaydını içermekte olup; bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçludadır. Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 687. maddesi anlamında bir kişisel def’idir. Bedelsizlik bir kişisel def’i olduğundan lehtar tarafından hamile karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin çekleri bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’ini ileri sürebilir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir. Kambiyo senedinin düzenlenmesinde en önemli unsur temel alacağın varlığıdır. Ancak temel alacağın senedin tanzimi anında mutlak surette varlığı gerekli değildir. Başka bir deyişle kambiyo senedinin metninde muayyen bir meblağın yazılması gerekli ise de bu husus temel alacağın da muayyen olmasını gerektirmez; temel alacak doğduğu anda, senette yazılı olan miktardan az ise, senet kısmi bedelsizliğe uğrar (İnan, s. 45). Bu itibarla taraflar arasında temel ilişkinin varlığına rağmen, temel alacağı doğmamış ancak doğması mümkün ya da şarta bağlanmış bir alacak için veyahut da cezai şarta ilişkin olarak kambiyo senedi düzenlenebilir. Bu şekildeki bir alacağa bağlı olarak düzenlenen senet, vadesi gelmesine rağmen alacak doğmamışsa, o an için bedelsizdir. Fakat bu bedelsizlik geçici bir süre için olup, alacak doğunca senedin bedelsizliği alacak miktarı kadar ortadan kalkacaktır . Bu kapsamda kambiyo senedinin gerçek bir borç alacak ilişkisine dayanmadığı iddiası da temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Davacı ehliyetsizlik hukuksal nedeni yanı sıra bedelsizlik iddiasına da dayanmıştır. Bu itibarla eldeki davanın aynı zamanda bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Eldeki dava da kademeli olarak davacı iradesi sakatlanarak ehliyetsizliğinden yararlanarak ve hile- aldatma şeklinde iradesi sakatlanarak senedin düzenlendiği ve bedelsizlik hukuksal nedenine dayalı olarak açılmıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle fiil ehliyetsizliği iddiasının incelenmesinden sonra bu kez aldatma ve bedelsizlik iddiasının incelenmesi gerekmektedir. Mahkemece, davacının iradesini sakatlayan hal ve bedelsizlik iddiaları üzerinde durularak, lehtarın iyiniyetli hamil olmadığı yönündeki iddiası üzerinde de durulmamıştır. Bu durumda; mahkemece davacının iradeyi sakatlayan aldatma ve bedelsizlik lehtarın kötüniyetli hamil olduğu iddiaları yönünden araştırma ve inceleme yapılarak toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirilerek, varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan eksik tahkikatla hüküm kurulamaz. Şu halde mahkemece HMK'nun 222/1 maddesi gereğince tarafların tüm delilerinin toplanmasına karar verilerek ispat yükünün davacının bedelsizlik ve lehtar davalının kötüniyetli hamil olduğu iddiaları üzerinde durulup yargılamanın görülüp sonuçlandırılması gerekirken, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira HMK'nun 31. maddesi gereğince hakimin davayı aydınlatma görevi vardır. Açıklanan nedenlerle mahkemece taraflar arasındaki borç alacak durumunun belirlenmesi ve senedin bedelsizliği iddiasına dayalı davacının tüm delillerinin toplanması için ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, bu aşamada davacının istinaf isteminin incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için yukarıda açıklanan nedenlerle davacıların iddiaları üzerinde durularak delillerin toplanmaması ve bu delillere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne ve ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/ 4 Esas, 2018/1016 Karar ve 25/12/2018 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,..." şeklinde karar verilmesi üzerine dosya yukarıdaki esasa kaydedilmiştir. İstinaf kararına istinaden davacı vekiline taraflar arasındaki borç alacak durumunun belirlenmesi ve senedin bedelsizliği iddiasına dayalı tüm delillerini bildirmesi için iki haftalık kesin süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından sunulan 21/11/2023 tarihli dilekçe ile; bu konudaki delillerinin ceza dosyası olduğunu bildirmiştir. ... 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 19/06/2019 tarih ve 2016/8 Esas, 2019/288 Karar sayılı kararı incelendiğinde; müştekisinin ... ve ...; sanığın ... ve ... olduğu, sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve resmi belge de sahtecilik suçları dolayısıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda; iş bu dosyanın da davalısı olan sanık ...'ın TCK'nın 37. maddesi delaleti ile TCK 158/1-d maddesi uyarınca kastın yoğunluğu ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek takdiren ve teşdiden 3 yıl hapis ve 600 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın olumsuz sosyal ilişkileri ve geçmişleri gözetilerek TCK 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, TCK'nın 52. maddesi uyarınca sanığın ekonomik ve şahsi halleri dikkate alınarak günlüğü takdiren 20,00-TL'den olmak üzere 600 gün karşılığı toplam 3 yıl hapis ve 12.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın 06/11/2019 tarihinde kesinleştiği, kararın gerekçesi incelendiğinde; ''Müşteki ...'in 11/06/2015 tarihli ifadesi, suça konu senet icra evrakı, sanıkların kaçamaklı ikrarları, tanıklar Halil Erdem Mehmet Emin Göçer, ... ifadeleri ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde ...'in alkol bağımlısı olduğu, alkollü içki satan ...'un büfesinden veresiye alış veriş yaptığı, karşılığında senet verdiği, daha önceki verdiği senetlerin ödendiği, suça konu senetinde bu amaç ile verildiği, ... tarafından imzalandığı, ön yüzündeki bir takım yazı ve rakamlarında ... tarafndan yazıldığı, daha sonradan senetin sanıklar ... ve ... tarafından 150 Bin TL olarak doldurularak takibe konulduğu, hacizin gerçekleştiği, sanık ...'a verilen kısmen boş senet ... tarafından hukuka aykırı olarak elde edilerek takibe konulduğu, daire satışı ile ilgili verilen para karşılığında senetin alındığının inandırıcı olmadığı, sanıklarca satışı yapılacak dairenin yerinin dahi bilinmediği, sanıkların eyleminin TCK'nun 37. Maddesi delaleti ile TCK'nun 158/1-d ve 204/1 maddesi olduğu anlaşılmakla bu maddelerden ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir. '' şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; iş bu davadaki uyuşmazlığın; kambiyo senedinin iradeyi sakatlayan sebeplerle düzenlendiği ve bedelsizlik iddiasına dayandığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce İstanbul ATK 4. Adli Tıp İhtisas Kurulu'ndan alınan bilirkişi raporuna göre; takibin dayanağını oluşturan 05/01/2013 tanzim tarihli bono bakımından tanzim tarihi itibariyle senedin borçlusu olarak gözüken muris ...'in fiil ehliyetine sahip olduğu, bu haliyle davacı tarafın ehliyetsizlik iddiasını ispatlayamadığı, ancak davacı tarafça kademeli olarak ileri sürülen 2. ihtilaf olan senedin geçersiz ve bedelsiz olduğu yönündeki iddiası bakımından ise; az yukarıda incelenen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/8 E. 2019/288 K. Sayılı dosyasında 19/06/2019 tarihinde verilen ve kesinleşen kararında kabul edildiği üzere, ...'a verilen kısmen boş senedin davalı ... tarafından hukuka aykırı olarak elde edilerek takibe konulduğu, daire satışı ile ilgili verilen para karşılığında senedin alındığının inandırıcı olmadığı, sanıklarca satışı yapılacak dairenin yerinin dahi bilinmediği, bu sebeple davalının/sanığın eyleminin TCK'nın 37. Maddesi delaleti ile TCK 158/1-d ve 204/1. Maddesi ile düzenlenen suç tipine uyduğu ve cezalandırılmasına karar verildiği, verilen ceza mahkumiyet kararının ise kesinleştiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi uyarınca kesinleşen söz konusu karardaki maddi olguların hukuk hakimini bağlayıcı olduğu, bu haliyle davacı tarafın bedelsizlik iddiasını ispatladığı sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kabulüne karar verilip, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın KABULÜ ile; davaya konu ... 28. İcra Müdürlüğünün 2014/686 E. Sayılı dosyası bakımından davacıların davalıya borçlu olmadığının TESPİTİ ile takibin İPTALİNE, 2-Alınması gereken 10.246,50-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 2.561,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.684,87-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 2.561,63-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan 714,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 24.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/12/2023 Katip ... ¸
Hakim ... ¸