İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/921 E. 2024/24 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/921
- Karar No
- 2024/24
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/921 KARAR NO : 2024/24
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/11/2019 KARAR TARİHİ : 11/01/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/02/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin her çeşit mermer alım, satım, toptan ve perakende, imalat, ihracat, ithalat işleri vb. alanlarda faaliyet göstermekte olup davalı şirkete ürün satışı yaptığını, malları teslim ettiğini ve faturalandırdığını, davalı şirketin ise davaya konu 1.601.075,00 TL tutarlı faturaları ödemediğini, müvekkili şirketin alacağın tahsilini teminen icra takibi başlattığını, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini ve borçlu şirketin ödeme emrine itiraz ettiğini, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, davalı şirketin müvekkili şirkete fatura borcunu ödemediğini, ayrıca davalı şirketin, müvekkili şirketin kesmiş olduğu faturalara ilişkin yasal 8 günlük süre içinde herhangi bir iade veyahut itirazda da bulunmadığını ve dava konusu faturaların davalı şirketçe kabul edildiğini, neticeten; itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 31/12/2019 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Öncelikle dava harcının eksik yatırıldığını, bu eksik harç tamamlatılmadan davaya devam edilemeyeceğini, müvekkilin, davacı şirkete karşı bir borcunun olmadığını, davacının dava dilekçesinde fatura gönderdik 8 günde itiraz edilmediği gibi beyanda bulunduğunu ancak bu beyanların gerçek dışı olduğunu, geçen yıl bir yazı ile bize borcunuz varsa ödeyin diye bir yazı gönderdiklerini, müvekkilinde süresi içerisinde borcunun olmadığını bildirdiğini ve bunun dışında bir gelişme olmadığını, neticeten; davanın reddine, davacının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuç- landırılmıştır. Bilirkişi ... tarafından 10/02/2021 tarihli mahkememize sunulan bilirkişi raporunda özetle; Dava konusunun, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak oluşan cari hesap alacağının tahsili amacıyla yürütülen takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı şirket ticari defter ve belgeleri ile olarak; davacı şirket vekilinin sunduğu 14.12.2020 tarihli dilekçesine istinaden ticari defter ve belgelerini ibraz edemeyeceği anlaşıldığından inceleme yapılamadığı ve bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu, davalının 2015, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; davalının davacı ile olan cari hesap ilişkisinin Kasım/2018 yılında sona erdiği, 01.01.2018 tarihi itibariyle davalının davacıya borcunun bulunmadığı, Özetle, davacının 04.12.2020 tarihli dilekçe ekinde sunmuş olduğu cari hesap alacağını oluşturan faturalar toplamının 815.952,30 - TL olduğu, mezkur faturalardan 25.01.2016 tarihli 32.048,80 TL ve 16.12.2017 tarihli 79.561,50 TL tutarlı olmak üzere toplamda 111.610,30 TL tutarlı faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 111.610,30 TL tutarlı faturalara dayanak olarak dosyaya mübrez evraklar sunulmadığı, sunulsa dahi uzmanlık alanımız dışında olduğundan alanında uzman teknik bilirkişi tarafından faturanın değerlendirilmesinin gerekeceği, bu itibarla hesaplama dışi birakılmasının gerekeceği, diğer 704.342,00 TL tutarlı tüm faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya takip konusu defterlerinde kayıtlı olan 70.342,00 TL tutarlı faturalara karşılık 704.342,00 TL ödeme yapmış olduğu, mezkur ödemeler içerisinde çeklerin tahsil edilip edilmediği veyahut kim tarafından tahsil edildiğine ilişkin dosyaya mübrez evraklardan tespit edilemediği, ödemeler listesinde yer alan senet ödemelerine ilişkin sunulan tahsilat makbuzlarında davacı firma kaşe/imzasının bulunduğu, ancak senetlerin ödenmesine ilişkin düzenlenen tahsilat makbuzlarının her zaman düzenlenen evrak niteliğinde olan evraklardan olduğu, bunun yanı sıra günlük nakit ödeme tutarı olan 7.000,00 TL tutarının üstünde bir rakamın elden ödemesinin yapılmış olduğu, neticeten, davalının davacıya yapmış olduğu ödemelerin kabulü halinde; takip tarihi itibari ile davacının davalıdan alacağının bulunmadığı, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 111.610,30 TL tutarlı faturalara dayanak olarak dosyaya mübrez evraklar sunulmadığı, bu itibarla hesaplama dışı bırakılmasının gerekeceği, sunulsa dahi fatura içeriklerinin uzmanlık alanı dışında olduğundan alanında Uzman teknik bilirkişi tarafından faturanın değerlendirilmesinin gerekeceği yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişi ... tarafından 07/06/2021 tarihli mahkememize sunulan bilirkişi ek raporunda özetle ; Kök rapordan sonra celp edilen taraflara ait dosyaya mübrez BA-BS kayıtları incelendiğinde Vergi Dairesi Müdürlüklerine yapılan beyanların birbirlerini teyit eder nitelikte olduğu, kök raporumuzda taraflar arasındaki cari hesaplar üzerinde yapılan incelemeler neticesinde tespit edilen davacı şirket tarafından davalıya düzenlenen ancak davalı şirket ticari defterlerinde bulunmayan 25.01.2016 tarihli 32.048,80 TL ve 16.12.2017 tarihli 79.561,50 TL olmak üzere toplam 111.610,30 TL bedelli faturaların hem davacının Bs formlarında hem de davalının Ba formlarında bildirilmemiş olduğu, bu nedenle mezkur faturalardaki hizmetin davalıya verildiği hususunun davacının (kendi Bs formlarında dahi yer almayan faturaların) ispatına muhtaç olduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete yapılan 3 adet toplam 482.006,40 TL çek ödemesi ile ilgili olarak kök raporumuzda “çeklerin tahsil edilip edilmediği veyahut kim tarafından tahsil edildiğine ilişkin dosyaya mübrez evraklardan tespit edilemediği” kanaatinin bildirildiği, Sayın Mahkemece ... Bankasına yazılan müzekkere neticesinde ... Bankası A.Ş. tarafından “ilgili çekler vadelerinde ibraz edilerek ödenmiştir” şeklinde cevap verildiği, 482.006,40 TL bedelleri çeklerin davalı tarafından davacıya verildiği ve davacı ... (ciro edilerek kullanılmak suretiyle) ödeme aracı olarak kullanıldığının tespit edildiği, davalı şirket tarafından dosyaya sunulan senetler ve davacı şirket tarafından düzenlenen tahsilat makbuzları ile ilgili olarak; ilgili tahsilat makbuzlarında davacı firmanın kaşe/imzasının bulunduğu, ancak senetlerin ödenmesine ilişkin düzenlenen tahsilat makbuzlarının her zaman düzenlenebilecek evrak niteliğinde olduğu, bunun yanı sıra yapılan senet ile yapılan ödemeler elden yapıldığından ... sıra No.lu VUK Genel Tebliğinde “Tevsik zorunluluğu kapsamında olanların, kendi aralarında ve tevsik zorunluluğu ka samında olmayanlarla yapacakları, 7.000 TL'yi aşan tutardaki her türlü tahsilat ve ödemelerini aracı finansal kurumlar kanalıyla yapmaları ve bu tahsilat ve ödemeleri söz konusu kurumlarca düzenlenen belgeler ile tevsik etmeleri zorunludur.” uygun şekilde finans kurumları vasıtasıyla ödenmediği anlaşılan 222.335,60 TL tutarındaki 5 adet senedin davacı ... ödeme aracı olarak davalıdan teslim alındığı ve bedellerinin davalı yanca ödenerek davacıdan iade alındığı hususunun tarafımızca tespit edilemediği, bu konudaki nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı şirket tarafından davacıya verilen çekler davacı şirket tarafından 3.şahıslara verildiği ve verilen çekler tahsil edildiğinden, mezkur çekler ile yapılan 482.006,40 TL ödemenin geçerli olduğu, kök raporda belirsizlik bulunan 111.610,30 TL bedelli faturaların hem davacının Bs formlarında hem de davalının Ba formlarında bildirilmemiş olduğu, bu nedenle mezkur faturalardaki hizmetin davalıya verildiği hususunun davacının (kendi Bs formlarında dahi yer almayan faturaların) ispatına muhtaç olduğunun ve çek ödemelerinin davalı yanca davacıya yapıldığının bu defa banka yolu ile ispatlanmış olduğunun kabulü ile tek ihtilaf konusunun davalının 222.335,60 TL tutarındaki 5 adet senedi davacıya ödeme aracı olarak verip vermediği noktasında toplandığı, mahkemece senet ödemelerinin kabulü halinde; davacının alacağının bulunmadığının kabulünün gerekeceği, mahkemece aksinin kabulü ile senet ödemelerinin ispata muhtaç olduğunun kabulü halinde; davacının 222.335,60 TL alacaklı olduğunun kabulünün gerekeceği yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 21/03/2023 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; İnceleme konusu tahsilat makbuzlarındaki imzalar ile ...'ın karşılaştırma belgelerindeki imzaları arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından benzerlik noktasında bir ilişki saptanmaması nedeni ile nedeni ile inceleme konusu tahsilat Makbuzlarındaki imzaların, karşılaştırma belgelerindeki imzalarına kıyasla, Serdar BAĞ'ın eli ürünü olmadığı, inceleme konusu tahsilat makbuzlarındaki imzalar ile irsaliye faturalarındaki imzalar arasında grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından gözlenen uyumsuzluk ve farklılıklar nedeni ile söz konusu tahsilat makbuzları ve irsaliye faturalarındaki imzaların aynı el ürünü olmadığı kanaatine varıldığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Dava itirazın iptali davasıdır.Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.(Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bir ticari ilişki ve bu ilişkiden kaynaklı alacağının olduğunu iddia eden taraf bunu usulü dairesinde ispat etmesi gerekir. İspatın konusu , ispat yükünün kimde olduğu ve ispat vasıtalarının neler olduğu 6100 sayılı HMK.nun 187 ,190 ve 200'ncü maddelerinde açıkça belirtilmiştir. İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. İspat vasıtaları ise HMK.nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir. Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre “faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulması zorunludur.”Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. " Örneğin faturalara dayalı olarak karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia eden taraf faturadaki mal ve hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini belge ile ispat etmelidir.Tek taraflı düzenlenen faturalar hiçbir zaman bir akdi ilişkiyi ispat vasıtası olmayıp , akdi ilişkinin ifası aşamasında düzenlenen bir belgedir.Bu nedenle faturanın geçerli olabilmesi için mal ve hizmetin verildiğine dair belge sunulamaması durumunda faturaların karşı tarafın defterlerinde de kayıtlı olması gerekir. Davacı yan icra takibinde ödenmediğini iddia ettiği alacak için takibe girişmiştir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı anlaşılmıştır.Kendisi lehine bir olaydan hak çıkaran taraf ispat külfeti altındadır.Davacı yanın tek taraflı olarak tanzim ettiği faturalara davalı yanca icra takibine itiraz edilmekle itiraza uğramıştır. HMK’nın 199. maddesinde yer alan “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir” şeklindeki tanımlama kapsamında ticari defterlerin de HMK anlamında ticari bir belge niteliğinde delil olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. TTK'nın 83/2. maddesinde, HMK'nın senetlerin ibrazı zorunluluğuna ilişkin hükümlerinin ticari işlerde de uygulanacağı düzenlenmiş olup, 6100 sayılı HMK'nın 220. maddesinde genel olarak ticari belgelerin, 222. maddesinde (22.07.2020 T. ve 7251 S.K/Madde 23. maddesi ile değişik) ise özel olarak ticari defterlerin ibrazı ve delil olması hususları ayrıca hüküm altına alınmıştır. HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir. İcra takibine girişen davacı-alacaklı uyuşmazlığın çözümü için ticari defterlerini ibrazı hususunda kendisine usulüne uygun şekilde muhtıra gönderilmesine ve verilen kesin süreye rağmen ticari defterlerini mahkememize sunmamış ,defterlerin ibraz edilmemesi gerekçesi olarak ileri sürdüğü hususu da ispat edememiş olup alınan bilirkişi raporundan davalının usulüne uygun tutulmuş defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının bir alacağının bulunmadığı,davacının icra takibine konu ettiği borcun ödendiği ve buna ait ödeme belgelerinin sunulduğu tespit edildiğinden davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve kendi lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekmektedir. HMK'nın 22/3.maddesine göre,tacir olan taraflardan biri yapılan ihtarata rağmen ticari defter ve belgelerini ibraz etmemesi halinde,diğer tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve belgeleri sahibi lehine delil teşkil eder.Yani Mahkeme tarafından defterlerini ibraz edenin kayıtlarının ibraz etmeyen tarafın kayıtlarının birbirini doğruladığı kabul edilir.Somut olayda da usulüne uygun olarak yapılan ihtarata davalı ... uyarak defterlerini ibraz etmiş ve defterlerinde davacı tarafından düzenlenmiş bir kısım faturaların kayıtlı olduğu ancak bu fatura bedellerinin elden makbuz karşılığı veya kıymetli evrak vasıtasıyla ödendiği görülmektedir.Davacı ... ise defterlerini ibraz etmeyerek kendi defterlerinin davalı defterleri ile uyumlu olduğunu kabul etmiş sayılmalıdır.Buna göre davalı .... ticari defterlerinde görünen ödemelerin davacı ... ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu sonucuna varılmalıdır.Buna göre ispat yükü davacıda olup davacı alacağının varlığını ispat edecektir.Davacı alacağını ispat ettikten sonra davalı karşı ispat faaliyeti kapsamında borcun olmadığını veya sona erdiğini ispat etmelidir.Somut olayda davacı taraf alacağını kendi delilleri ile ispat edememekle birlikte davalı tarafından ticari defterlerde davacı tarafından düzenlenen faturaların kayıtlı olması nedeniyle davalı defterlerinde kayıtlı faturalar kadar alacağını ispat etmiştir.Ancak davalı da kayıtlarına aldığı ödeme belgeleri ile borcun sona erdiğini savunmuş ve bu savunması davacı tarafından defterlerin ibraz edilmemesi nedeniyle HMK'nın 22/3.maddesi hükmü gözönüne alındığında ispat edilmiştir.Özetle davacı ticari defterlerini ibraz etmeyerek davalı tarafın ticari defter ve belgelerindeki kayıtların kendi ticari defter ve belgelerindeki kayıtlır ile uyumlu olduğunu kabul etmiştir.Buna göre ispat faaliyeti tamamlanmış olup davalı tarafından sunulan ödeme belgelerinin sıhhatinin davalı tarafından doğrulanmasının istenmesi ispat sırası kendisinde olmayan davalı tarafa ispat külfeti yüklenmesi anlamına gelecektir.Davacı tarafından ticari defter ve belgeler ibraz edilip ödeme kayıtları davacının kayıtlarında yer almasaydı o halde davalıdan ödeme belgelerinin geçerliliğininin ispatı gerekebilirdi.Bu nedenle Mahkememizce ödeme belgeleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ise de,bilirkişi incelemesine gerek bulunmamaktadır.Çünkü davacı ticari defter ve belgelerini ibraz etmemesi nedeniyle zaten davacının ticari defter ve belgelerinin davalının defter ve belgeleri ile uyumlu olduğu kabul edilmiştir.Buna göre davalı ödemelerini HMK'nın 22/3.maddesi hükmü uyarınca ispat etmiş sayıldığından ve ispat faaliyeti açısından çekişmesiz hâle gelen bir hususun tekrar ispatı yoluna gidilmesi beklenilemez.Kaldıki ülkemizdeki genel uygulamada ödeme belgelerinin şirket yetkilileri tarafından imzalanmayıp şirket çalışanları tarafından da imzalanabildiği gözden uzak tutulmamalıdır. Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı arasında, davacı tarafından davalıya mermer ve benzeri ürünlerin satılması şeklinde ticari ilişkinin olduğu, davacının cari hesap alacağını tahsil edememesi üzerine davalı aleyhine icra takibine geçtiği, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu faturaların bir kısmının davalı ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu davalının yasal ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davacıya bir borcunun bulunmadığı,defterlerinde kayıtlı faturaların ödendiği,davacının ticari defterlerini kendisine yapılan usulüne uygun ihtarata rağmen ibraz etmediği,HMK'nın 222/3.maddesi uyarınca,davacının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle davalının usulüne uygun tuttuğu ve kendi lehine delil teşkil eden ticari defterlere göre savunmasını ispat ettiğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca ,alacaklı olan davacının icra takibine girişmekte ödeme yapılmamsı sebebiyle haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından davalının yaptığı ödeme miktarının %20'si üzerinden davalı yararına kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı alacaklının haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığındann İİK.'nın 67/2 maddesi uyarınca davalının ticari defterlerinde ödeme olarak gözüken miktarın %20'si üzerine hesap edilen 140.868,40 TL kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 427,60 TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 19.292,60-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 18.835,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 200.086,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan (Taraf başına 330,00 TL x 2 saat= 660,00 TL ) X 2 = 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 7--Davalı tarafından yapılan 3 tebligat + posta ücreti 228,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 250,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve ... sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.11/01/2024
Başkan ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ... ☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."