Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/1882 E. 2024/117 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/1882
- Karar No
- 2024/117
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1882 Esas
KARAR NO: 2024/117
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/01/2020
NUMARASI: 2017/1047 Esas, 2020/48 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/01/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin konaklama hizmeti verdiğini, taraflar arasındaki anlaşma gereği davalı tur şirketi müşterilerinin de müvekkilinin otelinde konakladığını, ticari ilişki kapsamında toplam 234.076, 17 TL tutarında fatura düzenlediklerini, davalının faturaları tebliğ alarak kayıtlarına işlediğini, faturalara karşılık 170.000,00 TL ödeme yapılmışsa da, bakiye 73.076,17 TL alacaklarını ödemediğini, bunun üzerine alacaklarının tahsili için davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalı şirketin, otele haciz gelmesi nedeniyle müşterilerine konaklama bedelini iade ettiğini ileri sürerek takibe itiraz etmişse de, haczin otelde konaklama yapılmasına engel olmadığını, davalının müvekkili şirketin yaşadığı sorunları bahene ederek ödeme yapmaktan kaçındığını ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; otelde müşteri bulunduğu sırada uygulanan haciz vs işlemler nedeniyle konaklama yapan müvekkili şirket müşterilerinin bir kısmının rezervasyonlarını iptal ettiğini, bir kısım müşterilerinin de temizlik ve yiyecek içecek sıkıntısı nedeniyle otelden erken ayrıldığını, davacının otelden ayrılan veya hiç gitmemiş müşteriler için dahi fatura düzenlediğini, davacının vaat ettiği hizmeti ifa edemediğini veya eksik verdiğini, davacıdan reklamasyon bedeli ve reklam katkı bedeli dolasıyla alacaklı olduklarını, ancak davalının bu alacaklarına dair düzenledikleri faturaları almadığını, davacının usulüne uygun düzenlemediği faturalar nedeniyle düzenledikleri iade faturasının da teslim alınmadığını, bu faturalardan kaynaklı alacakların, davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalı defterlerine göre davalının 66.787,93 TL borcu bulunduğu, bu alacak tutarına dayanak teşkil eden faturalarla ilgili herhangi bir ihtarname veya ayıp ihtarı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 66.787,93 TL alacak yönünden takibe itirazının iptali ile takibin devamına, fazlaya dair istemin reddine, alacağın % 20'si oranında 13.357,58 TL icra tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; tek başına fatura düzenlenmesinin hizmetin sunulduğu anlamına gelmediğini, sunulmayan hizmete ilişkin fatura düzenlendiğini, otelden ayrılan veya hiç gitmemiş müşterileri için dahi fatura düzenlendiğini, turizmci bilirkişinin turizm teamüllerine göre hiç bir değerlendirme yapmadığını, 25.000,00 TL ödemenin müvekkilinin borcundan düşülmediğini, müvekkiline tebliğ edilmemiş 720,00 TL bedelli faturanın hesaplamada dikkate alındığını, düzenledikleri reklamasyon bedeli ve reklam katkı bedeli faturaları ile, iade faturasının borçlarından düşülmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, cari hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının 73.076,17 TL cari hesap alacağının tahsili için davalı aleyhine Küçükçekmece ... İcra Dairesi'nin İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının süresinde borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, eldeki dava ile davalının takibe itirazının iptali ve takibin devamının talep edildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece, davalı defterlerine göre davacının 66.787,93 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle bu miktar yönünden takibe itirazın iptaline karar verilmiş, davalı vekili yasal süresinde hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davalının davacıya 66.787,93 TL borcu bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan mali müşavir bilirkişi raporunda; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve delil niteliği taşıdığını, davacı defterlerine göre (mükerrer kaydedilen 2.880,00 TL bedelli fatura düşüldüğünde ) davacının 70.196,17 TL alacağı bulunduğunu, davalı defter ve kayıtlarına göre ise, davalının konaklama bedeli faturalarını defterlerine kaydettiğini ve defterlerine göre davacının 66.787,93 TL alacağı bulunduğunu belirtmiştir."Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı)Davalının ticari defterlerine göre, davalının konaklama hizmet bedeline dair faturaları defterlerine kaydettiği ve davalı defterlerine göre davacının 66.787,93 TL alacağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı bu miktar faturalara süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek defterlerine kaydettiğinder, davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Davalı bu faturalar nedeniyle borcu olmadığını yazılı veya kesin delillerle de ispatlayamamıştır. Diğer taraftan davalı vekili, hizmetin eksik ve ayıplı ifa edildiğini savunmuştur.6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. HD'nin 2016/991 Esas, 2018/5119 Karar sayılı kararı). Somut olayda, davalı tacir olup, hizmetin ayıplı verildiğine ilişkin davacıya ayıp ihbarında bulunduğunu beyan etmemiş ve varsa ayıp ihbarına ilişkin delil de sunmamıştır.Yine HMK'nın 190 maddesi uyarınca ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Davalı, davacı ile aralarında sözleşme ilişkisi olduğunu ve davacının konaklama hizmeti verdiğini kabul ettiğine göre, davacının eksik ya da ayıplı ifada bulunduğu ve edimlerini gereği gibi yerine getirmediği yönündeki savunmasını kanıtlamalıdır. Ne var ki davalı bu yöndeki savunmasını kanıtlamış değildir. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun de reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1047 Esas, 2020/48 Karar ve 22/01/2020 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-/b/1. bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.141,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 713,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/01/2024