İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/38 E. 2024/310 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/38
- Karar No
- 2024/310
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/38 Esas - 2024/310 TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/38 Esas KARAR NO : 2024/310
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) DAVA TARİHİ : 25/01/2023 KARAR TARİHİ : 03/07/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/07/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili 25/01/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın tescil tarihinden beri aktif olarak 41, 43 ve 44. sınıflarda kullanılmasının ve hizmet vermesinin yanı sıra sektörde tanınmış olup belirli bir tüketici kitlesine hitap etmekte olduğu, markanın kullanıldığı hizmet, müvekkili şirkete ait otellerin bir bölümünde özel bir alanda yer alan sınırlı sayıda müstakil villalara ilişkin olup; davalı şirketin " ..." ibaresi ile müvekkili şirkete ait ... markasıyla aynı mal ve hizmet sınıfında defalarca marka başvurusunda bulunmuş olup ilgili başvurulara müvekkili şirket tarafından her defasında itiraz edilmesi sonucu aynı mal ve hizmet sınıfları açısından davalı şirketin " ..." başvurusunun reddedilmiş olduğu, davalı şirketin daha önce yine " ..." ibaresi ile 41. ve 43. sınıflarda yapmış olduğu ... sayılı başvuru müvekkili şirketin "..." markası ile iltibasa yol açacak derece benzer görüldüğü için kısmen reddedilmiş, bunun üzerine davalı şirket yargı yoluna başvurmuş olup .... Hukuk Mahkemesi ....esas sayılı dosya kapsamında yargılamanın devam etmekte olduğu, başvuruların defalarca reddedilmiş olması ve hatta yargılamaya konu edilmiş olmasına rağmen, davalı şirketin aynı mal ve hizmet sınıfı kapsamında aynı ibare " ..." için ısrarla kötü niyetle peşpeşe başvuruda bulunmakta olduğu, dava konusu iptali talep edilen kararda ...'nın aynı kapsamda yani SMK md. 6/1 kapsamında bir değerlendirme yapmış olması gerekirken ... markasının kullanım ispatının karşılanamamış olduğu yönünde değerlendirme yapmasının hukuka aykırı olduğu, müvekkili şirkete ait tescilli ... markası adı altında sunulan mal ve hizmetten haberdar olan tüketicinin davalı başvuru markasını müvekkili şirketin yeni bir versiyonu, yeni bir çeşidi, hizmeti sanabileceği, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebileceği, taraf markalarının farklı kaynaktan geldiğini anlayamayabileceği, aynı faaliyet alanında kullanılmak amacıyla her iki marka ile aynı anda ya da farklı zaman dilimlerinde karşılaşan tüketicilerin; davalı şirket başvurusunun tescili halinde ilgili markaları ayırt etmekte güçlük yaşayacağı, bu durumun da "imaj transferi" yani markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanılması sonucunu beraberinde getireceği, her ne kadar sonucunda yanlış bir kanaate varılmış olsa da dava konusu iptali talep edilen ... kararında bile "Diğer bir ifadeyle, .... kararına göre, anılan marka yönünden SMK m. 6(1) kapsamındaki yayına itirazın reddedilmesinin temel gerekçesi, "markaların benzer olmaması" değil, bu markaların kullanıldığının yeterli delillerle ispatlanamamış olmasıdır." denilmek suretiyle başvurunun aslında müvekkili şirket adına tescilli marka ile benzerlik taşıdığının belirtilmiş olduğu, müvekkili şirketin tescil tarihinden beri süreklilik arz ederek ve ciddi anlamda hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kullanmakta ve tescilli sınıflarda hizmet sunmakta olduğu ... markasının, gerçeği yansıtmamasına rağmen markanın kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle verilen hukuka aykırı ... kararı sonucu, davalı şirketin başvurusunun açık bir şekilde ... ile benzerlik taşıdığı ve iltibasa yol açacağı bilinmesine rağmen tescili mümkün olacağı ve müvekkili şirket markasının kanun gereği korunması gereken haklarına alenen halel getirileceği, hususlarını beyan etmekte, ....’nun ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmektedir. CEVAP: Davalı ... vekili 07/02/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından; katalog, fotoğraf, reklam broşürü, mecmua reklam sayfası, 2019 yılına ait sezonluk iç pazar fiyatlarını bildirir belgeye ilişkin görseller sunulmuş olduğu, sunulan delillerin sıralı ve gruplar halinde sunulmamış, marka kullanım görselleri adı altında tüm delillerin incelemeye sunulmuş olduğu, sunulan delillerin tarihi belli olmamakla birlikte sunulan mal ve hizmetlerin kullanıldığı yeri, zamanı ve kullanım biçimini göstermede yetersiz oldukları, kullanım ispatına ilişkin sunulan delillerin markanın tescilli olduğu hizmetlerin işletmenin kendi içindeki kullanımını değil piyasadaki kullanımını gösterir olması ve sunulan kanıtların marka sahibinin ilgili piyasada ticari bir konum elde edebilmek veya bu konumunu sürdürebilmek için ciddi çabada bulunduğunu göstermesi gerektiği, davacı tarafça ...’ya sunulan delillerin; özellikle itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içerisinde itiraza mesnet markanın kullanıldığını gösterme hususunda bir bilgi içermediği, itiraza mesnet markanın tescilli olduğu hizmetlerin kullanıldığı yeri ve kullanım biçimini gösterir nitelikte olmadığı, davacı tarafından sunulan delillerin markaların Türkiye’de ciddi biçimde kullanıldığını ispatlayamadığından davacının itiraz markalarının SMK 6/1 incelemesinde esas alınmasının mümkün görülmediği ve itirazın reddinin gerektiği, ... kararının temel gerekçesinin markaların kullanıldığının yeterli delillerle ispatlanamaması olması nedeniyle markalar arasında benzerlik iddialarına ilişkin değerlendirme yapılmamış olduğu, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir. Davalı ... ŞİRKETİ vekili 01/03/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından itiraza dayanak yapılan marka ile müvekkilinin markası arasında birebir benzerlik bulunmamakta olup davacı tarafın markasının ayırt edici unsurunun "..." ibaresi değil "by ..." ibaresi olduğu, “...” kelimesi İngilizce bir kelime olup, "..." anlamına gelmekte olduğu, "..." kelimesinin de İspanyolca aynı anlamda olup, yine "..." anlamına gelmekte olduğu, davacı yanın kullandığı ve ekte sunduğu broşürlerde de görüleceği üzere markanın ayırt edici unsurun ..." ve " ..." ibaresi olduğu, davacı yanın ... internet sitesi incelendiğinde, buradaki otel isimlerinde de “...” ibarelerinin yer aldığı, davacı yanın markasının asli unsurunun ... olmadığı, internet sitesinin adı dahi bu şekilde olan davacının haksız ve kötü niyetli olduğu, müvekkilinin sahip olduğu markasının asli unsurunun, “...” olup markadan ayrı değerlendirilmesi imkânsız bir ... unsuruna sahip olup, müvekkilinin ... ibareli başkaca markalarının da mevcut olduğu, esas unsuru ... ibaresi olan müvekkili markalarında A tasarımının özel olduğu; markanın, kelime + ... olarak tescil edilmiş olduğu, müvekkiline ait ... ibareli markanın ... unsurunun göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğu, zira müvekkilinin söz konusu işareti otellerinde de kullanmakta olduğu, müvekkiline ait “a ...” markasında ... ibaresinin üstünde markanın şekli unsuru yer almakta olduğu, koyu lacivert üzerine altın dallar ve altın renkli A harfinin yanı sıra, A harfinin yanında ...’u simgelemesi için C şeklinin de bulunmakta olduğu, müvekkili markasının ciddi çabalar sonucu oluşturulmuş; özenle tasarlanmış bir marka olduğu, markanın yalnızca ... ibaresine indirgenmesinin hukuka ve hakkaniyete de aykırı olduğu, müvekkilinin ... ibareli markaları 2010 yılından beri aktif olarak kullanmakta olduğu, .... Haklar Mahkemesi'nin ....E. Sayılı dosyasının halen derdest olup kesinleşmiş bir mahkeme kararının da bulunmadığı, müvekkilinin davacının başvurusundan önceki bir tarihte yer alan başvurusuna rağmen reddedilmesinin zaten hukuka aykırı olduğu, zira müvekkilinin “... ” ibareli ... başvuru numaralı markasının başvuru tarihi 30.05.2014 iken redde gerekçe gösterilen ... başvuru numaralı “ ...” ibareli markanın başvuru tarihi ise 20.06.2014 olduğu, müvekkili markasının başvuru tarihi, redde gerekçe gösterilen markanın başvuru tarihinden önceki tarihli olduğu söz konusu derdest olan davaları haklı iken, iş bu davada her ne kadar hatalı olarak beyan edilmişse de kullanımdan kaynaklı 5 yıllık süre fazlası ile geçmişken, davacı tarafından derdest olan mahkeme dosyasına dayanılmasının kötü niyet göstergesi olduğu, itiraz eden markanın dünyaca ya da Türkiye’de tanınmış bir marka olmadığı, davacının markasının esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu, internet sitelerinin dahi corneliahotels olup, herhangi bir matbaada rahatça bastırılabilecek tarihsiz broşürlerde dahi .... ibaresinin ön planda olduğu, bu bakımdan mavinin derin tonu - ... anlamına gelen .../... kelimesini tekellerinde tutmak istemelerinin hukuka aykırı olduğu, müvekkilinin hem başvuru olarak hem de önceye dayalı kullanıma dair hem de tanınmışlık olarak davalı ile iltibas edilecek durumu olmadığı, markaların karakter-... ve tonlamaları arasında ise olağan gözle bakıldığında en ufak benzerlik dahi bulunmadığı, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddini talep etmektedir. TAM ISLAH: Davacı vekili 13/10/2023 tarihli tam ıslah dilekçesinde özetle; Müvekkili adına tescilli ... başvuru numaralı "... " ibareli markanın tescil tarihinden beri aktif olarak 41, 43 ve 44. sınıflarda kullanılmasının ve hizmet vermesinin yanı sıra sektörde tanınmış olup belirli bir tüketici kitlesine hitap etmekte olduğu, markanın kullanıldığı hizmet, müvekkili şirkete ait otellerin bir bölümünde özel bir alanda yer alan sınırlı sayıda müstakil villalara ilişkin olup; idari bağlılık dışında, oteller ile herhangi bir bağı bulunmadığı, lüks hizmet tarzı ve alanı itibariyle, kendi tüketici kitlesinin bulunduğu, ... ibaresiyle sektörde kendi tanınırlığını sağlamış, yıllarca hem ulusal hem de uluslararası alanda etkinliğini sürdürmüş ve bilinirliğini arttırmış olduğu, müvekkili şirket adına tescilli ... markasının tescil edildiği günden bugüne aralıksız olarak kullanılmış ve gün geçtikçe hizmet sektöründeki bilinirliğini arttırarak yoluna devam etmişken, müvekkili şirketin ilgili marka hakkını korunmak amacıyla yapmış olduğu itirazların dava konusu ... kararıyla, markanın kullanımının ispatlanamadığı gerekçe gösterilerek, reddedilmesinin gerçeklerle örtüşmediği, davalı şirketin " ..." ibareli 43. sınıftaki başvurusunun doğrudan ... markası ile aynı mal ve hizmetin sağlanmasına yönelik olup " ..." ibaresinin ilgili hukuka aykırı ... kararının doğuracağı sonuç itibariyle tescil edilmesinin direkt olarak ... markasının haklarını zarara uğratmakta olduğu, daha önce Kuruma da sunulmuş olan ve iş bu dava dilekçesi ekinde de sunulan farklı yıllara ait belgeler, broşürler, dergilerde yer alan reklamlar, farklı etkinliklerde yer alan stantlara ilişkin görseller, faturalar, haber yazıları ve alan adının yenilendiğini gösterir belgeler ... markasının müvekkili şirket tarafından kullanılmaya devam ettiğini çok net bir şekilde ortaya koymakta olduğu, ilgili belgelerin 2022 de dahil olmak üzere farklı yıllara ait olması kullanımın süreklilik arz ettiğinin aleni göstergesi olduğu, bunun yanı sıra, markanın tescille kazanmış olduğu hakları ve marka değerini korumak adına müvekkil şirketin .... tarafından yayınlanan marka bültenini düzenli olarak kontrol etmekte ve ortak sınıflarda benzer marka başvurularına itiraz etmekte olup sırf bunun için gösterilen çaba ve yapılan masraflar bile ... markasının ciddi anlamda ve aktif olarak kullanıldığını göstermekte olduğu, yalnızca arama motorunda yapılacak "... ..." şeklinde basit bir aramayla dahi müvekkili şirket adına tescilli markaya ve hizmete rahatlıkla ulaşmak mümkün olup tek başına bu bile markanın kullanıldığına dair ispat şartını tamamlayabilir nitelikte olduğu, davalı şirketin " ..." ibaresi ile müvekkili şirkete ait ... markasıyla aynı mal ve hizmet sınıfında defalarca marka başvurusunda bulunmuş olup, ilgili başvurulara müvekkili şirket tarafından her defasında itiraz edilmesi sonucu aynı mal ve hizmet sınıfları açısından davalı şirketin " ..." başvurusunun reddedilmiş olduğu, davalı şirketin daha önce yine " ..." ibaresi ile 41. ve 43. sınıflarda yapmış olduğu ... sayılı başvurunun müvekkili şirketin "..." markası ile iltibasa yol açacak derece benzer görüldüğü için kısmen reddedilmiş olduğu, bunun üzerine davalı şirketin yargı yoluna başvurmuş olup .... Hukuk Mahkemesi....esas sayılı dosya kapsamında yargılamanın devam etmekte olduğu, başvuruların defalarca reddedilmiş olması ve hatta açıklandığı üzere yargılamaya konu edilmiş olmasına rağmen, davalı şirketin aynı mal ve hizmet sınıfı kapsamında aynı ibare olan "a ..." için ısrarla kötü niyetle peşpeşe başvuruda bulunmakta olduğu ve ilgili başvurunun gözden kaçması için adeta fırsat kollamakta olduğu, şimdiye kadar davalı şirketin önceki başvurularına müvekkili şirketçe yapılan itirazların Kurum tarafından değerlendirilmiş olduğu ve başvuruların reddedilerek " ..." ibaresinin tescilinin "..." ile iltibas yaratacağı gerçeğinin çok açık bir şekilde ortaya konulmuş olduğu, ayrıca bu durumun önceki başvurulara ilişkin ... ve ... kararları haricinde yukarıda bahsedilen .... E. sayılı dosya kapsamında alınan birden çok bilirkişi raporunda da detaylıca değerlendirilmiş ve bilirkişilerce aynı yönde kanaat bildirilmiş olduğu, bilirkişilerce ve Kurum tarafından " ..." ve "..." ibarelerinin karıştırılma ihtimali olacak şekilde benzer görülmesine rağmen davalı şirketçe " ..." ibaresi aynı hizmet sınıflarında kullanılmaya devam edilmekte ve yine aynı hizmet sınıflarında marka başvurusu kötü niyetle tekraren yapılmakta olduğu, bu noktada, davalı şirketçe müvekkili şirkete ait ... markasının sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek biçimde kullanımın mevcut olduğu ve tecavüz halinin gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar gösterildiği, davalı şirketin marka tescil istemli “ ...” ibaresi ile müvekkili şirkete ait tescilli marka “... ” ibareleri genel bakımdan değerlendirildiğinde hem aynı iş alanında hizmet verme yönünden hem bilinirlik yönünden hem de ibarelerin görsel ve fonetik benzerliği yönünden iltibasa açık olduğu, tescili istenilen marka başvurusu ile müvekkili şirkete ait marka arasında küçük bir benzerlikten daha fazlasının bulunduğu, ayırt edici olmayan birkaç harfi değiştirmek veya markanın başına ya da sonuna vurgu marka üzerinde kalacak şekilde kelime eklemenin, özgünlük ile bağdaşmamakta olup somut olayda da ... ve ... ibarelerinde, görsel ve işitsel anlamda tüketicide yanılgıya sebebiyet verebilecek derecede benzerlik bulunduğu, iki ibare arasında sadece sondaki tek bir harf farklılığı olmakla markaların görsel ve işitsel olarak benzer oldukları, tescili talep edilen "..." ve tescilli "..." markalarının hitap edeceği ortalama tüketici kitlesinin ve markalar kapsamında sunulan hizmetin de aynı sektörde, aynı faaliyetlerin icrası olduğu göz önünde bulundurulduğunda genel ve bütünsel açıdan benzer olduklarının şüphesiz olduğu, ilgili hizmet sınıflarındaki ortalama tüketicinin, davacı yanın tescil başvurusu ile müvekkili şirkete ait tescilli marka arasında bir şekilde bağlantı kurabileceği, ibarelerin kökeni hakkında yanılgıya düşebileceği, tescili halinde, söz konusu markanın tüketici nezdinde müvekkili şirketin serisi olarak algılanabileceği, müvekkili şirkete ait tescilli ... markası adı altında sunulan mal ve hizmetten haberdar olan tüketicinin davalı başvuru markasını müvekkili şirketin yeni bir versiyonu, yeni bir çeşidi, hizmeti sanabilecek, iktisaden birbirine bağlı işletmelerden geldiğini düşünebileceği, taraf markalarının farklı kaynaktan geldiğini anlayamayabileceği, aynı faaliyet alanında kullanılmak amacıyla her iki marka ile aynı anda ya da farklı zaman dilimlerinde karşılaşan tüketicilerin; davalı şirket başvurusunun tescili halinde ilgili markaları ayırt etmekte güçlük yaşayacağı, bu durumun da "imaj transferi" yani markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanılması sonucunu beraberinde getireceği, müvekkili şirketin tescil tarihinden beri süreklilik arz ederek ve ciddi anlamda hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kullanmakta ve tescilli sınıflarda hizmet sunmakta olduğu ... markasının, gerçeği yansıtmamasına rağmen markanın kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle verilen hukuka aykırı ... kararı sonucu, davalı şirketin başvurusunun açık bir şekilde ... ile benzerlik taşıdığı ve iltibasa yol açacağı bilinmesine rağmen tescilinin mümkün olacağı ve müvekkili şirket markasının kanun gereği korunması gereken haklarına alenen halel getirileceği hususlarını beyan etmekte ve ... tarafından verilen ... sayılı kararın iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmektedir. Davalı ... ŞİRKETİ vekili 24/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın sunmuş olduğu ıslah edilmiş dava dilekçesinin, ilk dava dilekçesinden içerik olarak hiçbir farkı mevcut olmayıp sadece sonuç ve istem kısmına "markanın hükümsüzlüğü" talebinin eklendiği, ıslah dilekçesi ile sadece talep sonucunun değiştirilmesi mümkün olup iddianın genişletilmesi ve yeni vakıaların öne sürülebilmesinin ve ıslah yolu ile yeni delil sunulabilmesinin mümkün olmadığı, davacının mesnet markasının kullanılmadığı, davacı markası kullanılmadığından ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemlerinin incelenmesinin dahi mümkün olmadığı, davacı yan .... Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile müvekkiline ait " ..." markasının hükümsüzlüğü için zaten dava açmış olup söz konusu davanın derdest olduğu, hal böyleyken ıslah ile zaten derdest bir davaya ilişkin talebi yeniden talep etmesinde hukuki yararın bulunmadığı, yapılan ıslan ile genişletilen marka hükümsüzlüğü talebinin HMK m.114/1-I uyarınca dava şartı noksanlığından reddedilmesi gerektiği hususlarını beyan etmekte ve açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir. Davalı ..., kendisine tebliğ edilen tam ıslah dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunmamıştır. UYUŞMAZLIK: Dava, tam ıslah dilekçesi de dikkate alındığında; 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.25 hükmüne göre açılmış Markanın Hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "...+..." ibareli marka ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, gerek marka işlem dosyasında, gerekse dava aşamasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, davacı markasının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, .... Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas ve .... Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyaları UYAP üzerinden temin edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmış, 06/08/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İşlem dosyasının tetkikinde; davalı şirketin "...+..." ibareli 24.03.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.07.2021 tarih ve 376 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacının 13.09.2021 tarihinde ... sayılı markayı mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 04.11.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde ... sayılı markaya ilişkin olarak kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacı yanın 23.12.2021 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, davacı tarafından 04.03.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren .... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 28.11.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 05.01.2023 tarihinde tescil edilmiştir. .... Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasına konu uyuşmazlık ile işbu davaya konu uyuşmazlık aynı olmadığından derdestlik itirazının reddine karar verilmiştir. İşin esasının incelenmesine geçilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir. Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür. Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi kök ve ek raporu ile tüm dosya kapsamına göre; İlk olarak gerek ... kararının iptali istemi bakımından, gerekse markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından ileri sürülen kullanmama def'i ön sorun olarak incelenmiştir. ... Kararının İptali İstemi Bakımından; Davacı yanın sadece marka işlem dosyasına sunmuş olduğu deliller incelenerek kullanmama def’i ileri sürülen markanın ... kararının iptali talebi kapsamında SMK m.19/2 bakımından başvuru tarihi itibariyle beş yıldır tescilli olup olmadığının ve beş yıldır tescilli ise tescil kapsamındaki mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanımının kanıtlanıp kanıtlanmadığının tespiti gerekmektedir. Zira; .....Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (....) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (....) Eldeki davada davaya konu markanın başvuru tarihi 24.03.2021 olup, davacı şirkete ait davaya gerekçe markanın tescil tarihi ise 19.11.2015’tir. Dolayısıyla davacı şirkete ait davaya gerekçe markanın beş yıldan uzun bir süredir tescilli olması nedeniyle kullanmama def’ine konu olabileceği tespit edilmiştir. ... nezdinde 6769 sayılı SMK’nin 19. maddesi kapsamındaki kullanım ispatı talebine istinaden itiraz sahibi (iş bu dosyadaki davacı) tarafından marka işlem dosyasına aşağıdaki kullanım kanıtları sunulmuştur: 1-“...” markasının yer aldığı üzerinde tarih bulunmayan dergi ve kataloglar ile reklam sayfaları, 2-16.08.2017 tarihli “...” markasının yer aldığı dava dışı ...’a ait reklam görseli, 3-Üzerinde tarih ve fuar bilgisi bulunmayan stant görselleri, 4-2013 yılına ait yabancı dilde katalog görselleri, 5-İnternet sitesinden alınan “... ...”na ait oda görselleri, üzerinde “... ...” yazısı bulunan vilların bulunduğuna alan giriş kapısının görselleri, 6-2019 Yaz Sezonu İç Pazar Fiyatları listesi Yapılan incelemede söz konusu dokümanların birçoğunun özellikle dergi ve katalog sayfalarının üzerinde tarih bulunmadığı, dokümanların genel olarak kullanımın niteliği, kapsamı gibi hususlarda yeterli ve açık bilgi içermediği anlaşılmıştır. 2019 Yaz Sezonu İç Pazar Fiyatları listesi 2019 yılına ait olduğu belirtilmekle birlikte davacı şirketin antetli kağıdında sunulan bilgileri içermekte, herhangi bir dergi, gazete, internet sitesinde yayın tarihi ile birlikte veya fatura ile desteklenmemektedir. Dolayısıyla bu delilin de nitelik olarak zayıf olduğu düşünülmektedir. Davacı tarafından sunulan belgelerin birçoğunda tarihin bulunmaması direkt olarak kullanımı ispat için yeterli olmadığı anlamı taşımamakla birlikte, davacı itiraz sahibi tarafından marka işlem dosyasına bütüncül değerlendirme yapılmasını sağlayacak başkaca destekleyici delilin de sunulmadığı, “...” markasının otelcilik sektöründe davacı şirkete ait otellerin bir bölümünde özel bir alanda yer alan sınırlı sayıda müstakil villa adı olarak kullanılmakta olduğunun anlaşıldığı, ancak marka işlem dosyasına sunulan üzerinde tarih bulunmayan deliller ve tarih bulunan ancak nitelik bakımından zayıf olan delillerin davaya konu markanın başvuru tarihi itibariyle 43. sınıfta yer alan hizmetler bakımından ciddi kullanımı kanıtlamadığı, bu bağlamda SMK’nın 19/2. madde hükmü kapsamında “itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil” niteliğinde olmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, davacı tarafından marka işlem dosyasına sunulan delillerin kullanım ispatına konu markanın Türkiye’deki ciddi kullanımının ispatı bakımından yeterli olmadığı, ... ... ve ... tarafından kullanıma ilişkin yapılan tespitin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Markanın Hükümsüzlüğü İstemi Bakımından; Davalının hükümsüzlük davası kapsamında kullanmama def’i ileri sürdüğü davacı markası ile davacının marka işlem dosyası ile dava dosyasına sunmuş olduğu deliller incelenerek kullanmama def’i ileri sürülen markanın hükümsüzlük davası kapsamında SMK m.25/7 maddesi bakımından dava tarihi (25.01.2023) itibariyle beş yıldır tescilli olup olmadığının tespiti ile davacının beş yıldır tescilli olan markaları için ilgili mal ve hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi olarak kullanımının kanıtlanıp kanıtlanmadığının tespiti gerekmektedir. Eldeki davada dava tarihi 25.01.2023 olup, davacı şirkete ait davaya gerekçe markanın tescil tarihi ise 19.11.2015’tir. Dolayısıyla davacı şirkete ait davaya gerekçe markanın beş yıldan uzun bir süredir tescilli olması nedeniyle kullanmama def’ine konu olabileceği tespit edilmiştir. ... nezdinde 6769 Sayılı SMK’nın 19. maddesi kapsamındaki kullanım ispatı talebine istinaden itiraz sahibi (iş bu dosyadaki davacı) tarafından marka işlem dosyasına aşağıdaki kullanım kanıtları sunulmuştur: 1-“...” markasının yer aldığı üzerinde tarih bulunmayan dergi ve kataloglar ile reklam sayfaları, 2-16.08.2017 tarihli “...” markasının yer aldığı dava dışı ...’a ait reklam görseli, 3-Üzerinde tarih ve fuar bilgisi bulunmayan stant görselleri, 4-2013 yılına ait yabancı dilde katalog görselleri, 5-İnternet sitesinden alınan “... ”na ait oda görselleri, üzerinde “... ...” yazısı bulunan vilların bulunduğuna alan giriş kapısının görselleri, 6-2019 Yaz Sezonu İç Pazar Fiyatları listesi Davacı şirketin tam ıslah dilekçesi kapsamında davaya konu markanın hükümsüzlük talebi bakımından Marka İşlem Dosyası'na sunulan deliller ile iş bu dava dosyasına sunulmuş olan tüm deliller incelenerek davacı şirketin markasının ciddi kullanımı bakımından bütüncül bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı şirket tarafından iş bu dava dosyasına aşağıdaki kullanım kanıtları sunulmuştur: 1-Bir kısmı marka işlem dosyasına sunulan dergi ve kataloglara el yazısı ile tarih eklenerek oluşturulmuş belgeler 2-Üzerinde ... markası yer alan menü, peçete, zarf, şampuan, sabun, kese, terlik, çanta, takvim vs gibi promosyon ürünlerin görselleri 3-Yurtiçi ve yurtdışı dergi tanıtım sayfaları 4-... tanıtım görselleri 5-“... Restaurant” giriş görseli 6-... ...’nın yerini gösteren harita 7-Çeşitli online seyahat sitelerinden alınan “...” rezervasyon sayfaları 8-2022 ve 2023 yıllarına ait faturalar, görsel medyada çıkan tanıtımına ilişkin haberler, Türkçe ve yabancı konsept tanıtımları Yapılan incelemede 2022 yılına ait dergi haberleri ve ilanları, 2017 yılına ait “...” markasının yer aldığı dava dışı ...’a ait reklam görseli, “...” ibareli otel görselleri ile sunulan tüm deliller bir bütün olarak incelendiğinde ve markanın davacı şirkete ait otellerin bir bölümünde özel bir alanda yer alan sınırlı sayıda müstakil villa adı olarak kullanılmakta olduğu, dolayısıyla yüksek yatırım gerektiren bir sektöre ait marka olduğu dikkate alındığında sunulan delillerin sembolik kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, inceleme konusu hizmetlerin niteliği gereği kullanımın miktar olarak yüksek olmasının gerekmediği, markanın fiilen süregelen bir kullanımının bulunduğu, markanın esas işlevine, yani tescile konu hizmetlerin kaynağını ayırt etme işlevine uygun biçimde kullanıldığı, tanıtımlarının yapıldığı, bu bağlamda davacı şirketin “...” ibareli markayı “Geçici konaklama hizmetleri” kapsamında ciddi kullandığını kanıtlandığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla davacı şirketin davaya konu markanın hükümsüzlük talebinin 6769 Sayılı SMK’nın 25/7. maddesi kapsamında davaya gerekçe markanın kullanımı kanıtlanan “Geçici konaklama hizmetleri” esas alınarak incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. ... kararının iptali istemi bakımından; marka işlem dosyası ile sınırlı olarak yapılan incelemede, davacıya ait itiraza mesnet marka hakkında ileri sürülen kullanmama def'ine istinaden söz konusu markanın kullanımının ispatlanamadığı, bu nedenle SMK m.19/2 hükmü uyarınca SMK m.6/1 hükmü uyarınca davalı şirkete ait marka başvurusunun tescilinin engellenemeyeceği kanaatine varılmıştır. Markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından; Davaya konu marka kapsamında; 43. sınıfta 02. alt grupta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait davaya gerekçe markanın tescil kapsamında kullanımı kanıtlanan “Geçici konaklama hizmetleri.” ile aynı/aynı tür olduğu tespit edilmiştir. 43. sınıfta 01. alt grupta yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait davaya gerekçe markanın tescil kapsamında kullanımı kanıtlanan “Geçici konaklama hizmetleri.” ile benzer/ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Şöyle ki; “Yiyecek içecek sağlanması hizmetleri ile "geçici konaklama hizmetlerinin" ilgili tüketici kesimlerinin örtüşmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve hizmetlerin kaynağı itibarıyla aynı işletmeler tarafından sağlanıyor olmaları nedeniyle aralarında benzerlik bulunduğu kabul edilir. Nitekim .....Hukuk Dairesi'nin 05.05.2011 tarih .... sayılı kararında; yiyecek içecek sağlanması hizmetleri ile geçici konaklama hizmetleri birlikte sunulan hizmetler olduğundan benzer olarak kabul edilmiştir. Yapılan incelemede davaya konu markanın kapsamında yer alan diğer hizmetler bakımından benzerlik bulunmadığı tespit edilmiştir. Dava konusu marka incelendiğinde; "...+..." ibaresinden oluştuğu, markanın esaslı unsurunun "..." sözcüğü olduğu, "Söz görünümden yüksek sesle konuşur." ilkesi uyarınca, "..." unsurunun, "..." sözcük unsuruna göre arka planda kaldığı tespit edilmiştir. Davacıya ait hükümsüzlüğe mesnet marka incelendiğinde; "...." ibaresinden oluştuğu, markanın genel görünümü dikkate alındığında, "..." ibaresinin vurgulanarak ön plana çıkartıldığı, sair unsurların arka planda kaldığı, buna göre davacı markasının esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu tespit edilmiştir. Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davaya konu marka kapsamında yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." ile davacıya ait mesnet marka kapsamında olup kullanımı ispatlanan hizmetlerin aynı, aynı tür veya benzer olduğu, "..." ve "..." ibareli markaların görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyde benzer oldukları, zira ilk dört harfin birebir aynı olduğu, sadece son harflerinin farklı olduğu, buna göre, daha önce davacıya ait hükümsüzlüğe mesnet markayı kullanıldığı hizmetlerde gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu markayı yukarıda belirtilen hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, bunlardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait marka ile ilişkilendireceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunacağı, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenlerden geldiğini algılaması halinde dahi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayacağı, dolayısıyla davaya konu marka kapsamında yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." bakımından karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için; A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi, B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi, C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir. Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir. Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır. Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir. Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır. Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markanın ilgili tüketici kesimi nezdinde tanınmışlık düzeyine eriştiğini gösterir nitelikte yeterli nitelik ve nicelikte delilin gerek marka işlem dosyasına, gerekse dava dosyasına sunulamadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı anlaşılmakla; SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (....) Somut olayda; davaya konu marka ile hükümsüzlüğe mesnet markanın bir kısım hizmetler bakımından iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, her ne kadar davalı şirkete ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusunun ... tarafından 41 ve 43.sınıflarda yer alan bir kısım hizmetler bakımından iş bu dava davacısının itirazı üzerine reddedildiği tespit edilmişse de, tesis edilen ... kararının iptali istemli olarak .....Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı ve iş bu davaya konu marka tescil başvuru tarihi itibariyle söz konusu dava dosyasının sonuçlanmadığı, ayrıca, davalı yanın gerek marka işlem dosyasında gerekse dava aşamasında kullanmama def'inde bulunarak davacı markasının kullanılmadığı iddiasından hareketle iş bu davaya konu marka başvurusunu tescil ettirmek istemesinin ticari dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığının söylenemeyeceği, zira, davalı şirketin, 6769 sayılı SMK'nin kendisine sağladığı kullanmama def'ine ilişkin yasal haklardan yararlanarak tescil isteminde bulunmasının kötü niyetli olarak yorumlanamayacağı, dolayısıyla, mevcut delil durumuna göre davalı şirketin iş bu davaya konu marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik yeterli nitelik ve nicelikte delil bulunmadığı anlaşıldığından kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; ... kararının iptali isteminin reddine, dava konusu ... sayılı markanın "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; A) ... kararının iptali isteminin REDDİNE, B) Dava konusu ... sayılı markanın "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, C) 6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile alınması gereken 247,70 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya verilmesine, 4-Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davanın kabul ret oranının takdiren 1/2 olarak kabulüne, 6-Karar ve ilam harcının davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 179,90 TL peşin karar ve ilam harcının davalı ... ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 327,00 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 7.577,92 TL yargılama giderinin 1/2'si olan 3.788,96 TL'nin davalı ... ŞİRKETİ'nden alınarak davacıya verilmesine, kalan 3.788,96 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... ŞİRKETİ tarafından yapılan 51,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin 1/2'si olan 25,60 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... ŞİRKETİ'ne verilmesine, bakiye 25,60 TL yargılama giderinin davalı ... ŞİRKETİ üzerinde bırakılmasına, 9-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iade edilmesine, Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/07/2024
Katip .... E imzalıdır
Hakim .... E imzalıdır