İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/561 E. 2024/474 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/561
- Karar No
- 2024/474
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/561 KARAR NO : 2024/474
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/08/2022 KARAR TARİHİ : 04/07/2024
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklı tarafından, davacı şirket aleyhine, ----İcra Müdürlüğü'nün ------. sayılı dosyası üzerinden 01.04.2021 tarihinde haksız ve mesnetsiz olarak icra takibi başlatıldığını, ödeme emri Tebligat Kanunu'nun 35. maddeye göre gönderildiğini ve davacı şirketin haberi olmadan, takibin kesinleştiğini, başlatılan icra takibi ile aslen hakkı olmadığı ve neye istinaden talep edildiği dahi belli olmayan 82.600,00 TL'sını davacı şirketten kötü niyetli olarak tahsil etmeye çalıştığını, davacı şirket yetkilisi, ----yönetim kurulunda olması şirketin hissedarı bulunduğu ---- adresine gittiği sırada davalı tarafından söz konusu adrese gelinerek; adresi farklı, ortakları farklı davacı şirketle uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmayan ------haciz yapılmak istendiğini, şirkete ait kasa açıldığını, bilgisayarlar karıştırıldığını, itirazlar neticesinde ve gösterilen belgeler sonucunda haciz yapılamadığını, ancak bu arada davacı şirket yöneticisi, diğer yöneticiler ve şirket çalışanları karşısında küçük düşürülmüş ve mağdur edildiğini, üstelik ----haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacı şirketin -----alacağı olan 12.010,30-TL, 14.12.2021 tarihinde icra dosyasına yatırıldığını ve davacı şirket borçlu olmadığı halde, 3. şahıs tarafından ödenmiş olan miktar ile davalı haksız kazanç elde ettiğini, arz ve izah edilen sebeplerle; davacı şirketin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespit edilerek, davacının haksız yere uğradığı zararın giderilebilmesi için iş bu davanın ikame edilmesi zorunluluğu hasıl olduğunu, arz ve izah edilen sebeplerle davacı şirketin, davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine, ----- İcra Müdürlüğü’nün----sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptaline, takip konusu alacağın % 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına, davacı şirketin borçlu olmadığı halde 3. kişi tarafından ödenmek zorunda kalınan 12.010,30- TL’nin ödeme tarihi olan 14/12/2021 tarihinden itibaren %16,75 takip faizi ile istirdatına, her türlü yargılama harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tebligatın usulüne uygun olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı şirketin adresine gönderilen ödeme emri ve ekleri bila tebliğ olduğu için Tebligat Kanunun 35. Maddesine dayanarak usulüne uygun tebligat yapıldığını, bu neden ile davacı yanın usulsüz tebligat iddiası hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yan açmış olduğu iş bu davada haksız olmak ile taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davalı şirket hizmet vermiş ve hizmetine istinaden de komisyon faturası kestiğini, fatura davalı tarafa teslim edildiğini, davalı taraf faturaları teslim almasına rağmen hizmet bedelini ödemediğini, davalı şirketi oyaladığını, iş bu fatura alacağına ilişkin BS formu mevcut olmak ile taraflara ait ticari defter ve kayıtlar ile de alacak miktarı sabit olduğunu, davacı şirket ile yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, bunun neticesinde faturanın ödenmesi talebiyle -----İcra dosyası üzerinden takibe başlandığını, davacı yanın, borçlu olduğu sabit olmak ile kesinleşen bir icra dosyası üzerinden 3. Kişilere gönderilen İİK. Madde 89/1 gereğince gönderilen haciz müzekkeresi hukuka uygun olmak ile istirdat iddiasının kabulü mümkün olmadığını, davalı şirketin açmış olduğu dava tamamen haksız, hukuka aykırı ve mesnetsiz olup davacı şirketin alacağının tahsilini geciktirmekten başka bir amaç taşımadığını, davacı yanın iddiaları gerçeğe aykırı olmak ile hukuki dayanaktan da yoksun olduğunu, hal böyle iken davacı şirketin borçlu olduğu ticari defter ve kayıtlar ile de sabit iken , müvekkilin alacağını kabul ettiği halde ödemediği gibi haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli açmış olduğu iş bu davanın kabulü mümkün olmadığından davanın reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, arz ve izah edilen sebeplerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER :Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Ticaret Sicil Kayıtları,----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyası, Tarafların Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları, Fatura, 2020 Yılı BA-BS Formları, Tarafların Ticari Defter ve Belgeleri, Bilirkişi Raporu, Tanık, Yemin, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
TANIK (DAVALI TANIĞI) ...; 'Ben 2020 yılı başlarında ---- isimli siteden annem adına bir daire almaya karar vermiştim, bu süreçte beni daire almak konusunda davalı şirketin temsilcisi ---- bey yönlendirmişti, ben bu şekilde daireyi -- --- isimli firmadan annem adına almıştım, o süreçte 670.000 TL para ödemiştim, bu dairenin alım satımı sırasında şuanda huzurda bulunan ... ile tanışmıştım, kendisi --- isimli ---- sitenin hem yöneticiliğini hem de emlak işini yapıyordu, ben bu daireyi aldığımız sırada ------ ve site bloklarının yönetimi bir bütündü ve ikisinin de yönetimini --- bey yapıyordu, biz tapuda işlem yaptığımız sırada --- bey ve ---- bey de bulunuyordu, ancak işleme imza atıp atmadıklarını bilmiyorum, ben daireyi aldıktan sonra beni daire almam konusunda yönlendiren ---- bey'e komisyon ödeyip ödemeyeceğimi sordum o da bana komisyon istemediğini komisyonu----ve ... alacağını söylemişti, benim taraflar arasındaki reklam hizmetinden herhangi bir bilgim yoktur dedi. Davacı vekili tarafından soruldu: benim davaya konu edilen faturadan herhangi bir bilgim yoktur, ben sadece annem adına almış olduğum daire dolayısıyla komisyonun ----- ve ... isimli kişilerin sahibi olduğu şirketlerden davalı şirketin komisyon alacağını biliyorum, daha doğrusu bana bu şekilde ---- bey beyan etmiştir, benim reklam sözleşmesiyle ilgili bir bilgim de yoktur, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
TANIK (DAVALI TANIĞI) ...; 'Ben davalı şirketin temsilcisi ve sahibi olduğunu bildiğim---- tanıyorum, kendisi gayrimenkul danışmanlık hizmeti vermektedir, şuanda huzurda bulunan davacı şirket temsilcisi olduğunu bildiğim ... isimli kişiyi de ----- bey aracıyla tanımıştım, ben yanılmıyorsam 2020 yılı Mart ayında ---- isimli ---- ve site projesinden bir daire almaya karar verdim ve --- bey beni oraya götürdü, ben bu şekilde --- isimli şirketten bir daire satın aldım, bu sırada ben huzurda bulunan ---- Beyle de tanıştım, kendisi sitenin yönetimine bakıyor ve ayrıca alım satım işleriyle de ilgileniyordu, bana tapu devredilirken ----- Bey'de bulunuyordu, ben bu alım satım için herhangi bir komisyon ödemedim, benim reklam hizmeti ve sormuş olduğunuz faturaya ilişkin bir bilgim yoktur, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. 'şeklinde beyanda bulunmuştur.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI :
Dava, 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/I-III maddeleri gereğince açılmış Menfi Tespit ve İİK'nin 72/VII ve 72/VIII. maddelerine göre İstirdat istemine İlişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken başta HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları ile harç, sıfat gibi hususlar incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce dava tarihi itibarıyla ihtiyari olarak gidildiği kabul edilen arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla; bu kez HMK'nin 320/2 maddesi gereğince vaki sulh davetine rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Dava; 2004 Sayılı İİK'nin 72.maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, davanın dayanağı ---- İcra Dairesinin ----Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği de dosya içerisine alınarak incelenmiştir. Dosya kapsamı ve icra dosyası üzerinde yapılan incelemede; davalı tarafından davacı aleyhinde 82.600,00 TL asıl alacak üzerinden genel haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir (----- ).İspat hakkı ise, adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olup, yasalarımızda düzenlenmiştir. İspatın konusu, uyuşmazlığın çözümünde etkili olan, tarafların anlaşamadığı ve çekişmeli olan vakıalardır. Herkesçe bilinen vakıalar ile ikrar edilmiş olan vakıalar ise, çekişmeli olmadığından ispat konusu değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190.maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."Menfi tespit davalarında da, HMK'nin ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Davaya konu olayda da takibin dayanağının genel nitelikte alacak olması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde olduğu açıktır.6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı Madde 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE ----: 28.07.2020 -----NO: ---- KANUN NO: -----) (KOD----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE ----: 28.07.2020 -----NO: ---- KANUN NO: ------) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.6098 Sayılı TBK'nin 520. maddesi uyarınca; simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı bir sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine kural olarak vekalete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Simsarlık sözleşmesi simsar ile sözleşme yapan arasında kurulur. Simsarlık sözleşmesi yapılabilmesi için malikin rıza ve simsara yetki vermesine gerek yoktur. Simsarlık ücretini talep hakkı, hemen simsarlık sözleşmesinin kurulmasıyla doğmaz. TBK'nin 521. maddesi gereğince simsar ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Şu halde simsarın, simsarlık ücretini isteyebilmesi için simsarlık sözleşmesinde sözü edilen taşınmaz satışının simsarın aracılığıyla ve çalışması ile gerçekleşmesi gerekir. Simsarlık, fırsat gösterme veya aracılık etme tellallığı olmak üzere iki şekilde gerçekleşebilir. Fırsat gösterme tellallığında; sözleşmenin kurulması fırsatına ait bilginin sağlanması söz konusu olur. Fırsat gösterme tellallığında simsarın ücrete hak kazanabilmesi için ayrıca alım satım sözleşmesinin kurulmasına da aracılık etmesine gerek yoktur. Aracılık etme tellallığında ise, aracılık tellalı iki tarafı bir araya getirmek ve olası düşünce uyuşmazlıklarını gidermek için çalışmak zorundadır. 2004 Sayılı İİK'nin 72/7-8 madde ve fıkralarında ise " Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde ,umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir. Menfi tespit ve istirdat davaları ,takibi yapan icra dairelerinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi ,davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur" düzenlemesi bulunmaktadır. İstirdat davasının biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere iki şartı vardır. İlk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. İkinci şart ise, maddi hukuk bakımından aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehditi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır. (İİK.m.72/7). İstirdat davasında önemle vurgulanması gerekli bir husus daha vardır ki, o da; borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde istirdat davasının açılması gerekir (İİK.m.72/7.) Dolayısıyla, borçlunun parayı doğrudan alacaklıya veya icra dairesine ödediği veya borçlunun haczedilen mallarının satılıp, bedelin icra dairesine ödendiği tarihte bir yıllık istirdat davası açma süresi başlar.apılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davalı alacaklı görünen şirket tarafından davalı -borçlu görünen gerçek şirket aleyhinde ----. İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden genel genel haciz yolu ile takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği ve bunun üzerine eldeki menfi tespit davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce taraflarca gösterilen ve olaya özgü tüm deliller toplanmıştır. Somut olayda uyuşmazlığın çözümü için takibin işbu davada iddia edilen kaynağına ve dayanağına göre davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığının tespit edilerek uyuşmazlığın izale edilmesi gerekmiştir. Bu kapsamda öncelikle taraflar arasında ticari hizmet ilişkisi (Komisyon) bulunduğu öne sürüldüğünden ve bu kapsamda fatura düzenlendiği ,takibin temelinin ise bu ilişki çerçevesinde fatura bedelinin tahsiline yönelik olduğu ve buna göre gerçek bir alacak bulunup bulunmadığı, varsa bundan davacının sorumlu tutulup tutulamayacağı gibi hususların aydınlatılmasının gerektiği anlaşılmakla, 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 maddeleri ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. ---- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen SMMM ----- tarafından düzenlenen 31/01/2024 tarihli raporda özetle; Davacı şirketin ait Ticari defterleri Ticaret kanunun 64 ve 213 sayılı VUK ilgili hükümleri gereğince yasal ve usulünce tutulmuştur. Davacı şirketin ait Ticari defterleri Ticari defterler TTK 69 ve 213 sayılı kanunun 216. Md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, Davacı şirketin ait Ticari defterleri ve dayanağı belgeler yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK85 md ve HMK 222. Maddesi gereğince delili niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Davacı şirketin ait Ticari Defterler VUK 228-226 md gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulup kazıntı ve silintiye rastlanmamıştır. Davacı tarafın ticari defterlerinde Davalı tarafından kesilen faturaların yer almadığı borç/alacak ticari ilişkinin bulunmadığı ; davalı şirketin ait Ticari defterleri Ticaret kanunun 64 ve 213 sayılı VUK ilgili hükümleri gereğince yasal ve usulünce tutulmuştur. Davalı şirketin ait Ticari defterleri Ticari defterler TTK 69 ve 213 sayılı kanunun 216. Md gereğince açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, Davalı şirketin ait Ticari defterleri ve dayanağı belgeler yardımcı defterlerin birbirini teyit etmesi nedeni ile TTK 85md ve HMK 222. Maddesi gereğince delili niteliğine haiz olabileceği kanaati oluşmuştur. Davalı şirketin ait Ticari Defterler VUK 228-226 md gereğince muhasebe usul ve tekniğine uygun tutulup kazıntı ve silintiye rastlanmamıştır. Detaylıca verilen davacı taraf 2021 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacı taraf davalı tarafa yukarıda seri numaraları ve tarihleri belirtilen faturayla toplam 82.600,00TL Alacaklı tutarın hizmeti verdiğini, davalının davacı tarafından 82.600,00TL tutarında alacaklı olduğu yönünde rapor verilmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. (HMK,266,281, 282,) Öncelikle davaya konu faturanın davalı şirket tarafından sekiz günlük süresi içinde iade edildiği ve davalı defterlerinde işbu faturanın kaydına rastlanmadığı anlaşıldığından 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddesindeki düzenlemeye göre davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde incelemeye gerek görülmemiştir. Zira Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu -----).Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (--- HD'nin -----sayılı içtihadı). Malın tesliminin satıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Faturanın sadece satıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması malın teslimi için de karine teşkil etmez (--- HD'nin ----- sayılı kararı). Öte yandan Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ----- aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygun olacaktır. Bu açıklamalar ışığında tekrar somut olaya dönersek; rapordan ve dosyadaki tanık beyanları, isticvap beyanı gibi delillerden ve özellikle 31/05/2020 tarihli komisyon-hizmet bedeli KDV dahil 82.600 TL bedelli faturadan de anlaşılacağı üzere uyuşmazlığın temelinin TBK'nin 520 vd maddelerinde düzenlenen simsarlık sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin taşınmaza ilişkin olması nedeniyle yazılı olmasının geçerlilik koşulu olduğu; velhasıl ispat yükü üzerinde bulunan davalı şirketin taraflar arasındaki temel sözleşme ilişkisini ve bu kapsamda komisyon (simsarlık) hizmeti verdiğini yazılı şekilde kanıtlayamadığı, tek başına fatura düzenlenmesinin davacı şireketi borç altına sokmayacağı, faturanın tebliğ edildiğinin de ispat edilemediği, faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı BA olarak Vergi dairesine beyan da edilmediği tespit edilmekle; davalının HMK'nin 222/3 maddesi nezdinde ticari defter ve belgeler yönünden alacağını ispat edemediği açıktır. Bu tespitlerden hareketle delillerin inceleme sırası gözetildiğinde bilindiği üzere bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle (senet veya kesin deliller ) ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif edebilir. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (6100 sayılı HMK m. 233) yemin eder ise yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. Bu ilkeler gereğince mahkememizce cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından davalı vekiline işbu kesin delil niteliğindeki ispat vasıtası da hatırlatılmıştır. Davalı vekili tarafından HMK'nin 74.maddesi kapsamında vekaletnamesindeki özel yetkiye binaen yemin teklif edilmesi ve bunun yine özel yetki gereği davacı şirket vekili tarafından kabul edilmesi üzerine mahkememizce yemine konu vakıalar açıklanarak davacı şirket temsilcisine meşruhatlı davetiye gönderilmiştir. Davacı şirket temsilcisi açıkça taraflar arasında borç doğurucu bir ticari ve hukuki ilişkinin bulunmadığını, şirketinin davalıya borcu olmadığı yönünde yemin etmiş ve yemininde sebat ettiğini beyan etmiştir. Binaenaleyh, 4721 Sayılı TMK'nin 6. ve 6100 Sayılı HMK'nin 190, 225 vd maddeleri nazarında davalı şirket tarafından icra takibine konu alacağın varlığı ve miktarı usulüne uygun olarak ispat edilemediği hukuki sonuç ve vicdani kanaat gereği davanın kabulü ile; 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince;----İcra Dairesinin ---- esas sayılı dosyasından dolayı davacı şirketin, davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Bu kapsamda ayrıca icra dosyası içeriğine göre süreçte davacı şirketten tahsil edilen 12.010,30 TL paranın da hukuki temelinin çökmesi, bir başka anlatımla verilmesinin gerekmediğinin ve sebepsiz zenginleşme oluşturacağının anlaşılması nedeniyle talep gereği 2004 Sayılı İİK'nin 72/VII ve 72/VIII. Maddeleri gereğince -----.İcra Dairesinin ---- esas sayılı dosyasına yatırılan toplam 12.010,30 TL'nin 14/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya itasına da karar verilmiştir.Davacı tarafın tazminat talebine gelince ; bilindiği üzere 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Başka bir ifadeyle; İcra İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi hükmüne göre, menfi tespit davasının davacı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötüniyetli olması halinde, istem varsa, davacı (borçlu) lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötüniyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötüniyetli olduğunu iddia eden davacı (borçlu)’nun üzerindedir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve ---- esas, ---- karar, 07.12.2011 tarihli ve ----- esas ---- karar ve 20.03.2013 tarihli ve ------ esas, ----- sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olaya yeniden bakıldığında takibin haksızlığına karar verilmekle birlikte, takibin kötü niyetli olduğu yönünde davacı borçlunun soyut beyan ve talebi dışında dosyaya yansıyan yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden aynı yasanın 326/1. maddesi gereğince tamamından aleyhinde hüküm verilen davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle, 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın Kabulü ile; 6100 Sayılı HMK'nin 106 ve 2004 Sayılı İİK'nin 72/1 maddeleri gereğince; ----.İcra Dairesinin----- esas sayılı dosyasından dolayı davacı şirketin, davalı şirkete BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-)Davacının , 2004 sayılı İİK'nin 72/V maddesi gereğince haksız ve kötü niyetli takip nedeniyle tazminat talebinin, REDDİNE , 3-)2004 Sayılı İİK'nin 72/VII ve 72/VIII. Maddeleri gereğince ----İcra Dairesinin ----- esas sayılı dosyasına yatırılan toplam 12.010,30 TL'nin 14/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya itasına, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.462,82 TL karar ve ilam harcının, başlangıçta peşin olarak alınan 1.410,61 TL harçtan mahsubuyla bakiye 5.052,21 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.410,61 TL peşin harç, 11,50 TL vekalet harcı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 331,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.334,31 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.