İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/435 E. 2025/1029 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/435
- Karar No
- 2025/1029
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2022/435 Esas KARAR NO : 2025/1029
....
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/06/2022 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026
DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ... A.Ş. .... Müdürlüğü nezdinde 356294 sicil numarası ile kayıtlı olup .... %50, davacı ...'ün %25 ve davalı ...'ün %25 hissedarlığı ile kurulduğunu, kuruluş amacı doğrultusunda sözleşme tarihindeki tapu bilgileri, .... parsel olan arsa vasfındaki taşınmaz üzerine ... projesinin inşaat edilmesi işi için arsa sahipleri ile .... arasında 29.07.2013 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin akdedilmesinden bu yana şirketin, hissedarlardan davalı ... tarafından temsil ve idare edildiğini, şirket hissedarlık yapısının süreçte bir çok kez değiştiğini, mevcutta ortaklık yapısında davacı %13, davalı 55,5 ve dava dışı .... %31,50 hisse ile ortak olduklarını, davacının, şirketin iş ve işlemlerinden haberdar edilmediğini, tüm bilgi ve belge taleplerinin geri çevrildiğini, TTK'nın 437. maddesi hükmü gereğince bilgi ve belge alma hakkı bulunduğu gibi 15.04.2019 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edilen 25.09.2017 tarih.... sayılı yönetim kurulu kararıyla davacının 25.09.2020 tarihine denk yönetim kurulu üyesi olarak atanmış olduğundan TTK 392. madde hükmü gereği davacının yönetim kurulu üyesi sıfatıyla şirket iş ve işlemleri hakkında bilgi alma hak ve yetkisi bulunduğunu, bu kapsamda davalı şirketten şirket iş ve işlemleri ile finansal tabloları hakkında bilgi istendiğini, bu taleplere geri dönüş yapılmadığını, keşide edilen ihtarnamelere rağmen hiç bir talebin karşılanmadığını, davacının, sözlü ve yazılı bilgi taleplerinin yerine getirilmediğini, bu sürede projenin inşaatının tamamlandığını ve oturum başladığını, taşınmazda yüklenicinin hissesine isabet eden daire ve dükkanların tamamına yakınının satıldığını, davalının şirketi, her türlü iş ve işlemde, yönetim kurulu başkanı sıfatıyla münferit imza ile temsil ve ilzama yetkili olup şirketin zararına sebebiyet vermeyecek şekilde basiretli bir şekilde yönetmekle yükümlü olduğunu, hem şirket ile işlem yapmaktan hem de şirkete borçlanmadan yasaklı olduğunu, haricen öğrenildiği üzere davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre yüklenici ... şirketinin hissesine isabet eden taşınmazların büyük bir çoğunluğunu yakın akraba ve arkadaşları üzerine doğrudan arsa malikleri üzerine veya üçüncü kişiler üzerinden muvazaalı devirler sonucunda devrettiğini, devredilen taşınmazlardan bir kısmının davalının yakın akrabalarından, devir edilen taşınmazlardan bir kısmının davalının yakın arkadaşlarından dava dilekçesinde isim ve devredilen daireler olarak belirtilenlere devredildiğini, devredilen taşınmazlardan birinin davalının bir başka şirketi olan....'ye devredildiğinin öğrenildiğini, sözkonusu devirlerin, rayiç değerlerinde, bedelleri ödenerek, usulüne uygun faturalaşma ile yapılmış gerçek birer satış olmadığını, davalının, yüklenici şirketin hissesine isabet eden taşınmazların bu gibi devirler ile şirketin ve şirketin diğer ortak müvekkilinin zararına neden olacak şekilde elden çıkardığı, yakın arkadaş ve akrabalarına yaptığı bedelsiz ve/veya rayicin altındaki bu devirler ile taşınmazları kendi tasarrufuna geçirdiğinin anlaşıldığını, bu satışların müvekkili tarafından tespit edilenler olup kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre, yüklenicinin hissesine isabet edecek daire ve dükkanların aktif ve pasif kayıtlarının ilgili tapu sicil müdürlüğünden celbi halinde, bu satış/devirlerin tamamının tespit edileceğini, bilirkişi marifetiyle incelenerek şirket ticari defterleri ve banka kayıtları ile bunların gerçek birer satış olmadığı, bu devirler ile davalının şirketin ve ortakların açık ve kesin zararına neden olduğunun ortaya çıkacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının ortağı ve müdürü olduğu ... A.Ş.'ye basiretsiz idaresi ile neden olduğu zararlar karşılığı, yapılacak yargılama neticesinde tespit edilecek tutara belirsiz alacak davasının değeri artırılmak üzere şimdilik 20.000,00 TL'nin davalıdan alınarak ... A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesi isteğinde bulunmuş, davacı vekili 29.12.2025 tarihli bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 108.000,00 TL'ye yükselterek harcını ikmal etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş bu dava tarihi itibarıyla ... A.Ş.'nin hisselerinin %55,5'inin ...'e, %31,50'sinin .... ve %13'ünün davacıya isabet ettiğini, şirket ortaklarının akraba olduklarını, davacının şirketin kuruluşundan 2020 yılında yapılan genel kurula kadar yönetim kurulunda müştereken imza yetkisine haiz üye olarak görev yaptığını, yüklenicinin inşa ettiği gökdelen niteliğindeki binaların 804 adet daire ve 57 adet dükkandan oluştuğunu, toplam 867 adet bağımsız bölüm bulunduğunu, mevcut inşaatın arsa sahipleri ile yüklenici arasında %50 oranında paylaşıldığını, arsa malikleri ile yüklenici arasında bu güne kadar önemli bir anlaşmazlık yaşanmadığını, ülkenin ve inşaat sektörünün içinde bulunduğu durumdan kaynaklanan 2018-2019 yıllarında satışların istenen rakamlara ulaşmadığını, yönetim kurulunda görev yapan davacının, beyanlarının aksine, şirket kayıtlarını uzmanlarına incelettirdiğini, mali verilerin kötü olduğunu, şirketin bu satış rakamlarına göre inşaatı bitiremeyeceğini ileri sürerek, ısrarla şirket yönetiminden ayrılmak istediğini ifade ettiğini, sonuçta, 2020 genel kurulunda da şirket yönetimine girmediğini, bu tarih sonrasında şirket faaliyetlerini takip etmediğini, yüklenicinin inşaatları bitireceğinin anlaşılması sonucunda 2021 yılının son kesiminden itibaren sürekli davalar açmaya başladığını, şirketin inşaatının maliyetini bankalardan çektiği kredi, ortaklardan aldığı borçlar ve inşaatın belli aşamalarında sattığı bağımsız bölümlerden elde ettiği gelirlerle karşıladığını, buna göre kabaca inşaatın maliyetinin 125.203.000,00 TL'sinin daire ve ticari alan satışlarından, 21.618.000,00 TL'sinin bankalardan ticari kredi kullanımından, bakiyesinin de ortaklardan alınan borçlarla karşılandığını, davacının gelinen aşamaya kadar şirkete 4.567.000,00 TL borç, 390.000,00 TL sermaye ödemesi yaptığını, diğer ortak ...'ün ise 16.073.000,00 TL borç, 1.665.000,00 TL sermaye ödemesi yaptığını, şirket ortakları dışında üçüncü kişilerden de az miktarda da olsa borç alındığını, alınan borçların satışların durgun olduğu dönemlerde inşaatın finansmanında kullanıldığını, borçların bir kısmının da zaman içinde geri ödendiğini, şirket kayıtlarında bu durumun ortaya çıkacağını, şirket kuruluşundan itibaren davalının yönetimde görev aldığını, davacının da 2020 yılına kadar genel kurullarda yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, kendisine müştereken imza yetkisi verildiğini, anonim şirketlerinde yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin TTK 374 vd. maddelerinde düzenlendiğini, talepte bulunduğu tarihlerde şirket yönetim kurulu üyesi olan davacının TTK'nun 392/1-4-5 maddeleri uyarınca işlem yapması gerekirken anonim şirket pay sahiplerinin kişisel haklarına ilişkin yasal düzenlemelere istinaden işlem yaptığını ifade ettiğini, davacının talepte bulunup da şirket kayıtlarını incelememesinin sözkonusu olmadığını, şirketin her zaman mali kayıtlarını incelediğini, 2019 yılında kendisinin seçtiği denetim elemanlarına şirketin mali kayıt ve belgelerini incelettiğini, sonrasında şirket yönetiminden ayrılmak istediğini dile getirerek ilk genel kurulda yönetimden ayrılarak şirketle bağını kestiğini, dava dilekçesinde açıklanan taşınmazlarla ilgili satışların hiç birinin muvazaalı olmasının sözkonusu olmadığını, taşınmazların pek çoğunun satışının, davacının da yönetim kurulunda görev yaptığı döneme denk geldiğini, satışlara ilişkin düzenlenen resmi belgede yazılı miktar ile ticari defterlerde kayıtlı fatura miktarı ve şirket kasasına giren bedelin tamamen uyumlu olduğunu, ayrıca taşınmazların satış tarihi itibarıyla piyasa rayiçleri arasında da çelişki bulunmadığını, ...'da bulunan 861 adet bağımsız bölümün cüzi bir kısmının akrabalara veya arkadaşlara satımının tek başına muvazaalı satış olduğunu veya ortağı olduğu şirketi zarara uğrattığı durumunu ortaya koymayacağını, davacının ... projesinden daire satın almadığını, aksi yöndeki beyanlarının dosyadaki temel iddiası ile çeliştiğini, müvekkilinin akrabası olan davacının kendisinin, bedelini ödeyerek taşınmaz satın aldığını söylemekte diğer yandan başka akrabalarına muvazaalı satıldığını ileri sürdüğünü, iddiaları ispatla yükümlü olduğunu, iddiaların yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur. GEREKÇE : Dava, dava dışı ... A.Ş.'nin yetkilisi davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla TTK 553 vd. maddeleri uyarınca sorumluluğu nedeniyle zararın tazmini isteğine ilişkindir. Davanın niteliği gereği arabuluculuğa başvurulması zorunlu bulunduğu, başvurunun yapıldığı, 11/05/2022 tarihinde tarafların katılımıyla anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın düzenlendiği anlaşılmıştır. .... davalı şirketin sicil özeti celp edilmiş, dava konusu tapu kayıtları ilgili tapu sicil müdürlüğünden celp edilmiş, .... Esas sayılı dosya kayıtları celp edilmiş, dava konusu rayiç bedelinin altında satıldığı iddia edilen taşınmazların bulunduğu yerde, sözleşme ve devir tarihi itibariyle rayiç değerlerinin belirlenmesi için keşfen uzman bilirkişiler eşliğinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınmış, bilirkişi heyeti 22.03.2023 tarihli raporlarında; dava konusu ... parselde bulunan arsa nitelikle ana taşınmaz üzerinde kat irtifakı kurulu bina üzerinde yer alan bağımsız bölümlerin rapor, dava ve devir tarihi itibarıyla değerlerini bildirmişlerdir. Dosya üzerinde ve tarafların ortağı olduğu ... A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları üzerinde dava konusuna ilişkin olarak davalının şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, uğratmış ise buna yönelik alacağın ne olduğu hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyeti 17.05.2023 tarihli ön rapor sunmuşlar, dosyanın değer tespiti yapan bilirkişi heyetine tevdi ile değer tespit raporuna itirazların ve bu hususta sunulan beyan dilekçelerinin değerlendirilmesi, ayrıca 17.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda bahsi geçen hususlar yönünden inceleme ve tespitlerin yapılıp ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, değer tespiti yapan bilirkişi heyeti 06.10.2023 tarihli raporlarını sunmuşlardır. Dosya 17.05.2023 tarihli ön raporu düzenleyen bilirkişi heyetine nihai rapor için tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti 22.01.2024 tarihli raporlarında; yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; tarafların ortağı olduğu, dava dışı ... A.Ş.'nin 2015-2022 yılları incelenen ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal sürelerinde yaptırıldığını, davacı tarafça tespiti talep edilen taşınmazlara ait heyetlerinden önceki bilirkişilerce tespit edilen toplam rayiç bedellerin 19.279.055,00 TL olduğunu ve sözkonusu taşınmazların 20.267.285,53 TL bedelle satıldığı, rayiç değerlerinin 998.230,53 TL üzerinde bir bedelle satıldığı,...'e satılan ...nolu bağımsız bölümün 180.000,00 TL bedelle satıldığı, ancak rayiç değer tespitine rastlanılmadığından hesaplama dışında tutulduğu, ....nolu bağımsız bölümlere ait rayiç değerlerinin 06.10.2020 tarihi yerine 18.01.2020 tarihi itibarıyla inşaatların tamamlanma yüzdeleri gözetilerek yeniden tespitinin gerekeceği, rayiç değer tespiti yapan bilirkişi heyetinin, heyetlerine eklenmesi hususunda taktirin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir. Dosyanın mevcut bilirkişi heyetine tevdi ile heyete değer tespitini yapan önceki bilirkişilerinde eklenerek 22.01.2024 tarihli bilirkişi heyeti raporunda rayiç değer tespiti yapılmayanlarında değer tespiti yapılarak rapora itirazların değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, bilirkişi heyeti 08.08.2024 tarihli ek raporlarında; itirazları da değerlendirerek iki bilirkişi heyetinin birleştirilmesi sonucunda yapılan inceleme ve tespitler sonucunda, kök rapordaki hesap ve değerlendirmeye ilişkin zuhulen yapılan hesaplama hatalarının düzeltildiği, taşınmazların rayiç değerinin 38.532.063,00 TL olarak tespit edildiği, dava konusu taşınmazların, davalı tarafından 20.447.285,33 TL bedelle satışının yapıldığı dikkate alındığında satışı neticesinde toplam 18.084.777,47 TL zarar olduğunun hesaplandığını bildirmişlerdir. Alınan rapor ve ek raporlar içeriği de nazara alınarak, dosya üzerinde ve tarafların ortağı olduğu şirketin ticari defter ve kayıtları, ayrıca sunulan dekontlar üzerinde dava konusu taşınmazların değerinin altında satıldığı iddiası ve sorumluluk davası kapsamında alacağın olup olmadığı, varsa miktarı hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi heyeti 05.02.2025 tarihli raporlarında; davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen ve bilirkişi raporlarına konu olan 39 adet bağımsız bölümün satış işlemlerine ait muhasebe defterleri, kayıtları, fatura ve ödeme belgelerinin incelenmesi sonucunda satış protokolünde belirtilen satış bedelleri üzerinden satışların yapıldığı, satış sonrasında değişik tarihlerde KDV bedelleri eklenmek suretiyle satış protokollerinde belirtilen bedeller üzerinden faturalar kesildiği, duruma uygun araştırmalar yapılıp, ilgililerden bilgiler alınıp, yönetim kurulunda satış protokolünde belirtilen bedeller üzerinden satışların yapılmasına karar verilmişse, gelişmeler tamamen aksi yönde olup şirket zarar etmiş olsa bile özensizlikten söz edilemeyeceğini, taşınmazların devir işlemlerindeki davalı yönetim kurulu üyesinin şirketin ve pay sahiplerinin menfaatini değil de kendisinin ve yakınlarının menfaatini ön plana aldığı, aynı finansal zorluk içinde kalan, aynı iş dalındaki, aynı büyüklükteki başka bir şirketin yönetim kurulu üyesinin benzer bir zorluğu şirketin taşınmazlarını rayicin altında yakınlarına satarak değil de, şirkete daha az zarar veren başka yöntemlerle gidermesinin bekleneceği kanaatindeyse, bu durumda TTK 369. maddesindeki özen yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğu sonucuna ulaşılabileceğinin değerlendirildiğini, dava konusu edilen 39 adet bağımsız bölümden satış protokolü yapılarak satılan ve davaya konu edilmesi gereken 38 adet bağımsız bölüme ait satışların piyasa fiyatlarının altında satılıp satılmadığının, satıldı ise zararının tespiti amacıyla yapılan çalışma sonucunda, satıldığı tarihteki piyasa rayiç bedelleri toplamının 26.888.538,06 TL olarak tespit edildiğini, 20.447.285,33 TL bedelle satışının yapılmış olduğu dikkate alındığında satış zararının 6.441.152,53 TL olduğunu bildirmişlerdir. Bu aşamada davacı vekili davanın ihbarı talebinde bulunmakla ihbar dilekçesi sunulduğunda dava ve cevap dilekçeleri ile birlikte ihbar olunana tebliğine ilişkin ara karar oluşturulmuş, ihbar olunun...'ye tebligat yapılmıştır. Taraf vekillerinin rapora itiraz ve beyan dilekçesi ekinde sunulan belge örneklerinin tek tek incelenip irdelenmesi için mevcut bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, bilirkişi heyeti 10.06.2025 tarihli ek raporlarında; dava konusu edilen 39 adet bağımsız bölüm dışında davacı tarafından sonradan talep edilen 25 adet bağımsız bölümle ilgili olarak davalı tarafından muhasebe ve ticari kayıtların dava dosyasında bulunmaması ve yerinde inceleme kapsamında davalı tarafından davanın genişletilmesi gerekçe gösterilerek verilmemesi nedeni ile bu konuda inceleme ve değerlendirme yapılamadığını, bilirkişi raporlarına konu olan 39 adet bağımsız bölümün satış işlemlerine ait muhasebe defterleri, kayıtları, fatura ve ödeme belgelerinin incelendiği, protokolde belirtilen satış bedelleri üzerinden satışların yapıldığı, satış sonrasında değişik tarihlerde KDV bedelleri de eklenmek suretiyle satış protokollerinde belirtilen değerler üzerinden faturalar kesildiği ve tapu devirlerinin yapıldığı, satış sözleşmelerinde belirtilen satış bedelleri ile satış tarihinde piyasa emsallerine göre, piyasa şartlarında olması gereken yaklaşık değeri bilirkişi kurullarınca hesaplanarak bulunan bedellerin karşılaştırılması yapılmak suretiyle iki bedel arasında oluşan +/- farkın büyük bir yapı projesi niteliğinde olan böyle bir projenin finansmanında öz sermayenin yanında borçlanma, banka kredisi kullanma, imalata göre hakedilen bağımsız bölümlerin satılması vb. yöntemlerle kaynak yaratılarak işin yapımı ve tamamlanması süreçlerinde borç ve kredilerin ödenmesi, malzeme ve işçilikler vb. giderlerin ödenmesi sebebiyle günün koşullarına göre zorunluluktan, zaman zaman piyasa şartlarının altında da satışlarının yapılmasının hayatın olağan akışına göre karşılaşılan durumlardan olduğunu, bu nedenle değerler arasında +/- farkların ve toplamlarının kâr/zarar olarak değerlendirilmesi taktirinin mahkemeye ait olduğunu, toplam satış tutarı değerinin 20.447.285,53 TL, rayiç değer toplamının 21.645.064,68 TL aradaki farkın 1.197.779,15 TL olduğunu bildirmişlerdir. Davalı vekiline .... yevmiye numaralı ek sözleşme örneğini sunmak üzere süre verilmiş, 02.07.2025 tarihli duruşmada belirtilen 25 adet taşınmaza ilişkin beyanda bulunmak üzere davacı tarafa süre verilmiş, beyan sonrası tapu sicil müdürlüğünden kayıtlar celp edilip dosya mevcut bilirkişi heyetine tevdi edilerek tarafların rapora itirazların ve takdir ve münakaşası mahkememize ait olmak üzere belirtilen tüm taşınmazlara ilişkin olarak sorumluluk davası kapsamında zararın olup olmadığı, varsa miktarı hususunun irdelenmesinin yapılmak üzere bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, bilirkişi heyeti 12.11.2025 tarihli ek raporlarında; yapılan değerlendirmeler sonucunda 38+22=60 adet bağımsız bölümlerin satıldığı tarihteki piyasa rayiç bedelleri toplamının KDV dahil 27.630.636,88 TL olarak tespit edildiğini, toplam satış tutarının 26.162.254,00 TL olup farkın 1.468.382,34 TL olarak hesaplandığını bildirmişlerdir. Dosya kapsamından; davalıların ortağı olduğu ve davalının aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olduğu dava dışı ... A.Ş. şirketinde davacının %13, davalının %55,50 dava dışı .... %31,50 oranında payla ortak olduğu, 28.02.2020 tarihinde yapılan olağan genel kurulda 3 yıl süreyle seçilen yönetim kurulu üyeleri arasında ...'ün 1 yıl süreyle yönetim kurulu başkanlığına,.... 1 yıl süreyle yönetim kurulu başkan yardımcılığına, ...1 yıl süreyle yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına karar verildiği, ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 02.08.2016 tarih ve 2016-12 sayılı yönetim kurulu kararı ve 02.08.2016 tarihinde yayınlanan "Yönetim Kurulu İç Yönergesi"ne istinaden, yönetim kurulu iç yönergesinde belirtilen A ve B grubu işlerde yönetim kurulu üyesi ...'ün ... şirket ünvanı veya kaşesi altında atacağı münferiden imzası ile şirketi 3 yıl süreyle temsil ve ilzama yetkili kılınmasına oy birliği ile karar verildiği, kararın ..., .... tarafından imzalandığı, dava dışı .... projesinin inşaa edilmesi işi için arsa sahipleri ile .... arasında 29.07.2013 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği hususları sabittir. Davacı taraf; kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca...'ye isabet eden bağımsız bölümlerden bir kısmının davalı, dava dışı şirket yönetim kurulu başkanı tarafından şirket zararına olarak yakın akraba ve arkadaşlarına değerinin çok altında muvazaalı olarak devri nedeni ile şirketin zarara uğradığı, zararın davalıdan tazmini ile dava dışı şirkete ödenmesi isteğinde bulunmakta, davalı taraf, yüklenici ...'nin kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında binalarda arsa malikleri ile %50 oranında paylaşım yapıldığı, şirketin inşaatının, maliyetini, bankalardan çektiği kredi, ortaklardan alınan borçlarla karşılandığı, taşınmazların satışlarına ilişkin düzenlenen resmi belgede yazılı miktar ile ticari defterlerde kayıtlı fatura miktarı ve şirket kasasına giren bedelin uyumlu olduğu, piyasa rayiçleri açısından çelişki bulunmadığı, muvazaalı satış olmadığı, şirketin zarara uğratılmadığı savunmasında bulunmaktadır. Davada uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların şirket zararına muvazaalı olarak satışlarının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise zarar miktarının ne olduğu hususlarında toplanmaktadır. TTK 553/1 maddesi; "(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…)75 hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar..." , 555/1. maddesi; "(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler..." hükümlerine haizdir. Dava dilekçesinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yüklenici ... A.Ş.'nin hissesine isabet eden taşınmazların büyük bir çoğunluğunun yakın akraba ve arkadaşlara doğrudan, arsa malikleri üzerine veya üçüncü kişiler üzerinden muvazaalı devirler sonucunda devredildiğinin belirtildiği, bir kısım taşınmaz parsel ve bağımsız bölüm numaralarının belirtildiği, bu satışların tespit edilebilenler olup tapu sicil müdürlüğünden aktif ve pasif kayıtları ile celbi halinde bu satış ve devirlerin tamamının tespit edilebileceğinin belirtildiği, bu hali ile taşınmazların dava dilekçesinde sınırlı sayıda belirtilmemiş olduğu, yargılama sürecinde de belirlendiği üzere 38+22=60 adet olduğu, iddianın genişletilmesi gibi bir durumun sözkonusu olmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu iddiaların değerlendirilmesi noktasında taşınmazların devir tarihi itibarıyla değerlerinin belirlenip devirde ödenen bedellerin makul düzeyde olup olmadığını, muvazaalı bir satış olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Davacı taraf akraba, arkadaş ve yakınlara devir edildiği iddiasında bulunmuş olup salt akraba, yakınlar, arkadaşlara devrin muvazaalı devir olarak sayılamayacağı, gerçek bedelinden devrin yapılmış olması ve bedelin şirket kasasına girmesi halinde muvazaadan bahsedilemeyeceği, bedeli ödenmiş ise ödeyenlerin akraba, arkadaş veya satıcının yakınları olmasının muvazaanın kanıtı olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan inceleme, alınan bilirkişi raporları içeriği ve tüm dosya kapsamına göre birinci bilirkişi heyetinin asıl ve ek raporları arasındaki çelişkilerde gözetilerek yeniden hem rayiç yönünden hem de zararın varlığı ve miktarı yönünden ticaret defter ve kayıtlar ve dosya üzerinde yapılan incelemeler sonucunda alınan bilirkişi asıl ve sunulan belgeler sonrası ve ipotekli taşınmazlara ilişkin ipotek durumu da gözetilerek yapılan değerlendirmeler sonucunda ek raporların düzenlendiği, rapor içerikleri ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu edilen 39 adet (1 adedi arsa sahiplerine ait oması nedeni ile 38 adet bağımsız bölüm) ve 22 adet bağımsız bölüm olmak üzere toplam 60 adet bağımsız bölümlerin satıldığı tarihteki piyasa rayiç bedelleri toplamının KDV dahil 27.630.636,88 TL olduğu, toplam satış tutarlarının ise 26.162.254,54 TL olduğu, aradaki fark 1.468.382,34 TL olup, satış işlemlerine ait muhasebe defterleri, kayıtları, fatura ve ödeme belgelerinin incelenmesinde sonucunda satış protokolünde belirtilen satış bedelleri üzerinden satışların yapıldığı, satış sonrasında değişik tarihlerde KDV bedelleri de eklenmek suretiyle satış protokollerinde belirtilen bedeller üzerinden faturalarının kesildiği ve tapu devirlerinin yapıldığı, satış sözleşmelerinde belirtilen satış bedelleri ile satış tarihinde piyasa emsallerine göre, piyasa şartlarında olması gereken yaklaşık değeri bilirkişi kurulu raporunda hesaplanarak bedellerin belirlendiği, iki bedel arasında +/- farkın büyük bir yapı projesi niteliğinde olan projenin finansmanında öz sermayenin yanında borçlanma, banka kredisi ve çek kullanma, imalata göre hakedilen bağımsız bölümlerin vb. yöntemlerle kaynak yaratılarak işin yapımı ve tamamlanması süreçlerinde borç, kredi ve çeklerin ödenmesi, malzeme ve işçilikler ve benzeri giderlerin ödenmesi sebebiyle günün koşullarına göre zorunluluktan zaman zaman piyasa şartlarının altında da satışların yapılmasının hayatın olağan akışına göre karşılaşılan durumlardan olduğu, aradaki farkın bu kapsamda olup şirketin zarara uğratılması gibi bir durumun olmadığı, olduğunun mevcut deliller itibarıyla kanıtlanamadığı, satışların makul seviyede kaldığı hususları gözetilerek açılan davanın reddine ilişkin aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın reddine, Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 341,55 TL ile tamamlanan 1.366,20 TL toplamı 1.707,75 TL'den mahsubu ile artan 1.092,35 TL harç bedelinin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca ....bütçesinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan bilirkişi ücretinden ibaret 70.000,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı davada kendisini vekille temsil ettirmiş olup A.A.Ü.T. m. 13/4. uyarınca 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine Tarafların işbu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde .... Taraf vekillerinin yüzüne karşı iş ve duruşma yoğunluğu nedeniyle oybirliğiyle verilen kararın hüküm özeti açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/12/2025
Başkan ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Üye ... ¸e-imzalıdır. Katip ... ¸e-imzalıdır.