İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/442 E. 2026/520 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/442
Karar No
2026/520
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/442 Esas KARAR NO :2026/520

DAVA:Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali) DAVA TARİHİ:03/06/2026 KARAR TARİHİ:08/07/2026

Mahkememizde görülen davanın dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... A.Ş.'nin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde ... sicil numarası ile kayıtlı olduğunu, şirketin 19.06.1996 tarihinde, ... ... ve ... tarafından ... Temizlik Hizmetleri Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. unvanıyla kurulduğunu, şirketin, 16.06.2023 tarihli ve 10854 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildiği üzere, tür değişikliği yoluyla limited şirket statüsünden anonim şirket statüsüne dönüştüğünü ve mevcut unvanını aldığını, davalı şirketin güncel pay sahipliği yapısının;... - 61.000 (hisse adedi) - 61.000.000,00-TL (sermaye miktarı) - %10,00 (hisse oranı); ... - 142.300 (hisse adedi) - 142.300.000,00-TL (sermaye miktarı) - %23,33 (hisse oranı); ... - 172.900 (hisse adedi) - 172.900.000,00-TL (sermaye miktarı) - %28,34 (hisse oranı); ... - 203.300 (hisse adedi) - 203.300.000,00-TL (sermaye miktarı) - %33,33 (hisse oranı); ... - 30.500 (hisse adedi) - 30.500.000,00-TL (sermaye miktarı) - %5,00 (hisse oranı) şeklinde olduğunu, davalı şirketin, aile bireyleri arasında kan bağına dayanan ve uzun yıllara yayılan güven ilişkisi çerçevesinde yürütülen bir aile/ticari ortaklık niteliğinde olduğunu,...'ın, gerek aile gerekse şirket yapısı içerisinde aile büyüğü sıfatıyla şirketin ticari hayatta yer edinmesi, tecrübe kazanması ve aile şirketi bünyesinde konumlanması için maddi ve manevi her türlü desteği sağladığını, diğer pay sahiplerinin aile içi güveni sarsan ve şirket içi dengeleri bozan eylemleriyle, yılların emeğini kısa sürede heba edecek bir yıkım süreci başlattığını, 10.09.2025 tarihinde müvekkillerine daha önce de zaman zaman yapıldığı gibi bir aile şirketi olması hasebiyle e-posta yoluyla önden iletilen ve diğer pay sahipleri ve yönetim kurulu üyeleri tarafından imzalı olarak elden teslim edilip imzalatılan hazirun cetveli ve genel kurul tutanağı taslağı iletildiğini, hazirun cetvelinin müvekkillerine çalışan .... tarafından sunulduğunu ve imzalatıldığını, müvekkillerinin, e-posta ile gönderilen belgelerde yer alan sınırlı ve olağan nitelikteki gündem maddelerine ve taslağın yine olağan içeriğine istinaden, iyi niyetle ve aile içi güven ilişkisi çerçevesinde söz konusu belgeleri imzaladığını, ancak müvekkillerinin, 15.10.2025 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yapılan ilanda görüleceği üzere 10.09.2025 tarihli sözde genel kurul toplantısında kendilerine imzalatılan belge içeriğinden tamamen farklı ve rızaları dışında kalan son derece ağır içerikli sözde kararların yer aldığını ve hayati kararların sonradan tek taraflı biçimde tutanaklara işlendiğini öğrendiğini, buna ek olarak müvekkillerin, şirket ticari defter ve kayıtlarının dava dışı pay sahibi ... tarafından şirket merkezinden alındığını ve değiştirilen tutanağının noterden tasdik edildiğini bildiğini, müvekkillerinin şirket yönetiminden çıkarıldığına ilişkin hususu ilk kez 15.10.2025 tarih ve 11437 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan ilanlar vasıtasıyla öğrendiğini, bu ilan üzerine derhal ilgili ticaret sicili müdürlüğüne başvurarak şirketin 10.09.2025 tarihli 2023-2024 Mali Yılları Olağan Genel Kurul Toplantısı tutanaklarını resmî kayıtlardan temin ettiğini, yapılan incelemede müvekkillerine e-posta yoluyla taslağı iletilen ve daha sonra posta yoluyla diğer pay sahipleri ... ve ... tarafından imzalı hali iletilen genel kurul tutanağı ile ticaret siciline tescil edilen ve ilan edilen genel kurul tutanağı birbiriyle örtüşmediğini, müvekkillerinin bilgisi ve rızası dışında tamamen değiştirildiğini, sicile tescil edilen tutanak içeriğinde, müvekkillerinin yönetimden çıkarıldığını, müvekkili... hakkında gerçeğe aykırı, haksız ve asılsız ithamlarda bulunulduğunu ve ayrıca müvekkillerinin 2023–2024 faaliyet dönemine ilişkin olarak ibra edilmediğine dair sözde bir karar alındığının anlaşıldığını, oysa söz konusu içerikte yer alan hiçbir gündem maddesinin müvekkillerine önceden bildirilmediğini, bu yönde herhangi bir açık veya örtülü iradelerinin hiç oluşmadığını, buna rağmen, müvekkillerinin fiilen katılmadığı, hazır bulunmadığı ve savunma yapma imkânı dahi tanınmadığı bir toplantı yapılmış gibi gösterilerek müvekkillerinin gıyabında son derece ağır isnatların yöneltildiği ve bu isnatlara hiçbir yanıt vermediği kabulü üzerinden "oy çokluğu ile karar alındığı" şeklinde akla, mantığa, hayatın olağan akışına ve hukukun en temel ilkelerine tamamen aykırı tutanak düzenlendiğini, bu durumun artık salt bir genel kurul usulsüzlüğü değil; müvekkillerinin iradesinin tamamen bertaraf edilmesi, imzasının hileli şekilde kullanılması, içerik değiştirerek belge üretilmesi ve gıyabında suç isnat edilmesi suretiyle ağır bir hukuka ve ceza hukukuna aykırılık halini aldığını, bu hususla ilgili olarak, dava dışı pay sahiplerinden ..., ... ve...'a ihtarnameler keşide edildiğini ve ihtarnamelere cevaplar verildiğini, 10.09.2025 tarihli ve yok hükmündeki genel kurul toplantısında müvekkillerinin azli üzerine seçilen yetkisiz ve sözde yönetim kurulunun 06.11.2025 tarihli almış olduğu karara istinaden; 12.12.2025 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin davetin 26.11.2025 tarihli ve 11466 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, 12.12.2025 tarihine gelindiğinde ise müvekkili...'ı temsilen Av. ..., müvekkili ...'ı temsilen Av. ...'ın Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına katıldığını, 12.12.2025 tarihli toplantı hususunda ise, hukuken var olmayan bir organ tarafından yapılan olağanüstü genel kurul çağrısı da açık şekilde yetkisiz olduğunu ve yok hükmünde olduğunu, 10.09.2025 tarihli Olağan Toplantıda geçersiz şekilde teşekkül ettiğini, yetkisiz yönetim kurulu tarafından 13.01.2026 tarihli ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde olağanüstü genel kurul toplantı çağrısı yapıldığını, 29.01.2026 tarihine gelindiğinde ise, müvekkili...'ı temsilen Av. ..., müvekkili ...'ı temsilen ...'ın Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına katıldığını, işbu toplantıda, pay sahibi müvekkillerini temsilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 437 uyarınca bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında birtakım sorular ilettiğini, ancak hiçbir cevap alınmadığını, buna ilişkin olarak .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2026/... Esas sayısı ile dava ikame edildiğini, ancak ilk derece mahkemesi tarafından kesin olarak davanın reddine karar verildiğini, 6 Nisan 2026 tarihinde ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 22.04.2026 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı çağrısı yapıldığını, bunun üzerine müvekkilleri tarafından .... Noterliği'nin 17 Nisan 2026 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bilgi edinme ve inceleme hakkına esas birtakım sorular/talepler şirket ve sözde yönetim kurulu üyelerine iletildiğini, davalı şirket ve sözde yönetim kurulu üyeleri tarafından .... Noterliği'nin 21.04.2026 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini ve bağımsız denetçi seçimine ilişkin olarak 29.01.2026 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında denetçi seçiminin yapıldığı, ancak tutanakta denetim dönemine ilişkin yıl ibaresinin sehven hatalı yazılması nedeniyle ticaret sicilinde tescil edilemediği, dolayısıyla yeni bir seçim yapılmayacağı ve işlemin tamamen usuli bir düzeltme niteliği taşıdığı; diğer sorulara ise doğrudan "ticari sır" niteliği taşıyan hususlara ilişkin olduğu gerekçesiyle cevap verilemeyeceğinin bildirildiğini, ancak bu toplantı nisabın sağlanamaması nedeniyle yapılamadığını ve ertelendiğini, 27 Nisan 2026 tarihine gelindiğinde ise sözde yönetim kurulu tarafından ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ertelenen toplantı yerine tamamen aynı gündem ile 12.05.2026 Tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantı çağrısı yapıldığını, işbu toplantıda da müvekkillerinin bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edilmiş olması sebebiyle .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2026/... E. sayılı dava ikame edildiğini, davaya konu toplantı ile ilgili olarak ise, 6 Mayıs 2026 tarihine gelindiğinde sözde yönetim kurulu tarafından 11577 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde tamamen aynı gündem ile 24.05.2026 Tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı çağrısı yapıldığını, bu çağrı üzerine müvekkilleri tarafından ihtarname ile Sözde Olağan Toplantı'da kullanılacak bilgi alma ve inceleme hakkına istinaden birtakım sorular ve taleplerin davalı şirket ve davalı şirket sözde yönetim kurulu başkanı ...'a iletildiğini, 22 Mayıs 2026 tarihinde davalı şirket tarafından ihtarname ile ihtarnameye cevap verildiğini, 24.05.2026 tarihli Sözde Olağan Toplantı'ya...'ı temsilen Av. ..., ...'ı temsilen Av. ...'nun katılım sağladığını, davaya konu Sözde Olağan Toplantı'da gündem maddeleriyle bağlantılı ve ilgili şekilde müvekkilleri vekilleri tarafından TTK madde 437 ile düzenlenen bilgi alma hakkı çerçevesinde iletilen birtakım sorular/taleplere ihtarname yoluyla verilen cevapların yetersiz olması ve bilgi alma ve inceleme hakkının genel kurulda kullanılması esas olduğundan Sözde Olağan Toplantı'da soruların iletildiğini ancak sözde yönetim kurulundan hiçbir cevap alınamadığını, bu hususun müvekkillerinin bilgi alma haklarının ihlali niteliğinde olduğunu, huzurdaki bilgi alma talepli davayı ikame etme zorunluluğunun doğduğunu, davanın yalnızca, 24.05.2026 tarihli Sözde Olağan Toplantı'da görüşülmesi ertelenen 3-5-6-7-9-13 numaralı gündem maddeleri haricinde yer alan 8 numaralı gündeme ilişkin olarak bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında sorulmuş sorulara dair ikame edildiğini, somut olayda müvekkillerinin, pay sahipliği sıfatlarından kaynaklanan bilgi alma ve inceleme haklarını kullanabilmek amacıyla davalı şirkete defalarca başvurduğunu, noter ihtarnameleri keşide edildiğini, genel kurul toplantılarına vekilleri aracılığıyla katıldığını, gündemle doğrudan bağlantılı, şirketin mali durumu, faaliyetleri ve yönetiminin hesap verebilirliği açısından hayati öneme sahip sorular yönelttiğini ve belge inceleme taleplerinde bulunduğunu, buna rağmen davalı şirket tarafından, her bir talep bakımından somut ve hukuken geçerli bir gerekçe ortaya konulmaksızın, soyut "ticari sır", "kişisel veri" ve "şirket menfaati" savunmalarına sığınılarak bilgi verilmediğini, müvekkillerinin kanundan doğan hakları sistematik ve bilinçli şekilde engellendiğini, özellikle şirket'in en önemli varlıklarından biri olan ... Oteli'nin mühürlenmesi, ruhsat durumu, imar aykırılıkları, uğranılan zararlar, üçüncü kişilere karşı doğan yükümlülükler ve yönetim kurulunca alınan tedbirler gibi şirketin mevcut ve gelecekteki mali yapısını doğrudan etkileyen konularda dahi pay sahiplerinden bilgi saklanması, TTK m.437'nin açık ihlali niteliğinde olduğunu, bilgi alma hakkı fiilen ortadan kaldırılan bir pay sahibinin genel kurulda bilinçli oy kullanabilmesinin, yönetimi denetleyebilmesi ve diğer pay sahipliği haklarını etkin şekilde kullanabilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin tutumunun, yalnızca Türk Ticaret Kanunu'nun emredici hükümlerine değil, aynı zamanda eşit işlem ilkesine, hesap verebilirlik ilkesine ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına da açıkça aykırılık teşkil ettiğini belirterek, davanın tüm talepleri yönünden kabulüne, müvekkillerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında bilgi edinme ve inceleme hakkının ihlalinin tespiti ile 24.05.2026 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda sorulmuş olan tüm sorulara/taleplere ilişkin öncelikle bilirkişi atanarak davalı şirketin gelir tablosu, bilanço, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları başta olmak üzere tüm şirket defter, kayıt ve belgeleri kapsamında TTK m. 437 ve ilgili sair maddeler uyarınca sorularının cevaplarını içerecek şekilde gerekli ve zaruri incelemelerin yapılmasına ve bilirkişinin gerçeğe uygun, aydınlatıcı ve açıklayıcı nitelikte, özenli ve tam şekilde olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerinin aradığı kriterlerde yazılı olarak cevap vermesine, müvekkillerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında bilgi edinme ve inceleme hakkının ihlalinin tespiti ile 24.05.2026 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda sorulmuş olan tüm sorulara/taleplere ilişkin davalı şirketin gelir tablosu, bilanço, finansal tablolar, yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları başta olmak üzere tüm şirket defter, kayıt ve belgeleri kapsamında TTK m. 437 ve ilgili sair maddeler uyarınca sorularının cevaplarını içerecek şekilde bilgi alma hakkının kullandırılmasına ve davalı şirket tarafından müvekkillerine yazılı olarak cevap vermesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu somut olayda; Yönetim Kurulunun 22.04.2026 tarihinde almış olduğu karara istinaden 24.05.2026 tarihinde saat 10.00'de "... Mahallesi ... Caddesi 2A Blok No:3-I İçkapı No:65 .../..." adresinde gündem maddeleri açıkça belirtilerek 2025 yılı olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirileceği, usulüne uygun şekilde ihtar edildiğini, ayrıca toplantının günü ile yapılacağı yeri ve saati bildiren davet ilanı ve toplantı gündemi, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 06 Mayıs 2026 tarih ve 11577 sayılı nüshasında ilan edilmek suretiyle yayımlandığını, somut olayda davacının bilgi alma hakkının engellenmediğini, davacı tarafın sorularına gerek genel kurul öncesinde ekli noter ihtarnamesi ile cevap verildiğini, davacıların, 24.05.2026 tarihli olağan genel kurul toplantısı öncesinde ve genel kurul toplantısı sırasında gündem maddeleriyle bağlantılı sorularına cevap verilmediğini ileri sürmekte ise de, somut olayda “bilgi alma hakkının ihlali”nden söz edilmesinin mümkün olmadığını, davacıların aslında bilgi alamadıklarıın değil, verilen cevapları yeterli bulmadıklarını ileri sürdüğünü, davanın daha ilk aşamada hukuki yarar yokluğu ve esasa ilişkin şartların oluşmaması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, TTK m.437/5 kapsamında mahkemeye başvuru ancak bilgi talebinin cevapsız bırakılması, haksız reddi, ertelenmesi veya bilgi alınamaması halinde mümkün olduğunu, davacıların bizzat genel kuruldaki beyanlarının, eldeki davayı çürüttüğünü, genel kurulca özel denetçi talebinin kabul edilmesi karşısında davacıların güncel ve korunmaya değer hukuki yararı kalmadığını, davacı...'ın 15.10.2025 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, dava konusu soruların büyük kısmının kendi yönetim dönemine ilişkin olduğunu, davacı...'ın, ticaret sicilinde yönetim değişikliğinin tescil ve ilan edildiği 15.10.2025 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, davacı ...'ın da aynı dönemde şirket yönetiminde görev aldığını, dava konusu genel kurulun ise 2025 hesap dönemine ilişkin olduğunu, dolayısıyla 2025 faaliyet yılının çok büyük kısmının, davacı...’ın bizzat yönetim kurulu başkanı olarak şirketi sevk ve idare ettiği döneme ait olduğunu, 24.05.2026 tarihli genel kurulda bilgi alma hakkı genel kurulun başında usulüne uygun şekilde ele alındığını, davacıların dayandığı ihtarname ve gündem maddeleri bakımından somut cevaplar verildiğini, davacıların dava dilekçesinde dayandığı diğer dosyaların bu davanın konusu olmadığını, davacıların grup şirketlerden ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine açılmış dava dosyalarına dayanması huzurdaki dosyanın somut gerçekliğini değiştirmeyeceğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek üzere; müvekkili şirket aleyhine davacı yanca 29.01.2026 tarihli genel kurul nezdinde bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiği iddiası ile açılmış olan davada mahkemece kesin olmak üzere davanın reddine karar verdiğini, bilgi alma hakkı şirket sırlarınının, üçüncü kişi verilerini ve devam eden hukuki süreçleri ortadan kaldırmayacağını, davacıların iddialarının soyut olduğunu, hangi somut bilginin hangi oy hakkını engellediğinin ortaya konulmadığını, davacının dayandığı akademik alıntıların somut olayda hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, davacı tarafın 10.09.2025 tarihli genel kurula ve yönetim kurulunun meşruiyetine ilişkin iddialarının huzurdaki davanın konusu dışında olduğunu, somut olaya konu uyuşmazlığa ilişkin davacı yan iddia ve taleplerinin her haliyle usul ve yasaya, yerleşik içtihatlar ve doktrine, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu açık olduğundan itirazları doğrultusunda, davacı tarafların, Türk Ticaret Kanunu’nun 437. maddesi kapsamında bilgi alma hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı davasının, hem maddi vakıa hem de hukuki dayanak bakımından açıkça dayanaktan yoksun olduğunun anlaşıldığını, öncelikle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksini asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için mahkemece aksi kanaatte olunması ihtimaline bianen; huzurdaki davanın esastan reddine, neticeten huzurdaki haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın usul ve esastan tümüyle reddine, uyuşmazlığın tamamen hukuki nitelikte olması nedeniyle bilirkişi incelemesine başvurulmaksızın dosya üzerinden karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraflar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, TTK'nın 437. maddesi gereğince bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması istemine ilişkindir. Dava konusu ihtilaf ticari şirket bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması davası nedeniyle davalı şirketin hissedarı olan davacının bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilip edilmediği, TTK'nın 437. maddesi gereğince bilgi alma ve inceleme hakkını kullanma şartlarının oluşup oluşmadığı hususundan kaynaklanmaktadır. TTK'nın 437. maddesi "(1) Finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurulun toplantısından en az onbeş gün önce, şirketin merkez ve şubelerinde, pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Bunlardan finansal tablolar ve konsolide tablolar bir yıl süre ile merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgi edinmelerine açık tutulur. Her pay sahibi, gideri şirkete ait olmak üzere gelir tablosuyla bilançonun bir suretini isteyebilir. (2) Pay sahibi genel kurulda, yönetim kurulundan, şirketin işleri; denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir. Bilgi verme yükümü, 200 üncü madde çerçevesinde şirketin bağlı şirketlerini de kapsar. Verilecek bilgiler, hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olmalıdır. Pay sahiplerinden herhangi birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine, aynı bilgi, gündemle ilgili olmasa da aynı kapsam ve ayrıntıda verilir. Bu hâlde yönetim kurulu bu maddenin üçüncü fıkrasına dayanamaz. (3) Bilgi verilmesi, sadece, istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebilir. (4) Şirketin ticari defterleriyle yazışmalarının, pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenebilmesi için, genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun bu hususta kararı gerekir. İzin alındığı takdirde inceleme bir uzman aracılığıyla da yapılabilir. (5) Bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan, haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi alamayan pay sahibi, reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Mahkeme kararı, bilginin genel kurul dışında verilmesi talimatını ve bunun şeklini de içerebilir. Mahkeme kararı kesindir. (6) Bilgi alma ve inceleme hakkı, esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz." şeklindedir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesiyle; davalı şirketin merkezinin Sarıyer / İstanbul olduğu anlaşılmış; TTK'nın 437/5 maddesinde belirtilen 10 günlük süre içerisinde eldeki davanın açıldığı tespit edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen yazı cevapları, tarafların dilekçeleri ve ekindeki belgeler ile ilgili mahkemelerden celp edilen davalara ilişkin UYAP kayıtları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı pay sahibi tarafından davalı şirketin 24/05/2026 tarihli olağan genel kurul toplantısında bilgi alma ve inceleme hakkına yönelik taleplerin gerek karşılıksız bırakılmak gerekse yeterli cevaplar verilmeyerek bilgi alma ve inceleme haklarının ihlal edildiğinden bahisle dava dilekçesinde ayrıntısına yer verilen 8 numaralı gündeme ilişkin olarak bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında sorulmuş sorulara davalı şirketçe bilgi verilmesi istemiyle eldeki dava açılmış olup, yukarıdaki yasal düzenleme kapsamında şirket hissedarlarının şirket hakkında bilgi alma ve inceleme haklarının TTK'nın 437. maddesinde güvence altına alınan, kapsamı ve sınırları belirlenen kısıtlanamaz haklardan biri olduğu açık olup, somut olayda davacı tarafından bilgi alma ve inceleme hakkına yönelik olarak davalı şirkete keşide edilen ihtarnameye davalı şirketçe cevap verildiği, davacı tarafından bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığı iddiasıyla eldeki dava açılmış ise de; 24/05/2026 tarihli olağan genel kurul toplantısında davacıyı temsilen toplantıya katılan vekilinin yönelttiği sorulara somut cevaplar verilerek davacıya bilgi edinme hakkı kapsamında bildirimde bulunulduğu, davalı şirket ortağı olan davacının şirket ile ilgili her bilgi ve belgeye şirket yönetim kurulu gibi vakıf olmasının ve her istediğinde bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında bunları inceleyebilmesinin mümkün olmadığı aksi durumun şirket yönetim kurulu üyeliği ile salt şirket ortaklığını farksız kılacağı, yetki ve sorumluluk kapsamında yönetim kurulu üyeliğinin, şirket ortaklığından farklı olarak şirketin her türlü işleyişine vakıf olmayı gerektirirken; şirket hissedarlığının ise şirketle ilgili tüm bilgilere sınırsız erişim hakkı tanımadığı, kaldı ki davacı pay sahibini temsilen vekili tarafından yöneltilen soruların bir kısmının gündemde görüşülen konularla da ilgili olmadığı, davacının talep ettiği bir kısım hususların ise şirket işlemlerinin dayanağının açıklanmasına ilişkin olması ve davacıların sözleşme, belge ve yazışma gibi inceleme talep ettiği belgelerin ticari sır içeren nitelikte belgeler olması ve bu belgelerin incelenmesi talebinin özel denetim amacını taşıması nedeniyle TTK'nın 437. maddesi kapsamında incelenemeyeceği anlaşılmakla somut olayda TTK'nın 437. maddesi kapsamında davacının bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılmasına yönelik şartlar oluşmadığından davacı tarafından açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın REDDİNE, 2-Harç peşin ve yeterli alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı taraf kendini vekille temsil ettiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 4-Davacı taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde ilgili tarafa resen iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, TTK'nın 437/5. maddesi son cümle uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/442, K. 2026/520, T. 08.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-442-e-2026-520-k-6a752221890b