İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/315 E. 2026/153 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/315
Karar No
2026/153
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2022/315 KARAR NO: 2026/153 DAVA: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 01/05/2022 KARAR TARİHİ: 04/03/2026

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat ((Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından ihtiyati tedbir talepli olarak ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları:''...KONU:Davacı müvekkil ile davalı firma arasında akdedilen "Yüklenici Sözleşmesi"nden kaynaklı müvekkilin hakedişten kalan bakiye alacakları, uğradığı zararlar, yoksun kalınan kar ve müvekkil firmaya verilecek dairelerden değer artışı neticesi elde edilecek kazancın elde edilememesi neticesi uğranılan kazanç kaybı" nedeniyle toplam -----fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik ---- ticari temerrüt faiziyle beraber davalıdan tahsili, yapılan iş karşılığında, iş sahibinin yükleniciye vermeyi taahhüt ettiği,------dava konusu uyuşmazlıkla doğrudan ilgili olduğundan taşınmazların 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla taşınmaz üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması, davalı şirketin dava konusu projeyi devretmek için piyasada görüşmeler yaptığı tespit edilmiş olup, müvekkilin telafisi güç ve imkansız zararlarının doğmaması için şirket hesabına ve şirket hisseleri üzerine 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tedbir konulması talebi ile müvekkilin uğradığı zararların tazminine ilişkin belirsiz alacak davasıdır.

DAVA DEĞERİ: ----(Gelecek Bilirkişi Raporuyla Yeniden Belirlenmek ve Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Olmak Kaydıyla - Belirsiz Alacak)

OLAYLARIN ÖZETİ 1- Davacı müvekkil şirket ---davalı ----tarihinde ---- parselde bulunan -------- alanda, konut kapsamında yapılacak olan inşaatın, kalıp ve demir işçilikleri ile iş sahibi tarafından temin edilen betonun dökülmesi ve bahse konu inşaatın duvar yapım işçiliklerinin yapılmasını" içeren, eser sözleşmesi niteliğinde olan 'Alt Yüklenicilik Sözleşmesi' imzalamışlardır (EK-1). Anılan sözleşmenin ekinde ise sözleşmenin parçası olarak, özel şartname, iş programı, imza sirküleri belgeleri bulunmaktadır. 2- Sözleşme imzalandıktan sonra davacı müvekkil, işe başlamak üzere gerekli işçi, mühendis, ekipmanları temin ederek şantiyeyi kurup işe başlamıştır. Ancak davalı şirket, ortaklarının kendi aralarında yaşadığı sorunları şantiye iş sahasına yansıtmış, sözleşme gereği ifa etmesi gereken edimlerinin bir kısmını gereği gibi ifa etmemiş (kötü ifa etmiş), bir kısımını ise hiç ifa etmemiştir. Davalı, sözleşmede kararlaştırılan ve zamanında tedarik etmesi gereken malzemeleri tedarik etmemiş ve bu durum işin uzamasına sebep olmuştur. Özet olarak bu sebeplerle de ----- için hakediş faturası kesilebilmiş, işin uzaması da müvekkili, özellikle şantiye giderleri yönünden olmak üzere, ciddi zarara uğratmıştır. 3- Sorunların giderilmesi için müvekkil tarafından defalarca iş sahibine müracaatta bulunulmasına rağmen, sorunlar giderilmemiş ve işe devam edilememiştir. Nitekim bu durumu dilekçe ekinde sunduğumuz mail yazışmaları (EK-2) da teyit eder niteliktedir. 4- Davalı şirketin ortakları arasında yaşanan sorunlar nedeniyle davacı müvekkil, yaptığı işlerin karşılığı olan işin bedellerini davalıdan alamadığı gibi, şantiyeye kurduğu vinç ve şantiyeye getirdiği diğer malzemelerden dolayı ciddi zarara uğramıştır. Nitekim haricen öğrendiğimiz bilgilere göre davalı şirket ortakları, aralarındaki sorunları gideremediği için şu anda ortaklığın giderilmesi davası açmışlardır. 5- Tarafımızca, müvekkilimin uğradığı zararlara ilişkin öncelikle dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır (EK-3). Bu sebeple, işbu davayı açma zaruretimiz hasıl olmuştur. 1- MÜVEKKİL İLE DAVALI ARASINDA TAM İKİ TARAFA BORÇ YÜKLEYEN SÖZLEŞMELERDEN OLAN ESER SÖZLEŞMESİ NİTELİĞİNDEKİ ALT YÜKLENİCİLİK SÖZLEŞMESİ İMZALANMIŞTIR. ANCAK DAVALI, SÖZLEŞMEDEKİ ASLİ VE TALİ EDİMLERİNİN BİR KISMINI GEREĞİ GİBİ, BİR KISMINI İSE HİÇ İFA ETMEMİŞTİR. BU SEBEPLE DE MÜVEKKİL, İŞİN, SONUCUNDAKİ BEKLENTİSİNİN AKSİNE, BELİRLİ BİR KISMINI, KENDİ ÇABALARIYLA, TAMAMLAYABİLMİŞTİR. ------İLAMINDA ÖZETLE: "...İş sahibinin ödemeyi borçlandığı bir bedel karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirip teslim etmeyi üstlendiği sözleşmeye 'eser sözleşmesi' denir-------Tanımından da anlaşılacağı gibi eser sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Yüklenicinin sözleşmeden doğan asli borcu bir eser meydana getirerek bunu iş sahibine teslim etmektir ------ denilmiştir. ------SAYILI İLAMINDA ÖZETLE: "...Eser sözleşmelerinde ücret borcu iş sahibinin asli edimidir. Kural olarak da iş sözleşmede kararlaştırılan bedelle yapılacaktır. Sözleşmede kararlaştırılan ödemenin yapılmamış ve ödenmeyen miktarın yüklenicinin tahammül gücünü aşmış olması halinde yüklenicinin işe devam etmesi istenemez (BK. md. 81). Bu halde yüklenici, iş sahibinin zararına olmayacak makul bir süre işi durdurarak temerrüt varsa alacağının faiziyle ödenmesini bekleyebileceği gibi, BK.nun 106. maddesine göre sözleşmenin feshi hakkını da kullanabilir. İş sahibinin ödeme zamanını geçirmesi ve temerrüde düşmesi halinde kalan tüm işin aynı bedelle yapımını istemesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz (MK. md. 2). Yine iş sahibinin temerrüdü nedeniyle yüklenicinin işi bırakarak akdi feshetmesi nedeniyle kendisine kusur yüklenemez..." denilmiştir.Sözleşmede tanımlanan iş; -------yapılacak olan konut inşaatı kapsamında yapılacak olan inşaatın demir ve kalıp işçilikleri ile işveren tarafından temin edilen betonun dökülmesi ve bahse konu inşaatın duvar işçiliklerinin yapılmasıdır (m. 2-3). Her ne kadar nitelendirme şekli "yüklenici sözleşmesi" olsa da, müvekkille davalı şirket arasında yapılan bu sözleşme bir alt yüklenicilik sözleşmesi olduğu tartışmasızdır.Tanımlanan işin, yer tesliminden itibaren 12 ay içinde bitirilmesi kararlaştırılmış olup, kalıp işinin tahmini metrajının 70.000 m² olduğu ve müvekkilin her ay 6.000 m² kalıp işini tamamlamayı taahhüt ettiği belirtilmiştir (m. 5/1, p. 1-2). Sözleşmede davalının ücret borcunun götürü bedel üzerinden ve birim fiyat niteliğinde olacağı ve bu bedele göre de hakedişlerin belirleneceği kararlaştırılmıştır ------------Davalı tarafça müvekkile, kademeli olarak (kısmi şekilde) hakedişleri ödeneceği; iş karşılığı olarak ise ---- numaralı bağımsız bölümün ---- numaralı bağımsız bölümün de ---- bedelle müvekkile barter olarak verileceği, iki dairenin bedeli olan ------- tamamlanana kadar müvekkilin hakediş tutarı kadar fatura keseceği, davalının faturanın %35'ini anılan iki dairenin bedelinden mahsup edeceği, %65'lik kısmını ise nakit ödeyeceği kararlaştırılmış; müvekkilin hakediş tutarının ------ bulması halinde ise davalının, müvekkilin anılan daire niteliğindeki bağımsız bölümlerden birisinin tapusunu müvekkile devredeceği; diğerinin ise kesin kabul yapıldıktan ve -------- belgeleri davalıya teslim edildikten sonra müvekkile devredileceği belirtilmiştir (m. 16/4). Kesin kabul tarihi ise, müvekkilin işin tamamını bitirip, kesin hesabı şirkete teslim etmesinden itibaren bir aydır (m. 18/4). 2- DAVALI, MÜVEKKİLİN BIRAKIN SÖZLEŞMEDEN DOĞAN HAKEDİŞLERİNİN TAMAMINI, YAPTIĞI İŞE DAİR HAKEDİŞLERİNİ BİLE TAM VE ZAMANINDA ÖDEMEMİŞTİR. YİNE DAVALI ŞİRKET, SÖZLEŞMEDE KARARLAŞTIRILMASINA RAĞMEN, MÜVEKKİL ŞİRKETE KDV ALACAĞINI ÖDEMEYEREK EDİMİNİ HİÇ İFA ETMEMİŞTİR. Yukarıdaki başlıkta belirttiğimiz birim fiyata dayalı olarak yapılan hesaba göre, sözleşmede planlanan işin bedeli, 70.000 m² x 94 TL/m² (6.580.000,00TL) + KDV (%18) (1.184.400,00TL) = 7.764.400,00TL'dir.Ancak davalı şirketin kötü ifası nedeniyle müvekkil, işin iki aylık olan ----kısmını tamamlayabilmiştir. Bu hesaba göre müvekkil, 13.000 m² x 94 TL/m² + KDV (%18) = 1.222.000,00TL değerinde iş yapabilmiştir.Davalı şirketle yapılan sözleşmeye güvenen müvekkil şirket; tüm şantiye hazırlıklarını 12 ayda tamamlanabilecek 70.000 m² işe göre planlanmışken iş, 2 aylık kısmına tekabül eden 13.000m² ile sınırlı kalmış, yaklaşık 10 ay boyunca iş yapamamış ve bu iş nedeniyle yeni işleri de alamamıştır.Müvekkil şirket, sözleşmeye uygun olarak hakediş raporlarını düzenleyerek davalı şirkete teslim etmiştir. Ancak davalı şirket, müvekkil şirketin hakediş alacaklarını, fatura kesilmesine rağmen tam ve zamanında ödememiştir. Müvekkilin davalı şirketten 845.000,00 TL hakediş alacağı bulunmakta olup -----, davalı şirket ödeme konusunda bugüne kadar herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Bu durum şirketle yapılan yazışmalara da yansımıştır --- Buna ek olarak davalı şirket, sözleşmede açıkça kararlaştırılan------- ve kesilen faturalarda da yer alan KDV bedellerini, daha sonradan ödemeyeceğini ifade ederek müvekkile ödememiştir. Müvekkilin davalı şirketten -------- KDV alacağı bulunmaktadır. 3- DAVALI ŞİRKET, SÖZLEŞMEDE YER ALAN EDİMLERİNİ İFA ETMEDİĞİNDEN, MÜVEKKİLİN İŞ BİTİMİNDE MALVARLIĞININ ULAŞACAĞI DURUM İLE ŞU ANKİ DURUMU ARASINDAKİ FARKI (MÜSPET ZARARLARINI) GİDERMELİDİR.------İLAMINDA ÖZETLE"...Yanlar arasında imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında eser sözleşmesi ilişkisi mevcuttur. Eser sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olup, taşeronun edimi, eseri fen ve tekniğine ve amacına uygun şekilde imal edip teslim etmek, yüklenicinin edimi ise kararlaştırılan iş bedelini taşerona ödemektir..." denilmiştir.--------- SAYILI İLAMINDA ÖZETLE: "Kural olarak işe devam imkansızlığı, iş sahibinin kusurundan ileri gelmişse, yüklenici olumlu zararın tamamını isteyebilir. Çünkü iş sahibi kendi ihmali ile yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ifayı imkansızlaştırmış olacağından BK'nın 370. Maddesinin 2. Fıkra hükmü gereğince yüklenici aynı Kanunun 369. Maddede hüküm altına alınan tazminatı istemek hakkını elde eder... Çünkü eserin tamamlanması için iş sahibine düşen işleri yapmaktan kaçınması, tek başına kusur teşkil eder. Bunun kendi dışındaki üst mercilerin caydırıcılık yönünde etki yapmaları özel hukuk ilişkileri açısından sonucu değiştirmez..." denilmiştir.Yukarıda da belirttiğimiz üzere müvekkil, edimlerini sözleşmede kararlaştırılan iş programına uygun yürüttüğü esnada davalı şirket ortaklarının kendi aralarında yaşadığı sorunlar şantiyeye yansımış ve müvekkilin işe devam etmesi engellenmiştir. Davalı, sözleşme gereği temin etmesi gereken malzemeleri temin etmeyerek, müvekkilin hakedişlerinin sözleşmede kararlaştırılan tutara ulaşmasını engellemiş ve böylece daireleri devretmekten kötüniyetle kaçınmıştır. Zira davalı şirket, müvekkilin emeği ve kazandığı hakkı yok sayarak, şu sıralar işi başka bir taşerona vermeye çalışmakta, buna ilişkin müteahhitlere projeye ilişkin mesajlar göndermektedir (EK-11). Böylece davalı şirketin gerçek amacının, işin bir kısmını müvekkile tamamlatıp, daha sonrasında müvekkili by-pass ederek kalan kısmını başkasına tamamlatmak olduğu açıkça anlaşılmaktadır.Müvekkil işi, sözleşmede kararlaştırılan iş programına uygun ve sözleşme sonucu doğacak edim olan yukarıda bilgilerini belirttiğimiz dairelerin tesliminin haklı olarak beklentisi içerisinde yürütmüştür. Dolayısıyla bu haklı beklentiye dayalı olarak da çeşitli masraflar yapmıştır. Ancak davalı, kötüniyetli olarak sözleşmedeki edimlerini ifa etmeyerek müvekkili ciddi zararlara uğratmıştır. Müvekkilin uğradığı zararlar öncelikle aşağıda maddeler halinde, daha sonrasında ise tablo halinde belirtilmiştir.Müvekkil tarafça;Kule vinç kiralama bedeli olarak --- ödemesi yeterliyken, işin gecikmesi sebebiyle--- bedele katlanmak zorunda kalınmıştır ------- gideri olarak -----ödeme yapması gerekirken, işin gecikmesi sebebiyle ----- ödeme yapılmıştır (Bilahare sunulacaktır).Teknik personel gideri için toplamda---- yeterli olacak iken, işin gecikmesi sebebiyle ---- ödeme yapmak zorunda kalınmıştır --- Gecikme olmasaydı, iş güvenliği için --- yeterli olacak iken ---iş güvenliği gideri ödenmiştir ----İşçi, personel ve araçlar için yaklaşık ---- yemek/ yakıt gideri ödenmiştir----Oto park için 1.500 m² kalıp yapılmış, ancak davalı şirket, getirmesi gereken demiri getirmediği için, kalıp 5 ay boşta kalmış ve yaklaşık 700.000,00 TL değerinde kalıp malzemesi kullanılamaz hale gelmiştir. Detaylandırmak gerekirse, beton dökmek için hazırlanan kalıplarda, taban, duvar ve yer kaplamalarında kullanılan --- malzemesinin, sözleşmenin yapıldığı tarihte tanesi ----- iken bugün 1.000,00 TL'dir.Sözleşme gereği müvekkilin davalı şirketten yapacağı işin karşılığı olarak devralacağı ------- bedel biçilen daireler davalı şirketçe devredilmemiştir. Bunun yanında davalı şirket, müvekkilin nakit hakedişlerini de ödememiştir. Müvekkilin iki aylık hakedişi bile, toplam hakediş tutarının ----- bulacağını açıkça göstermekte olup, davalı şirket, edimlerini yerine getirmeyerek müvekkili işbu dairelerden ve bu dairelerin değerinden mahrum bırakmıştır. Dairelerin güncel değeri ---- civarındadır. Yani, müvekkile verilmesi kararlaştırılan daireler verilmediğinden dolayı, müvekkilin daire değer artışından elde edilecek kazanç kaybı 3.400.000,00TL'dir. Bu değerler tahmini olup, net değerler bilirkişi tarafından tanzim edilecek raporla yargılama sırasında tespit edilecektir.Yapılan sözleşme gereği 70.000 m² iş yapılacağı kararlaştırıldığından, bu iş için gerekli 15 tır kereste inşaat sahasından 2 katı maliyetle (taşıma, nakliye, indirme, bindirme demir yığını, iskelelerin inşaat alanından tekrar götürülmek zorunda kalınması) tekrar geri taşınmıştır. Bu nedenle müvekkilin uğramış olduğu zararı asgari ----Şayet müvekkil, davalı ile sözleşme yapıp burada beklemek zorunda kalmasaydı, aynı nitelikte veya daha nitelikli bir veya birden fazla iş alma imkanı olacakken bu işten ve yaşanan sorunlardan dolayı yeni iş/işler alamamıştır. Ayrıca bu işin kendisine iyi bir referans olacağını beklerken, yaşanan olumsuz durumdan kaynaklı bırakın bu beklentiyi, aksine kötü referans olmuş ve yeni iş almasına engel olduğu gibi inşaat sektöründe de itibar kaybına neden olmuştur. Kaçırılan iş fırsatlarından dolayı müvekkil firmanın kâr kaybı asgari 2.000.000,00 TL'dir.------------- SAYILI KARARINDA: "§ 71. Enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi, Hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının sabit yasal ve temerrüt faiz oranlarının çok üstünde gerçekleşmesi; borçlunun yararlanması, alacaklının ise zarara uğraması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle borçlu borcunu süresinde ödememekte, yargı yoluna başvurulduğunda da yargı süresini uzatma gayreti göstermekte; böylece yargı mercilerindeki dava ve takipler çoğalmakta, yargıya güven azalmakta, kendiliğinden hak almak düşüncesi yaygınlaşarak kamu düzeni bozulmakta, kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır ------denilmiştir. ------------- İLAMINDA ÖZETLE: “...Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir...” denilmiştir.Netice itibariyle, davalı------- yanlış çalışma sistemi, kendi ortaklıkları arasındaki yaşanan sorunları inşaat sahasına yansıtması, tedarik etmesi gereken demir, beton gibi malzemeleri zamanında tedarik etmemesi, ve böylece edimlerini kötü ifa etmesi ile hiç ifa etmemesi nedenleriyle müvekkil ------- bitirebilmiştir. Dolayısıyla davalı şirket, işin uzamasına sebep olarak müvekkilin, alacağının temerrüt faizini çok daha fazla aşacak şekilde toplam 9.339.000,00TL aşkın (munzam) zarar etmesine sebep olmuştur (TBK m. 122).Yukarıda belirtilen zarar kalemleri, temerrüt faizi ile giderilemeyecek tutarda olup, ortada aşkın zarar mevcuttur. Zarar kalemleri tablo halinde aşağıda belirtilmiş olup, yargılama sırasında sunacağımız delillerle ve yapılacak işlemlerle bu tutarlar daha da netleşecektir. ............... 4- DAVANIN HACMİNİN BÜYÜK OLMASI VE BİRDEN FAZLA UZMANLIK ALANINA TEMAS ETMESİ SEBEBİYLE İNŞAAT MÜHENDİSİ, SMMM VE MİMARDAN OLUŞAN BİLİRKİŞİ HEYETİNCE DOSYANIN İNCELENMESİ GEREKMEKTEDİR. Davalı iş sahibinin, hak ediş ödemelerini yapmaması, geciktirmesi, hakedişleri zamanında sözleşme şartlarına uygun bir şekilde ödememesi nedenleriyle, müvekkil firma ciddi zarara uğramıştır. Bu zarar temerrüt faizini aşan, aşkın bir zarardır. Bu nedenle de mahkemece atanacak İnşaat Mühendisi, SMMM ve Mimar'dan oluşan bilirkişi heyetinin işin yapıldığı yerde keşifte bulunarak, işbu dilekçemizde belirttiğimiz zarar ve giderlerin aşağıdaki sorulara yanıtları kapsayacak şekilde tespit edilmesini talep etmekteyiz.Yüklenici tarafından sözleşme fiyatlarıyla ne kadarlık iş yapılmıştır?Yüklenici tarafından sözleşme dışı iş yapılmış mıdır? Yapılmışsa tutarı ne kadardır?Hak ediş raporlarının tutarı ne kadardır?Yüklenici tarafından kesilen fatura bedelleri ne kadardır?İş sahibi tarafından yükleniciye ödenmesi gereken bedeller zamanında ödenmiş midir?İş sahibinin ödeme ve teslim almayı geciktirmesi nedeniyle yüklenicinin makine, araç gereç kirası, ekstra yakıt giderleri ve yüklenicinin başka şantiyede iş almasına engel bir durum olmuş mudur? Oluşmuşsa bunun bedeli ne kadardır? İşçi yemek, servis, barınma vs bakımından yüklenicinin zararları ne kadardır?Temerrüt faiz tutarı ne kadar?Ödememeden kaynaklı alacaklının zararları nelerdir?Bilirkişilerin re'sen dikkate alması gereken diğer konulara yanıt verecek denetlenebilir bilirkişi heyeti raporu alınarak uyuşmazlığın aydınlatılmasını talep ediyoruz. 5- SÖZLEŞME KONUSU TAŞINMAZLAR DAVA KONUS UYUŞMAZLIKLA DOĞRUDAN İLGİLİ OLDUĞUNDAN, TAŞINMAZLAR ÜZERİNE,3.KİŞİLERE SATIŞ VE DEVRE ENGEL OLACAK ŞEKİLDE İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINI TALEP EDİYORUZ.Müvekkil şirketin, davalı taraftan yüklü miktarda alacağı mevcuttur. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından/ tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişemiz bulunmaktadır. Ayrıca müvekkilin yaptığı işin karşılığında bedel olarak davalı,----------numaralı iki daireyi vermeyi taahhüt ettiği için, anılan taşınmazlar bizatihi dava konusu uyuşmazlıkla doğrudan ilgili olduğundan taşınmazların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi amacıyla teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulması, davalı şirketin ortaklarından bir kısmının yabancı uyruklu olmasından dolayı yurt dışına gittikleri takdirde müvekkilin bu parayı tahsil imkanı olmayacağından ve davalı firmanın dava konusu projeyi devretmek için piyasada görüşmeler yaptığı tespit edilmiş olup, müvekkilin telafisi güç ve imkansız zararlarının doğmaması için şirket hesabına ve şirket hisseleri üzerine 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için tedbir konulmasını talep ediyoruz. 6- Yukarıda açıklanan tüm sebeplerle Türk Borçlar Kanunu'nun sözleşmeye aykırılıklara ilişkin hükümleri çerçevesinde; davalı işveren firmanın sözleşmeye aykırı davranışı ve sözleşmenin ihlalinden dolayı, davacı müvekkil firmanın uğradığı zararların saptanması ve gelecek bilirkişi heyeti raporuna göre tekrar belirlemek ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik --------- davalı şirketten ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsil edilerek tarafımıza verilmesi için işbu belirsiz alacak davasını açmak zarureti hasıl olmuştur................

NETİCE-İ TALEP: Yukarıda açıklanan ve Mahkemenizce re'sen nazara alınacak nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla yargılama yapılarak: 1- DAVAMIZIN KABULÜ ile 2- Davalı şirkete yapılan işlerden alacağımız nedeniyle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 TL'nin davalı şirketten ticari temerrüt faiziyle birlikte TAHSİLİNE, 3- Temerrüt faizini aşan zararlar (munzam zarar) nedeniyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik 80.000,00 TL'nin davalı şirketten ticari temerrüt faiziyle birlikte TAHSİLİNE, 4- Davalının ------------ numaralı iki daireyi vermeyi taahhüt ettiği taşınmazlar bizatihi dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olduğundan üçüncü kişilere satış ve devrinin önlenmesi amacıyla teminatsız olarak İHTİYATİ TEDBİR; bu mümkün olmadığı taktirde tapuda "DAVALIDIR" ŞERHİ KONULMASINA, 5- Davalı şirketin ortaklarından bir kısmının yabancı uyruklu olmasından dolayı yurt dışına gittikleri takdirde müvekkilin bu parayı tahsil imkanı olmayacağından ve davalı firmanın dava konusu projeyi devretmek için piyasada görüşmeler yaptığı tespit edilmiş olup, müvekkilin telafisi güç ve imkansız zararlarının doğmaması için ŞİRKET HESABINA VE ŞİRKET HİSSELERİ ÜZERİNE 3. kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için TEDBİR KONULMASINI...''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır. İbraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre ------ ve arabuluculuk numarası ------- numaralı yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların görüşmeye katıldığı ve fakat anlaşma sağlanamadığından ----- tarihli son tutanak düzenlendiği, arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmiş olduğu belirlenmiştir.Tedbir talebi yönünden ----- tarihinde oluşturulan ara karar ile bu ara kararda belirtilen gerekçelere bağlı olarak tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup, ---tarihli ön inceleme duruşmasında alınan 2 nolu ara kararla da ihtiyati tedbir talebi reddedilmiştir.Davalı vekili tarafından ibraz edilen ve duruşmada tekrar edilen ---- tarihli dilekçesinde usulsüz tebligat iddiasında da bulunularak davacı tarafından sözleşmenin fesih edilmediği, sözleşmenin geçerli olduğu, davacının sözleşmeyi fesih etmeden şantiye sahasını terk ettiği, davacının sözleşmeyi ihlal ettiği ileri sürülerek davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.Usulsüz tebligat iddiası yönünden --- tarihli duruşmada yapılan değerlendirmeye bağlı olarak 1 nolu ara karar ile bu ara kararda belirtilen gerekçelere bağlı olarak yerinde görülmeyen bu iddianın reddine karar verilmiştir.

DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ------Tarihli Yüklenici Sözleşmesi,---- Kayıtları, ---Belediye Başkanlığı Kayıtları, Keşif, Fotoğraflar, Tanık, Bilirkişi Raporları, Uzman Raporu, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.

İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, 6098 Sayılı TBK'nin 470 vd. maddeleri gereğince eser sözleşmesinden kaynaklanan aynı yasanın 122 ve 125.maddeleri gereğince tazminat istemlerine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi zorunlu arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin usule ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Burada dosyanın talep artırım işlemi sonrası oluşan değere göre heyete tevdi edildiği ve yargılamanın heyet tarafından sürdürülüp sonuçlandırıldığı da ifade edilmelidir. Davaya esas taraflar arasında düzenlenen sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olup, uyuşmazlığın bu hükümlere göre çözümlenmesi gerekmektedir. 6098 Sayılı TBK'nin 470. maddesinde "Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir." hükmünü; aynı kanunun 471. maddesi "Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.' şeklinde düzenlenmiştir. Aşkın Zarar (Munzam Zarar) : Para borçlarında borçlunun temerrüdünün bir sonucu niteliğindeki munzam (aşkın) zarar TBK. m. 122 (B.K.105) hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fıkrasına göre, "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür"--------------- sayılı kararında da vurgulandığı üzere munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrüdünün hukukî bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabilir. Yukarıda anlatılanlardan anlaşılacağı üzere, alacaklı temerrüt faizini isteme hakkı bakımından avantajlı bir konuma sahiptir. Oysa, aynı durum munzam zararın tazminini isteme hakkı bakımından geçerli değildir. Alacaklı, ancak aşağıda açıklanan şartların bir arada bulunması halinde borçludan munzam zararın tazminini isteyebilir. Munzam zararın tazmininin istenebilmesi için borcun bir para borcu olması gerekir. Zira, munzam zararın istenmesi her türlü borç bakımından değil, sadece para borçları için mümkündür. Para borcunun kaynağı ise önemli değildir; munzam zararın tazmini sadece tüketim ödüncü sözleşmesine münhasır değildir. Meselâ, sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya vekâletsiz işgörmeden doğan para borcunda munzam zararın tazmini söz konusu olabilir. Bunun için her şeyden önce borçlunun temerrüde düşmüş olması gerekir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 112. maddesi hükmünce borç hiç veya gereği gibi ifâ edilmezse borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Yine aynı Kanunun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifâ ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifâdan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. Müspet zarar; sözleşme tam olarak ifâ edilmiş olsa idi alacaklının malvarlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla; sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifâ edilmemesinden doğan zarardır. Örneğin, kira geliri kaybı, geciken ifâ sebebiyle ifâya bağlı ceza, seçimlik ceza, eksik işler bedeli, kâr kaybı müspet zarar kapsamındaki alacakları oluşturmaktadır. Menfi zarar ise; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Bu husus 6098 sayılı TBK'nın 125/son maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Menfi zarara, dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça seçimlik haklar arasında bulunan müspet ve menfi zararın birlikte istenmesi mümkün değildir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama ışığında somut olaya bakıldığında; davanın tarafları olan şirketler arasında ---- tarihinde ------ taşınmaz üzerine yapılacak olan inşaatın kalıp ve demir işçilikleri ile işveren tarafından temin edilecek betonun dökülmesi konusunda sözleşme imzalandığı dosyaya mübrez sözleşme başta olmak üzere yapılan keşif, tanık ve taraf beyanları ile sabittir. Mahkememizce davalı şirket tarafından süresinde cevap dilekçesi verilmediğinden HMK'nin 128.maddesi gereğince iddianın inkar edildiği kabul edilerek davacı vekili tarafından gösterilen deliller ve uyuşmazlığın niteliği gereği tüm deliller toplanmış ve getirtilmesi gereken bilgi ve belgeler dosyaya kazandırılmıştır. Buna göre ön inceleme duruşmasının icra edilmesine müteakip 6100 sayılı HMK'nin 288 vd maddeleri gereğince keşif yapılmasına karar verilerek aynı yasanın 266 vd maddeleri gereğince özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi heyeti refakate alınarak keşif icra edilmiş, keşif sırasında mahallinde davacı tarafın göstermiş olduğu tanıklar da dinlenmiştir. Bilirkişiler Mimar ----, inşaat Mühendisi ---- Nitelikli hesaplamalar uzmanı------ tarafından düzenlenen --------tarihli raporda hakediş bedeli hesabı yapılmış, nakliye bedeli belirlenmiş ve diğer taleplerin uzmanlık alanı dışında kaldığına yönelik uyuşmazlığı çözmeye yaramayan yetersiz bir rapor verildiği müşahede edilmiştir. Bunun üzerine farklı bir heyet oluşturularak rapor alınmasına karar verilmek zorunda kalınmış ve bu kapsamda görevden çekilmeler sorucunda Mimar --- inşaat Mühendisi ----- SMMM, ---- Nitelikli Hesaplamalar uzmanı ------- tarafından bila tarihli rapor ibraz edilmiştir. Ne var ki vaki itirazlar da gözetildiğinde anılan raporun da hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bunun üzerine farklı bir bilirkişi heyetinden üçüncü bir rapor alınmasına yönelik ara kararlar oluşturulmuştur. Buna göre Mimar ------ inşaat mühendisi ----- ve nitelikli hesaplamalar uzmanı --- tarafından düzenlen ----- tarihli rapor ibraz edilmiştir. Bu raporda taraf vekillerine tebliğ edilerek vaki beyan ve itirazlar değerlendirilmiştir. Mahkememizce bu kapsamda yapılan incelemede taraflar arasındaki sözleşme, yapılan keşif ve gözlem, tanık beyanları ve davalının aşamalardaki beyan ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde somut olayda davalının temerrütünün gerçekleştiği, davalının içinde bulunduğu durum ve tutuma göre süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşıldığı, bana göre davacının TBK'nin 125.maddesi gereğince haklarını kullanabileceği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Davacı vekili tarafından dava belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğinden talep artırılmış ve harcın tamamlandığı görülmüştür. Bu hale göre öncelikle somut olayda TBK'nin 122.maddesi gereğince aşkın zararın (munzam zarar) uygulama yeri ve şartları bulunmadığından işbu talebin doğrudan doğruya reddine karar verilmiştir. Ancak dava dilekçesi içeriğindeki anlatım ve açıklamalara göre davacının dava dilekçesindeki ilk talebinin tamamını kapsadığı ve bilirkişi heyeti raporunda tüm taleplerin açıklanıp olaya uygun bulunan bir kısmının maddi karşılığının hesaplandığı anlaşılmıştır. Böylece somut olayda sözleşmenin ifası halinde---- giderlerinin davacıya ait olacağının kabul edilmesi gerektiği, sözleşmenin davalının temerrütü nedeniyle uygulanmadığı kabul edildiğine göre ifa edilen iş bedeli, kule vinç kiralama, ----- gideri ve bartere konu edilen taşınmazların değer artış bedelinden davalının sorumlu tutulması gerektiği, menfi ve müspet zararların aynı anda istenemeyeceği tespit ve tayin edilmiştir.------ Davacı vekili tarafından işbu dava 6100 Sayılı HMK'nin 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığından üçüncü bilirkişi heyeti raporuna göre hesaplanan talepler yönünden talebin arttırıldığına ve harcın tamamlandığına müşahede edilmiştir. (HMK,107/2) Binaenaleyh, davacının davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TBK,112, 123, 124,125 ve 470 vd. maddeleri gereğince TMK, 6 ve HMK, 190. maddeleri göre benimsenen üçüncü bilirkişi raporu da gözetildiğinde esastan kısmen ispat ettiği ve bir kısım talepleri yönünden davasında haklı olduğu sonuç ve kanaatiyle; vaki talep artırım işlem ve iradesi, tarafların tacir sıfatına göre avans faizi uygulanmasının da mümkün olduğu anlaşılmakla sonuçta munzam zarara ilişkin davanın reddine, munzam zarara ilişkin talep kalemi dışında kalan diğer talepler yönünden talebi arttırılan davanın kabulüyle toplam ----- dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. ----6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluğun belirlenmesinde ise aynı yasanın 326 ve 327. maddeleri birlikte değerlendirilmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlığın niteliği, yargılama sürecine göre davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiği anlaşılmakla dürüstlük kuralı gereği asıl kalemler yönünden davacının haklı çıkması, bütün yargılama giderlerinin tüm talepler yönünden ortak yapılmış olması karşısında esastan reddedilen miktar yönünden Avukatlık Kanunundaki özel hükümde değerlendirilerek hesap ve takdir edilen karşı vekalet ücreti dışındaki davacı tarafından yapılan genel tüm yargılama giderlerinden davalı şirket sorumlu tutulmuştur. Bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi---- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; A) Munzam zarara ilişkin dava yönünden: Davanın reddine, B) Munzam zarara İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde-------- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.in talep kalemi dışında kalan diğer talepler yönünden: Talebi arttırılan davanın kabulüyle toplam 5.057.880,53 TL'nin 01/05/2022 dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C) Yargılama giderleri yönünden: 1-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken 345.503,82 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.707,65 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 85.000,00 TL harcın mahsubuyla bakiye 258.796,17 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 2-)Arabuluculuk Kanunun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-)Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.707,75 TL peşin harç, 85.000,00 TL tamamlama harcı ve 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 86.849,25 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Davacı tarafından yapılan 492,00 TL posta ücreti ve 37.000,00 TL bilirkişi ücreti, 500,00 TL keşif yol masrafı, 1.274,90 TL keşif harcı olmak üzere toplam 39.266,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. madde 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 670.366,86 TL nispi vekalet ücretinın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. madde 13/1maddesi uyarınca reddedilen miktarlar üzerinden hesap ve takdir edilen 45,000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-)Davalı tarafından vekille temsil dışında (HMK'nin 323/1/ğ) yapılmış başka bir yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına D)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avanslarının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına ) İlişkin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı aleni olarak yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/315, K. 2026/153, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-315-e-2026-153-k-ca79db1934ad