İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/78 E. 2026/182 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/78
Karar No
2026/182
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/78 KARAR NO : 2026/182

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 01/02/2022 KARAR TARİHİ : 13/03/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 30.12.2019 tarihinde " çelik tüp - çelik boru" satışı hususunda anlaşmaya vardığını, ürünlerin bedeline ilişkin toplam miktarın %30'u anlaşma sırasında ödeneceği geri kalan %70'lik kısmın ise ürünlerin tesliminin akabinde ödeneceği ve teslimatın en geç 20 gün içerisinde gerçekleştirileceği şeklinde anlaşma şartları çerçevesinde mutabakata varıldığını, ürünlerin %30'luk kısmına tekabül eden miktar açısından davalı yan tarafından müvekkil şirket adına proforma fatura hazırlandığını, hazırlanan iş bu fatura çerçevesinde müvekkil şirket tarafından davalı yana 10.950,00- Euro ödeme yapıldığını, davalı yan müvekkil şirkete sözleşmeye konu ürünlerin uhdelerinde hazır şekilde bulunduğunu ancak ürünlerin teslimatını gerçekleştirmek için sözleşmeye konu ödemenin tamamının müvekkil şirketçe gerçekleştirilmesi gerektiğinin belirtildiğinin, müvekkil şirket de işbu sözleşmeye konu ürünlere duyduğu ihtiyaçtan dolayı sözleşme bedelinin %70'lik kısmına tekabül eden 25.550,00- Euro'yu davalı yana gönderdiğini, müvekkil şirketin her iki tarafa da borç yükleyen alım-satım sözleşmesi gereği uhdesinde yer alan borçları henüz muaccel olmadan yerine getirmiş olmasına rağmen 30 Nisan 2020 tarihine kadar müvekkili lehine hiçbir teslimat gerçekleşmediğini, 30 nisan 2020 tarihli teslimatta da hem nicelik hem nitelik açısından tarafların anlaştığı ürünlerden farklı ürünler ile teslimat gerçekleştirildiğini, 20 Kasım 2020 tarihinde teslimatı yapılmayan ürünler adı altında davalı yanca müvekkil şirkete yapılan teslimatta da teslim edilen ürünlerin özel ölçümler sonucunda müvekkil şirket tarafından sipariş edilen ürünler olmadığı görüldüğü, müvekkil şirket 02.07.2021 tarihinde davalı yana "..eksiksiz olarak ödenen ürünlerin, kalan kısmının müvekkile gönderilmesi veya gönderilmeyen kısım için ödenen 26,792,60- Euro'nun işlemiş faiziyle birlikte müvekkile iadesi" talepli ... 31. Noterliği'nce ... yevmiye numarasıyla düzenlenen ihtarnameyi gönderdiğini, davalı yan tarafından borca ilişkin herhangi bir girişim olmadığı görüldüğünden icra takibinin başlatıldığını ancak tarafımızca işbu ticari ilişki kapsamında oluşan borca ilişkin ... 27. İcra Müdürlüğü'nde açılan takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ve bu itiraz akabinde takibin durdurulduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazı iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket yabancı tüzel kişi olduğundan teminat göstermek zorunda olduğunu, takip dosyasına yatırılan bir teminat bulunmadığını, teminattan muaf olunduğuna dair bir mahkeme kararı da mevcut olmadığını, teminat gösterme yükümlülüğü icra takibinin ön koşulu olup, söz konusu yükümlülük yerine getirilmeksizin, icra takip işlemlerine devam edilmesi mümkün olmadığını, hal böyleyken, davacı tarafından açılan ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takip dosyası usule ve hukuka uygun bir şekilde açılmadığını, davacı tarafından başlatılan söz konusu ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı icra takibinin konusu yabancı para alacağına ilişkin olup, yabancı para alacaklarında takip başlatılırken İİK m. 58/3 gereğince hem takip talebinde hem de ödeme emrinde yabancı para alacağının TL cinsinden karşılığı gösterilsi gerektiği, ilgili icra takip dosyasında yer alan ödeme emri ve takip talebi incelendiğinde de görüleceği üzere takibe konu edilen tutar EURO cinsinden yazılmış olup, TL karşılığı ve hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği bilgileri takip talebi ve ödeme emrinde mevcut olmadığını, hal böyleyken, usulüne ve kanuni düzenlemelere uygun olarak açılmış bir icra takibinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle de işbu davanın reddi gerektiğini, söz konusu takip dosyasında yer alan takip talebi ve ödeme emri incelendiğinde; söz konusu bu talepten, istenen faiz türü, oranı, miktarı ve başlangıç tarihi gibi hususlar anlaşılmamakta olup, faiz oranı kısmı da alacaklı tarafından boş bırakıldığını, hay böyleyken, usulüne ve kanuni düzenlemelere uygun olarak açılmış bir icra takibinden bahsedilmesi mümkün olmadığını, şartlarından olup, mahkemece resen dikkate alınacak bir husus olup, dava şartı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık konusunu oluşturan alım-satım kapsamında, müvekkil şirket tarafından ....'ye satılan ürünlerin beilrtilen tarihte teslim edilememesinin sebebi, 2020 yılının ilk aylarında, Sayın Mahkemenizce de bilindiği üzere Covid-19 salgınının ortaya çıkması ve hem ülkemiz hem de dünya çapında pandemi ilan edilmesi olduğu, söz konusu ürünlerin süresinde teslim edilememesi bir mücbir nedene dayanmadığını, söz konusu ürünlerin geç de olsa teslimi hususunda anlaşma sağlanmış ve müvekkilin elinde olmayan ve mücbir nedenlerden dolayı aksayan lojistik sorunun çözülmesi ile beraber müvekkil şirket tarafından ürünler davacı şirkete, deniz yoluyla gönderildiği, davacı yan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde yer alan seçimlik hakkını kullanarak, söz konusu ürünlerin teslimini talep etmek suretiyle borcun aynen ifasını istediğini, işbu davada davacının taraflar arasındaki anlaşmadan döndüğünü ve vazgeçtiğini beyan ederek bedel iadesi talep etmekte olması hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğinden, söz konusu taleplerin reddi gerektiği, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun bir şekilde, hem nitelik hem de nicelik yönünden gereği gibi, eksiksiz ve tam bir halde gönderilmiş ve davacı şirket tarafından ilgili ürünlerin teslim alındığını, bilindiği üzere yurtdışına gönderilen ürünlerin Türkiye'deki gümrük kontrolünden ve gönderilen ülkede bulunan gümrük kontrolünden geçebilmesi için, zaten söz konusu ürünlerin taahhüt edilen nitelik ve niceliklere sahip olması gerekmekte olup, aksi bir durum söz konusu olduğunda gümrükten geçiş mümkün olmadığını, bu nedenle davacı tarafından ileri sürülen iddiaların tarafımızca kabulü kesinlikle mümkün olmadığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre, ürünlerin gönderilmesi hususunda nakliyat davacı şirkete ait olup, müvekkil şirket sadece malın gönderiminden sorumlu olduğunu, dava dilekçesinde ayıptan doğan sorumluluk hükümlerine dayanarak, "ifası gerçekleşmeyen 26.792,60 Euro tutarındaki bedele karşılık gelen kısım için" icra takibi açıldığı beyan edildiğini, talep edilen alacak miktarının neye göre ve nasıl hesaplandığı ve tespit edildiği belirtilmemiş olup, söz konusu bedelin iadesi hususunda ve ayıbın varlığı hususunda davacı tarafından dosyaya sunulan ispata elverişli hiçbir delil bulunmadığını, davacı tarafından somut olayda mevcut olduğu iddia olunan "açık ayıp" hakkında kanunda yazılı olan şekilde ve yine kanunda yazılı olan sürede yapılmış bulunan bir ihbar bulunmadığından, davacının ayıba bağlı hakları da ortadan kalktığından davanın reddi gerektiğini belirterek; davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle usulden ve esastan reddine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, proforma fatura, ödeme dekontları, ihtarname, Adalet Bakanlığı yazışma evrakları, ... 27. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya Uyap mündericatı, arabuluculuk son tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı... Dava konusu ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyası icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasındaki ticari alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla davacı - alacaklı tarafından, davalı - borçlu aleyhine 26.792,60 Eura alacak üzerinden 12.10.2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı -borçluya 30.10.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı -borçlunun da 25.10.2021 tarihinde, borca, faize ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, davalı şirkete ait BA/BS formları celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı vekili tarafından 26/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; Islah ile davamız itirazın iptali davasında alacak davasına çevrildiğinden 26.792,60 Euro'nun bu mevduat cinsine ödenen en yüksek faizle birlikle müvekkillere ödenmesine karar verilmesi talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce mali müşavir bilirkişi Serdar Şahin'den alınan 12.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davalı ...Limited Şirketi tarafından Davacı ... adına düzenlenen 06/01/2020 tarihli satış faturasının (Invoice) 35.781,80 Euro olarak düzenlendiği, Davalı firma tarafından İhracat işlemleri için düzenlenen satış faturasında Davacı firma tarafından 02/01/2020 tarihinde 10.950,00 Euro ön ödemenin yapıldığı, fatura üzerindeki ödemesi yapılacak 24.831,80 Euro bakiyenin, Davacı firma tarafından, Davalı firma hesabına 14/01/2020 tarihinde ödemesinin yapıldığı ve yapılan bu ödeme ile fatura bakiyesinin kapatılarak cari hesabın sıfırlandığı, Davacı firma ile Davalı firmanın birbirlerine karşı cari hesap alacağının bulunmadığı, Davacı firma tarafından İcra Takibine konu ettiği 26.792,62 Euro alacağın cari hesap alacağına dayanmayan Fiili ödeme karşılığı Eksik alınan ve tamamlanmayan hizmetin karşılığı olarak talep edildiği" şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Mahkememizce, dava taraftan davalı tarafından kendisine teslim edilen hatalı ürünlerin iadesinin yapılıp yapılmadığı, buna ilişkin kayıtlar ile ürünlerin sayı ve niteliklerinin açıkça belirtilmesi ve ellerinde bulunması halinde bulunduğu yer hakkında beyanda bulunulması istenilmiş olup, davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesine müteakiben konuda uzman malzeme mühendisi bilirkişi eliyle inceleme yaptırılmasına karar verilmiş ve Mahkememizce Metalurji ve Malzeme Yüksek Mühendisi ...'dan alınan 20.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Dosya incelendiğinde ; davanın fatura üzerinden ilerlediği görülmüş, iki firmanın bu alım-satım gerçekleştirirken dosya içinde malların eksik olduğuna dair bir yazılı beyan itirazı (sadece e-mail olarak bildiri hususunda sevk irsaliyesi/ almamaktadır; emtia da ayıplı ürün varsa bununla ilgili de ayıp rastlanmadığı; lmış) ve yine hangi malların yurt dışına gönderildiği hususunda sevk irsaliyesi / gümrük belgeleri dosya içerisinde yer almamaktadır; emtia da ayıplı ürün varsa bununla ilgili de ayıp ihbarı ile bir bilgiye rastlanılmadığı; davacının beyanı doğrultusunda eksik ürünler faturadaki emtia kalemlerinden çıkarıldığında yukarıdaki tabloda da detaylı olarak görüldüğü gil 52 kg emtia ve 26.911,40 Euro emtianın davacıya teslim edilmediği" şeklinde rapor ibraz edilmiştir. GEREKÇE : Dava; Taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi uyarınca teslimi gerçekleşmeyen mallara ilişkin ödenen bedelin iadesi istemine ilişkin alacak davasıdır. Taraflar arasında 30/12/2019 tarihli anlaşma uyarınca teslime konu malların eksik ve ayıplı teslimi nedeni ile davacı tarafından fazla ödenen bedelin iadesi istemli açılan davada; Davacının iddiasının davalının dava konusu malları zamanında tam ve eksiksiz olarak teslim etmediği, söz konusu malların bedellinin davalının talebi üzerine tamamının ödendiği, teslime ilişkin anlaşma tarihinin üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen davalının malları teslim etmediği, teslimi gerçekleşen bir kısım ürünlerin ise anlaşma konusu ürünler olmadığı, davalının sözleşme gereklerini yerine getirmemesi nedeni ile sebepsiz olarak zenginleştiği ve fazla ödenen bedelin iadesinin gerektiği şeklinde olduğu, Davalının savunmasının ise, davacının yabancı olması nedeni ile teminat yatırma zorunluluğunun bulunduğu, takip talebinde yabancı paranın TL cinsi karşılığının gösterilmemesi nedeni ile takibin usulsüz olduğu, takip talebinde faiz ve ferilerine ilişkin açıklamanın bulunmadığı, takip talebinde dayanak olarak gösterilmeyen hususlara dava dilekçesinde dayanılamayacağı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığı, zamanaşımının oluştuğu, teslime konu malların mücbir sebep nedeni ile zamanında teslim edilemediği, ürünler tam ve eksiksiz olarak gönderildiği, ürünlerinin teslimine ilişkin nakliyat hususunun davacının sorumluluğunda bulunduğu, iadenin hangi gerekçe ile talep edildiğinin anlaşılmadığı, ayıp nedeni ile iadenin şartlarının oluşmadığı ve ihbar şartının davacı tarafından yerine getirilemediği şeklinde olmakla; Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacı tarafın 30.12.2019 tarihli sözleşme uyarınca sipariş ettiği "çelik tüp ve çelik boru" emtiasının davalı tarafından sözleşmeye, fen ve sanat kurallarına uygun, eksiksiz ve süresinde teslim edilip edilmediği, davalının temerrüde düşüp düşmediği ve davacı tarafın ayıp ihbarı ile bedel iadesi taleplerinin hukuki yerindeliği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır. Teminat yatırma zorunluluğu iddiası bakımından yapılan incelemede; Türkiye ile Portekiz Ülkesi arasında Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün... tarihli yazı cevabı uyarınca mütekabiliyetin bulunduğu anlaşılmakla ve davacının teminat yatırmaktan muaf olduğu görülmekle davalının bu kapsamdaki itirazlarına itibar edilmemiştir. Davalının icra takibindeki yabancı para cinsi alacağına yönelik itirazları bakımından yapılan incelemede; Davacının dava dilekçesi ile davalı adına başlatılan yabancı para cinsli icra takibi nedeni ile itirazın iptalini talep ettiği fakat Mahkememize sunduğu 26/02/024 tarihli ıslah dilekçesi ile davayı tam ıslah ederek alacak davasına çevirdiğini beyan etmekle davalının icra takibine yönelik itirazlarının inceleme imkanını kalmadığı anlaşıldığından bu kapsamdaki itirazları incelenmemiştir. Zamanaşımı itirazı bakımından yapılan incelemede; Davacı tarafından ödemenin tamamının 14/01/2020 tarihinde yapıldığı, dava konusu alacak hakkında 12/10/2021 tarihinde takip talebinin düzenlendiği ve davanın ise 01/02/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmakla alacağın 2 ve 10 yıllık süreler içerisinde talep edildiği anlaşılarak davalının zamanaşımı itirazlarına itibar edilmemiştir. Esastan Yapılan İncelemede; Taraflar arasında 30.12.2019 tarihli ticari satım ilişkisi bulunmaktadır. Dosya kapsamındaki proforma faturalar ve banka dekontlarından, davacı yanın üzerine düşen bedel ödeme borcunu 02/01/2020 tarihinde 10.950,00 Euro ve 14/01/2020 tarihinde 24.831,80 Euro olarak (toplam 35.781,80- Euro) sözleşme şartlarına uygun olarak yerine getirdiği anlaşılmaktadır. TBK m. 112 ve devamı maddeleri uyarınca, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Somut olayda, teslimatın 30 Nisan 2020 tarihine kadar tamamlanması kararlaştırılmış olmasına rağmen, bu tarihte tam ve eksiksiz bir ifanın gerçekleşmediği her iki tarafın da kabulündedir. Davalının ... Sebep Savunmasının Değerlendirilmesinde: Davalı taraf, teslimatın gecikmesini Covid-19 pandemisi ve buna bağlı lojistik sorunlara dayandırarak "mücbir sebep" savunmasında bulunmuştur. Ancak, Yargıtay yerleşik içtihatları ve doktrinde kabul edildiği üzere, pandemi olgusu her somut olayda kendiliğinden mücbir sebep teşkil etmez. Borçlunun bu savunmaya dayanabilmesi için; pandeminin borcun ifasını imkansız kıldığını, bu durumun öngörülemez olduğunu ve ifa için gereken tüm özenin gösterildiğini ispat etmesi gerekir. Davalı taraf, ticari defter ve kayıtları ile lojistik süreçlere dair somut belgeleri dosyaya sunamamış, pandeminin spesifik olarak bu sevkiyatı neden ve nasıl imkansız kıldığını illiyet bağı kurarak ispat edememiştir. Bu nedenle, davalının mücbir sebep savunmasına itibar edilmemiş ve gecikmede kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafından dava konusu malların bir kısmının hiç teslim edilmediği, bir kısmının ise "ayıplı" (nitelik ve nicelik yönünden sözleşmeye aykırı) olduğu iddia edilmiştir. Davalı yan, TTK m. 23/c uyarınca süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını savunmuşsa da; dosyadaki 02.07.2021 tarihli noter ihtarnamesi ve taraflar arasındaki e-posta yazışmaları incelendiğinde, davacının teslim almadığı veya ayıplı olduğunu tespit ettiği ürünler için davalıyı sürekli olarak haberdar ettiği ve ifa talebinde bulunduğu görülmektedir. Daha da önemlisi, teslim edilen malların niteliği (çelik boru ve tüplerin teknik özellikleri) göz önüne alındığında, söz konusu ayıpların basit bir gözden geçirme ile anlaşılamayacağı, kullanıma başlandığında veya teknik incelemede ortaya çıktığı sabittir. Ayrıca davacı tarafından dosyamıza sunulan 24/02/2025 tarihli ürün listesi ile davalı tarafından kesilen fatura incelendiğinde davalının ürünleri eksik olarak teslim ettiği davacı tarafından ispatlanmıştır. TBK m. 223 uyarınca alıcı, devraldığı malı imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve bir ayıp gördüğünde satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Somut olayda davacı yanın, malların eksik ve kusurlu olduğunu tespit ettikten sonra davalı ile iletişime geçerek bu durumu bildirdiği de anlaşılmaktadır. HMK m. 190 uyarınca "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." Ticari satımda malın usulüne uygun teslim edildiğini ispat yükü satıcı üzerindedir. Davalı taraf, malları tam, eksiksiz ve ayıpsız olarak davacıya veya davacının talimatıyla nakliyeciye teslim ettiğini ispatlayacak sevk irsaliyesi, teslim tesellüm tutanağı veya gümrük kayıtları gibi somut delilleri dosyaya sunamamıştır. Davalı her ne kadar teslimatın deniz yoluyla ve gümrük kontrolünden geçerek yapıldığını beyan etmişse de; hangi tarihte, hangi konteyner numarası ile ne miktar ürünün yola çıktığına dair konşimento veya gümrük beyannamesi sunulmadığı anlaşılmakla davalının ispat yükünü yerine getiremediğini görülmüştür. TBK m. 125 uyarınca, borçlunun temerrüdü halinde alacaklı, her zaman borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Davacı yan, defalarca yapılan uyarılara rağmen borcun gereği gibi ifa edilmemesi üzerine sözleşmeden dönme iradesini ortaya koymuş ve ödediği bedelin iadesini talep etmiştir. Davalının ispat yükünü yerine getirememesi ve teslimatın ayıplı/eksik olması karşısında, davacının telim edilmeyen mallara ilişkin ödediği 26.792,60- Euro bedelin iadesini talep etmesinin yerinde olduğu ve dosyamız arasına alının teknik bilirkişi tarafından düzenlenilen 20/05/2024 tarihli rapor uyarınca davacının talep edebileceği miktarın 26.911,40 Euro olduğu bildirilmekle taleple bağlılık ilkesi uyarınca davacının talep ettiği alacak miktarı üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Davanın KABULÜNE, Söz konusu sözleşme kapsamında eksik teslim edilen malların karşılığı olan 26.792,60 Euro bedelin ıslah tarihi olan 26/02/2024 tarihinden ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanuna 14.11.1990 tarihli 3678 sayılı kanunun 30. Maddesi gereğince eklenen 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarınca 1 yıl vadeli döviz mevduatına uygulanan en yüksek faiz oranı üzerinden hesaplanacak faiz uygulanarak davalıdan alınarak DAVACIYA ÖDENMESİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 61.781,23- TL karar ve ilam harcının peşin alınan 5.528,81- TL ile ıslah ile yatırılan 8.950,67-TL olmak üzere toplam 14.479,48- TL harçtan mahsubu ile bakiye eksik kalan 47.301,75- TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan 14.479,48-TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 80,70 TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 9.696,50-TL olmak üzere toplam 10.311,90-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 141.663,66 -TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13.03.2026

KATİP e-imzalıdır

HAKİM e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/78, K. 2026/182, T. 13.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-78-e-2026-182-k-49e832265be8