İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/149 E. 2025/260 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/149
- Karar No
- 2025/260
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/149 KARAR NO : 2025/260
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/03/2022 KARAR TARİHİ : 11/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen ticari ilişki nedeniyle muhtelif fatura, irsaliye, davalı müşteriye ait hesap dökümü ve ticari kayıtlardan dolayı davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla davacı/alacaklıya takipteki tutar kadar borcunun bulunduğu, söz konusu borç ödenmediği için T.C. ------ İcra Müdürlüğünün ----sayılı dosyasıyla davalı/borçlu hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı, icra takibinin içeriğinde 208.705,31 TL asıl alacak ve 6.608,52 TL işlemiş avans faizi taleplerinin bulunduğunu, davalı borçlunun, 24.09.2021 tarihli ---- yevmiye no.lu-----. Noterliğinden gönderilen ihtarnameyle temerrüde düşürülmüş olup borçlu/davalı söz konusu borcu ödemediği için temerrüt tarihinden takip tarihine kadar avans faizi talep edildiğini davalının takibe itiraz ettiğini takibin durduğunu, davalıya düzenlenen tüm faturalar borçluya tebliğ/teslim edilmiş olup borçlunun faturalara yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazı olmadığı, borçlunun faturalara itiraz etmemiş olması borçlunun artık faturaların içeriğini kabul ettiği anlamına geldiği, davalı borçlu 8 günlük yasal süresi içerisinde faturanın içeriğine itiraz etmediğinden, fatura içeriğinden sayılan bedel kesinleşmiş sayılacağı, ayrıca irsaliyeler, muhasebe kayıtları, ticari defterler ile davalı/borçlunun muhasebe nezdindeki hesap ekstrelerinden ve ilgili vergi dairelerine beyan edilmiş olan ve taraflara ait BA BS formlarından davalının borçlu olduğu ispatlanacağı, bu durum hem davacının hem de davalı/borçlunun defterleri ve muhasebe kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile de ortaya çıkacağı, davalı borçlu her ne kadar itirazında fatura konusu ürünlerin kalite sorunu olduğu ve ayıplı olduğu yönünde iddialarda bulunmuş ise de bu konuda herhangi bir yasal ve üzerinde taraflarca ittifak edilmiş teknik inceleme, rapor ve/veya resmi bir merciden alınmış herhangi bir kararı veya tespitinin bulunmadığı, davalı borçlunun takibe itirazında bahsetmiş olduğu "ürünlerin kalite sorunu ve ayıplı olması iddiası", davacının kesinleşmiş faturalı alacağı karşısında yasaya ve hukuka aykırı olduğu, diğer yandan gerek müvekkil şirkete gönderilen ihtarnamede gerek ise icra takibindeki itiraz dilekçesinde alacağımıza karşılık borcunu kabul etmek suretiyle “takas” beyanında bulunan davalı/borçlu, mevcut borcuna karşılık hukuki ve yasal koşulları oluşmayan salt "Takas" /defini/itirazını ileri sürerek müvekkil şirket alacağını zaten kabul etmiş ve kayıtlarına işlemiş olduğunu tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında boya tedarikine yönelik hukuki ilişki bulunduğu, bu hukuki ilişkinin şifahi olarak kurulan satış sözleşmesine dayandığı, bu çerçevede davacı tarafından davalı şirkete boya tedarik edildiği ve bu boyaların, davalı şirketin başka bir hukuki ilişkisinin bulunduğu -----için üretilen ürünlerde (şase) kullanıldığı, ancak -----, davalı şirkete, astarın kalktığı yönünde şikâyetler ulaştırdığı ve bu sorunun, davalı şirket tarafından davacı şirkete iletildiği, bunun üzerine davacı şirketten gelen teknik ekip ile görüşmeler yapıldığı ve bu görüşmeler sonucunda ürünün geliştirilmesinde mutabık kalındığı, ardından ---- tarafından yeni astar geliştirildiği, davalı nezaretinde test çalışmalarına başlandığı; testlerin sonucunda ---- üretilen ürünlerde kullanılan astardaki astar (primer) kalkmasının %8,33 olduğu ve (davacı şirket tarafından geliştirilen) yeni astardaki astar kalkmasının ise hiç bulunmadığı (%0) sonucuna varıldığı, yeni astarın ----- da gönderildiği, ----- onayı üzerine ----- için üretilen şaseler yeni astar ile boyanmaya başlandığı; sonuç olarak, davalı ile davacı şirketin mutabakatı üzerine ayıplı olan astar yerine yeni astarın kullanılmasına karar verildiği; tüm bu sürecin, şikâyet bildirimleri, e-posta yazışmaları, toplantı tutanakları ve sunum dosyaları ile sabit olduğu; davacı tarafından davalı şirkete tedarik edilen ilk boyaların ayıplı olduğu, bizzat davacı şirket ile davalı şirket tarafından yürütülen testlerin sonuçları ile ortaya konduğu, bu sebeple, davacı tarafından yeni astar geliştirildiği ve yeni astarların tedarik edildiği; TBK m. 219/f. I'de ayıptan sorumluluğunun şartlarının düzenlendiği; somut olayda ayıptan sorumluluğun tüm şartlarının gerçekleştiğinde tereddüt bulunmadığı, zira satıcının ayıbı kabulü, borcun ikrarı niteliğinde olduğu, davacı şirketin ayıbı kabul ettiğinin e-posta yazışmaları ile sabit olduğu, davacı şirketin ilamsız icra takibine konu ettiği miktarın 208.705,31TL” olduğu, davalı şirketin davacı şirkete olan borcunun ve davacı şirketin davalı şirkete olan borcunun her ikisi de para borcu olduğundan ve her iki borç da muaccel hâle geldiğinden davalı şirketin borcunun sona erdirilmesi amacıyla TBK m. 139/1. TI hükmüne göre takas beyanının ileri sürülebileceği; tarafça ---- Noterliği'nden edilen 07.09.2021 tarihli ihtarnamede takasın ileri 21.321 Euro'nun, TL. karşılığının 210.719,707TL olduğu, davalı şirketin borcu olan 208.703,83TL. için takas beyanının ileri sürüldüğü, takas beyanının ulaşması (ihtarnamenin tebliği) ile birlikte her iki borç, az olan miktarda, takasın koşullarının gerçekleşmesi anından itibaren sona erdiği; TBK m. 143/f. TI hükmünün “...Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer.” şeklinde olduğu; davacının dava dilekçesinde takası kabul etmediklerini ileri sürmüş ise de takasın, yenilik doğuran hak niteliğinde olduğu; hüküm ve sonuçlarını doğurması için, muhatabın kabulüne yahut itiraz etmemesine gerek olmadığı, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ---- İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu---- İcra Müdürlüğünün ------ esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi heyeti tarafından alınan 22/06/2023 tarihli kök ve 01/12/2023 tarihli ek raporda özetle; ----- İcra Müdürlüğü'nün----- sayılı dosyası ile davacının davalı aleyhine icra takibi başlattığı; 208.705,31TL. (asıl alacak) * 6.608,52 TL. (01.10.2021-09.12.2021 arası 69 gün 9416,75 işlemiş fat 215.313,83TL.nin ödenmesinin talep edildi; i” olarak cari-açık hesap ekstresinin, faturaların gösterildiği, Davacı ------ 2021 yılı yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; Envanter defterinin noter onayı ile GİB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir e-defter beratlarının süresinde alındığı, T.T.K” nu ve V.U.K” nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı, Davalı----- ticari merkezinin ---- ilinde olması sebebiyle, ----- Asliye Ticaret Mahkemesinin görevlendirmiş olduğu s.M.M.M Bilirkişi ---- 19.01.2023 tarihli raporunda; 2021 yılı yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; Envanter defterinin noter onayı ile GİB onaylı Yevmiye ve Defteri Kebir e-defter beratlarının süresinde alındığı, T.T.K'nu ve V.U.K'nu hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacı şirketin kendi defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı, Davalı tarafından-----Noterliği'nde 07.09.2021 tarihinde düzenlenen ve davacıya gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarnamede, cevap dilekçesinde davacının ayıplı ifası dolayısıyla davalının dava dışı ----- 208.703,83TL. ödeme yapmak zorunda kaldığı ve böylece davalının zarara uğradığı iddia edilmiş olup bu yönde mali inceleme yapıldığında her ne kadar davalı şirket ile dava dışı ----- arasında ticari ilişkinin bulunduğu bile davalı şirketin dava dışı ----- (davacıdan satın alınarak teslim edilen ürünlerdeki ayıp dolayısıyla) iddia edilen 208.703,83TL.nin ödendiğinin tespit edilemediği; Tüm dosya kapsamı incelendiğinde davacı satıcı tarafından teslim edilen ürünlerin gizli ayıplı olduğu, Taraflar arasında TBK m. 207 hükmünce sözlü şekilde taşınır satış sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının “satıcı”, davalının ise “alıcı” sıfatını haiz olduğu, davacının teslim ettiğini ve faturaya konu ettiği satılanları davalıya teslim ettiğini; davalını ise teslim edilen satılanların ayıplı olduğunu iddia ettiği, Davalı tarafından ----Noterliği'nde 07.09.2021 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin davacıya gönderildiği; ihtarnamede özetle davacının ayıplı ifası dolayısıyla davalının dava dışı ----- 208.703,83TL. ödeme yapmak zorunda kaldığını ve böylece zarara uğradığını; buna ilişkin olarak 208.703,83TL. Bedelli, 01.07.2021 tarihli faturanın -----. Noterliği'nde 08.07.2021 ihtarname ile davacıya gönderildiği; davacının faturayı kabul etmedi m. 112 hükmünce davacının sorumlu olduğunu; davalının davacıya toplamda 208.703,83TL. borcunun bulunduğu; dolayısıyla TBK m. 139/1 hükmünce takas def'inin ileri sürüldüğü ve TBK m. 143/1 hükmünce borcun sona erdiği hususlarının beyan edildiği; bununla birlikte 07.09.2021 tarihli ihtarnamenin 6. maddesinde ve cevap dilekçesinin 13. maddesinde açık bir şekilde “aralarındaki hukuki ilişki dolayısıyla davalının davacıya toplamda 208.703,83TL. borcunun bulunduğu ”nun davalı tarafça kabul edildiği; Davacı tarafından---- Noterliği'nde 24.09.2021 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönderildiği; ihtarnamede özetle davalının gönderdiği ihtarnamedeki takas beyanının ve ileri sürdüğü vakıaların kabul edilmediğinin, davalının borçlu olduğu 208.703,83TL.'yi tebliğden itibaren üç iş günü içinde ödemesi gerektiğinin beyan edildiği; işbu ihtarnamenin 27.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, d. Faturaya süresinde itirazın yapılmaması hususu: Tarafların tacir olduğu anlaşılmakla TTK m. 21(2) hükmünün “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” şeklinde olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde davalı şirketin anılan hükme göre sekiz gün içinde fatura içeriğine itiraz etmediği; buna ilişkin olarak davacının itirazı değerlendirildiğinde - Yargıtay ----HD----- kararının “Faturanın özellikle tacirler arasında — ifaya — yönelik — bir — ispat aracı — olup, süresinde itiraz edilmemekle mündeceratından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine oluşturur. Buna göre fatura, i) anına ilişkin belge olup taraflar arasındaki sözleşmeyi değiştirecek nitelikte değildir.”; - Yargıtay ---- HD----- kararının ise “Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir-----.).” şeklinde olduğu, dolayısıyla itiraz edilmeyen fatura içeriğinin kabul edilip edilmediğini; tek başına alacak hakkının doğduğunu ispat edip etmediğini takdirin, TMK m. 4 hükmünce münhasıran mahkememize ait olduğu, . “Faturaya konu mala ilişkin olarak davalının ayıba yönelik itirazlarının süresinde yapılıp yapılmadığı” hususunda: Satış sözleşmesinde ayıba ilişkin TBK m. 223/11 hükmünün “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” şeklinde olduğu; Teknik açıdan ürünlerde gizli ayıbın olduğu kanaatine varıldığından TBK m. 223/11 hükmünce davalı alıcının gizli ayıbı “hemen” bildirme (ihbar etme) külfeti altında olduğu; her ne kadar dosyaya sunulan yazışmalarda ayıbının varlığına ilişkin beyanlar bulunmakta ise de bu yazışmalardan ve diğer belgelerden, gizli ayıbı bildirme külfetinin TBK m. 223/11 hükmünce “hemen” yapılıp yapılmadığının (ayıbın anlaşılmasından sonra -tarihsel olarak- derhal bu durumun davacıya bildirilip bildirilmediğinin) açıkça anlaşılamadığı (örneğin 06.05.2020 tarihinde dava dışı ----- davacıya ayıbın varlığına ilişkin e-posta gönderildiği; Eylül-Ekim 2020 aylarında davacı ile davalı arasında ayıbın görülmesine dair e-postaların görüldüğü takdirin, mahkememize ait olduğu, “Söz konusu alacağa ilişkin takas def'inin geçerli olup olmadığı ” hususunda: Takasın düzenlendiği TBK m. 139 hükmünün “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya iğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan bi sekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.” şeklinde olduğu; Bu konudaki Yargıtay HGK ----- kararının da“Takas borcu sona erdiren nedenlerden biridir. Takastan bahsedilmek için, her şeyden önce iki ayrı kimsenin karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı olmaları gerekir. Henüz doğmamış veya takas anında sone ermiş alacaklar takas edilemez. Takas edilecek alacaklar aynı nitelikte, aynı türden olmalıdır. Borçlar doğdukları anda aynı türden olabileceği gibi, sonradan da aynı türden olabilirler. Ancak takas hakkının kullanıldığı anda, mutlaka aynı türden olmaları zorunludur. Takası için gerekli olan bir diğer şart da alacağın muaccel olmasıdır. Alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borç olması gerekir. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir. Alacağı tartışmasız olan taraf bu takasa itiraz edebilir ve kendi alacağını dava edebilir. Takası ileri süren tarafın bunun için dayandığı alacak, talep ve dava edilebilir bir alacak olması gerekir. Bunu istisnası zaman aşımına uğramış borçlarda görülür. Zaman aşımına uğramış borç talep ve dava edilebilir olamamasına karşın, alacaklı buna takas için dayanabilir. Borçlar Kanununun 118/111 maddesine göre, zaman aşımına uğrayan alacak, takas şartlarının tamamlandığı tarihte henüz zamanaşımına uğramamış idiyse, alacaklı takas talebinde bulunabilir. Adı geçen Yasanın 124 üncü maddesi gereğince, borçlu önceden takastan feragat edebilir. Başka bir anlatımla, daha borç ilişiği kurulurken ya da daha sonra, borçlu diğer tarafın alacak talebine karşı takas dermeyan etmeyeceğini taahhüt edebilir. Yasanın 123 üncü maddesinde takası kanunen önlenmiş bazı alacaklar sayılmıştır. Kanun takas için bir irade açıklaması aramaktadır. Takası gerçekleştirmek için irade açıklamasına takas beyanı denir. Bu beyan bir taraflı bir hukuksal işlemdir. Bu işlem bir yenilik doğuran hakka dayanır. Tarafların biri, borcu ile alacağını takas ettiğini karşı tarafa bildirerek, bu hakkını kullanmış olacaktır (BK. m. 122/1). Takas hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir haktır. Borçlunun takas hakkını kullanma isteğini, alacaklıya bildirmesi gerekir. Takas bir sır olmadığı içi karşı tarafın kabulüne bağlı değildir. Takas aynı zamanda borcu sona erdirdiği için bir tasarruf işlemidir. Bu nedenle, borçlu takas edilecek alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmalıdır. Borçlar Kanununun 122/11 maddesi uyarınca, takas halinde her iki borç, takas edilebilecekleri andan itibaren en az olan borç oranında düşer. Beyan yapılınca, bunun hükmü, takas şartları tamamlandığı ana kadar geriye yılmıştır. Böylece borçlar takas beyanının yapıldığı zaman değil, takas şartlarının gerçekleşeceği an düşmüş olacaktır. İki borç miktarca farklı ise, takas sonucunda az olan borç tamamen, diğeri ise kısmen sona erer. Mahsup alacaktan indirilme yapılması söz konusudur. Fakat indirilen miktar mukabil bir alacak değildir.” şeklinde olduğu;. Takasın hakkının varlığı için aranan şartların şunlar olduğu': Taraflar birbirinden alacaklı olmalıdır (karşılıklılık),- Tarafların birbirinden olan alacaklarının konusu aynı türden (cinsten) olmalıdır, - Takası yapmak isteyenin alacağı ifası istenebilir, borcu da ifa edilebilir olmalıdır, Doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere borcu sona erdiren hallerden biri olan takasın yenilik doğuran hak olması nedeniyle tek taraflı kullanılmakla ve bu irade beyanının karşı tarafa varmasıyla hüküm ve sonuç doğurduğu”; ancak alacaklardan biri henüz doğmamış ise veya takastan önce başka bir sebeple sona ermişse takas imkanının bulunmadığı; buna rağmen yapılacak takas beyanının hüküm ifade etmeyeceği Davalı tarafından 07.09.2021 tarihli ihtarnamenin 6. maddesinde ve cevap dilekçesinin 13. maddesinde açık bir şekilde “aralarındaki hukuki ilişki dolayısıyla davalının davacıya toplamda 208.703,83TL. borcunun bulunduğu” hususunun kabul edildiği, eğer mahkememizce davalı şirketin dava dışı ----- (davacıdan satın alınarak teslim edilen ürünlerdeki ayıp dolayısıyla) iddia edilen 208.703,83TL.nin ödendiğinin tespit edilemediği beyan edilmiş olduğundan bu görüş kabul edilir ise davalının davacıdan (uğradığını iddia ettiği zarar dolayısıyla) alacaklı olmadığı; bu sebeple de takasın söz konusu olmayacağı, Ancak mali görüşün aksine, davalı şirketin dava dışı ----- (davacıdan satın alınarak teslim edilen ürünlerdeki ayıp dolayısıyla) iddia edilen 208.703,83TL.nin ödendiği kabul edilir ise bu ihtimalde, davalı şirketin yaptığı bu ödeme ile maddi zarara uğradığı; dolayısıyla TBK m. 227/11" hükmü gereğince genel hükümlere göre tazminatın istenebileceği; TBK m. 227 hükmünün ilk fıkrasında sayılan bentlerdeki seçimlik hakların haricinde ayrıca genel hükümlere dayanarak uğranılan zarara ilişkin tazminatın da istenebileceğinin düzenlendiği; genel hüküm niteliğindeki TBK m. 112* hükmü gereğince ise bu zararın türünün olumlu (müspet) zarar olduğu; bu kapsamda ayıplı ifa nedeniyle “borcun gereği gibi ifa edilmemesinden doğan” maddi zararın giderilmesinin istenebileceği; başka bir deyişle bu halde sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilememesinden doğan maddi tazminat talebine ilişkin genel hükmün TBK m. 112 hükmü olduğu*; bu halde davalı alıcının uğradığı zarar yönünden davacı satıcıdan alacaklı olduğu kabul edilir ise davalı tarafından-----Noterliği'nde 07.09.2021 tarihinde düzenlenerek davacıya gönderilen ve tebliğ edildiği anlaşılan ----- yevmiye numaralı ihtarnamede davacının ayıplı ifası dolayısıyla davalının dava dışı -----208.703,83TL. ödeme yapmak zorunda kalması sebebiyle davacıdan alacaklı olduğu; bununla birlikte işbu ihtarnamenin 6. maddesinde ve cevap dilekçesinin 13. maddesinde açık bir şekilde “aralarındaki hukuki ilişki dolayısıyla davalının davacıya toplamda 208.703,83TL. borcunun bulunduğu” kabul edilmekle TBK m. 139/1 hükmünce takas def'inin ileri sürüldüğü; böylece TBK m. 139 hükmünde takas için aranan şartların oluştuğu ve takas hakkının kullanımına yönelik yenilik doğuran hakkın tek taraflı kullanılmasıyla, karşı tarafın kabulüne gerek olmaksızın TBK m. 143/77 hükmünce borcun sona erdiği kanaatine varılacağı hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından alınan 14/05/2024 Tarihli ek rapor da özetle; ----- İcra Dairesinin-----. sayılı dosyasındaki ilamsız takipte davacının talebi açık hesap bakiye alacağını oluşturan faturalara ilişkin olduğu, bu çerçevede 09.12.2021 takip tarihi itibariyle davacının kendi defterlerinde davalı açık hesabından 208.705,31 TL tutarında alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defter kayıtlarında davacı açık hesabından 87.142,95 TL tutarında alacaklı gözüktüğü görülmüştür. Tarafların ticari defter kayıtları arasındaki uyumsuzluğun davalının kendi defterlerinde davacı aleyhine BORÇ kaydetmiş olduğu 01.07.2021 tarihli------ NO.LU YANSITMA FATURASI” açıklaması ile kaydedilen 208.703,83TL tutarlı faturadan kaynaklandığı, bahse konu iade faturasının davacı şirketin kendi defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından ---- Noterliği'nde 07.09.2021 tarihinde düzenlenen ve davacıya gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarnamede, cevap dilekçesinde davacının ayıplı ifası dolayısıyla davalının dava dışı ----- 208.703,83TL. ödeme yapmak zorunda kaldığı ve böylece davalının zarara uğradığı iddia edilmiş olup bu yönde mali inceleme yapıldığında her ne kadar davalı şirket ile dava dışı ---- arasında ticari ilişkinin bulunduğu görülse bile davalı şirketin dava dışı ----- (davacıdan satın alınarak teslim edilen - ayıp dolayısıyla) iddia edilen 208.703,83TL.'nin ödendiğinin tespit edilemediği, davalı ------ bağlı bulunduğu vergi dairesine yapmış olduğu BA/BS bildirim formlarında davacının kendi defterlerinde davalı aleyhine borç kaydedilen 7 adet KDV HARİÇ 212.137,00'TL (KDV DAHİL 250.326,17 TL) faturaların davalı tarafında “alım” olarak BA bildirimine konu edildiği, aynı şekilde davalının 01.07.2021 tarihinde kendi defterlerinde davacı lehine borç kaydettiği KDV DAHİL 208.730,83 TL (KDV HARİÇ 176.867,65 TL) tutarlı faturanın tarafların karşılaştırmalı olarak az yukarıda incelenen BA-BS bildirimlerinde yer aldığı, İki komponentli, poliamid kürlenmeli, antikorozif pigmentler içeren epoksi astar Anti-korozif pigment içeriği sayesinde nem, Su, tuzlu su ve kimyasal maddelerin açığa çıktığı korozif ortamlarda ve gazvanizli yüzeylerde kullanılabilir ve kendisinden sonra uygulanan katlar için uygun bir yüzey oluşturur. Uygulama ve kürlenme ortam sıcaklığı *5 C ila *40 C arasında ve yüzey sıcaklığık çiğlenme noktasından minimum *30C yüksek olmalıdır. Astar, Havalı, havasız tabanca, elektrostatik sprey yöntemi ile uygulanabilir. Çelik yüzeye uygulamada; yüzey kuru, yağ, kir, toz ve diğer kirlerden arındırılmış olmalıdır. Kumlama (EN ISO 8501-1) ve 30-75 mikron yüzey pürüzlülüğü elde edilmelidir. Diğer metal ve hafif alaşım yüzeylere uygulanırken, yüzey kuru, yağ, kir, toz ve diğer kirlerden arındırılmış olmalıdır. Kaplamanın performansını arttırmak için kumlama veya zımparalama ile uygun yüzey profili elde edilmelidir. Dosya içeriğinden, ilk olarak şaselerin boyanmasında kullanılan astar ile ilgili olarak astar kalkma şikâyeti ile karşılaşıldığı, sonrasında sorunun çözülmesi amacıyla davacı şirket tarafından yeni astar geliştirildiği ve yeni astarlar tedarik edildiği anlaşılmaktadır. Her iki taraf yetkililerinin katılımı ile gerçekleştirilen testlerin sonucunda, ürünlerde kullanılan astardaki astar (primer) kalkmasının %8,33 olduğu ve (davacı şirket tarafından geliştirilen) yeni astardaki astar kalkmasının ise hiç bulunmadığı (%0) sonucuna varıldığı, tüm bu durumlar göz önüne alındığında ürünün gizli ayıplı olduğu kanaatinin oluştuğu, Taraflar arasında TBK m. 207 hükmünce sözlü şekilde taşınır satış sözleşmesinin kurulduğu; buna göre davacının “satıcı”, davalının ise “alıcı” sıfatını haiz olduğu, davacının teslim ettiğini ve faturaya konu ettiği satılanları davalıya teslim ettiğini; davalının ise teslim edilen satılanların ayıplı olduğunu iddia ettiği, Davalı tarafından -----Noterliği'nde 07.09.2021 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin davacıya gönderildiği; ihtarnamede özetle davacının ayıplı ifası dolayısıyla davalının dava dışı ----- 208.703,83TL. ödeme yapmak zorunda kaldığını ve böylece zarara uğradığını; buna ilişkin olarak 208.703,83TL. Bedelli, 01.07.2021 tarihli faturanın ----- Noterliği'nde 08.07.2021 tarihinde düzenlenen ihtarname ile davacıya gönderildiği; davacının faturayı kabul etmediğini bildirdiği; TBK m. 112 hükmünce davacının sorumlu olduğunu; davalının davacıya toplamda 208.703,83TL. borcunun bulunduğu; dolayısıyla TBK m. 139/1 hükmünce takas def'inin ileri sürüldüğü ve TBK m. 143/1 hükmünce borcun sona erdiği hususlarının beyan edildiği; bununla birlikte 07.09.2021 tarihli ihtarnamenin 6. maddesinde ve cevap dilekçesinin 13. maddesinde açık bir şekilde “aralarındaki hukuki ilişki dolayısıyla davalının davacıya toplamda 208.703,83TL. borcunun bulunduğu "nun davalı tarafça kabul edildiği; Davacı tarafından ----. Noterliği'nde 24.09.2021 tarihinde düzenlenen ----- yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönder ihtarnamede özetle davalının gönderdiği ihtarnamedeki takas beyanının ve ileri sürdüğü vaktaların kabul edilmediğinin, davalının borçlu olduğu 208.703,83TL.'yi tebliğden itibaren üç iş günü içinde ödemesi gerektiğinin beyan edildiği; işbu ihtarnamenin 27.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği, Faturaya süresinde itirazın yapılmaması hususu: Tarafların tacir olduğu anlaşılmakla TTK “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” şeklinde olduğu; dosya kapsamı incelendiğinde davalı şirketin anılan hükme göre sekiz gün içinde fatura içeriğine itiraz etmediği; buna ilişkin olarak davacının itirazı değerlendirildiğinde şeklinde olduğu, dolayısıyla itiraz edilmeyen fatura içeriğinin kabul edilip edilmediğini: tek başına alacak hakkının doğduğunu ispat edip etmediğini takdirin, Mahkeme'ye ait olduğu, “Faturaya konu mala ilişkin olarak davalının ayıba yönelik itirazlarının süresinde yapılıp yapılmadığı” hususunda: davalı tarafından hem usulen hem de esas yönünden bunun incelenmesine gerek bulunmadığı beyan edilmiş ise de uyuşmazlık noktası olarak mahkemece bu husus değerlendirildiğinde Satış sözleşmesinde ayıba ilişkin TBK m. 223/TI hükmünün “Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” şeklinde olduğu Teknik incelemede gizli ayıp yönünde tespit yapıldığı, eğer Sayın Mahkemece de gizli ayıbın olduğu kanaatine varılır ise bu halde TBK m. 223/11 hükmünce davalı alıcının gizli ayıbı “hemen” bildirme (ihbar etme) külfeti altında olduğu; her ne kadar dosyaya sunulan yazışmalarda ayıbının varlığına ilişkin beyanlar bulunmakta ise de bu yazışmalardan ve diğer belgelerden, gizli ayıbı bildirme külfetinin TBK m. 223/11 hükmünce “hemen” yapılıp yapılmadığının (ayıbın anlaşılmasından sonra -tarihsel olarak- derhal bu durumun davacıya bildirilip bildirilmediğinin) açıkça anlaşılamadığı (örneğin 06.05.2020 tarihinde dava dışı ---- davacıya ayıbın varlığına ilişkin e-posta gönderildiği; Eylül-Ekim 2020 aylarında davacı ile davalı arasında ayıbın görülmesine dair e-postaların görüldüğüy, davacı tarafça süresinde ihbarın yapıldığının kabul edilip edilmediğini mahkememize ait olduğu, “Söz konusu alacağa ilişkin takas def'inin geçerli olup olmadığı” hususunda: 1. Takasın düzenlendiği TBK m. 139 hükmünün “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.” şeklinde olduğu; buna göre takas hakkının varlığı için aranan şartların şunlar olduğu': Taraflar birbirinden alacaklı olmalıdır (karşılıklılık), - Tarafların birbirinden olan alacaklarının konusu aynı türden (cinsten) olmalıdır, - Takası yapmak isteyenin alacağı ifası istenebilir, borcu da ifa edilebilir olmalıdır, Doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere borcu sona erdiren hallerden biri olan takasın yenilik doğuran hak olması nedeniyle tek taraflı kullanılmakla ve bu irade beyanının karşı tarafa varmasıyla hüküm ve sonuç doğurduğu”; ancak alacaklardan biri henüz doğmamış ise veya takastan önce başka bir sebeple sona ermişse takas imkanının bulunmadığı; buna rağmen yapılacak takas beyanının hüküm ifade etmeyeceği”; Davalı tarafından 07.09.2021 tarihli ihtarnamenin 6. maddesinde ve cevap dilekçesinin 13. maddesinde açık bir şekilde “aralarındaki hukuki ilişki dolayısıyla davalının davacıya toplamda 208.703,83TL. borcunun bulunduğu” hususunun kabul edildiği görülmekle eğer mahkememizce , davalı şirketin dava dışı ----- (davacıdan satın alınarak teslim edilen ürünlerdeki ayıp dolayısıyla) iddia edilen 208.703,83TL.nin ödendiğinin tespit edilemediği yönündeki görüş kabul edilir ise bu halde davalının davacıdan (uğradığını iddia ettiği zarar dolayısıyla) alacaklı olmadığı; bu sebeple de takasın söz konusu olmayacağı kanaatine varılacağı, ancak mali görüşün aksine, davalı şirketin dava dışı ----- (davacıdan satın alınarak teslim edilen ürünlerdeki ayıp dolayısıyla) iddia edilen 208.703,83TL.nin ödendiği kabul edilir ise bu ihtimalde, davalı şirketin yaptığı bu ödeme ile maddi zarara uğradığı; dolayısıyla TBK m. 227/11" hükmü gereğince genel hükümlere göre tazminatın istenebileceği; bu hükümle TBK m. 227/1 hükmündeki bentlerde sayılan seçimlik hakların haricinde ayrıca genel hükümlere dayanarak uğranılan zarara ilişkin tazminatın da istenebileceğinin düzenlendiği; “genel hüküm” niteliğindeki TBK m. 112* hükmü gereğince ise bu zararın türünün olumlu (müspet) zarar olduğu; bu kapsamda ayıplı ifa nedeniyle “borcun gereği gibi ifa edilmemesinden doğan” maddi zararın giderilmesinin istenebileceği; başka bir deyişle bu halde sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilememesinden doğan maddi tazminat talebine ilişkin genel hükmün TBK m. 112 hükmü olduğu*; bu halde davalı alıcının uğradığı zarar yönünden davacı satıcıdan alacaklı olduğu kabul edilir ise davalı tarafından ----- Noterliği'nde 07.09.2021 tarihinde düzenlenerek davacıya gönderilen ve tebliğ edildiği anlaşılan ---- yevmiye numaralı ihtarnamede davacının ayıplı ifası dolayısıyla davalının dava dışı ---- 208.703,83TL. ödeme yapmak zorunda kalması sebebiyle davacıdan alacaklı olduğu kanaatine varılacağı; bununla birlikte işbu ihtarnamenin 6. maddesinde ve cevap dilekçesinin 13. maddesinde açık bir şekilde “aralarındaki hukuki ilişki dolayısıyla davalının davacıya toplamda 208.703,83TL. borcunun bulunduğu ” kabul edilmekle TBK m. 139/1 hükmünce takas def'inin ileri sürüldüğü; böylece TBK m. 139 hükmünde takas için aranan şartların oluştuğu ve takas hakkının kullanımına yönelik yenilik doğuran hakkın tek taraflı kullanılmasıyla, karşı tarafın kabulüne gerek olmaksızın TBK m. 143/7” hükmünce borcun sona erdiği kanaatine varılacağı; takdirinin, TMK m. 4 hükmünce mahkememize ait olduğu hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir. Bilirkişi tarafından alınan 14/11/2024 Tarihli raporda özetle; davalı-----ticari merkezinin her ne kadar ------ ilinde olsa da elektronik e-defter kullanıcısı mükellef olması sebebiyle tarafıma elektronik ortamda sunmuş olduğu e-defter kayıtları raporun 3.a. bölümünde incelendiğinde; davalı şirketin ticari defterlerinde dava dışı ----- şirketinin 2021 yılı açık hesap hareketlerinin incelemesi neticesinde; davalı şirketin dava dışı ----- şirketinin açık hesabından 2021 yılı sonu itibariyle 516.118,64 EUR karşılığı 8.548.616,14 TL tutarında alacaklı gözüktüğü Davalı tarafından ----- Noterliği'nde 07.09.2021 tarihinde düzenlenen ve davacıya gönderilen ----- yevmiye numaralı ihtarnamede, cevap dilekçesinde davacının ayıplı ifası dolayısıyla davalının dava dışı ----- 208.703,83TL. ödeme yapmak zorunda kaldığı ve böylece davalının zarara uğradığı iddia edilmiş olup bu yönde mali inceleme yapıldığında her ne kadar davalı şirket ile dava dışı ----- arasında az yukarıda incelendiği şekilde ticari ilişkinin bulunduğu görülse bile davalı şirketin dava dışı ----- (davacıdan satın alınarak teslim edilen — ürünlerdeki ayıp — dolayısıyla, iddia edilen 208.703,83TL'nin — ödendiğini söylenemeyeceği, diğer bir deyişle davalı şirketin incelenen kendi ticari defterlerinde dava dışı ----- şirketi ile süregelen ticari ilişkisinin sabit olduğu, ticari defter kayıtlarından huzurdaki davanın konusu itilafa ilişkin davalının dava dışı şirkete 208.703,83 TL tutarında bir ödemeye katlandığı yönünde defter kayıtlarından herhangi bir tespitin yapılamadığı, tüm bu hususlar çerçevesinde nihai ve hukuki değerlendirmenin mahkememize ait olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Bilirkişi tarafından alınan 08/02/2025 Tarihli raporda özetle; Davalı vekilinin sunmuş olduğu excel kayıtları ve ekindeki belgelerin incelenmesi yönünden: Sayın Mahkemenin tarafıma vermiş olduğu 4. Ek rapor görevi kapsamında, davalı vekilinin beyan dilekçesi ekinde sunmuş olduğu davalı----- ile dava dışı ----- şirketinin Excel hesap hareketlerin incelendiğinde bu kayıtların 14.11.2024 tarihli 3. Ek raporun 3.a. bölümünde incelenen açık hesap hareketlerinden oluştuğu görüldüğü Öte yandan dava dışı ---- şirketinin davalı ---- şirketi adına düzenlemiş olduğu 30 adet ----- başlıklı belge içeriklerinde aralarındaki ticari ilişki neticesinde borç dekontu olarak düzenlediği, bahse konu belge içeriğinden huzurdaki davanın konusu ihtilafa ilişkin davalının dava dışı ----- şirketine 208.703,83 TL tutarında bir ödemeye katlandığının tespit edilemediği işbu 4. Ek raporda da tekraren görüldüğü davalı şirket ile dava dışı ----- arasında ticari ilişkinin bulunduğu, ancak bu ticari ilişki davalı şirketin dava dışı ------ (davacıdan satın alınarak teslim edilen ürünlerdeki ayıp kapsamında) iddia edilen 208.703,83 TL'nin ödendiğinin şimdiye kadar yapılan tüm mali incelemelerde tespit edilemediği hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; davalı ----- ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemelerde Ticari defterlerin Gelir İdaresi Başkanlığının sistem kontrolünde geçen E - DEFTER kapsamında olması nedeniyle muhasebenin temel kavram ve genel kabul görmüş ilkeleri ile yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olarak tutulduğu anlamına gelmekte olup açılış ve kapanış onaylarının (oluşturulduğu) bulunduğu Dava dosyasında davacı ----. ile davalı ---- arasında yazılı bir sözleşmenin olmadığı, davacı ----davalı------adına faturalar düzenlemek suretiyle satış yaptığı, taraflar arasında öteden beri cari hesap düzeyinde devam eden ticari ilişkinin olduğu Dava dosyası kapsamında ---- İcra Müdürlüğü’nün ----- esas nolu icra takip dosyası ile davacı / alacaklı -----tarafından davalı / borçlu ----- hakkında; düzenlemiş olduğu faturların tutar olan 208.705,31 TL asıl + 6.608,52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 215.313,83 TL alacağının ödenmediğini iddia ederek (09.12.2021) tarihinde takip yapıldığı anlaşıldığı ----. İcra Müdürlüğü’nün----- esas nolu icra takip dosyasındaki borca karşılık davalı / borçlu------- ise (22.12.2021) havale tarihli dilekçesiyle " karşılıklı boeç ve alacakdan dolayı takaa beyanı ileri sürldüğünü alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığı. " savunarak takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına, işlemiş faize ve borcun tüm ferilerine itiraz ettiği Davalı ------ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde; davacı ------ tarafından adına düzenlemiş olan dava ve takibe konu toplamı 250.326,17 TL olan 7 adet alış faturasının usulüne uygun şekilde kayıtlı olduğu gözüktüğü Davalı ----- ticari defter kayıtlarında; davacı------tarafından adına düzenlemiş olan 7 adet alış faturasını toplamı olan 250.326,17 TL borcuna karşılık yapmış olduğu 12 adet toplamı 127.913,54 TL olan 12 adet banka ödemesi + 1 adet 851,75 TL iade faturası ve 1 adet 208.703,83 TL yansıtma faturası olmak üzere toplamı 337.469,12 TL olan 14 adet ödeme kaydı yer aldığı, Davalı ----- ticari defter kayıtlarına göre; davacı------ tarafından adına düzenlenmiş olan7 adet alış faturasını toplamı olan 250.326,17 TL borcuna karşılık yapmış olduğu ( toplam 127.913,54 TL olan 12 adet banka ödemesi + 1 adet 851,75 TL iade faturası ve 1 adet 208.703,83 TL yansıtma faturası) toplamı 337.469,12 TL olan 14 adet ödeme kaydı düşüldüğünde davalı ----- İcra Müdürlüğü’nün ----- esas nolu icra takip dosyasının (09.12.2021) takip tarihi itibariyle 87.142,95 TL borcu değil alacağı olduğu gözüktüğü Davalı ------ ticari defter kayıtlarında gözüken ödeme belgesi içinde yar alan faturaların bir sureti dava dosyasının içine konulduğu Davalı ------ ait e-defterlerinin, Gelir İdaresi Başkanlığının sistem kontrolünde geçen E- DEFTER kapsamında olması nedeniyle muhasebenin temel kavram ve genel kabul görmüş ilkeleri ile yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olarak tutulduğu anlamına gelmekte olup açılış ve kapanış onaylarının (oluşturulduğu) bulunduğu tespit edildiği Davalı ----- ticari defter kayıtlarına göre; davacı----- tarafından adına düzenlenmiş olan 7 adet alış faturasını toplamı olan 250.326,17 TL borcuna karşılık yapmış olduğu ( toplam 127.913,54 TL olan 12 adet banka ödemesi + 1 adet 851,75 TL bedelli iade faturası ve 1 adet 208.703,83 TL bedelli yansıtma faturası) toplamı 337.469,12 TL olan 14 adet ödeme kaydı düşüldüğünde davalı-----. İcra Müdürlüğü’nün ----- esas nolu icra takip dosyasının (09.12.2021) takip tarihi itibariyle 87.142,95 TL borcu değil alacağı olduğu hususlarını beyan ve rapor etmiştir. Duruşmada dinlenilen tanık ... Beyanında : "ben davacı şirkette 2014 yılından beri satış ve pazarlama müdür olarak görev yapmaktayım , dava dışı ----- davacı şirketten başvuru şartlarına ilişkin olarak üretmemizi istediği boyaların niteliklerini ilişkin kendi şartnamesini göndererek davacı şirkette bu şartnameye uygun olarak astar üretimini sağlıyor , akabinde üretilen emtialar dava dışı ----- ülke içerisindeki tedarikçilerine satışı sağlanıyor, davacı şirkete gönderilen şartname kapsamında dava dışı ----- satışı olacak emtiaların bildirerek davalı şirkete gerekli nitelikte emtiaların satışı sağlandı akabinde astarın kalktığına ilişkin olarak dava dışı ----- şikayet gelmesi üzerine davalı ------ durumu davacı şirkete bildirdi ve davalıya gönderilen astar üzerinde inceleme yapılmasını talep etti, yapılan incelemede gönderilen astarın ham maddesinde herhangi bir değişiklik ya da yenileme yapılmadı davalının astarı uygulamasından kaynaklı astar kalkmalarının yaşandığı davacı tarafça tespit edildi, astarın uygulanmasından önce uygulanacak bölgede bir takım fiziki uygulamalar yüzey güçlendirmesi astarın uygulanacağı bölgenin temizlenmesi düzgün bir şekilde yapılması tozdan kirden nemden arındırılmış olması ve boya uygulamaya hazır hale getirilmesi gibi fiziki güçlendirmeler davalı tarafça yapılarak ve davalı tarafa fiziki iyileştirmeler hakkında bilgi verilerek yeniden testler yapıldı herhangi bir astar kalkmasının yaşanmadığı davacı şirkete bildirildi akabinde yeniden astar kalkmasına yönelik olarak şikayetlerin ------ tarafından davalıya bildirildiği tarafımıza bildirildi, biz de farklı tedarikçiye vermiş olduğumuz astarın uygulaması neticesinde yine dava dışı ----- gönderilen makinelerde herhangi bir şekilde astar kalkması durumunun yaşanmadığını hatta aynı ülke ve aynı iklim şartlarının da gönderilen emtia için geçerli olduğu bu durumu uygulamadan kaynaklandığını düşünüyorum davacı şirket müşteri memnuniyeti adına ürettiği astarın uygulanmasına yönelik olarak teknik ziyaretlerde bulundu ve davalıya uygulamaya yönelik olarak önerilerini sundu ancak yine benzer şikayetler davalı tarafça davacı şirkete iletildi yaklaşık davalı taraf ----- 1.400 parça ürün göndermiştir, 90-100 adedinde sadece bölgesel astar kalkması yaşanmıştır, bu durum davalının belgelerine dayanmaktadır, eğer astarda bir problem olsa idi bölgesel kalkmalar yaşanmazdı, emtianın boyanan tüm bölgelerinde kalkma yaşanırdı , davalıya göndermiş olduğumuz ürünü yine yanmarın başka bir tedarikçisi olan ----- firmasına da gönderiyoruz ve halen gönderimimiz devam etmektedir, ilgili firmanın yine --- göndermiş olduğu emtialarda herhangi bir şekilde tarafımıza şikayet iletilmedi ayrıca dava konusu ürün grubu 2020 yılında toplam 155 ton üretiminin sağlandığı 50 den fazla firmaya gönderildiği ve herhangi bir firmadan şikayet yaşanmadı davalı vekilinin bana okumuş olduğu mail yazışmalarında bilgim vardır, davalının bulunduğu durumu gidermek anlamında ham maddeye ek bir katkı maddesi göndererek yeni astarları davalıya ilettik, ancak ham maddeyi komple değiştirmedik sadece bildirilen şikayete yönelik olarak ek bir katkı gönderdik ve bu katkıya rağmen yukarıda belirttiğim üzere tekrardan davalı taraftan şikayet geldi, ürünün uygulamasından önce ortam sıcaklığının belli bir derecede olması gerektiğini, ürünü sattığımız firmalara bildiriyoruz, davalının iddiasına göre uygulamalarda kalkmaların kış aylarında meydana geldiği hususunda uygulama öncesindeki hava sıcaklığı ve astarın muhafaza edildiği ortam sıcaklığı önemlidir, davalı şirket dava dışı ---- kesmiş odluğu ceza tutarında davacıdan bedelsizmalzeme talep etti bu durum şirket tarafından akbul edilmedi akabinde dava dışı ana müşteri ----- araya girerek müşteri memnuniyeti ve ticaretin devam etmesi ilkeleri doğrultusunda kesilecek ceza tutarını dava dışı --- davacı şirket ve davalı şirket tarafınca paylaştırılmasını uygun gördü davacı şirkette yukarıda söylediğim ilkeler doğrultusunda bu duruma razı oldu ------ ile çalışmamız sürüyor dava dışı ----- üzerinden ortak müşteri ---- için çalışmalarımız devam ediyor farklı projeler içinde ----- ile görüşmeye devam ediyoruz dedi." şeklinde beyanda bulunmuştur. Duruşmada dinlenilen tanık ... Beyanında : "ben 2019 yılından beri davacı şirkette bölge satış sorumlusu olarak görev yapmaktayım ancak davacı şirket öncesinde de benzer iş kolunda çalışmama nedeniyle davalı şirketi tanırım, 2019 ve 202 0yıllarında davacı şirketin ürettiği astarın iş makinalarına uygulaması davalı tarafından yapılmaktadır ve davalı bu iş makinalarını dava dışı ---- göndermektedir, davalı tarafça astar kalkması şikayeti üzerine davalının uygulamayı yaptığı bölgeden sorumlu olmama nedeniyle davalının uygulama yaptığı tesislerde fiziki olarak incelemeler yaptım ve tespitlerim doğrultusunda astarın uygulanacağı bölgenin iyi temizlenmediği ve iyi temizleme yapılmadan astarın uygulamasının yapıldığını gördüm bu hususta davalı tarafa gerekli teknik uyarılarda bulundum hatta dosyada da olduğunu düşünüyorum iş makinalarını alan ortak müşteri yanmarda benzer hususlarda davalıya uyarmıştır, bu nedenden ötürü iş makinalarında lokal olarak astar kalkması yaşanmıştır, eğer astarın muhteviyatında bir problem olsaydı kalkmalar lokal olarak değil bütün olarak olacaktır bu hususta astarın ayıplı olabileceğini gösterir ancak söz konusu olayda böyle bir durum yaşanmadı, yine dava dışı----- isimli davalı ile aynı il olan ----- aynı astar ürün sattık yine dava dışı firma bu ürünü ortak müşteri ---- gönderdi ancak dava dışı ----- gönderdiği aynı muhteviyattaki ürünler de herhangi bir şekilde şikayet yahut ayıp tarafımıza iletilmedi, aynı ürünü yaklaşık 2020 yılında 155 160 ton civarında sattık 2019 yılında da benzer oranlarda satış yaptığımızı düşünüyorum, bu satışlarda davalı şirket haricinde herhangi bir şikayet almadık, davalı şirketin kalite direktörü ----- beyin tarafımıza vermiş olduğu bilgiler üzerine ----- gönderilen 1500 küsür parça üzerinden yaklaşık 95 ya da 97 ürün üzerindeki astarda kalkmalar tespit edildi ancak bu kalkmalar gönderilen fotoğraflarda da gördüğümüz üzere lokal olarak mevcuttur evet davalı şirket ile davacı şirketi arasında bir ar-ge çalışması yapıldı, yanlış hatırlamıyorsam eski astar ile birlikte 2 yeni madde uygulanan astar üzerinde 40 küsür plakaya astar uygulaması yapıldı akabinde bu plakalar soğutucu dolaplarda saklandı ve belli bir süre sonra çıkarıltıldı eski astarda kalkmalar yaşandı uygulanan bir astarda kalkma yaşanmadı diğer astarda da bir kaç üründe kalkma meydana geldi söz konusu metalde iki aşamalı temizlik yapılır biri mekanik temizliktir, diğeri ise kimyasal madde kullanılarak yapılan temizliktir davacı şirket olarak biz kimyasal madde kullanan temizlik aşamasına iştirak ettik, tarafımca ilk uygulanan astar ve ikinci olarak geliştirdiğimiz astar da kalkmaların yaşanmasının sebebi yine ilk aşamadaki mekanik temizliğin uygun yapılmamasıdır ----- ile ---- üzerinden çalışmalarımız devam ediyor," şeklinde beyanda bulunmuştur.Duruşma da dinlenilen tanık ... Beyanında: "davacı şirkette 2012 aralık ayından beri çalışıyorum 2020 yılında ilgli şirkette teknik bölüme geçerek teknik uzman olarak çalışmaya başladım, ben bu bölüme başladığımda davalı şirket davacıdan üretilen astar ile ilgili iyileştirme talep etmişti söz konusu şikayetler üzerine davacı şirket kendi bünyesinde kalite kontrol ve ar-ge çalışmalrını yaptı ve üretilen maddede herhangi bir problemin olmadığı tespit edildi hatta yine davalı ile aynı ilde benzer faaliyetlerde bulunan --- - isimli firmaya göndermiş olduğumuz aynı astar ile ilgili herhangi bir şikayet yaşanmadı söz konusu durumu metale astar uygulanmadan temizlemek amacıyla yapılan kumlamanın yanlış yapılmasından kaynaklandığını düşünüyorum yağlı yüze yapılan kumlama üzerine atılan astarın ileride lokal olarak atmalar meydana gelebilir temizlemeler düzgün yapılmış olsa böyle bir durum yaşanmayacaktır zira dava dışı ----- temizlemeyi düzgün yaptığı için aynı üründe ve aynı parçaya yapılan astar uygulaması neticesinde emtia yine ortak müşteri ----- gönderilmektedir, ve dava dışı ---- uygulamalarından kaynaklı herhangi bir şikayet tarafımıza iletilmemiştir ben 10 yıldır davacı şirket bünyesinde çalışıyorum 2022 yılında bu ayın sonuna kadar aynı ürün bir çok firmaya satılmıştır ve 2022 yılının sonunda satılan rakam yaklaşık 150 tona yaklaşmıştır davalı şirket haricinde ürünü sattığımız diğer şirketlerden herhangi bir şikayet alınmadı dava dışı ----- ile halan çalışmaya devam edilip edilmediğini teknik bölümde çalıştığım için bilemiyorum, satış kısmı bilir," şeklinde beyanda bulunmuştur. Davacı ve davalı tarafın ticari defterleri incelenmekle her iki tarafın ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu anlaşılmıştır. Usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen ve hükme esas alınan son teknik raporda davacı tarafça üretilen ve davalıya teslim edeline ilk şaselerin boyanmasında kullanılan astar ile ilgili olarak astar kalkma şikâyeti ile karşılaşıldığı, sonrasında sorunun çözülmesi amacıyla davacı şirket tarafından yeni astar geliştirildiği ve yeni astarlar tedarik edildiği anlaşılmaktadır. Her iki taraf yetkililerinin katılımı ile gerçekleştirilen testlerin sonucunda, ürünlerde kullanılan astardaki astar (primer) kalkmasının %8,33 olduğu ve davacı şirket tarafından geliştirilen yeni astardaki astar kalkmasının ise hiç bulunmadığı (%0) sonucuna varıldığı bu nedenle davacının sonraki aşamada ürettiği ve ve davalıya tedariğini sağladığı ürünlerde ayıbın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf ayıplı ürün nedeniyle kendisine dava dışı---- yönünden yansıtma faturası kesildiğini ileri sürmüş ise de bu kesintiye yönelik olarak dayanak faturanın ibraz edilemediği davalı tarafın defterlerinin incelemesi neticesinde anlaşılmakla davacının sonradan ayıpsız olarak teslim ettiği ürünler dikkate alınarak davalıdan fatura alacağının doğduğu kanaatiyle açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜNE, 1-Davalının ------İcra Müdürlüğünün ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, 2-Alacak likit olmakla hüküm altına alınan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar harcı 14.708,09 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 2.600,46 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.107,63 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 2,600,46 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.681,16 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine 5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.981,75 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 34.450,21 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekiline (e- duruşma sistemi üzerinden) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.