Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2021/2267 E. 2025/703 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/2267
- Karar No
- 2025/703
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2267
KARAR NO:2025/703
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/09/2021
NUMARASI:2018/315 E. - 2021/639 K.
DAVA:İtirazın İptali
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davalı ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişki nedeniyle 79.274 TL değerinde cari hesap alacağı oluştuğunu, ancak davalı şirketin işbu cari hesap karşılığını ödemediğinden aleyhine ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının davacıdan fatura karşılığında teslim aldığı ürün bedellerini ödemekten kaçındığı gibi aynı zamanda sırf ödemeyi yapmamak kastıyla müvekkiline 25.08.2017 Tarih ve .... seri numaralı 75.223,36 TL bedelli “fiyat farkı” açıklamalı, hukuki ve ticari hiçbir dayanağı olmayan fatura düzenlediğini, davacının iş bu faturayı Bursa ... Noterliğinin 03.10.2017 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalıya iade ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; davalı müvekkilinin davacı ile bir süredir cari hesap ilişkisi içinde çalıştığını, 28.08.2017 tarihli cari hesap ekstresi altına davacının yetkilisi olduğu bilinen ... tarafından "Yukarıda belirtilen 95 Bin TL alacak bakiyesinde mutabik olduğumu bildirerek, başka alacak olmadığını beyan ederim.'' şeklinde bir metin yazıldığını ve ... tarafından imzalandığını, mutabık kalınan 95.000,00-TL borç bakiyesini müvekkilinin aynı gün içerisinde ödediğini, davalının davacıya başkaca borcu kalmadığını, davacı şirket adına işlemler yapan ve davacı yetkilisi olarak bilinen ...'ın aynı zamanda davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan iki adet faturada ve 25.08.2017 tarihli tediye makbuzunda bulunan ... Ticareti - ... kaşesi üzerinde de imzası olduğunu, her ne kadar davacı kaşesi üzerindeki imzalar ile mutabakat metni altındaki imzaların birebir aynı olduğu ve...'ın şirket kaşesini kullanarak şirket yetkilisi olarak işlemler yaptığı hususu açık olsa da gerek görülmesi halinde ...'ın şirketin asıl yetkilisi olduğu hususuna ilişkin tanık olarak dinletilebileceğini, müvekkili tarafından davalıya düzenlenen 25.08.2018 tarih, ... seri numaralı, 75.223,36- TL bedelli ''fiyat farkı" açıklamalı faturanın davacının daha önce davalıya kestiği 30.06.2017 tarihli, ... sıra numaralı faturaya istinaden düzenlendiğini, bu faturanın davalı müvekkilinin satın almış olduğu dağ çileklerinin taraflar arasında karşılıklı anlaşma ile belirlenen birim fiyatından fazla fiyata davalı müvekkiline fatura edilmesi üzerine, meydana gelen birim fiyat farkına istinaden düzenlendiğini, dayanaksız olmadığını, bu faturanın görüleceği üzere davacı şirket yetkilisi ... tarafından imzalandığını, faturanın 03.10.2017 tarihli ihtamame ile iade edildiği ve kabul edilmediği iddiasının kanunda verilen 8 günlük süre de göz önünde bulundurulduğunda usul ve yasalara aykırı olduğunu, işbu faturanın içeriğinin kabul edilmiş sayılacağının açık olduğunu savunarak, davanın reddi ile %20 tazminata hükmedilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; tarafların dağ çileği alımı üzerine sözlü olarak anlaştığını, davacının bu anlaşmaya istinaden davalıya, 30.05.2017 tarihinde 20.000,00-TL, 14.06.2017 tarihinde 20.000,00- TL, 16.06.2017 tarihinde 9.000,00-TL, 16.06.2017 tarihinde 1.000,00-TL olmak üzere toplam 50.000,00-TL ödeme yaptığını, her bir ödemede açıklamalar bölümünde ''dağ çileği alımı için gönderilen avans" yazılı olduğunu, avansın çilek alım işi için gönderildiğini, bu ödemelere karşılık dağ çileği alımının gerçekleştirilmediğini, bu sebeple 50.000,00-TL iadesi için davalı aleyhine...sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalı arasında doğrudan bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davacının, davalının dağ çileği alım satımı konusunda iş ilişkisi içerisinde olduğu ... Şirketinin ortağı olduğunu, davalının, davacının yönetim kurulu üyesi olduğu şirket ile süregelen ticari ilişkileri bulunduğunu ve tarafların dağ çileği alımı konusunda ilişkileri bulunduğunu, dava dilekçesinde belirtilen ödemeler her ne kadar davacı tarafından şahıs ödemesi olarak görünmekteyse de davacının ortağı olduğu şirket adına yapılan ödemeler olduğunu, harici yapılan görüşmelerde şirket hesabında para olmaması nedeniyle bu şekilde ödeme yapılacağının belirtildiğini, ticari güven ilişkisi çerçevesinde müvekkili davalının da bunu uygun gördüğünü, devamında müvekkili tarafından dağ çileklerinin teslimatı yapılarak bu bedellerin ilgili şirkete fatura edildiğini, davacıya bir borcun bulunmadığını, aksine davalının, davacının ortağı olduğu şirketten alacağı bulunduğunu, bu kapsamda davalının dava dışı şirkete başlattığı icra takibine itiraz üzerine İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/315 Esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açtıklarını, takibin haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Asıl davada davacı birleşen davada davalı ... ile asıl davada davalı ...AŞ arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik asıl dava davacısı ... tarafından ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalının itirazı noktasında toplandığı, birleşen davada ise, davacı ... ile birleşen dava davalısı ...ile dağ çileği alımı ile ilgili sözlü olarak anlaşılması üzerine davacının alacağının tahsiline yönelik birleşen dosya davalısı... aleyhine ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı ...'ın icra takibine itirazı noktasında toplandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan ve mahkememizce de kabul gören bilirkişi raporuna göre, asıl davaya yönelik olarak, davacı ...'ın davalı ... AŞ'den ticari defter ve kayıtlara göre alacaklı bulunduğu, davalı şirket tarafında sunulan tediye 34.192,88-TL tutarındaki tediye makbuzunda dava dışı ... imzasının bulunduğu, ...'ın davacıyı temsil yetkisinin bulunmadığı gibi davacının çalışanı da olmadığı, bu itibarla özcan ...'a yapılan ödemenin davalıyı borçtan kurtarmayacağı, bu itibarla davalı şirketin itirazında haksız olduğu anlaşıldığından, davacının talebi ile bağlı kalınarak davacının davasının kabulü ile, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şekli ile aynen devamına, ayrıca alacak belirlenebilir olduğundan İcra İflas Kanununun 67/2 maddesi uyarınca (79.274,00 TL'nin) %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada ise, davacı ... davalı ...'a avans olarak 50.000,00-TL gönderdiğini iddia ile sparişin teslim edilmemesi nedeniyle ödenen paranın davalıdan tahsilini talep etmiş ise de birleşen dava dacısının asıl davadaki davalı şirket ...'nın yönetim kurulu üyesi olduğu, parayı kendi adına gönderse de 50.000,00-TL dağ çiçeğini kendi adına almasının hayatın olağan akışına uymadığı, bu ödemedin davalının ticari defterlerinde...A.Ş'nin borcuna ilişkin olarak kayıt edilip mahsubunun yapıldığı bu itibarla davacının davasında haksız olduğu anlaşılmakla birleşen dava yönünden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şekli ile aynen devamına, İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca (79.274,00 TL'nin) %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, asıl davada davalı vekili ile birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Asıl dava yönünden: Uyuşmazlığın müvekkili şirket tarafından, davacının yetkilisi olduğu bilinen ...'ın yapmış olduğu işlemler üzerinde toplandığını, 28.08.2017 tarihli cari hesap ekstresinin davacı yetkilisi ... tarafından imzalandığını, bu ekstrede tarafların 95.000,00 TL borç bakiyesi hususunda mutabık kaldığını, aynı gün davalı müvekkilinin ödeme yaptığını, davalının davacıya başkaca borcu kalmadığını, ...'ın 09.07.2021 tarihli beyan dilekçesinde 01.12.2014-02.02.2016 tarihleri arasında... yanında sigortalı olarak çalıştığını, sonrasında işten ayrıldığını ve kendi adına iş yapmaya başladığını ifade ettiğini, dava dışı ...'ın beyanlarının aksine dosya bütünü göz önüne alındığında ...'ın Şubat 2016 tarihinden sonra da davacı adına işlemler yaptığı ve davacının da bu işlemlere icazeti bulunduğunun açıkça görüldüğünü, örnek olarak; 01.03.2017 tarih, ... numaralı, 981,76-TL bedelli faturanın 03.03.2017 tarihinde kargo ile gönderildiğini, 04.03.2017 tarihinde ...'a teslim edildiğini, 30.06.2017 tarihli, 66.874,00 bedelli ve 30.06.2017 tarihli 167.400,00-TL bedelli faturalarda... Ürünleri-... kaşesi üzerinde ...'ın imzası bulunduğunu, her iki faturanın da asıl dava davacısının cari kayıtlarına işlenmiş olduğunu, 25.08.2017 düzenleme tarihli davalı müvekkilinin faturasının da davacı yetkilisi ... tarafından teslim alındığını,yetkisiz temsil hususunun göz önünde bulundurulması gerektiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/4225 E., 2017/3823 K. sayılı 06.11.2017 tarihli kararında ''Davalı tarafça tediye makbuzlarını imzalayanların davacı şirketin temsilcisi olduğu ve temsilci olarak hareket ettiği ve yine bu şahısların işlemlerinin davacı tarafça benimsenip onandığı ileri sürülmesine rağmen bu husus araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece yanlar arasında imzalanan sözleşmeden sonra davacı tarafından tutulan defterler ile bu defterlerdeki kayıtların dayanağı olan fatura, ödeme belgeleri makbuzlar ibraz ettirilerek konusunda uzman mali müşavir bilirkişiden kendisine ödeme yapılan kişilerin davacı şirket yetkili temsilcisi olup olmadıkları, olmasalar dahi TBK'nın 46. maddesi gereğince yetkisi olmayan kimsenin temsilci olarak işlem yapması halinde bu işlem onanıp benimsendiği taktirde temsil olunanı bağlayacağından, davacının defter, kayıt, fatura, makbuz ve belgelere göre bu şahısların davacı şirket adına başkaca yaptığı işlemlere ve tahsilatlara onay verip vermediği, benimseyip benimsemediği konusuda gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, davalının adı geçen şahıslara yaptığı ödemelerin, davacıya yapılan ödeme sayılıp sayılmayacağı konusu değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. Ayrıca bu halde alacağın varlığı ile miktarı yapılan yargılamada alınacak bilirkişi raporuyla saptanmış olacağından, icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmelidir." denildiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2020/2387 E. 2021/558 K. sayılı, 01.03.2021 tarihli kararında ise ''Taraf adına hukuki muamelede bulunan kimse yetkili değilse, imzalayan şahsın şahsen sorumluluğu söz konusu olur ise de temsil edildiği taraf sorumlu tutulamayacaktır. Ancak aynı Yasa'nın 46. maddesinde bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir işlem yapması halinde, bu işlemin ancak onandığı takdirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir. Bu madde uyarınca bir kimse yetkili olmadığı halde başkası adına bir hukuki işlem yapmış ise temsil olunanın sonradan icazet vermesi ya da yapılan hukuki işlemi benimsemesi halinde, baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlayıcı olacaktır. Mahkemece dava kabul edilmiş ise de; dosya kapsamına göre dava dışı ...'ın ihtilafsız dönemlerde davacı şirket adına işlemler yaptığı, bunun yanında davaya konu 30.11.2015 tarih ve ... Sayılı faturanın da davacı şirket tarafından düzenlendiği ve fatura üzerindeki hesap numarasına ödeme yapıldığı, bu durumda dava dışı ...'ın temsilci olarak hareket ettiği ve yine bu şahsın işlemlerinin davacı tarafça benimsenip onandığı,TBK'nın 46. maddesi gereğince yetkisi olmayan kimsenin temsilci olarak işlem yapması halinde bu işlem onanıp benimsendiği takdirde temsil olunanı bağlayacağından davanın reddi gerekirken yanlış değerlendirme ile kabulü doğru olmamıştır. Belirtilen sebeplerle kararın bozulması uygun görülmüştür." denildiğini, şirket yetkilisi gibi hareket eden ...'ın işlemlerinin asıl dava davacısı... tarafından onaylanıp onaylanmadığı yönünde hiçbir araştırma yapılmadığı, defter, kayıt, fatura, makbuz ve belgelere göre bu şahsın yaptığı başkaca işlemlerin onanıp, benimsenmesi hâlinin varlığının araştırılmadığı ve eksik inceleme ile karar verildiğini, ...'ın şirket kaşesi üzerine imza atarak 25.08.2017 tarihli tediye makbuzu ile teslim aldığı 34.192,98- TL ödeme ve 28.08.2017 tarihli mutabakat metninin yetkisiz temsil hükümleri çerçevesinde değerlendirilmediğini,davacı kaşesini kullanarak usulsüz biçimde davacı adına ödeme alan bu şahıs hakkında davacının neden herhangi bir işlem yapmadığını, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkilinin 25.08.2018 tarih, ... seri numaralı, 75.223,36 TL bedelli “Fiyat Farkı” açıklamalı faturasının satın alınan dağ çileklerinin taraflar arasında karşılıklı anlaşma ile belirlenen birim fiyatından fazla fiyata fatura edilmesi üzerine, meydana gelen birim fiyat farkına istinaden düzenlemiş olduğu fatura olduğunu, davacının, sehven birim fiyattan farklı bir fiyat üzerinden düzenlemiş olduğu hususunun kendisi ile görüşüldüğünü, tarafların konu üzerinde anlaşmaya varması üzerine işbu faturanın tanzim edildiğini, kök rapor ve ek raporun birbiri ile çelişkili olduğunu, itirazlarının karşılanmadığını, ...'ın asıl dava davacısının şirket kaşesi üzerine imza atarak almış olduğu ödemeler bulunmasına karşılık imzalamış olduğu 28.08.2017 tarihli mutabakat metninin bilirkişilerce göz önüne alınmadığını, gerekçeli kararda bilirkişi raporunun hükme esas alındığının ifade edilmesine karşılık ...'nun alacağının tenzil edilmediği hesaplama üzerinden takibin devamına karar verilip aynı zamanda birleşen davanın reddine karar verilmiş olmasının dosyadaki eksikliklere başkaca bir örnek olduğunu, mahkeme kararında birleşen davacı ...'nun 50.000,00-TL ödemesini usul ve yasalara aykırı biçimde tamamen görmezden gelindiğini bu nedenle asıl davada verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Birleşen dava yönünden; birleşen davacı müvekkilinin yapmış olduğu bu ödemelere karşılık dağ çileği alımı gerçekleştirilmediğini, davacının 50.000,00 TL alacaklı olduğunu, asıl davada ... tarafından yazılan mutabakat metni üzerinde anlaşılan tutarın birleşen dava davalısına ödendiğini, üzerinde tarafların mutabık kaldığı bu ekstrede ....'nun yapmış olduğu 50.000,00 TL avans ödemesi yer almadığını, dolayısıyla .... yetkisiz temsilci olarak işlem yapmış olsa dahi davacının yapılan işlemlere muvafakatinin bulunduğunun tespiti hâlinde ...'nun...'a yapmış olduğu ödemenin açıkta kaldığını ve davalıdan alacaklı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin birleşen dava hakkındaki istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine, birleşen dava ise mal teslim edilmemesi sebebiyle avans ödemesi olduğu iddia edilen ödemenin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazların İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı ile birleşen davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı vekili; davacının davalı şirkete dağ çileği satıp teslim ettiğini ve fatura düzenlediğini, davacının bu ilişkiden 79.274,00 TL açık hesap alacağı bulunduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine başlatılan takibe itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürmüş; asıl davalı vekili ise davacıya 34.192,98 TL nakit elden ödendiğini bu ödeme karşılığında ...'ın imzalandığı 25.08.2017 tarihli tediye makbuzunun müvekkiline verildiğini, ayrıca davacının anlaşmadan fazla fiyat uygulaması sebebiyle müvekkilince 25.08.2018 tarih, ... seri numaralı, 75.223,36 TL bedelli “Fiyat Farkı” faturası düzenlendiğini, bunun dışında davacının yetkilisi ... imzalı mutabakata göre 95.000 TL borç konusunda anlaşmaya varıldığını ve bu miktarın ödendiğini, başkaca borcun bulunmadığını savunmuştur.Birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin davalı ile dağ çileği alımı üzerine sözlü olarak anlaştığını,banka kanalıyla davalıya ''Dağ çileği alımı için gönderilen avans" açıklamalı dekontlar uyarınca toplam 50.000 TL ödeme yaptığını, ancak davalının çilekleri teslim etmediğini ve bu bedelin iadesi gerektiğini ileri sürmüş; birleşen davalı ve aynı zamanda asıl dava davacı olan ... vekili ise; ödemelerin birleşen davacının ortağı olduğu ve asıl davadaki davalı şirket adına yapılan ödemeler olduğunu, şirket hesabında para olmaması nedeniyle bu şekilde ödeme yapılmasının kabul edildiğini, bu sebeple müvekkilinin birleşen davacıya borcu olmadığını savunmuştur. Asıl davada dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 79.274,00 TL asıl alacak, 1.309,02 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 80.582,02 TL alacak yönünden 11.12.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 13.12.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 20.12.2017 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Birleşen davada dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 50.000,00 TL alacak yönünden 03.07.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 30.05.2017 tarihli 20.000,00 TL tutarında, 14.06.2017 tarihli 20.000,00 TL tutarında, 16.06.2017 tarihli 9.000,00 TL ve 16.06.2017 tarihli 1.000,00 TL tutarındaki 4 adet dekontta görülen dağ çileği alımı için avans olarak gönderilen toplam 50.000,00 TL'nin gösterildiği, ödeme emrinin 04.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği, 04.07.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Birleşen dava yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelemesinde:Birleşen davacı, davalıdan dağ çileği satın aldığını, ancak bedeli ödemesine rağmen davalının teslimi yapmadığını, bu sebeple avans olarak ödediği bedelin iadesini istemiştir.Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu ve avans ödemesine rağmen karşılığında mal teslim edilmediği iddiasının ispat yükü, birleşen davacı tarafa aittir.Diğer bir deyişle, TBK'nın 207. maddesi uyarınca davacının, davalıya, mal alımı için avans ödemesi yaptığının usulüne uygun delillerle ispatının gerektiği, aslolanın peşin satış olup satıcı ve alıcının borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olduğu, yapılan ödemenin borcun tediyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği ve aksini iddia edenin ödemenin mallara karşılık avans olarak verildiği ve malın teslim edilmediğinin iddia eden tarafından yazılı delillerle ve koşulları varsa yemin delili ile ispatı gerekir.Somut olayda, yapılan ödemenin ticari ilişki kapsamında avans olarak verildiği ve davalı yanca malların teslim edilmediği iddia edilmiş, birleşen davalı yanca, birleşen davacı ile dağ çileği alım satım ilişkisi bulunmadığı, davacı ödemesinin davacının yönetim kurulu üyesi olduğu asıl davadaki davalı şirketin borcu için yapıldığı savunulmuştur. Davalı yanca ödemenin asıl davalı şirketin borcu için verildiği savunulduğuna göre, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) söz konusudur. Başka bir ifadeyle, davalı, dava konusu ödemenin kendisine yapıldığını (maddi vakıayı) ikrar etmiş ancak bunun davacı tarafından ileri sürülen nedenle (teslim alınacak mal karşılığı) değil, başka bir hukuki nedenle (borç ödemesi için) gönderildiğini savunmak suretiyle vakıanın hukuksal niteliğinin ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir.Bu durumda, vasıflı ikrarda ispat yükü yine ikrar eden davalı tarafta değil, ödemenin avans olarak yapıldığını ileri süren davacı taraftadır.Ancak dosya kapsamına göre, ispat yükü üzerine düşen birleşen davacının, davalı ile aralarında dağ çileği alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu ve ödemelerin avans olarak verildiğini ispatlayamadığı, bu konuda somut bir delil ortaya koyamadığı görülmektedir.Nitekim, asıl davada davacı-birleşen davada davalının ticari defter kayıtlarında bu ödemeler, birleşen davacının yönetim kurulu üyesi olduğu asıl davalı şirketin borç ödemesi olarak kaydedilmiştir.Bu açıklamalara göre, birleşen davacının iddiasını ispat edemediği kanaatine ulaşıldığından, birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.Asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde:Asıl davacı, asıl davada davalıya dağ çileği satıp teslim ettiğini, ancak bakiye açık hesap alacağının ödenmediğini ileri sürmüştür.Taraflar arasında satım konusu dağ çileğinin davalıya teslim edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlık, ... tarafından imzalanan 95.000 TL'lik mutabakatın ve 25.08.2017 tarihli ödeme makbuzunun geçerli olup olmadığı, davalının fiyat farkı faturasının 25.08.2017 tarihli faturasının dayanağı olup olmadığı, davacı yan alacağından mahsubu gerekip gerekmediği, bunların sonucuna göre davacının alacağının bulunup noktalarındadır.Davalı taraf, ... tarafından imzalanan 25.08.2017 tarihli hesap mutabakatı uyarınca borç bulunmadığını, davacı adına imzaladığı tediye makbuzu olduğunu ve fiyat farkı faturasını tebliğ aldığını savunmuş ise de adı geçen kişinin davacı nezdinde 2014 ile 2016/2 döneminde sigortalı olarak çalıştığı, birleşen davada tanık olarak alınan beyanında davalıyla birlikte çalıştığını, dağ çileğini ona kendisinin tedarik ettiğini, davacı ... ile ticari iş yaptığını, davacının kendine bankadan para çekme yetkisi verdiğini belirtmiştir. Asıl davacı, birleşen dava dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde, birleşen davalının asıl davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu ve şirketin borcu için toplam 50.000,00 TL ödeme yaptığını, 30.05.2017 tarihinde 20.000,00 TL, 14.06.2017 tarihinde 20.000,00 TL, 16.06.2017 tarihinde 9.000,00 TL, 16.06.2017 tarihinde 1.000,00 TL olmak üzere yapılan bu ödemeleri kendi ticari defterlerine asıl davalı şirketin borcuna karşılık yapılan ödeme olarak kaydettiğini ve şirketin borcundan mahsup ettiğini beyan etmiştir.Davalı, 25.08.2018 tarih, ...seri numaralı, 75.223,36 TL bedelli “Fiyat Farkı” faturası düzenlemiş ise de bu fatura davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi bu faturayı, davacının 30.06.2017 tarihli faturasına karşı düzenlemiş, ancak davacının anlaştıkları bedelden fazla fatura düzenlediğini ispatlayamamış, bir diğer deyişle fiyat farkı faturasını dayanağına ilişkin delil sunamamıştır. Davalı yanca yine, ...'ın davacıyı temsil ettiği ileri sürülmüş ise de ... kayıtları, dosya kapsamı ve tanık olarak alınan beyanlarına göre adı geçen kişinin davacıyı temsil etmediği, bu sebeple onun imzaladığı mutabakatın davacı için bağlayıcılığı bulunmadığı, onun imzasını taşıyan ödeme makbuzundaki ödemenin de davalı ödemesi olarak kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, davalı tarafın aksi yöndeki beyanları ve istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Gelinen bu noktada, asıl davada davacının alacağının bulunup bulunmadığının tespiti gerekmekte olup mahkemece, bu amaçla alınan bilirkişi kök ve ek raporu ile taraf defterlerinin incelendiği bilirkişi kök ve ek raporlarından, davacının icra takibi başlatırken, daha önce defterlerinde davalının borcundan mahsup ettiği ödemeyi 50.000 TL'lik ödemeyi dikkate almayarak bakiye alacak talebinde bulunduğu, buna göre davacının davalıdan açık hesap alacağının 109.426,34 TL olduğu, mahkemece de taleple bağlı kalınarak 79.274,000 TL üzerinden dava kabul edilmiş ise de ek raporda yapılan hesaplamaya göre davacının alacağı 59.426,34 TL'dir. Mahkemece, hüküm kurmaya ve denetme elverişli ek rapora göre bu miktar üzerinden davanın kabulü gerekirken, 79.274,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş, bu nedenlerle, asıl davada davalının asıl davada verilen hükme yönelik istinaf başvurusu kısmen yerinde görüldüğünden, ilk derece mahkemesi kararının asıl dava yönünden kaldırılarak, asıl davanın 59.426,34 TL asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.Takipte işlemiş faiz alacağı talep edilmesine rağmen dava 79.274,00 TL asıl alacak üzerinden açıldığından hüküm kurulurken asıl alacak üzerinden itirazın kısmen iptaline karar verilmiştir.Kabul edilen alacak miktarı fatura ve açık hesaptan kaynaklandığından likit olup, bu miktar üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına da hükmedilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca esastan reddine; asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak asıl davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;A- Birleşen Davada:1-Birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca esastan reddine, 2- Birleşen dava yönünden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı ile 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının, birleşen davada davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Birleşen davada davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, B-Asıl Davada:Asıl davada davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu asıl davaya ilişkin kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, asıl davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Asıl davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 59.426,34 TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin takip talebindeki diğer şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, 2-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, hüküm altına alınan alacağın takdiren %20'si oranında belirlenen 11.885,26 TL icra inkâr tazminatının asıl davada davalıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin asıl davada davalıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince, reddedilen miktar üzerinden belirlenen 19.847,66 TL vekalet ücretinin asıl davada davacıdan alınarak asıl davada davalıya verilmesine,5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.059,41 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 957,44 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.101,97 TL'nin, asıl davada davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 6-Asıl davada davacı tarafından bu dava nedeniyle yapılmış olan 957,44TL harç giderinin, asıl davada davalıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine,7-Asıl davada davacı tarafından harç dışında yapılan ve ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı toplam 1.453,90 TL yargılama giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 1.094,78 TL'lik kısmının asıl davada davalıdan alınarak asıl davada davacıya verilmesine, artan kısmın asıl davada davacı üzerinde bırakılmasına, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Asıl davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; asıl davada davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince asıl davada davalıya iadesine, b-Asıl davada davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 44,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 206,10 TL kanun yolu giderlerinin, asıl davada davacıdan alınarak asıl davada davalıya verilmesine,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.
30.04.2025