İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/505 E. 2025/320 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/505
- Karar No
- 2025/320
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/505 KARAR NO : 2025/320
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 16/08/2021 KARAR TARİHİ : 15/04/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendi
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; 06.10.2020 tarihli Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğranması nedeniyle, 6100 sayılı Yasa’nın 107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre maddi tazminat tutarı belirlenerek (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere), zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak sürekli iş gücü kaybı tazminatının,ekonomik geleceğin sarsılması tazminatının şimdilik 10.000,00TL belirsiz alacağın sigorta şirketleri yönünden sigorta limitini aşmamak üzere ,temerrüt tarihinden işletilecek faizi, yargılama giderleri ve avukatlık ücretiyle birlikte, davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından sürekli iş göremezlik tazminatı ödemesi yapıldığından işbu davanın reddini, Her durumda maluliyetin tespitine yönelik Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasını, İtirazlarımızın kabul görmemesi halinde, maluliyet ve hasar tazminatı hesabının ZMS sigortası genel şartları A.5/c maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılmasını, Her halükârda sigortalı araç sürücüsünün kusur oranlarının belirlenebilmesi için dosyanın kusur bilirkişisine tevdi edilmesini, Her durumda müvekkil şirketin yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir. Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle dava dilekçesinde belirtilen 06.10.2020 tarihli kazadaki kusur durumu ve kusurlu hareket ile meydana geldiği iddia edilen zarar arasındaki illiyet bağı tespit edilmelidir. Müvekkilim araç malikinin kazada herhangi bir kusuru veya sorumluluğu söz konusu değildir. Zira olay müvekkilimin tamamen dışında gelişmiştir. Öyle ki müvekkilimin olaydan kazanın üstünden bir kaç gün geçtikten sonra bilgisi olmuştur. Kaza tutanağı müvekkilimin yokluğunda düzenlenmiştir. Müvekkilimin beyanları alınmamıştır. Bu nedenle de kaza tespit tutanağı gerçeğe aykırı ve hatalı olarak düzenlenmiştir. Bu yüzden evvela kaza tespit tutanağını kesinlikle ve kesinlikle kabul etmediğimizi Sayın Mahkemenize bildiririz.müvekkilimin aracı park ettiği yerde park yasağı bulunmamaktadır. ---- Sokağının başından sonuna kadar hiçbir yerinde park yasağı tabelası bulunmamaktadır. Zaten müvekkilimin taşındığı 2015 yılından bu yana sokağa araçlar tarafından park yapılmaktadır. Bugün şu an gidilse dahi sokak boyunca araç parkı yapıldığı görülecektir. Bu husus ---- Sokağını gösteren ----- kamera kayıtlarına bakıldığında da gözükecektir. Dolayısıyla hem yasal olarak hem de fiili olarak sokakta park yasağı söz konusu değildir. bu nedenle müvekkilimin olayda herhangi bir kusuru söz konusu değildir. somut olayda ----- plakalı araç sürücüsü, ilgili kanun ve yönetmelikte belirtilen hususlara aykırı hareket etmiş, kavşaklarda geçiş önceliğine uymamış, kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamış, dikkatli hareket etmemiş, geçiş hakkı olan araçlara geçiş hakkını vermemiştir.Motosiklet sürücüsü DUR levhasına ve kavşağa giriş kurallarına uysaydı bu kaza meydana gelmeyecekti.davacı kask kullanmamıştır. davacının kullandığı motosikletin fenni muayenesi 28.04.2014 tarihinde bitmiştir.görüldüğü üzere 2 yılda bir yapılması gereken motosiklet muayenesi 6.5 senedir yapılmamıştır. Yıllarca kontrolü yapılmamış olan motosikletin frenlerinin düzgün çalışmadığı çok yüksek bir ihtimaldir. Motorunda veya diğer başka teçhizatında problemler olduğu çok yüksek bir ihtimaldir. Trafikten men edilmesi gereken motosikletin, yasal mevzuata tereddüte yer vermeyecek şekilde aykırı olarak trafiğe çıkması kazaya davetiye çıkarmıştır. Bu nedenle, araç muayenesini yaptırmayan araç malikinin sorumluluğu söz konusu olduğundan bu kişinin davaya dahil edilmesi edilmesi gerekmektedir. Araç maliki tutanaklardan tam olarak okunamamktadır. (adının ''İstemin'' olduğu okunabilmektedir) Bu yüzden Sayın Mahkemenizce ---- plakalı motosiklet sahibinin tespit edilerek bu şahsa davanın ihbar edilmesini talep etmekteyiz. Davacı dava dilekçesinde 100.000,00-TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Bu son derece fahiş ve haksız bir taleptir. Bu miktar açık bir şekilde sebepsiz zenginleşmeye mahal verecek kadar yüksek bir miktardır. Yukarıda açıkladığımız üzere müvekkilimin hiçbir sorumluluğu ve kusuru bulunmamakta, aksine davacının(kask takmaması, aracını yavaşlatmaması, muayenesiz araçla sürüş yapması vs. Sebepleriyle) kendi kusuruyla ve diğer aracın kusuruyla bu yaralanma meydana gelmiştir. Müvekkilim, kendi kusuru bulunmayan bu kazadan dolayı davacı kadar üzüntü ve keder duymuştur. Davacının manevi tazminattan dolayı sebepsiz zenginleşemeyeceği yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre sabittir. Bu yüzden davacının fahiş manevi tazminat talebinin reddini talep ediyoruz. haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----- vekili cevap dilekçesinde özetle ;Davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek şart ve koşulu ile davacı dava şartı olan “arabuluculuk” şartını yerine getirmeden dava açmış olup davanın dava şartı yokluğundan reddi gerekmektedir. 19.12.2018 günü ----- Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 Sayılı Kanunun 20’inci maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda , dava açılmasından önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı hükmü gereğince ve 7155 Sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Hüküm Uyuşmazlıklar Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A (2) maddeleri gereğince "Arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir hükmü ile 6100 Sayılı HMK'nun 114 (2) ve 115.maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği düzenlenmiş olup davacının davasının bu çerçevede reddi yerindedir. Davalı davacının aracına çarpmamıştırgeçiş önceliği davalı ----- meydana gelmesinde park yasağı olan yere diğer davalıların araçalarının park etmesi de etkili olmuşturdavalı ---- yolla tam çıkmadan yolu görmesi ve kontrol etmesi imkansızdır davalı ---- asli kusuru yokturdavacı da kask bulunmamaktadır. Davacının maddi ve manevi olarak zarara uğramasında davalının kusuru olmamasına rağmen, davalı davacı ile ilgilenmiş ve ellinden gelen yardımı yapmıştır. Olayda kusuru olmamasına rağmen kendisine dava açılması yerinde değildir. Maddi ve manevi tazminat koşulları bulunmamakta ve bu talepler fahiştir .Davacının iddialarını ve davasını kabul anlamına gelmemek şart ve koşulu ile davacının Sosyal Güvenlik kurumu ve araç sigortalarında almış olduğu (şayet almış ise) maddi ödemelerin de talep edilen tazminatlarda düşmesi gerekir.
Davacının iddialarını ve davasını kabul anlamına gelmemek şart ve koşulu ile davacının ibraz etmiş olduğu sağlık raporlarına ve malluliyet durumunu kabul etmiyoruz. Davacının sağlığına kavuştuğu düşüncesindeyiz.
Davacının tedbir talebinin fiili ve hukuki dayanağı bulunmadığından reddi gerekmektedir.
Davacının sunduğu delillerin aleyhimize olanları kabul etmediklerini beyan ederek, yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddine ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Daval---- Cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketi tarafından 06.08.2021 tarihinde alınan Trafik Bilirkişisi ---- tarafından tanzim edilen bilimsel uzman mütaalası gereğince kusur yokluğu sebebiyle müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığından DAVANIN REDDİNE, Tedavi giderlerinden sayılan geçici iş göremezlik zararına yönelik müvekkil şirketin poliçe kapsamında sorumluluğu olmadığından DAVANIN REDDİNE, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde; Kusura ilişkin itirazlarımızın kabulü ile tarafların kusur durumunun belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderilerek kusur raporu alınmasına; Davacının -var ise- dava konusu kaza nedeniyle meydana gelen maluliyet oranının “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre belirlenmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu ----- İhtisas Dairesi’ne gönderilmesine, Aktüeryal hesaplamanın Hazine Müsteşarlığı siciline kayıtlı aktüerler tarafından TRH 2010 Tablosu ve 1.8 teknik faiz esas alınarak yapılmasına, Sosyal Sigortalar Kurumu’na yazı yazılmak suretiyle dava konusu kaza nedeniyle davacıya ödenen - bağlanan rücuya tabi gelirin peşin sermaye değerinin bulunup bulunmadığı ve var ise tutarı ile tenzile tabi olup olmadığının sorulmasına, Dava konusu kaza nedeniyle birden fazla kişinin zarar görmüş olup olmadığının araştırılarak bu halde halinde teminatın paylaştırılmasına, Sayın Mahkemece herhangi bir tazminata hükmedilmesi durumunda dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Davaya yönelik tüm beyanlarımız dikkate alınmak suretiyle şartların varlığı halinde sigortalı araç sürücüsü ve işletenine rücu hakkımız saklı kalmak kaydıyla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Tedavi evrakları, 06.10.2020 tarihli Kaza Tespit tutanağı, ---- eğitim ve Araştırma Hastanesi Epikriz Raporu, ---- eğitim ve araştırma Hastanesi Genel Adli Muayene Raporu ve ----- eğitim ve araştırma Hastanesi Elektronörofizyoloji Laboratuvarı Grafisi---- Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan 11.11.2020 tarihli Erişkinler için Engellilik Sağlık Kurulu Raporu Sancaktepe Şehit Prof.Dr.------Hastanesi 28.01.2021 tarihli Erişkinler için Engellilik Sağlık Kurulu Raporu, bilirkişi , adli tıp raporları, ----Asliye Ceza Mahkemesinin ----- Esas numaralı dosyası, Sosyal ve ekonomik durum araştırması ile tüm dosya kapsamı. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ----. İhtisas Dairesi’nin 06.05.2022 tarih ve ----- numaralı rapora göre, davacı ----- 06.10.2020 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı gelişen arızaları sebebiyle 20 Şubat 2019 Tarihli ve ---- sayılı ---- gazetede yayınlanan " Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği " ekindeki ölçüt kapsamında maluliyet derecesinin % 32 olduğu; tıbbi iyileşme süresinin ise (18) aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Davacının 06.10.2020 kaza tarihinden itibaren 06.04.2022 tarihine kadar geçen (18) aylık süre davacının geçici işgöremezlik dönemi ve mesleğini icra edemediği süre olarak kabul edilerek, anılan (18) aylık geçici işgöremezlik döneminde davacının, geçici işgöremezlik sebebiyle maddi zararı tespit ve hesaplanacaktır. Davacının sürekli işgöremezlik derecesinin başladığı 06.04.2022 tarihinden itibaren ise % 32 oranındaki maluliyet derecesine göre; maddi zararı hesap ve tespit edilecektir. 07.03.2023 tarihli ara karar ile dosyanın bir 3'lü makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 19.06.2023 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir. Bilirkişi raporunda özetle; Bu kazanın oluşumunda ---- plakalı aracın davacı sürücüsü ---- hatalı sevk ve idaresinin, birinci derecede ve takdiren % 75 (yüzde yetmiş beş) oranında etkili bulunduğu, Bu kazanın oluşumunda --- plakalı aracın davalı sürücüsü ----- hatalı sevk ve idaresinin, ikinci derecede ve takdiren % 25 (yüzde yirmi beş) oranında etkili bulunduğu Bu kazanın oluşumunda -----plakalı araç davalı sürücüsü --- kusurunun olmadığı, Bu kazanın oluşumunda----- plakalı araç sürücüsü ---- kusurunun olmadığı şeklinde tespitte bulunulduğu görülmüştür. Mahkememiz ara karar ile dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi edilerek bilirkişi raporu alınması yönünde ara karar kurulmuş ve 10.02.2025 tarihli bilirkişi raporu mahkememize teslim edilmiştir.
DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı sürekli iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Trafik kazasına ilişkin olayın; 06.10.2020 günü saat 08.00 sıralarında Davacı sürücü--- sevk ve idaresindeki --- plakalı motosikletle---- üzerinde seyirle sağında ters yönde Davalı sürücü ----- tarafından park edilmiş olan ----- plakalı otomobilin solundan geçerek kavşağa giriş yaptığı sırada sağında kalan ----- üzerinden gelip dar kavisle sola doğru dönüşe geçerek kavşağa giriş yapan Davalı sürücü ----- sevk ve idaresindeki ----- plakalı otomobille çarpışıp savrularak kavşak mahallinde yolun solunda park halinde olan Davalı ----- ait ----- plakalı otomobilin yan kısmına da çarpması sonucu yaralandığı dava konusu olay meydana geldiği anlaşılmıştır. KUSUR AÇISINDAN; Dosya içerisinde bulunan Ölümlü / Yaralanmalı Trafik Kaza Tespit Tutanağında; kaza mahallinin yerleşim yeri içi, hız sınırının 50 km/h, yol platform genişliğinin 9 metre, yolun 2 şeritli 7 metre genişliğinde yol, zeminin asfalt kaplama, yol yüzeyinin kuru, vaktin gündüz, hava durumunun açık, mahallin dört yönlü kavşağın olduğu, yolun yatay güzergahta düz, düşey güzergahta eğimsiz olduğu belirtilmiştir. Kaza tespit tutanağına ekli kaza yeri krokisinde de; davacı sürücünün seyir yönüne hitaplı kavşak müşterek alanı öncesinde yolun sağında kaza noktasına 5 metre geride "DUR" trafik levhasının olduğu belirtilmiştir. Mahkememizin ara kararı ile dosyanın kusur bilirkişi -----tevdi edilerek alınan 26/12/2022 tarihli raporda; Davacı sürücü ---- yönetimindeki ----- plaka sayılı motosiklet ile ----- sokak üzerinde yolun orta şeridi kısmende karşı istikametten gelen araçların şeridi üzerinden seyir ederek ,olay mahalli kavşağa geldiğinde, kendi istikametine DUR trafik işareti olmasına rağmen hızla kavşağa girerek kendi gidiş istikametine göre sağından kavşağa giren davalı ----- yönetimindeki araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen kazada kavşak içinde DUR işaret levhasına uymadığı anlaşılmak ile KYTK’nun 84. Maddesinin “ f “ bendinde belirtilen “Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” kuralına aykırı davrandığı için kazada %75 oranında kusurlu olduğu, Davalı sürücü ---- yönetimindeki ---- plaka sayılı otomobil ile ---- istikametinden gelerek sola dönüş ile ----- istikametine doğru dönüşe geçtiği sırada yavaşlayarak kavşak içindeki motosikleti fark ettiğinde etkin fren tedbirine başvurarak çarpışmayı engellemediği için KYTK’nun 52. Maddesinin “ a-b “ bentlerinde belirtilen “Kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmak, hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak “ kuralına aykırı davrandığı için kazada %25 oranında kusurlu olduğu, diğer davalılar ---- ve ---- kusurunun olmadığının bildirildiği, Davacı ve davalı ----- vekilinin itirazları nedeniyle dosyada kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılarak bilirkişi heyetine tevdi edildiği, Makine Mühendisi ----, Makine Mühendisi ---- ve Makine Mühendisi ---- tarafından hazırlanan 19/06/2023 tarihli raporda; " Davacı sürücü ----- yönetimindeki----- plakalı motosikleti ile seyir halinde iken, dikkatini yola vermesi, mahal şartlarını, yol özelliklerini etkin bir şekilde kontrol etmesi, olayın meydana geldiği anılan kavşağa geldiğinde yavaşlaması ve kendisine hitap eden "DUR" trafik levhasını dikkate alarak motosikleti mümkün olduğunca sağa yakın olarak durdurması ve kavşağı etkin kontrol ettikten sonra kendini ve trafiği tehlikeye sokmayacak şekilde toplu dikkatli olarak seyrini sürmesi gerekirdi. Ancak bu hususlara riayet etmeyerek, gereken dikkatini yola vermediği, mahal şartlarını, yol özelliklerini etkin bir şekilde kontrol etmeyerek, olayın meydana geldiği anılan kavşağa geldiğinde kendisine hitap eden "DUR" trafik levhasını dikkate almayarak mevcut hızı ile seyrini sürdürerek kavşağa girdiği sırada sağından kavşağa girerek sola manevra ile dönüşe başlayan davalı ---- sevk ve idaresindeki ---- plakalı aracın sağ ön köşesine aracının ön kısmı ile çarparak ilk geçiş hakkını vermediği için olayın meydana gelmesinde birinci etken olduğu.... dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı %75 (Yüzde Yetmiş Beş) oranında kusurludur.... Davalı sürücü ---- yönetimindeki ---- plakalı araç ile anılan kontrolsüz kavşağa, sürücü ---- gelişine göre, sağdan yaklaşması sebebiyle, bu sürücüye göre geçiş önceliğine sahip bulunmakla beraber, kavşakta doğrultu değiştirip sola dönüşe geçmeden önce, solundaki yolu yeterli şekilde kontrol ederek dönüşünü müsait bir zamanda geniş kavis ile gerçekleştirmesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmediği, dar kavisle kontrolsüz vaziyette dönüşe geçtiği sırada dönüş yapacağı istikametten gelerek seyrini düz devam etmek isteyen motosikletle çarpışarak meydana gelen kazada, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı aykırı şekilde hareket ettiği, trafik güvenliği bakımından hatalı bu sevk ve idaresinin kazanın meydana gelmesinde ikinci derecede etkili olduğu... ikinci derecede ve takdiren % 25 (yüzde yirmi beş) oranında etkili bulunduğu.. Bu kazanın oluşumunda ----- plakalı araç davalı sürücüsü ------ kusurunun olmadığı,,... Bu kazanın oluşumunda---- plakalı araç sürücüsü ----- kusurunun olmadığı,..." şeklinde bildirildiği, Davacı ve davalı ------ vekilinin ayrı ayrı itiraz dilekçeleri sunulduğu, Davacı vekilinin kusur bakımından alınan itirazların değerlendirilmesinde, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde davacı ---- ile Davalı ------ hakkında mahkememiz dosyasında 19/06/2023 tarihli tarihli heyet raporu ile ceza mahkemesinde alınan 13/04/2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu, 04/07/2023 tarihli heyet raporları arasında kusur bakımından çelişki bulunduğu görülmekle, davacı ile davalı ----- vekillerinin kusur bakımından yapılan itirazlarının değerlendirilmesiyle, dosyanın Genişletilmiş Uzmanlar Heyetince rapor düzenlenmesi için ----- Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği, Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'nun 04/11/2024 tarihli Raporunda; "A-Davalı sürücü ------ sevk ve idaresindeki otomobille seyri sırasında kavşağın olduğu yere geldiğinde müteyakkız olması, sola dönüşünü mümkün olduğu kadar geniş kavisle yapması, dönüşü sırasında düz seyirle gelen araçlara dikkat etmesi, aracını zamanında durdurup kazayı önlemesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmemiş, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyirle ve dar kavisle dönüşe geçerek olaya sebebiyet vermiş olup asli kusurludur. B-Davacı sürücü ----- sevk ve idaresindeki motosikletle seyri sırasında kavşağın olduğu yere yaklaştığında seyir yönüne hitap eden "DUR" levhasını da dikkate alarak aracının hızını her an durabileceği hız düzeyine düşürüp müteyakkız olması ve zamanında aracını durdurup kazayı önlemesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmemiş, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyirle ve mevcut hızı ile kavşağa girmiş olup heden olduğu olayda asli kusurludur. C-Düz seyreden Motosiklet sürücüsü ile dönüş yapan otomobil sürücüsünün kurallara uyarak kavşağın olduğu yere gelmesi halinde kazanın önlenebileceği anlaşıldığından kavşak mahallinde araçlarını park etmiş olan Davalı sürücüler ------ kusur izafesi uygun görülmemiştir. -Düz seyreden Davacı sürücünün seyir yönüne hitaplı "DUR" levhası olsa da davacı sürücünün de dönüş manevrası kurallarını ihlal ettiği dikkate alındığında 19.06.2023 tarihli üçlü bilirkişi heyet raporunda motosiklet sürücüsüne verilen kusur fazla, dönüş yapan davalı sürücüye verilen kusur ise az bulunduğundan söz konusu rapordaki kusur oranlarına iştirak edilmemiştir." şeklinde açıklanarak davacı ve davalı----- %50'er kusur verildiğinin görüldüğü, Gelinen aşamada safahatta mahkememizce oluşturulan bilirkişi heyetinden ve kusur bilirkişisinden alınan raporlar bulunduğu, nitekim Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu'ndan da rapor alındığı, bilirkişilerin kusur oranları yönünden farklı görüşlerde olduğunun raporlarda açıkça görüldüğü, tarafların kusur durumunun mahkememizce belirlenmesinde; Dosyada alınan kusur raporu, olay anı görüntülerindeki olayın oluş şekli, araçların çarpışma konumları, seyir durumları, sürücülerin hazırlık ve ceza dosyası kapsamındaki tüm anlatım beyanları, bilirkişi raporları, iddianame içeriği, Ceza Mahkemesi Gerekçeli Kararı içeriğindeki tespitler, davacı vekilinin tüm beyanları, davalı taraf itirazları, tutanaklar, raporlar ve diğer tüm veriler birlikte değerlendirildiğinde; Yukarıda meydana geliş şekli kabul edilen dava konusu trafik kazasına ilişkin, davacının sevk ve idaresindeki motosikletle seyri sırasında kavşağın olduğu yere yaklaştığında seyir yönüne hitap eden "DUR" levhasının bulunduğu, dur levhasını dikkate alarak aracının hızını her an durabileceği hız düzeyine düşürüp müteyakkız olması ve zamanında aracını durdurup kazayı önlemesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmeyerek, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyirle ve mevcut hızı ile kavşağa girmiş olup, kazanın meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu, Davalı ----- sevk ve idaresindeki otomobille seyri sırasında kavşağın olduğu yere geldiğinde müteyakkız olması, sola dönüşünü mümkün olduğu kadar geniş kavisle yapması, dönüşü sırasında düz seyirle gelen araçlara dikkat etmesi, aracını zamanında durdurup kazayı önlemesi gerekirken bahsedilen bu hususlara riayet etmeyerek, dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde seyirle ve dar kavisle dönüşe geçmesi eylemleriyle kazanın meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu, araçlarının park eden Davalılar ---- ve ----- kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı sonuç ve vicdani kanaate varılarak, Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu tarafından verilen kusur oranları ve kusur oranlarına ilişkin gerekçe ihtiva eden raporun hükme esas alınması dosya kapsamına uygun bulunmuştur.
MALULİYET AÇISINDAN; Davacının sürekli maluliyet oranlarının tespiti bakımından davacının tedavi belgeleri celp edilerek dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderildiği, Adli Tıp Kurumu -----. İhtisas Kurulu'nun 06/05/2022 tarihli raporunda; Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alınarak; Göz Hastalıkları; İşlevsel Görme Puanı:68, Görme Sistemi Yetersizlik Oranı:32 olup; 1. Kişinin tüm vücut engellilik oranının %32 (yüzdeotuziki) olduğu, " şeklinde rapor düzenlendiği, davacının maluliyet oranını %32 olduğu anlaşılmıştır.
AKTÜERYA HESABI YÖNÜNDEN; Dosyanın aktüerya konusunda uzman bilirkişisine tevdi edilerek hazırlanan bilirkişi kök raporunda özetle; TRH-2010 yaşam Tablosu esas alınarak Progresif rant yöntemine göre, asgari ücret üzerinden sürekli iş göremezlik tazminatının %75 kusur indirimiyle ve davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş halinin mahsubuyla 378.110,14 TL olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır. Asgari ücret değişikliği nedeniyle 07/11/2023 tarihli ek rapor ve celse arasında itirazların karşılanması amacıyla 11/07/2024 tarihli raporların tanzim edildiği, dosyanın Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi nedeniyle yine asgari ücret değişikliği nedeniyle 10/02/2025 tarihli ek rapor alındığı, 10/02/2025 tarihli ek raporda 4.durum hesabında; davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenmiş halinin mahsubuyla davacının tespit edilen %32 oranında maluliyetine göre askerlik süresi dahil % 50 kusur indirimi yapılarak ve %20 müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle sürekli iş göremezlik tazminatının 1.702.899,39 TL olarak tespit edilmiştir. ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----.Hukuk Dairesi'nin ---- Esas ve ------ Karar sayılı ilamında; "Davaya konu edilen sürekli iş gücü kaybına ilişkin zararın efor kaybı tazminatı vasfı da dikkate alındığında davacının askerlik süresi içinde de aynı zararının devam edeceği gözetilerek, askerlik süresi için hesaplama yapılmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin------sayılı kararı)." şeklinde açıklandığı, Davacı vekilinin askerlik süresinin itirazı bakımından itirazı yerinde görüldüğünden askerlik süresinin dahil edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin 20/02/2025 tarihli dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatı bakımından dava değerinin askerlik süresi dahil % 50 kusur indirimi yapılarak ve %20 müterafik kusur indirimsiz bedel üzerinden artırılmıştır. Kural olarak haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir.Zarar bir eksilmeyi ifade eder. Haksız fiilin borç doğurmasının sebebi doğan zararı giderme yükümlülüğünden kaynaklanır. Haksız fiil faili bu fiili ile yaratmış olduğu eksilmeyi gidermek, zarar gören kişiyi fiilden önceki durumuna getirme borcu altına girmiştir. Haksız fiil failinin borcu doğan bu zararı tazmin etmeye dayanır. Buna göre haksız fiilden doğan tazminat borcunun üst sınırını doğan zarar oluşturur.----- Zarar belirlenirken, uğranılan gerçek zararın dışına taşılamaz. Zarar görenin zararla ilgisi saptanamayan giderleri zarar kapsamının dışında tutulmalıdır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesi vd, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1, 85/1ile ilgili madde düzenlemeleri gözetildiğinde; davalı ----- şirketinin sigortalısına ait aracın trafik sigortacısı olup ZMSS poliçesi gereği, davalı ----- işleten ve sürücü olarak, davacının talebine ilişkin gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumludur. Davalı ----- bakımından dava şartı arabuluculuğa tabi olmadığından bu yöndeki cevap dilekçesindeki itiraz yerinde görülmemiştir. Davalı sigorta şirketinin davacının kask takmadığı iddiasıyla müterafik kusurlu olduğu uyuşmazlığı yönünden dosya değerlendirildiğinde; Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. ------Müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. Somut olayda trafik kazasının cereyan biçimi, davacının göz yaralanması ve trafik kazasına sebebiyet verilmesi durumu değerlendirildiğinde davacının kask takmaması eyleminin zararı artırdığı kanaatinin oluştuğundan müterafik kusur indirimi itirazı yerinde görüldüğünden %20 oranında indirim yapılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 176. Maddesinde "Taraflardan her biri yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir." hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda bir davada sadece usul işlemleri ıslah edilebilecek olup, ıslahla yeni bir dava açılamaz ve istemde bulunulamaz. Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir (6100 sayılı HMK. m. 176). Islah müessesi, dava değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir -----. Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı olduğundan, yasal şartları yerine getirildiği takdirde karşı tarafın ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir. İddia ve savunmayı değiştirme ya da genişletme sayılmayan hallerde veya karşı tarafın genişletme ve değiştirmeye rıza gösterdiği hallerde ıslaha başvurmaya gerek olmadığı açıktır.Yargıtay ----- Hukuk Dairesi ------ Karar sayılı ilamında: "Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır. (Yargıtay HGK'nun 29.06.2011 tarih------Karar) Bu nedenle başlangıçta dava konusu edilmeyen 59 parsel sayılı taşınmazın ıslahla dava konusu haline getirilmesinin mümkün olmadığı, başka bir ifadeyle dava konusu edilmeyen taşınmazın hukuken; dava konusu edilen taşınmazlara nazaran ayrı bir müddeabih olması nedeniyle ancak ayrı bir davanın konusunu teşkil edeceği açık olduğu halde mahkemece bu husus gözardı edilerek hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan 59 parsel sayılı taşınmaza ilişkin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir." şeklinde belirtilmiştir. (Yargıtay HGK'nun 29.06.2011 tarih,------ Gerek öğreti gerekse Yargıtay, ıslah yoluyla davanın değiştirebileceğini ve genişletilebileceğini, aynı şekilde savunmanın genişletilebileceğini ilke olarak kabul etmektedir. Vurgulamakta yarar vardır ki, kısmi bir dava açılmışsa, bu davanın kalan kısmı yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde ıslaha konu olabilecektir. Ancak, bir dava konusu bizatihi kendisi davayı oluşturuyor ise, burada kısmi dava bulunmadığından ıslah edilebilecek bir dava da bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında; davacı yanca dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik tazminatında bulunduğu, davacı vekili tarafından sunulan 20/02/2025 tarihli bedel artırım dilekçesinde geçici iş göremezlik tazminatı yönünden talepte bulunulmuş ve maddi-manevi tazminat talebi bakımından davalılar yönünden ayrı ayrı miktar bildirilmiş ise de; Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla bile olsa davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığından geçici iş görmezlik tazminatı talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, dava dilekçesinde belirtilen maddi-manevi tazminat miktarı bakımından talep azaltılma mümkün olmadığından, davalılar bakımından manevi tazminat talebi 100.000,00 TL ve maddi tazminat ise 10.000,00 TL üzerinden değerlendirilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının geçirmiş olduğu trafik kazasından kaynaklı olarak kazanın meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu, Davalı Sigorta Şirketi tarafından ZMMS ile sigorta teminatı altında olan ve davalı sürücüsü -----kazanın oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu, davacının maluliyet oranının kaza tarihindeki yönetmeliğe göre davacının tüm vücut engellilik oranının %32 tespit edildiği, davacının sürekli iş göremezlik tazminatının müterafik kusur indirimli 1.702,899,39 TL olduğu, sigorta teminat limitinin 364.479,92 TL olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat miktarı ile sınırlı olduğu, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi bakımından yapılan değerlendirmede; Türk Borçlar Kanunu’ nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin özel durumları göz önünde tutarak hükmedeceği manevi tazminat miktarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. (Yargıtay -----. HD. ----Trafik kazası nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmende olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları da gözetilerek, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen ve davacı için hak ve mesafe kuralları çerçevesinde manevi tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği, trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin tespitler, olayın meydana geliş şekli, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen ve davacı için hak ve mesafe kuralları çerçevesinde davacıdaki acı ve elemin bir nebze olsun dindirilebilmesi amacıyla takdiren 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının sürekli iş göremezlik tazminatı davasının KABULÜ ile; 1.702,899,39 TL tazminatın davalı ------ şirketi bakımından temmerrüt tarihi olan 01/12/2020 tarihinden itibaren, davalı ------ kaza tarihi olan 06/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, (Davalı sigorta şirketinin sakatlanma ve ölüm teminat sorumluluğu poliçe limiti bakiye 364.479,92 TL ile sınırlı olmak üzere), 2-Davalılar ----.,------bakımından maddi tazminat davasının ayrı ayrı REDDİNE, 3-Davacının manevi tazminat davasının kısmen KABULÜ ile; 50.000,00 TL manevi tazminatının davalı ----- kaza tarihi olan 06/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-Davalılar ---- ve----- bakımından manevi tazminat davasının ayrı ayrı REDDİNE, 5-Dava konusu edilmeyen bir şeyin ıslah yoluyla bile olsa davaya ithaline ve dava konusu haline getirilmesine yasal açıdan olanak bulunmadığından geçici iş görmezlik tazminatı talebine ilişkin karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 6-Harçlar yasası uyarınca davanın kabul edilen 1.752,899,39 TL lik kısım yönünden alınması gereken 119.740,55 TL harçtan peşin alınan 375,71 TL harcın mahsubu ile bakiye 119.364,84 TL karar harcının davalılar ------ müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAD KAYDINA, ( Davalı ----- sigorta bakımından 24.897,62 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 7-Davacı tarafından yapılan 375,71 TL peşin harç, 59,30 başvurma harcı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 728,60 TL posta/tebligat gideri toplam 3.663,61 TL yargılama giderinden davalılar --------- müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer OLMADIĞINA, ( Davalı ----- bakımından 3.629,45 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 8-Adli yardım kararı nedeniyle suç üstü ödeneğinden karşılanan; 1.274,90 TL keşif harcı, 950,00 TL keşif araç ücreti, 15.250,00 TL bilirkişi ücreti, 1.791,00TL tebligat ve kep posta gideri olmak üzere toplam 19.265,90 TL yargılama giderinin davalılar------ müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye İRAT KAYDINA, 9----- Adli Tıp Kurumunun 25.01.2022 tarih ve ---- adli tıp numaralı faturası için 1.360,00 TL, ------ Adli Tıp Kurumunun 22.08.2024 tarih ve ----- adli tıp numaralı faturası için 9.300,00 TL olmak üzere toplam 10.660,00 TL'nin karar kesinleştiğinde davalılar ----- müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye İRAT KAYDINA, Adli Tıp Kurumu Döner Sermaye Saymanlığının T.C. ----Şubesindeki ------ iban nolu hesabına yatırıldığı ve makbuzu sunulduğu takdirde bedelin tahsiline yer olmadığına, 10-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 247.318,93 TL vekalet ücretinin davalılar -----müştereken ve müteselsilen alınıp alınarak davacıya VERİLMESİNE, ( Davalı ----- sigorta bakımından 58.316,79 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ----- alınıp alınarak davacıya VERİLMESİNE, 12-Davalılar -----kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat üzerinden hesaplanan A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 13-Davalı ----- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan manevi tazminat yönünden A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 14-Davalı ----- kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesaplanan manevi tazminat yönünden A.A.Ü.T.'ye göre alınması gereken 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 15-Arabuluculuk ücreti olan 1.360,00 TL'nin davalı ----- tahsili ile hazineye irat KAYDINA, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekili, davalı ---- ve ---- vekillerinin yüzüne karşı diğer davalı -----, Sigorta şirketlerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.