İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/455 E. 2025/355 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/455
Karar No
2025/355
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/455 Esas KARAR NO: 2025/355 DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:08/07/2021 KARAR TARİHİ:30/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacılar vekili --------------- dava dilekçesinde özetle; I. Maddi Vakıalar Müvekkillerinin,---------------- sicil numarasıyla kayıtlı---- hisselerinin toplam %70’ine sahip olan (hisselerin %34’ü---- %34’ü---- ve %2’si---- ait olmak üzere) pay sahipleridir.------- hisselerinin %30’u ise aynı zamanda şirketin tek yönetim kurulu üyesi olan davalı---- aittir.------- 2019 ve 2020 mali yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantıları Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) 409. maddesinde belirtilen sürelerde yapılmamış ve gerekli genel kurul kararları alınmamıştır. Bunun sebebi -------- tek yönetim kurulu üyesi olan davalının, genel kurulu toplantı için usulüne uygun şekilde çağırmamasıdır. Davalı bu yolla------ pay sahipleri olan müvekkillerinin -------- finansal tablolarını ve bilançolarını inceleme ve eğer gerekli görürlerse yönetim kurulu üyesi olan kendisini azletme imkanını elinden almaya, şirketin işleyişini ve yönetimini kilitlemeye çalışmaktadır. TTK uyarınca anonim şirketlerin olağan genel kurul toplantılarının yapılması için gerekli çağrının yönetim kurulu tarafından yapılması gerekmektedir.Yönetim kurulu zamanı gelmesine rağmen olağan genel kurulu toplantıya çağırmazsa bu durum yönetim kurulunun sorumluluğunu gerektirir. Davalı,------- tek yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, TTK uyarınca tarafına yüklenmiş olan görevleri yerine getirmemiş,---------- genel kurul toplantılarının yapılması için gerekli çağrıyı yapmamıştır. Dolayısıyla davalının, yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklanan sorumluluklarını ihlal ettiği açık şekilde ortadadır. Davalının, ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu ---- iştigal konusuyla aynı konuda faaliyet gösteren yeni bir şirket kurduğu ve bu şirket için yöneticilik yaptığı yönünde bilgiler müvekkillerine ulaşmıştır. Bunun üzerine müvekkilleri tarafından ------ internet sitesi üzerinden yapılan kontroller sonucunda, davalının ----- numarasıyla kayıtlı------ kurucu ortağı ve tek müdürü olduğu tespit edilmiştir. Üstelik davalı, ----- tek yönetim kurulu üyesi ve ortağıyken,----- faaliyet konusu aynı olan bu yeni şirketi,-------- merkez adresinde kurmuştur ve kendisine ait bu ikinci şirketin adresini, müvekkillerinin ortağı olduğu ------ adresi olarak tescil ettirmiştir. Davalının genel kurul izni olmaksızın Şirket hesabından kendi şahsi hesabına para transfer etiği tespit edilmiştir. Davalı, Şirket'in sahip olduğu ve Şirket'in en önemli gayri maddi varlıklarından biri olan------- markasını tek ortağı ve müdürü olduğu-----devretmiştir. Ayrıca davalı,-----------sayılı dosyası üzerinden Şirket aleyhine dayanağı bilinmeyen bir alacak iddiasıyla ilamsız icra takibi başlatmış ve yetkisini kötüye kullanarak takibe itiraz etmeyip kesinleştirmiştir. Böylece davalı Şirket'in tüm faaliyetlerini gösterdiği,-----------numaralı taşınmazı üzerine 26.05.2021 tarihinde 1.503.351,69-TL tutarında haciz koydurmuştur. Davalının tüm bu davranışları yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklanan sorumluluğunu ihlal ettiğini ve Şirket'i zarara uğrattığını göstermektedir. Davalı yönetim kurulu üyesinin başta rekabet yasağına, sadakat yükümlülüğüne ve özen borcuna aykırı davranışları ve dilekçede açıklanan şirketi zarara uğratacak diğer davranışları sebebiyle müvekkillerinin davalı yönetim kurulu üyesine karşı sorumluluk davası açması ve gerekli görülecek diğer hukuki ve cezai aksiyonlara başvurması kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu sebeple işbu dava dilekçesinde sorumluluk davası açılmaktadır ve -------- uğradığı zararın tazmin edilmesi talep edilmektedir. II. Davalı Rekabet Yasağını Ve Yönetim Kurulu Üyeliğinden Kaynaklanan Yükümlülüklerini İhlal Etmiştir Ve Şirketi Zarara Uğratmıştır. Türk Ticaret Kanunu ("TTK") m.396 uyarınca; yönetim kurulu üyelerinden biri, genel kurulun iznini almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari -----türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla da giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir. TTK m.553 uyarınca ise; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Davalı, müvekkillerimizle birlikte ortak olduğu ------------aynı zamanda tek yönetim kurulu üyesiyken,------------------- kurmuş ve bu şirketin sınırsız imza yetkilisi tek müdürü olmuştur. Davalının kurmuş olduğu ------------- aynı işle iştigal etmektedir ve her iki şirketin amaç ve konusu aynıdır. İki şirket de iç mimarlık kursu, resim kursu, güzel sanatlara hazırlık kursu gibi alanlarda eğitim hizmeti vermektedir. Bu sebeple iki şirketin potansiyel müşterileri ve verdikleri hizmetler bire bir aynıdır. Nitekim iki şirketin ticaret sicil gazetesinde yayımlanan şirketin amaç ve konu maddeleri incelendiğinde de şirketlerin iştigal konusunun aynı olduğu anlaşılmaktadır.----------- yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere, somut olayda olduğu gibi, anonim şirketin yönetim kurulu üyesinin aynı tür ticari işle uğraşan ------ tek ortağı ve imza yetkisine sahip tek müdürü olması anonim şirketlerde yönetim kurulu üyesi için getirilmiş olan rekabet yasağının ihlaline yol açmaktadır. Nitekim öğretide-------da yönetim kurulu üyesinin başka bir anonim şirkette ya da limited şirkette hakim ortak ya da tek imza yetkilisi olmasının sadakat yükümlülüğüne aykırı düşeceği ve TTK m.396 kapsamına gireceğini ifade etmiştir------------ Anonim şirket yönetim kurulu üyesinin aynı işlerle uğraşan diğer bir şirkette yöneticilik yapması başkası hesabına işlem yapmış olma nedeniyle doğrudan TTK m. 396’nın kapsamına girmektedir -------- Dolayısıyla TTK'nın açık hükmü kapsamında davalının müvekkillerimizle birlikte ortağı olduğu ---------- işletme konusuyla aynı konularla iştigal eden yeni bir şirket kurması ve bu şirketin tek ortağı ve tek imza yetkilisi müdürü olması rekabet yasağını ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Üstelik davalı söz konusu yeni şirketi, müvekkillerinin ortağı olduğu --- ile aynı adreste kurmuştur ve aynı adreste------ de iştigal konusu olan güzel sanatlar eğitimleri hizmetlerini vermektedir. Davalının----- ile aynı adreste kurmasının tek bir amacı vardır. Davalı bu yolla ----- müşterilerini yeni kurduğu, tek ortağı ve yöneticisi olduğu ----- yönlendirmeye, bu müşterileri ayartmaya çalışmakta, --------yıllar içerisinde oluşturduğu müşteri portföyü ve bunun yarattığı etkilerden istifade etmeye çalışmakta, dahası --------- ------- içini boşaltarak onu kağıt üzerinde değersiz bir şirket haline getirmeye çalışmaktadır. Bu şekilde davalı,------ elde edebileceği geliri, kendisinin tek ortağı olduğu----- elde etmesini sağlamakta ve------- içini de boşaltarak adeta ölüme terk ederek zarara uğratmaktadır. Yani hem------- maddi ve manevi ticari işletmesinin unsurlarını rakip şirkete devrederek onun birikiminden haksız kazanç elde ederek, hem de yönetmekle yükümlü olduğu şirketin can damarlarını kesmek suretiyle ölüme terk ederek hukuka aykırı davranmaktadır. Nitekim davalının, Şirket'in pay sahipleri olan müvekkillerinin onayı ve genel kurul kararı olmaksızın Şirket'in kurulduğu günden bu yana kullandığı --------- ---- devretmiş olması ve------- ticari işletmesini de -------- devretmek için devir sözleşmesi akdetmesi de bu iddialarını haklılığını hiçbir tereddüt bırakmayacak şekilde gözler önüne sermektedir. Davalının bu davranışlarının TTK m.55 çerçevesinde haksız rekabet de teşkil ettiği de açıktır. TTK m.369 uyarınca yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar. Anonim şirketlerde bağlılık yükümlülüğü yöneim kurulu üyelerinin en önemli yükümlülüklerindendir. Özellikle şirketin çıkarıyla kendisinin veya yakınlarının çıkarlarının çatıştığı durumlarda bağlılık yükümlülüğü devreye girmektedir. Davalı,------- iştigal konusuna giren işlerde faaliyet göstermek ve------ müşterileri üzerinden gelir elde etmek için ----- kurmuştur. Böylece davalı kendisinin çıkarlarını, ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu --------çıkarlarından üstün tutmuş, bu şirketi zarara uğratmış ve özen ve bağlılık yükümlülüklerini de ihlal etmiştir. Öte yandan hukukumuzda, yönetim kurulu üyelerinin rekabet yasağına aykırı hareket etmeleri nedeniyle sorumlu tutulabilmeleri için kusur dahi aranmamıştır -------. Dolayısıyla davalının, ------ tek yönetim kurulu üyesiyken bire bir aynı tür ticari işle uğraşan yeni bir şirket kurması ve bu şirketin tek müdürü olmasıyla rekabet yasağını ihlal ettiği ve ----- zarara uğrattığı sabittir. Davalının TTK m.396'da düzenlenmiş olan rekabet yasağını ihlal etmesi sonucunda ------ yoksun kaldığı kârı oluşmuştur. Nitekim öğretide de eğer üyenin işlemi yönetim kurulu üyesi olduğu şirket adına ve hesabına yapmış olsaydı bu menfaatlerin şirkete ait olacağı ve bu zararın yoksun kalınan kâr teşkil ettiği vurgulanmıştır ------- Bu çerçevede----- hizmet temini için yapılmış olan tüm öğrenci kayıtlarından bu şirketin elde ettiği tüm gelirler aslında ------ zararını oluşturmaktadır. Bu sebeple----- elde ettiği tüm gelirler bilirkişi marifetiyle tespit edilerek-------- bu tutarda uğradığı zararının davalı tarafından tazmin edilmesine karar verilmesini sayın mahkemeden talep ederiz. Rekabet yasağını ihlal etmiş olan davalı, şirketin tek yönetim kurulu üyesidir. Menfaat çatışması sebebiyle kendisine--------- yönetim kurulu üyesi olarak dava açmayacağı için, davalının rekabet yasağını ihlal etmesinden dolayı şirketin uğradığı zararın tazminini pay sahipleri olan müvekkillerinin talep etmesi zorunlu olmuştur. Öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere, TTK m.396 sorumluluğu genel olarak düzenleyen ve pay sahipleri ile şirketin alacaklılarına dava açma hakkı tanıyan TTK m.553'ün uygulanmasına mani olmamaktadır. Dolayısıyla yönetim kurulunun tek üyeden oluştuğu ve bu üyenin rekabet yasağını ihlal ettiği durumlarda bu sebeple oluşan zararın şirkete ödenmesinin TTK m.553 çerçevesinde şirketin pay sahiplerinin açacağı dava ile talep edilmesi mümkündür. Davalı'nın rekabet yasağını ihlal edici davranışları yukarıda sayılanlarla da sınırlı değildir. Davalı---------- aynı ilçede bulunan ve aynı iştigal konusuyla faaliyet gösteren ----------- isimli eğitim kurumunda da ders vermekte, bu işletme için emek sarf etmekte, bu işletmenin internet sitesinde ve ------------ medya hesaplarında yer alan tanıtım amaçlı görsellerde yer almaktadır. Bu eğitim kurumunun------ aynı ilçede çok yakın bir adreste bulunması da özel önem arz etmektedir zira bu şekilde davalı, ----- potansiyel müşterilerinin ele geçirilmesine hizmet etmektedir. Böylece davalı taraf------- eğitim hizmeti vererek elde edebileceği geliri elde etmesine engel olmakta, şirketi elde edilecek kazançtan yoksun bırakmaktadır. Söz konusu görsellerde yer alan öğrencilerin bir kısmı esasında----- kayıt yaptırmış,----- hizmet almakta olan öğrencilerdir. Buna rağmen bu öğrenciler sanki------ hizmet alan öğrencilermiş gibi lanse edilmeye, bu şekilde müşteri portföyleri yanıltılmaya çalışılmaktadır. Ayrıca görsellerde kullanılan sınıflar, piyano gibi demirbaşlar bile aslında ----- aittir. Davalının rekabet yasağına aykırı hareket ederek----- ait olan sınıfları, bir takım demirbaşları------ işletmesinin kullanımı için tahsis etmesi kabul edilemez bir durumdur. Tüm bu örnekler de davalının sistematik olarak rekabet yasağını ihlal ettiğini, müvekkili şirketi zarara uğrattığını göstermektedir. III. Davalı, Yönetim Kurulu Üyesinin Şirketle İşlem Yapma Yasağını Da İhlal Etmiştir. Davalı Şirket'in İçini Boşaltmaktadır. Davalının--------- verdiği zararlar, yönetim kurulu üyesi olarak ihlal ettiği yükümlülükler yukarıda anlatılanlarla da sınırlı değildir. Davalının,-------- genel kurulunun izni olmaksızın şirket hesabından kendi şahsi hesabına para transfer ettiği de tespit edilmiştir. 20.05.2021 tarihinde yapıldığı tespit edilen aktarım işlemi ile davalının------ şirket hesabından kendisine, işbu dilekçe tarihi itibariyle yaklaşık 640.000 TL'ye denk gelen tutarda (1270 gr) altın transferi yaptığı anlaşılmıştır. Geçerli hiçbir sebep yokken, genel kurulun izni olmaksızın yapılmış olan bu para transferi de davalının, ----------- kusuruyla zarara uğrattığını ve kendi çıkarlarını şirketin üstünde tuttuğunu göstermektedir. Tespit edilebilen bu aktarım dışında, davalının başka tarihlerde de genel kurul izni bulunmaksızın şirket hesabından kendi şahsi hesabına ya da yakınlarının hesabına para aktarımı yaptığından şüphelenilmektedir.--------- yönetici olarak bulunmayan müvekkillerinin, bu para aktarımlarını tek başına araştırabilmesi mümkün değildir. Zira mevcut durumda müvekkilleri,----- hangi bankalarda hesabı/hesapları bulunduğunu dahi bilememektedir. Bu kapsamda, öncelikle --------- banka hesaplarının mahkemenizce tespit edilmesini, ardından ilgili bankalara müzekkere yazılarak davalının tek başına yönetim kurulu üyesi olduğu -------- tarihinden ilgili müzekkerenin yazılacağı tarihe kadar tüm hesap hareketlerinin celbini talep ederiz. Hesap hareketlerinin celp edilmesi neticesinde davalının genel kurul izni olmaksızın ----- kendi şahsi hesabına ya da yakınlarına yaptığı para aktarımları ve böylelikle -------- dolaylı olarak müvekkillerinin uğradığı zarar tespit edilebilecektir. Özen borcuna ve rekabet yasağına aykırılık sebebiyle Şirket'in uğradığı zararın tespiti için ayrıca davalının ve ------- de banka hesap hareketlerinin celbini mahkemeden talep ederiz. Banka hesaplarının celbi sonrasında, davalının, ----- kendi hesabına aktardığı tüm tutarların tespit edilerek bu tutardaki zararın davalı tarafından tazmin edilmesine ve--------- ödenmesine karar verilmesini mahkemeden talep ederiz. TTK'nın "Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı" başlıklı 395. maddesinde yönetim kurulu üyesinin, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağı; aksi hâlde, şirket tarafından yapılan işlemin batıl olduğunun ileri sürebileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla davalı, kendi hesabına yaptığı para aktarımlarıyla yönetim kurulu üyeleri için getirilmiş olan şirketle işlem yapma yasağını da ihlal etmiştir. Bu kapsamda, Şirket'in tek yönetim kurulu üyesi davalının genel kuruldan izin almaksızın, genel kurula bilgi dahi vermeksizin Şirket hesabından kendi şahsi hesabına para aktararak Şirket'le kendi adına yaptığı işlemler kesin hükümsüzdür. Davalının, genel kuruldan izin almadan yaptığı bu para aktarımı, TTK'nın 369. maddesinde düzenlenen, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirme borcuna ve şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uyarak gözetme yükümlüğüne de aykırılık teşkil etmektedir. İlgili maddenin gerekçesinde de, yönetim kurulu üyesinin kişisel menfaatini, şirketin menfaatinin önüne geçirmemesinin kastedildiği açıklanmıştır. Şirket hesabından kendi hesabına hukuka aykırı şekilde para aktarımı yapan davalı tarafın bu eylemi ile kendi menfaatini tek yönetim kurulu üyesi olduğu----- menfaatinden üstün tuttuğu açıktır. Davalı taraf kusuruyla gerçekleştirdiği bu eylemi sebebiyle TTK m. 553 uyarınca ----- dolaylı olarak pay sahipleri müvekkillerimize karşı verdiği zarardan sorumludur.--------- uğradığı ve uğramakta olduğu bu zararlar, davalının kusuruyla yükümlülüklerini ihlal etmesi sonucunda meydana gelmiştir. Dolayısıyla zarar ile davalının kusurlu davranışları arasında illiyet bağı olduğu şüphesizdir. Kaldı ki yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları akdi temele dayanmaktadır, bu nedenle davalının kusurunun bulunmadığını ispat yükü bizzat kendisine aittir. Davalının,----- içini boşaltmak amacıyla------ ticari işletmesini tek ortağı ve müdürü olduğu -------- devretmek için noterden işletme devri sözleşmesini----- devretmek için noterden işletme devri sözleşmesini-------dına imzalamış olduğu bilgisi müvekkillere ulaşmıştır. Söz konusu hisse devir sözleşmesinin celbi için --------- tarihli,------ ---- arasında noter huzurunda akdedilmiş işletme hakkı devir sözleşmesinin talep edilmesini Mahkeme'den talep ederiz. Davalı, söz konusu ticari işletme devri sözleşmesini imzalayarak ---- yönetim kurulu üyesi olmasından kaynaklanan yetkilerini kötüye kullanarak şirketin tüm aktiflerini ------- devretmeyi amaçlamaktadır. TTK uyarınca söz konusu işletme devir sözleşmesinin yapılması için genel kurul kararı alınması gerekmektedir zira TTK m.408/f uyarınca, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, anonim şirketlerde genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerindendir. Bu devir sözleşmesi genel kurul kararı alınmaksızın akdedilmiştir ve dolayısıyla kesin hükümsüzdür. İşletme devir sözleşmesine------ %70 hissesine sahip olan müvekkillerinin hiçbir şekilde muvafakati yoktur ve bu sebeple de söz konusu işletme devir sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğunun tespiti için müvekkilleri tarafından gerekli yasal yollara başvurulmuştur. İlgili dava derdest olup -------- esas numarasıyla devam etmektedir. Davalının, --------- ticari işletmesini tüm aktifleriyle birlikte devri işlemi nedeniyledevretmiş olması nedeniyle, ---------- uğramış olduğu tüm zararın bilirkişi marifetiyle hesaplanarak tespit edilen tutarın davalı tarafından tazmin edilmesine karar verilmesini sayın mahkemeden talep ederiz. Ayrıca davalı, ----- başvuru yaparak -------- devretmek için başvuru yapmıştır. Bu devrin önlenmesi için de----- sayılı dosya kapsamında--------ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve bu kararın ------- müzekkere yazılarak bildirilmesi talep edilmiştir. Davalının bu davranışlarıyla da yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini, özen ve sadakat borcunu kötü niyetli şekilde ihlal ettiğini göstermektedir. IV. Davalı Yönetim Kurulu Üyesi Olduğu Şirketin Halihazırda Faaliyetlerini Yürüttüğü Taşınmaz Üzerine Haksız Şekilde Haciz Koydurmuştur. Davalı Sistematik Olarak Şirketi Zarara Uğratacak İşlemler Yapmaktadır. Davalının, sorumluluğunu gerektiren başkaca yükümlülük ihlalleri de bulunmaktadır. Şirket'in tek yönetim kurulu üyesi olan davalı, Şirket’i sistematik olarak kendisine haksız şekilde borçlandırmaktadır. Yakın zamanda,--------- sayılı dosyası üzerinden Şirket aleyhine dayanağı belirsiz bir alacak iddiasıyla ilamsız icra takip başlattığı ve takibi kesinleştirdiği tespit edilmiştir. Kesinleşen takip doğrultusunda da davalının, Şirket'in halihazırda faaliyetlerini gerçekleştirdiği------ parsel numaralı piyasa değeri yaklaşık 8.500.000-TL olan taşınmazı üzerine 26.05.2021 tarihinde 1.503.351,69-TL tutarında haciz koydurduğu öğrenilmiştir. Başlatılan icra takibinin konusu olan borca itiraz etme hakkı bulunan tek yönetim kurulu üyesi Şirket'i münferiden temsile yetkili olan davalıdır. Şirket'in bu hakkını kullanma imkanını ortadan kaldıran davalı, Şirket taşınmazı üzerine kendi lehine haciz koydurarak Şirket'i zarara uğratma ve hatta Şirket'in içini boşaltma gayesinde olduğunu ve sahip olduğu yetkileri bu gayeye hizmet için kötüniyetle kullandığını açıkça ortaya koymuştur. Tüm bu sebeplerle müvekkilleri tarafından, söz konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin, kiralanmasının ve taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler lehine ayni hak tesis edilmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuştur. Açılan ihtiyati tedbir talepli davada, ----------- D. -----dosyası üzerinden talebimiz kabul edilmiştir. Nitekim bu karar da, davalının Şirket'in en değerli taşınmazını kendisine devretme niyetinde olduğu ve Şirket'i zarara uğratacak kusurlu davranışlarda bulunduğu iddialarımızı desteklemektedir. V. Davalı, Şirketin Tek Markasını Haksız Ve Hukuka Aykırı Şekilde Tek Pay Sahibi Ve Müdürü Olduğu ------ Devretmiştir. Davalı taraf Şirketi temsilen, Şirket'in sahip olduğu--------" markası için, pay sahipleri müvekkillerinin ve dolayısıyla şirket genel kurulunun bilgisi ve izni olmaksızın ---- tarihinde devir talebinde bulunmuş ve markayı tek ortağı ve müdürü olduğu ---------devretmiştir. Şirket'in ------şturulmuştur ve Şirket'in en önemli gayri maddi varlıklarından biridir. Söz konusu marka-------- tarafından yaratılmış bir markadır ve markanın tek gerçek hak sahibi------- Şirketidir. Davalının kötüniyetli şekilde Şirket'e ait markayı kendisinin tek ortağı ve müdürü olduğu--------devretmesi ve bu yolla kendisine menfaat sağlayarak Şirket'in varlıklarını azaltması hukuka aykırı bir durumdur. Davalının sistematik olarak Şirket'i zarara uğratan davranışları göz önünde tutulduğunda, markanın da bedelsiz şekilde devredildiği veya görünüşte sözleşmede bir bedel belirlenmişse bile bu bedelin gerçekte Şirket'e ödenmediği öngörülmektedir. TTK m.408/f uyarınca, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, anonim şirketlerde genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerindendir.---------- markası, müvekkillerimizin pay sahibi olduğu davalı Şirketin tek ve en önemli markasıdır. Öğretide de kabul edildiği üzere şirket tüzel kişiliğine ait olan önemli miktardaki varlıkları ancak genel kurul kararı ile devredilebilir ve genel kurulun buradaki karar alma yetkisini şirketin diğer organları ile yetkililerine devri mümkün değildir. TTK m.408'de şirket varlıklarından bahsedildiği için anlaşılması gereken TTK m. 538’de de yer aldığı şekilde şirketin aktifleridir ve m.408/2-f bağlamında bir işletme devri aranmamaktadır. Bu bağlamda şirketin bütün hizmetlerini verdiği ve ticaret unvanında da yer alan ---------- Şirket'in önemli miktarda bir malvarlığı olduğu aşikardır. Davalı, müvekkillerimizle yaşadığı çeşitli husumetler sebebiyle, onlara ve Şirket'e zarar vermek amacıyla bu markayı Şirket'in kullanmasını engellemeye çalışmaktadır ve yönetim kurulu üyesi olarak şirket genel kurulunun yetkisini gaspetmiştir. Dolayısıyla söz konusu marka devir sözleşmesi de kesin hükümsüzdür. Bu örnek de davalının Şirket'e verdiği zararları ve zarar verme gayesi içinde olduğunu göstermektedir. Söz konusu kesin hükümsüz marka devir sözleşmesi nedeniyle ----- uğradığı tüm zararın davalı tarafından tazmin edilmesi ve söz konusu tazminatın-------- ödenmesi gerekmektedir. Nitekim davalının markayı doğrudan kendi pay sahibi olduğu ----- devretmesindeki amaç da açıktır. Bu yolla davalı yeni kurmuş olduğu bu şirketi sanki-------kardeş şirketi gibi göstermeye çalışmaktadır. Böylece davalı----- hizmet alan veya hizmet almak isteyen müşterileri ----- yönlendirmeye ve böylece Şirket'i zarara uğratmaya çalışmaktadır.------ yılında kurulmuştur ve ------- yılından beri ticaret unvanında ------ kullanmaktadır. Davalı, Şirket'in bu ticaret unvanını da kullanmasını engellemek adına -------------- devretmiştir.----------- yirmi yıldan fazla süredir bu ticaret unvanını kullanmaktadır ve şirketin hakim ortakları olan müvekkillerinin bu markadan veya ticaret unvanını kullanmaktan vazgeçme yönünde bir iradeleri yoktur. Davalı taraf, müvekkilleriyle yaşadığı çeşitli husumetler sebebiyle, onlara ve Şirket'e zarar vermek amacıyla bu markayı Şirket'in kullanmasını engellemeye çalışmaktadır. Davalının pay sahiplerinin iradesi olmaksızın ve genel kurul kararı olmaksızın şirketin ticaret unvanını da barındıran -------------- tek pay sahibi ve müdürü olduğu bir başka şirkete devretmesi açık şekilde yönetim kurulu üyesinin sadakat ve özen borçlarına aykırılık teşkil etmektedir. Nitekim ------------- tarihli kararında da tıpkı somut uyuşmazlıktaki gibi taraflar arasında uyuşmazlık bulunan bir durumda şirket yöneticisi yetkisini kötüye kullanarak şirketin ticaret unvanını da içeren markasını devretmiş, ------ da bu durumun yönetim kurulu üyesinin sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğini açıkça ifade etmiştir. Kararın ilgili bölümü aşağıdaki gibidir: "Mahkemece, taraflar arasında birçok uyuşmazlık ve davalar bulunduğunun aşikar olduğu------ davaya konu marka devir sözleşmesi tarihinde davacı şirketi münferiden temsil yetkisinin bulunduğu, bu yetkiyi kullanarak oğlu------ verdiği genel vekaletnameyle davaya konu markanın davalı şirkete devredildiği, bu sözleşmede davalı şirketi de ---------- temsil ettiği, davacı şirketin amacının belirtildiği anasözleşmenin 3. maddesinin marka alım satımını da içerir şekilde yorumlanamayacağı, T.T.K.nun 321 ve 443/2. maddeleri uyarınca bu durumda yönetim kurulu adına yetki kullanan ------- davacı şirketin mal ve hizmetlerini sunarken kullandığı markayı devir yetkisinin olmayıp bu yetkinin genel kurula ait olduğu, zira davaya konu markanın davacı şirketin ticaret unvanını da içerdiği ve şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati öneminin bulunduğu, kaldı ki her iki şirkette de yönetici olan İlhan'ın davacının anılan markasını davalı şirkete devrini sağlanmasının sadakat ve özen yükümlülüğüne uygun sayılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, ------ ibareli markanın devrine dair işlemin iptaline,----- devir tescilinin terkinine dair verilen kararın davalı vekilince temyizi üzerine karar dairemizce onanmıştır. VI. Davalı, Şirketin Genel Kurulu İçin Çağrı Yapma Yükümlülüğünü De İhlal Etmiştir. Davalının Yükümlülüklerini İhlali Sebebiyle Şirket'in Uğradığı Tüm Zararların Tazmini Talep Edilmektedir. Davalı yönetim kurulu üyesi olarak genel kurulun toplantıya davet edilmesine ilişkin yükümlülüklerini de ihlal etmiştir. TTK m. 409 uyarınca anonim şirketlerde olağan genel kurul toplantıları her faaliyet dönemi sonundan itibaren 3 ay içinde yapılır. TTK m. 410 uyarınca genel kurulun toplantıya çağrılması yönetim kurulunun görevidir ve davalı, şirketin tek yönetim kurulu üyesidir. Davalı, ----------- tek yönetim kurulu üyesi olmasına rağmen, TTK uyarınca tarafına yüklenmiş olan görevleri yerine getirmemiş, pay sahipleri olan müvekkillerimizin bilgi taleplerini yerine getirmemiş, şirketin ------ yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantılarının yapılması için gerekli çağrıyı yapmamış, bu sebeple şirketin finansal tabloları, mali bilançoları, faaliyet raporları pay sahiplerince incelenememiş ve onaylanamamıştır. Bu suretle davalı pay sahibi olan müvekkillerimizin şirketin işleyişi ve mali durumu hakkında bilgi edinme hakkını kullanmasına engel olmuştur. Öğretide kabul edildiği üzere genel kurulun faaliyet yılı sonundan itibaren 3 ay içinde yapılmaması halinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidilebilir. Davalı taraf kusuruyla pay sahibi olan müvekkillerimizin, Şirket'in mali durumundan haberdar olmasını engellemiştir. Davalı taraf Şirket'in genel kurul toplantısının yapılması için gerekli çağrıyı yapmadığından genel kurul toplantısı yapılamamıştır. Ayrıca davalı, pay sahibi olan müvekkillerimizin şirketin mali durumu ve işleri hakkında sordukları soruları cevaplamamış, bilgi taleplerini reddetmiştir. Dolayısıyla, yönetimde görevli olmayan, pay sahibi olan müvekkillerimizin,-------- Şirketi'nin borçlarının tutarıyla ilgili işbu davanın açıldığı tarih itibariyle kesin ve net bilgileri yoktur. Ancak davalının yukarıda açıklanan kötü niyetli, yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal eden davranışları göz önünde tutulduğunda, davalının kusurlu davranışlarıyla Şirket'i başkaca borçlar altına da soktuğu, yönetimde görev almayan pay sahibi müvekkillerin Şirket'in kötü mali durumundan haberdar olmasını engellediği düşünülmektedir. Bu sebeple sayın mahkemeden-------- mali bilançolarının bilirkişi marifetiyle incelenmesini ve şirketin mevcut borç durumunun ve davalının kusurlu yönetimi sebebiyle-------- Şirketi'nin uğradığı zararın tespit edilmesini ve bu zararın tazminine karar verilmesini talep ederiz. Nitekim, davalının -------Şirketi'nin tek yönetim kurulu üyesi ve şirketi yönetim ve temsil yetkisini sahip tek kişi olarak gerçekleştirdiği işlemler hakkında da müvekkillerimizin ciddi çekinceleri bulunmaktadır. Müvekkillerimiz, davalının Şirket'i basiretli şekilde yönetmediği, gereksiz ve aşırı masraflar yaparak Şirket'in zararına yol açtığına ilişkin bilgiler edinmişlerdir. Bu sebeple, davalının yönetim kurulu üyesi olarak gerçekleştirdiği işlemlerin ve Şirket'in uğradığı zararın tespit edilmesi ancak ------------- bilançolarının, gelir ve giderlerinin detaylı şekilde incelenmesi ile mümkün olabilecektir. Detaylı inceleme sonucunda Şirket'in, davalının yönetimi sebebiyle uğradığı diğer zararlarının da tazmin edilmesini talep ederiz. Davalı taraf, ------- bulunan ve şirkete ait olan mobilyalar gibi bir takım demirbaşları dahi rekabet yasağına aykırı hareket ederek kurmuş olduğu ve müdürü olduğu ----- kullanımı için tahsis etmiştir. Yine ----- müvekkillerimizin ortağı olduğu ------ait olan taşınmazı kullandığı, bu adresi şirket merkezi olarak gösterdiği anlaşılmaktadır. Bu taşınmazın kullanımı için -------- arasında rayice uygun bir bedel üzerinden kira sözleşmesi akdedilmedi öngörülmektedir. Davalının tek ortağı olduğu ------- ait olan taşınmazı bedelsiz olarak veya rayicin altında bedelle kullandırdığı yönünde ciddi şüphelerimiz bulunmaktadır. Bu sebeple sayın mahkemeden davalı taraftan ----------- akdedilmiş bir kira sözleşmesi olup olmadığının sorulmasını ve bu kira sözleşmesinin ve kira bedellerinin ödendiğini gösteren faturaların mahkemeye sunulmasını talep ederiz. Bu belgeler incelendikten sonra, varsa kira sözleşmesinin feshi ve kiracının tahliyesine yönelik haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davalının, şirketi, şirketin taşınmazını rayicin altında bir bedelle kendisine ait şirkete kiraya vererek uğrattığı zararın tespit edilerek ilgili zararın tazminine karar verilmesini mahkemeden talep ederiz. Davalı,----------Şirketi’ni kötü yönetmesi, şirketin değerini ilgili piyasada azaltması nedeniyle şirket itibar kaybına da uğramıştır. Bu sebeple şirketin manevi zararının tazmini için de davalının şirkete 50.000 TL tazminat ödemesine karar verilmesini mahkemeden talep ederiz. Yukarıda detaylı şekilde açıklandığı üzere, davalı taraf, -------- müvekkillerimizi zarara uğratmak için planlı şekilde hareket etmekte ve sistematik şekilde şirketi zarara uğratacak işlemler yapmaktadır. Davalının bu işlemlerinde kötü niyetli olduğu yukarıda açıkladığımız tüm örneklerde açıktır. Tüm bu sebeplerle -------- uğradığı zararın davalı tarafından tazmin edilebilmesi, dava sonucunda verilecek tazminatın davalıdan tahsil edilebilmesi için davalının malvarlığını bilinçli şekilde azaltması engellenmelidir. Aksi halde huzurdaki dava kazanılsa dahi, ----- tespit edilecek tazminatı davalıdan tahsil edememesi riski gündeme gelebilecektir. Bu sebeple, davalının kayıtlı mal varlığının tespit edilmesi ve tüm malvarlığının dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren devrinin önlenmesine karar verilmesini sayın mahkemeden talep ederiz. VII. Müvekkillerimiz Huzurdaki Davayı Açma Yetkisine Sahiptirler. Şirketin zarara uğradığı hallerde şirket haricinde, pay sahipleri de tazminatın yine şirkete ödenmesini istemeleri şartıyla, dava hakkına sahiptirler. Çünkü burada şirketin doğrudan zararı aynı zamanda pay sahiplerinin dolaylı zararı vardır--------- Yukarıda izah olunduğu üzere, yönetim kurulu üyesi olan davalı kusurlarıyla yükümlülüklerini ihlal etmiş, rekabet yasağına aykırı hareket etmiş, şirketin genel kurul toplantısının yapılmasına engel olmuş, pay sahiplerini toplantıya çağrı görevini yerine getirmemiş, şirketin aktiflerini azaltıcı işlemler yapmış ve şirketi zarara uğratmıştır. Şirket'in tek yönetim kurulu üyesi olan davalının, Şirket adına kendisi aleyhine sorumluluk davası açması menfaat çatışması sebebiyle beklenemeyecektir. Bu sebeple huzurdaki davanın müvekkillerimiz tarafından açılması zorunlu olmuştur. Nitekim öğretide de yönetim kurulu üyelerinin dava açmadığı veya açamadığı durumlarda rekabet yasağının ihlali nedeniyle dolaylı olarak zarar gören pay sahiplerinin ve şirket alacaklılarının TTK m. 553’e göre dava açabilmelerinin mümkün olduğu kabul edilmektedir--------- tarihli kararına konu uyuşmazlıkta da huzurdaki uyuşmazlığa benzer şekilde, şirketin ortakları, şirketin müdürü ve ortağı olan ve rekabet yasağını ihlal eden kişi aleyhine sorumluluk davası açmışlardır. Dava sonucunda şirketin zararının tazminine karar verilmiştir ve ------- ilgili kararın davalı müdür yönünden temyiz başvurusunu reddetmiştir. Kararın ilgili bölümü şu şekildedir: "Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar ile davalı şahısların 21/08/2008 tarihinde kurulan ----- ortağı olduğu, davalı şahısların aynı zamanda ---- tarihinde kurulan ------ ortakları olduğu, şirketlerin faaliyet adreslerinin ve iştigal konularının aynı olduğu, ----- faaliyet gösterdiği adresi----- tarihinde kiraladığı,-------ile diğer davalı şirket arasında ------ adresi rızaen veya yasal olarak tahliye etmesi halinde kiralama hususunda ön koşullu kira sözleşmesi yapıldığı,-------- faaliyet adresinden---- tarafından hakkında başlatılan tahliye talepli takip sonrasında boş olarak davalı şirkete teslim edildiği belirtilmekte ise de mahkemece yapılan keşifte adresin boş olarak davalı şirkete teslim edilmediğinin ve bir kısım -------- malzemenin davalı şirket tarafından kullanıldığının görüldüğü, bu hali ile davalı şahısların 6102 Sayılı TTK'nın 613 ve 626. maddeleri kapsamındaki bağlılık, özen yükümlüğü ve rekabet yasağına uymadıkları, -------- bilirkişi raporu ile tespit edilen zararının 122.982,07 TL olduğu, bu zarardan davalı tarafın sorumlu olduğu, davacıların ıslah dilekçeleri ile zararın ----- ödenmesini talep ettiği gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne,---- dava tarihinden itibaren,----- ise ıslah tarihi olan ---- tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile-------- verilmesine karar verilmiştir.... Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca ---------Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından, davalılar vekilinin davalı ... yönünden tüm, temyiz itirazları yerinde görülmemiştir." Öğretide şirketin tek yönetim kurulu üyesinin rekabet yasağını ihlal etmesi sebebiyle oluşacak zararın tazmininin talep edildiği davalarda davanın temsil kayyımı aracılığıyla takip edilebileceğini ileri süren görüşler de bulunmaktadır. Huzurdaki davada asli talebimiz davaya müvekkillerimizin davacı sıfatıyla devam edilmesi olsa da, somut olayın özellikleri göz önünde tutularak eğer sayın mahkeme huzurdaki davanın şirketin pay sahipleri tarafından değil temsil kayyımı tarafından açılması gerektiği kanaatinde olursa bu durumda feri nitelikteki talebimiz olarak huzurdaki davaya mahkemece atanacak kayyım eliyle devam edilmesini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 111. maddesi uyarınca terditli olarak sayın mahkemeden talep ederiz. Eğer sayın mahkeme huzurdaki uyuşmazlıkta sorumluluk davasının pay sahibi olan müvekkillerimiz tarafından değil temsil kayyımı eliyle devam edilmesi gerektiği kanaatinde olursa temsil kayyımının Türk Medeni Kanunu m. 426 uyarınca atanmasına ve davaya mahkemenizce atanacak kayyım eliyle devam edilmesini karar verilmesini talep ederiz. Huzurdaki dava şirketin pay sahipleri olan müvekkilleri tarafından açılmaktadır ve bu sebeple yeni TTK döneminde bu davanın açılması için şirketin bir genel kurul kararı almasına gerek olmadığı öğretide kabul edilmektedir. Nitekim------- genel kurulun ancak kanunun açıkça yetkili kıldığı konularda karar alabileceğini, sorumluluk davası açılması için genel kurul kararını arayan eski kanunda yer alan 341. maddeyi kaldırırken 341. maddenin uzantısı olan TTK m.479/3'ün kaldırılmasının unutulduğunu ve davanın açılması için genel kurul kararının zorunlu olmadığını ifade etmiştir. Kaldı ki somut olayın özellikleri sebebiyle huzurdaki sorumluluk davasının açılması için genel kurul kararına gerek olmadığı ortadadır. Zira TTK m.436 uyarınca; pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. Bu hüküm uyarınca, davalının kendisi aleyhine açılacak sorumluluk davasıyla ilgili karar bakımından oydan yoksun olacağı ortadadır. Şirketin dört ortağı olduğu, bir ortağının davalı olduğu ve davalının aleyhine sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararda oy kullanamayacağı diğer üç davalının ise huzurdaki davayı açmış olduğu göz önünde tutulduğunda ayrıca bir genel kurul kararı aranmasına gerek olmadığı açık şekilde ortadadır. Her ne kadar sorumluluk davasının açılması için şirketin genel kurul kararı alması zorunlu olmasa da, müvekkillerimiz yine de genel kurul kararı almak istemiş ancak bu kararın alınması davalının kasıtlı davranışlarıyla engellenmiştir. Şöyle ki davalının yönetim kurulu üyeliği görev süresi 02.07.2021 tarihinde sona erecektir. Davalı, Şirket'i genel kurul toplantısına çağırmadığı için müvekkillerimiz önce davalıdan çağrı yapılmasını ihtarname aracılığıyla talep etmiş bu talep kabul edilmeyince de TTK m.412'den kaynaklanan haklarını kullanarak şirketin genel kurul toplantısına çağrı yapılması için dava açmıştır. Söz konusu dava-------- sayılı dosyası ile görülmektedir ve derdesttir. İşbu davanın açıldığı tarihte davalı, ------ Şirketi'nin genel kurul toplantısının yapılması için çağrıda bulunmamış olduğu için genel kurul toplantısı yapılamamış ve davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına ilişkin karar alınması açıklanan sebeplerle ve davalının kusuru nedeniyle mümkün olamamıştır. Müvekkillerimiz genel kurul toplantısının yapılabilmesi için gerekli tüm hukuki yollara başvurmuşlardır. Davalı taraf, aleyhine sorumluluk davasının açılması yönünde karar alınmasını engellemek amacıyla genel kurul toplantısının yapılmasını engellemeye çalışmıştır. Bu sebeple sorumluluk davası açılmasına ilişkin genel kurul kararının alınmasının davalının kusurlu davranışları sebebiyle mümkün olmadığı ortadadır. Kimse kendi kusurundan yararlanamaz ilkesi uyarınca huzurdaki davada, davanın açıldığı tarih itibariyle genel kurul kararı alınması fiilen mümkün olamadığı için, genel kurul karanın aranmaması gerektiği ortadadır. Huzurdaki davanın açılmasından önce ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk başvurusu 09.06.2021 tarihinde tarafımızca yapılmıştır. Başvuru neticesinde müvekkillerinin ve davalının vekilleri arabuluculuk toplantısına katılım sağlamışlar ancak anlaşamamışlardır. Bunun üzerine arabuluculuk süreci 23.06.2021 tarihinde anlaşamama ile sona ermiştir. Dolayısıyla tarafların arabulucu önünde de anlaşamamış olmaları sebebiyle huzurdaki davanın açılması zorunluluğu hasıl olmuştur. IV. Huzurdaki Dava İle İhtiyati Tedbir Kararımızı Tamamlayacak Olan Esas Hakkındaki Davamız Açılmış Bulunmaktadır Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere, davalı taraf Şirket'in içini boşaltmaya tüm aktiflerini azaltmaya çalışmaktadır. Bu amaçla da Şirket'in piyasa değeri yaklaşık 8.500.000-TL olan, Şirket'in halihazırda faaliyetlerini yürüttüğü taşınmazı üzerine dayanağı belirsiz borç iddialarıyla haciz koydurmuştur. Davalı, Şirket taşınmazı üzerine kendi lehine haciz koydurarak Şirket'i zarara uğratma ve hatta Şirket'in içini boşaltma gayesinde olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Tüm bu sebeplerle müvekkilleri tarafından, söz konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin, kiralanmasının ve taşınmaz üzerinde üçüncü kişiler lehine ayni hak tesis edilmesinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuştur. Açılan ihtiyati tedbir talepli davada, ------------- D. İş dosyası üzerinden talebi kabul edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ("HMK") m.397 uyarınca, ihtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar. Bu doğrultuda davalının Şirket'e verdiği zararları tazmin etmesi için ihtiyati tedbir kararını tamamlayıcı nitelikteki huzurdaki dava ikame edilmiştir. V. Huzurdaki Davanın Belirsiz Alacak Davası Olarak Açılması Gerekmektedir. Anonim şirket üyelerine karşı açılacak sorumluluk davası, belirsiz alacak davasının en önemli uygulama alanlarından bir tanesidir. Davacı açtığı sorumluluk davasında HMK m.107'den yararlanarak başlangıçta kesin asgari tutarı talep ederek, istemini daha sonra tahkikatın sonuçlanmasına kadar sunulacak deliller ya da alınacak bilirkişi raporu ile belirlenecek miktara yükseltme hakkına sahip olmaktadır --------- Huzurdaki davanın ilerleyen safhalarında şirket bilanço ve finansal tablolarının ve ilgili diğer belgelerinin sayın mahkemenizce atanacak bilirkişilerce incelenmesi ile Şirket'in borç tutarı ve -------Şirketi'nin kayıtlarının incelenmesi ile davalının rekabet yasağına aykırılık nedeniyle -------- uğrattığı zarar kesin şekilde anlaşılacaktır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesine göre davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Huzurdaki davada şirketin ve dolayısıyla müvekkillerinin uğradığı zarar henüz belirli değildir ve bu zararın belirlenebilmesi müvekkillerinden beklenemeyecektir. Söz konusu zarar dava sürecinde Mahkeme nezdinde yapılacak incelemeler sonucunda kesin olarak ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla öğretide ve Yargıtay kararlarında da ifade edildiği üzere, huzurdaki davada, davalıdan talep edilen tazminat miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesi olanaksızdır ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için tüm koşullar gerçekleşmiştir. Sonuç olarak, davalı taraf başta rekabet yasağının, özen yükümlülüğün ve sadakat borcu olmak üzere yönetim kurulu üyeliğinden kaynaklanan pek çok yükümlülüğünü kusuruyla ihlal etmiştir ve----- zarara uğratmıştır. Bu zarara karşılık davalı----- uzun yıllar içinde oluşturduğu itibardan faydalanarak şahsi menfaatler ve ekonomik çıkarlar elde etmiştir ve elde etmeye devam etmektedir. Davalı------ kötü yöneterek fakirleştirirken, şahsi çıkarlarına hizmet eden işlemlerle kendisi zenginleşmektedir. Haksız olarak elde ettiği malvarlığı ve paranın kendisinden alınarak----- döndürülmesi gereklidir. Dilekçemizde açıklanan sebeplerle davalının ------- yoksun kaldığı kârı da dahil olmak üzere, zararını tazmin etmesine ve bu sebeple fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve belirsiz olan alacağın miktar ve değeri kesin olarak ortaya çıktığında artırılmak şartıyla 640.000 TL tutarında maddi tazminatı şirkete ödemesine karar verilmesini ve dava sonuçlanıncaya kadar zararın daha da büyümemesi için davalının taşınır ve taşınmaz varlığı üzerinde ihtiyati haciz uygulanmasını mahkemeden talep ettiklerinden bahisle yukarıda arz edilen ve re’sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle ve müvekkillerinin her türlü talep ve zarar tazmini hakkı saklı kalmak üzere ve HMK m.107 uyarınca belirsiz olan alacağın miktar ve değeri kesin olarak ortaya çıktığında artırılmak üzere; davalının başta ------- bulunan gayrimenkullerinin olmak üzere tüm gayrimenkullerinin, araçlarının ve tüm malvarlığının üzerinde dava değeri kadar işbu dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati haciz kararı verilmesine ve bu kararın ----- müzekkere yazılarak bildirilmesine, haklı davalarının kabulüne ve ------ uğradığı zarar dolayısıyla, henüz belirsiz olan alacağın miktar ve değeri kesin olarak ortaya çıktığında artırılmak şartıyla 640.000 TL maddi tazminatın ve 50.000 TL manevi tazminatın dava şartı arabuluculuk görüşmelerinin sona erdiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak ------ ödenmesine, mahkemece gerek görülürse, davada ------n temsili için mahkeme tarafından uygun görülecek şekilde temsil kayyımı atanmasına ve davanın atanacak temsil kayyımı aracılığıyla yürütülmesine, yargılama harç ve giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini, müvekkillerinin fazlaya ilişkin her türlü hakkını saklı tutarak talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili duruşmalardaki beyanında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tanığı---- yılları arasında -----grafik tasarımcı ve davacı ---- asistanlığını yaptım, yönetici olarak bu------ biliyorum, ------ hanım ise sadece pay sahibiydi, ayrıca orada eğitmen olarak çalışıyordu, benim bilgim böyleydi, o tarihlerde ------ beyin ceviz işiyle ilgili başka bir şirketi olduğunu biliyorum, bunun dışında başka -------yaptığıyla ilgili bilgim yoktur, ancak ------ taşındığım için şirketten ayrıldığım halde oradaki çalışanlarla,---- hanımla irtibatım devam ediyordu, şirketin ------- sayfasını da takip ediyordum, birkaç ay önce şirketin ------ sayfasındaki ---- değişerek-------- olduğunu gördüm, bunun dışında bir bilgim yoktur, dedi. Davacı vekilleri, tanığa "davalının ceviz işi yaptığını söylediniz, bu şirketi kurarken şirketin kuruluşuna ilişkin masrafları ------sanat merkezinin gelirlerinden yapıp yapmadığı nereden gelir sağladığı hususunda bilginiz var mıdır?" diye sordu. Tanık: ---- bey ceviz işi olan şirketi --------sanat merkezinin gelirlerinden kurdu, buna diğer ortaklar itiraz etti, sözle itiraz ettiler, tanıklığımla ilgili ücret talebim yoktur," şeklinde beyanda bulunmuştur. Dosyanın, tespit edilen uyuşmazlık noktaları ve ayrıca davacı vekilinin ---- tarihli dilekçesindeki iddiaları doğrultusunda incelenerek rapor düzenlenmek üzere mali müşavir bilirkişi---- nitelikli hesaplamalar uzmanı------ ve sanat merkezi, sanat-müzik kursu sektöründe uzman bilirkişi (müzik öğretmeni olmayacak)'den oluşan bilirkişi heyetine tevdine karar verilerek dava dışı--------- başlangıcından beri tüm ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin tüm yasal defterlerin ve dayanaklarının, diğer ilgili tüm evrak ve belgelerin inceleme günü mahkememizde hazır bulundurulmasına, dava dışı şirketlerin yetkilisi davalı olduğundan, bu şirketlerin ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı taktirde ibraz edilmediği takdirde ibrazdan kaçınmış sayılacağının ihtarına, defterlerin kalabalık olması halinde ve istemde bulunulduğu takdirde bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir ----, Sektör Bilirkişi ---- ve Akademisyen Doç.Dr.---- tarafından sunulan------ tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Verilen yetki kapsamında dava dosyası üzerinde yapılan incelemede, Sayın Mahkemenin talebiyle dava dosyasına gönderilen, -------- cevaplarında banka hesap hareketlerinin-- olarak gönderildiği,----- gönderilmediği---- bankası yazı cevabının ekinde gönderilen ----- şifreli olduğu tespit edilmiştir. Sayın Mahkemenin vermiş olduğu görev doğrultusunda,-----yılında kurulan dava dışı ----- son beş yıla ilişkin defterlerinden sadece--------- aralığındaki defterlerin temin edilememesi, dosyada mevcut 6 (altı) farklı banka hareketlerinin ise çok kapsamlı ve kağıt ortamında bulunması sebebiyle inceleme konusunun da fazla olduğu dikkate alınarak kağıt ortamında verilerin işlenmesi ve tasnifinin çok güç olması hususları dikkate alınarak yukarıda belirtmiş olduğumuz 6 bankaya ------- tekrar müzekkere yazılmak suretiyle hesap hareketlerinin ---- içerisinde, mümkünse excel formatında dava dosyasına kazandırılması gerektiğinden ilgili bankalara müzekkereler yazılıp, cevaplarının----- içerisinde excel ortamında dosyaya kazandırılmasına kadar dava dosyasını iade etme gereği hasıl olmuştur. Eki ----- içerisinde olan hesap ekstrelerinin talep edileceği müzekkerelere cevapları geldikten sonra Sayın Mahkeme tarafından dava dosyasının tekrar heyetimize verilmesine karar verilmesi halinde, dava dosyanındaki hesap ekstreleri ile somut olayda yapılacak hesaplamalar, tasnifler için harcanacak sıra dışı emek ve mesai dikkate alınarak heyetimize ilave 2.000,00 TL ek ücret verilmesi hususu gereği tensiplerine arz olunur." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Bilirkişi ön raporunda belirtilen bankalara yazılar yazılmış, cevaplar geldiğinde dosya bilirkişi heyetine tekrar tevdi edilmiştir.Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir ------Sektör Bilirkişi ------ ve Akademisyen---- tarafından sunulan 30.10.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "-------- dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle, tarafların defter ve belgelerinin incelenmesi, Sayın Mahkemece bilirkişi heyetine verilen görev ile sınırlı olarak mezkür surette tahakkuk eden değerlendirme neticesinde; a-Davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı, yani --------- ortağı olup olmadıkları, ortak iseler hisse oranlarının ne kadar olduğu, Şirket Hazirun cetvelinde üzerinde yapılan incelemede toplam 500.000 TL sermayeli ----- davacılar ve davalı ortaklığında oluştuğu ve davalıların toplam 350.000 TL %70 ( ... 170.000 TL, ... 170.000 TL, ---- 10.000 TL ), davalı ... ise 150.000 TL %30 değerinde paya sahip olduğu görülmüştür. Bu durumda davacıların şirket ortağı olarak aktif husumet ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. İşbu davanın yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu davası olduğu dikkate alındığında, davacılar şirket ortağı olmaktan kaynaklı dolaylı zararlarının tazminini dava dışı şirkete ödenmesini talep edebilecektir. Davacıların taleplerinin de bu yönde olduğu görülmektedir. b-Davalının, genel kurul izni olmaksızın Şirket hesabından kendi şahsi hesabına para transfer edip etmediği, bu kapsamda 20.05.2021 tarihinde ------- şirket hesabından kendisine, yaklaşık 640.000 TL'ye denk gelen tutarda 1.270 gr altın transferi yapıp yapmadığı, bu transfer yapılmışsa bunun hukuki bir dayanağının olup olmadığı, davalının hukuka aykırı olarak şirket hesabından kendisine para veya maddi değeri olan altın vb. transferler yapıp yapmadığı, yani zimmetine para geçirip geçirmediği, Davalı---- Ortağı/yetkilisi olduğu------ kendi hesabına transfer ettiği, Davalı----- arası dava dışı--------- hesabından------- altını kendi hesabına aktardığı, Ayrıca diğer bankalardan sayın mahkemenizce istenen hesap hareketleri incelenmiş, davalı---- ilişkin kayıtlar teker teker ayıklanmaya çalışılmıştır. ----- açılamadığı için incelenememiştir. İncelenen--------- hesaplarından Davalı ... hesabına 832.996,53 TL para çıkışı olurken, aynı dönemde ve aynı bankalardan toplam 91.535,00 TL şirket hesaplarına geri para yatırdığı, net 741.461,53 TL'nin davalı şirket yöneticisinin zimmetinde kaldığı tespit edilmiştir. Dava dışı ----- firmasından ----- hesabından 1.584.128,94 TL paranın tekrar eden kişilere verilen talimatlarla çekildiği bu tutarın 150.000,00 TL'ni geri yatırıldığı, net 1.434.128,94 TL'nin davalının talimatı ile bankadan çekildiği, davalının zimmetinde kaldığı, çekilen bu paraların ----avansı şeklinde olduğu, şirketin faaliyetinde kullanıldığının ispat edilmesi davalı şirket yöneticisine ait olduğu, defter ve belge sunulmadığından bu husus ispata edilemediği, Davalı şirket yöneticisi öğrencilerin aidat------- nolu şahsi hesabına aktarmıştır. Dava dışı diğer şirket--------- sonu itibarıyla kurulduğundan hangi şirkete ait öğrenci oldukları anlaşılamasa da sonuçta aynı adresteki aynı faaliyet kolundaki iki şirket adına yapılan bu faaliyetin tamamı haksız rekabet kapsamındadır. c-Davalının, yöneticinin haksız rekabeti eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediği, bu kapsamda ortağı ve yönetim kurulunun tek üyesi olduğu -------iştigal konusuyla aynı konuda faaliyet gösteren kurucu ortağı ve tek müdürü olduğu ---- yeni bir şirket kurup kurmadığı, bu yeni şirketin adresinin------- ile aynı adreste faaliyet gösterip göstermediği, Davalı-----------bir kira sözleşmesi yapıldığı ve kira bedeli ödemelerinin yapıldığı görülmekle birlikte kiralanan yer aynı zamanda ------ faaliyetlerini sürdürdüğü ------ adresimi olduğu ve işyeri eşyalı olarak kiralandığı, d-Davalının, ----- sahip olduğu---- markasını tek ortağı ve müdürü olduğu ------ Şirketi'ne devredip devretmediği, Marka Devir Sözleşmesi sureti incelendiğinde, ---- tarih, ------- yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile --------- tüm hak ve yetkileri ile birlikte 5.000 TL bedel karşılığında devrinin kararlaştırıldığı, devir işleminin 09.05.2021 tarihinde sicile kaydolunduğu anlaşılmıştır. Ayrıca 09.05.2021 tarihli----- belgesinde marka adı ------- devir edilip kaydının yapıldığı görülmüştür. e-Davalının, yöneticinin haksız rekabeti kapsamında -------- Şirketi ile aynı ilçede bulunan ve aynı iştigal konusuyla faaliyet gösteren--------isimli eğitim kurumunda ders verip vermediği, bu işletme için emek sarf edip etmediği, bu işletmenin internet sitesinde ve --------- hesaplarında yer alan tanıtım amaçlı görsellerde yer alıp almadığı, ---- eğitim gören öğrencilerin sanki------ hizmet alan öğrencilermiş gibi gösterilip gösterilmediği, görsellerde yer alan sanat eğitimine ilişkin demirbaşların ----- olup olmadığı, davalının ---- olan sınıfları, bir takım demirbaşları ------ işletmesinin kullanımı için tahsis edip etmediği, bu eğitim kurumunun ----- yakın adreste faaliyet gösterip göstermediği, davalının, ----- potansiyel müşterilerini bu eğitim kurumuna yönlendirip yönlendirmediği, davalı bu eylemlerde bulunmuşsa bu eylemleri nedeniyle------- hizmeti vererek elde edebileceği geliri elde etmesine engel olup olmadığı, şirketin bu haksız rekabet nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramışsa zararının ne kadar olduğu,------- cevabi yazı ekinde gönderilen bilgiler incelendiğinde, davalı---- dava dışı ----- dönemi için ------için kadrolu eğitici işi için ----sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede----- olduğu anlaşılmıştır. f-Davalının------ dosyası üzerinden------------ karşı başlattığı icra takibinin hukuka aykırı veya haksız olup olmadığı, davalının bu şekilde yöneticisi olduğu şirkete karşı icra takibi yapıp yapamayacağı, bu icra takibinin kesinleşmesinin hukuka aykırı olup olmadığı, yani davalının yöneticisi olduğu şirket adına ödeme emrini usulsüz şekilde tebliğ alıp almadığı, İncelenen kayıtlarda böyle bir borcun varlığına, ya da bunun kaynağı olabilecek ekonomik bir ilişki bulunmadığı, düzenlenen senedin her iki şirketin yöneticisi aynı olan davalı tarafından uydurulduğu, fiktif olarak düzenlendiğinin, haksız bir takip olduğunun söylenebileceği, g-Davalının, şirketin içini boşaltmak amacıyla------- ticari işletmesini tek ortağı ve müdürü olduğu ----- devretmek için noterden işletme devri sözleşmesi düzenleyip düzenlemediği, düzenlemişse bu işlemin hukuki dayanağı olup olmadığı, yani geçerli bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığı, Yapılan işlemlerde davalı eski yöneticinin imza yetkisi ile hareket ettiği, tek gayrimenkulü olan şirketin kiralanmış, işletme hakkının devri, senet tanzimi vb. konularda alınmış hiçbir genel kurul kararının bulunmadığı, h-Davalının, şirketin taşınmazını rayicin altında bir bedelle kendisine ait----- şirketine kiraya verip vermediği, vermişse bu işlem nedeniyle şirketin zarara uğrayıp uğramadığı, Tarafların sahibi olduğu ----- davalının sahibi olduğu ----- başlangıç tarihli, 10 yıl süreli işyeri konut sözleşmesi imzalandığı, kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin 1.500 TL olarak kararlaştırıldığı,----- ait olan bu gayrimenkulde herhangi bir gerçek borca dayanmayan icra takibi ile kesinleştirip gayrimenkule haciz konulduğu, adresinin ---- olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, heyetimizde --------- ayında bulunduğu yer ve bina cinsi olarak 1.500 TL'nin rayice göre çok düşük bir kira olduğunu anlamak için uzman olmanın gerekmediği, kontratın sembolik olarak, adeta vergi dairesine kanuni zorunluluk olarak bildirimde bulunmak için mecburiyetten gerçek formalite bir evrak olarak düzenlendiği, rayice göre düşük kalan kısım kadar---------zarara uğradığı anlaşılmaktadır. ı-Davalının,----- kötü yönetip yönetmediği, şirketin piyasa değerinin azalmasına neden olup olmadığı, Gerek zimmete geçirilen paralar gerekse haksız rekabet sebebiyle şirketin zarara uğratıldığının sabit olduğu, ancak, bu hususun kötü yönetim olup olmadığının değerlendirmesinin Sayın Mahkememe ati olduğu, bunun dışında kötü yönetim konusunda somut tespitler yapılabilmesi için dosya kapsamında karşılaştırmalı analizlerin yapılması gerektiği, geçmiş yıllar mali verileri de sunulmadığından bu hususta somut bir tespit yapılamayacağı, i-Davalının, şirketin genel kurulunu süresi içerisinde toplantıya çağırıp çağırmadığı, bu kapsamda TTK'nin 409-410. Maddelerine bilerek aykırı davranıp davranmadığı, Dosya kapsamında yapılan bir genel kurula rastlanmadığı, işletme devri, gayrimenkul kiralama gibi işlemlerde tamamıyla davalının tek taraflı tercihiyle hareket edildiği anlaşılmıştır. j-Davalının haksız işlemleri nedeniyle şirketin itibar kaybına uğrayıp uğramadığı, buna bağlı olarak şirkete manevi tazminat ödemesi gerekip gerekmediği, gerekiyorsa miktarının ne kadar olması gerektiği, Bu hususta somut bir tespitin yapılması heyetimiz uzmanlık alanımız dışındadır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, kanaatimi arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Davacı tarafa bilirkişi raporunda geçen bir kısım paraların davacı--- gönderilmesine ilişkin beyanda bulunması istenilmiş, davalı vekiline bilirkişi raporunda belirtilen çekilen paraların şirket faaliyetinde kullanıldığına ilişkin yazılı belgeleri sunmak için süre verilmiş ve ------a yazı yazılarak gönderilen önceki CD açılmadığından CD veya Flash disk ortamında tekrar cevap verilmesinin istenilmiş, sonrasında davalı tarafın itirazları doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler S.M. Mali Müşavir----- Sektör Bilirkişi ----- tarafından sunulan -------- tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "IV-S ONU Ç: Dosya kapsamında sayın mahkemenin vermiş olduğu Ek Rapor görevlendirmesi ile sınırlı olmak üzere; Heyetimizce ----- tarihinde verilen KÖK raporumuzdan sonra davalı şirket ortağı --- tarihinde sunmuş olduğu "Bilirkişi Raporuna İtirazlar" konulu dilekçe ekinde 14 maddelik Ek delil sunmuştur. Bunlardan EK-2 Delili --------- şubesinden kendi hesabına aktarılan 1270 gram altının ilgili banka ile yapılan yazılı protokol kapsamında dava dışı ortakların hissedarı bulunduğu şirketin------- borçlarının ödenmesini temin etmek amaçlı------ Sözleşmesi imzaladığı görülmektedir. Delil olarak sunulan Altın hesap Ekstresi incelendiğinde---- tarihinde 1270 gram altın şirket hesabından ----- nolu davalının kendi adına kayıtlı altın hesabına aktarıldığı, banka hesap ekstresinde yazılan açıklamanın doğru olduğu varsayıldığında 1270 gram altın davalı hesabında bulunsa da şirketin banka borçlarının ödenmesinde kullanıldığının kabulü ile ilgili tarihteki karşılığı olan 640.000 TL'nin davalının zimmetinde olmadığı değerlendirilmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle Kök rapordaki diğer hususlardaki kanaatimizin aynen geçerli olduğu, değiştirilmesini gerektirecek delilin sunulmadığı, netice itibarıyla davalının sorumluluğunda kalan ve asıl alacak yönünden şirkete ödemesi gereken tutarın; i. Dava dışı ------ firmasından----- davalının talimatı ile bankadan çekildiği, davalının zimmetinde kaldığı, ii. Ayrıca diğer bankalardan sayın mahkemenizce istenen hesap hareketleri incelenmiş, davalı---- ilişkin kayıtlar teker teker ayıklanmaya çalışılmıştır. ---- Bankasından gelen------- açılamadığı için incelenememiştir. İncelenen----- hesaplarından Davalı-------- para çıkışı olurken, aynı dönemde ve aynı bankalardan toplam 91.535,00 TL şirket hesaplarına geri para yatırdığı, net 741.461,53 TL'nin davalı şirket yöneticisinin zimmetinde kaldığı iii. Davalı şirket yöneticisi öğrencilerin aidatlarından kendi hesabına aktardığı 223.836,44 TL tutarı, olmak üzere asıl alacak yönünden 2.399.426,91 TL'nin (1.434.128,94 + 741.461,53 + 223.836,44) alındığı tarihten başlamak üzere 3095 s.k. 2/2 iskonto avans faizi ile birlikte şirket aktifine kazandırması (ödemesi) gerektiği mütalaa edilmiştir. Kök raporumuzda----- açılamadığı için incelenemediği belirtilmiş, bunun üzerine mahkemenizin ilgili bankaya yazdığı müzekkereye 26.12.2023 tarihinde verdiği cevapta “talep edilenlere ilişkin rastlanılan bilgiler yazımız ekindedir” denmiş olsa da herhangi bir bilgi bulunmadığından inceleme yapılamamıştır. Yukarıda yapmış bulunduğumuz açıklamalar sonucunda, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi ve 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca bilcümle hukuki takdir ve tavsif sadece Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, EK RAPOR kanaatimizi arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Davacılar vekiline HMK 107/2. maddesi uyarınca talep arttırım dilekçesi sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, sunmadığı taktirde dava dilekçesindeki miktar veya değer üzerinden davanın görülüp karara bağlanabileceği hususu ihtar edilmiştir. Davacılar vekili tarafından verilen 25/03/2025 tarihli talep artırım dilekçesiyle özetle; dosya kapsamında düzenlenen 30.10.2023 tarihli bilirkişi kök raporunda davalının toplam 3.039.426,91-TL’yi zimmetine geçirdiği tespit edilmiştir. 02.01.2024 tarihli bilirkişi ek raporunda ise davalının şahsi hesabına transfer ettiği 1270 gr. altının şirket borçlarını ödemek adına kullanıldığı değerlendirilmiş, zimmetine geçirdiği toplam tutar 2.339.426,91-TL olarak tespit edilmiştir. Her iki bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarımız dosyaya sunulmuştur. Her ne kadar davalının itirazları neticesinde dosyanın ek rapora gönderilmesine karar verilmişse de, davalının itirazlarına dayanak delillere Mahkemece itibar edilebilmesi mümkün değildir. Zira davalı yan davaya süresi içerisinde cevap vermemiş, 11.11.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında da delil sunumu için verilen 2 haftalık kesin süre içerisinde hiçbir delil sunmamıştır. İki bilirkişi raporu arasındaki tutar farklılığının oluşmasına sebep olan banka hesap hareketleri, davalı tarafından ilk kez 24.01.2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulmuştur. Dolayısıyla dilekçeler teatisi aşamasının tamamlanmasından ve kesin sürelerin bitiminden çok sonra sunulan delile, savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında itibar edilebilmesi mümkün değildir. Dosyanın her aşamasında davalının savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı savunma ve delillerine muvafakatimiz olmadığını bildirmiştik. Savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı şekilde sonradan sunulan delile dayalı olarak düzenlenen ek raporda yer alan tespite itibar edilebilmesi mümkün değilse de; Mahkemece aksi kanaate varılması ihtimaline binaen, müvekkillerinin içinde bulunduğu ekonomik zorluk ve haklı alacağına bir an evvel kavuşmak istemesi sebebiyle, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davayı 02.01.2024 tarihli bilirkişi ek raporu doğrultusunda maddi tazminat istemi yönünden 2.399.626,91-TL (ek raporda tespit edilen 2.399.426,91-TL + savunmanın genişletilmesine muvafakatimiz olmadığı beyanımızla uyumlu olması adına ilave 200-TL) olarak artırıyoruz. Böylece maddi tazminat talebimiz 640.000-TL'den 2.399.626,91-TL'ye artırılmıştır. Bakiye harç tutarı, aradaki tutar farkını teşkil eden 1.759.626,91-TL üzerinden hesaplanarak yatırılmıştır. Manevi tazminat talebimiz, dava dilekçemizde talep edildiği ve harçlandırıldığı gibi 50.000-TL olduğundan bahisle haklı davalarının tüm talepler yönünden KABULÜNE ve ----- uğradığı zarar dolayısıyla 2.399.626,91-TL maddi tazminatın ve 50.000 TL manevi tazminatın dava şartı arabuluculuk son tutanağından itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak----- ödenmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Talep artırım dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, davacıların pay sahibi oldukları dava dışı ----, yönetici pay sahibi olan davalı gerçek kişinin, yöneticinin sorumluluğu kapsamında uğrattığı iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacılar, davalı yöneticinin şirket kaynaklarını kendine aktarmak, rekabet yasağına, sadakat yükümlülüğüne ve özen borcuna aykırı davranışlarda bulunmak ile şirketi itibar kaybına uğrattığını iddia etmektedirler.Davalı, kendisi ve eşinin şahsi mal varlıkları ile kullandıkları krediler vasıtası ile şirket adına ödeme yaptıklarından bahisle davanın reddi talep etmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun V - Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553 ncü maddesinin (1) nci fıkrası "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdiklerizarardansorumludurlar." ve B) Şirketin zararı I - Genel olarak başlıklı 555 nci maddesinin (1) nci fıkrası "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." hükmünü düzenlemiştir. Davacı tarafça, davalı gerçek kişinin haksız rekabet oluşturan eylemleri, şirket kaynaklarını kendine aktarması ve benzeri sebeplerle şirketin uğradığı maddi zarar ile şirketi itibar kaybına uğrattığından bahisle manevi zararın tahsili ile şirkete ödenmesi istenilmektedir. Şirketi zarara uğrattığından bahisle yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yöneticinin kanun ve ana sözleşme ile kendisine yüklenilen görevlerini kusuru ile ihlal etmesi, bunun sonucu olarak bir zararın doğması gerekmekte olup, kusur ve zararı bunu iddia eden davacının ispatlaması gerekmektedir. Davalı------ tarihinden beri dava dışı ----- münferit imzalı yöneticiliğini yaptığı, şirketin kayıtlarının ------ muhasebe standartlarına uygun tutulmadığı, davalının şahsi hesaplarına aktarılan paralar bulunduğu, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, davalı yöneticinin zimmetinde 2.399.426,91 TL para kaldığı, davalı taraf her ne kadar şirket adına bazı harcamalar yaptığını savunmuş ise de hesaplar muhasebe sistemine uygun tutulmadığından savunmasına itibar edilmemiş olup bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen 2.399.426,91 TL zarar yönünden maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, dava dışı şirkette başından beri kayıt dışılık ve muhasebe standartlarına aykırı kayıtlar tutulduğu, bu kapsamda davacı ------ de ödemeler yapıldığı, dolayısıyla dava dışı şirketin itibar kaybı yaşamadığı anlaşıldığından manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, -2.399.426,91 TL'nin 23/06/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı----- alınarak dava dışı----- ödenmesine, -Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, 2-Manevi tazminat davasının REDDİNE, 3-Maddi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanuna göre alınması gereken 163.904,85 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 11.783,48 TL harç ile ıslah harcı 30.050,00 TL olmak üzere toplam 41.833,48 TL harçtan mahsubu ile bakiye 122.071,37 TL harcın davalı taraftan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Manevi tazminat talebi yönünden Harçlar Kanuna göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı taraftan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 11.783,48 TL harç ile ıslah harcı 30.050,00 TL olmak üzere toplam 41.833,48 TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen 20.781,65 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 20.779,92 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacılara verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Maddi tazminat talebi yönünden, davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 323.936,96 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Maddi tazminat talebi yönünden, davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 200,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 9-Manevi tazminat talebi yönünden, davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 10-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 11-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine, Dair, davacılar vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile-----Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/455, K. 2025/355, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-455-e-2025-355-k-c60d13efdf1e