İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/308 E. 2025/361 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/308
Karar No
2025/361
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/308 Esas - 2025/361 T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/308 KARAR NO : 2025/361

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE :.... KATİP :....

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA : Sözleşmeden Kaynaklanan Munzam Zarara Dayalı Tazminat DAVA TARİHİ : 20/05/2021 KARAR TARİHİ : 08/05/2025 G.KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/06/2025

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı kooperatif arasında ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından ihalesi yapılan ve müvekkili şirkete ihale edilen ... ili Çankaya ilçesi Dikmen Mahallesi 29275 ada 3 parseldeki (yeni parsel no:80020 ada 1 parsel) taşınmazın konut yapılması şartıyla kooperatife devri şartlarını belirleyen 03.03.2016 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmeye konu arsa bedeli olan 158.552.812 TL, 16.02.2016 tarihinde müvekkili şirket tarafından ödendiğini, anılan sözleşmenin 3. maddesinde; ''... Gıda, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan ihale neticesinde taşınmaz bedeli olarak 158.552.812 TL'yi 16.02.2016 tarihinde ödemiştir. ... Gıda tarafından ödenen taşınmaz bedeli, kooperatif tarafından 20.03.2016 tarihine kadar yapılacak ödemelerden mahsup edildikten sonra ilk yapılan ödeme peşinat ödemesi olarak kabul edilmek kaydıyla aşağıdaki şekilde yapılacaktır. 21.03.2016 tarihinde peşinat ödemesi yapılacaktır. (Pelinat miktarı, aşağıda belirtilen 50.000.000 TL taksit miktarı ve 20.03.2016 tarihine kadar yapılacak ödemelerin toplamı ile arazi bedeli arasındaki fark kadar olacaktır) 21.04.2016 tarihinde 20.000.000 TL (1. Taksit), 20.05.2016 tarihinde 20.000.000 TL (2. Taksit), 20.06.2016 tarihinde 10.000.000 TL (3. Taksit) ödemelerde her bir taksit için yapılacak ana para ödemesi yanında ayrıca 16.02.2016 tarihinden itibaren avans faiz ödenecektir. Faiz ödemeleri için ... Gıda tarafından faiz faturası keşide edilerek kooperatife verilecektir. Taksitlerden birinin vadesinde ödenmemesi halinde sonra gelen taksitler kendiliğinden muaccel hale gelecektir.'' hükmüne yer verildiğini, davalı kooperatif tarafından 21.03.2016 tarihinde yapılması gereken peşinat ve sözleşmede belirlenen taksit ödemelerinin vadelerinde yapılmadığını, ekli tablo ve banka dekontlarından da anlaşılacağı üzere; kısmi ödemeler şeklinde yapıldığını, davalı kooperatifin arsa bedelinin peşinat ve taksit ödemelerini kısmi olarak yapmış olması nedeniyle, peşinattan ve sözleşmenin 3/3.maddesi gereğince taksitlerden kaynaklanan faiz borcu doğduğunu, bu borcun ödenmesi için davalı kooperatife ihtarnameler gönderilmiş olmasına karşın ödemenin yapılmaması üzerine davalı aleyhine ... 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/23806 Esas sayılı dosyası üzerinden 1.612.462,83 TL faiz alacağının tahsili için ilamsız icra takibine başlandığını, davalı kooperatif tarafından “Böyle bir borçlarının olmadığı, takibin hukuki dayanağının bulunmadığı” iddiasıyla borca itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, söz konusu icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali istemli ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/532 Esas (eski Esas: 2017/72) sayılı dosyası üzerinden İtirazın İptali dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda "Davanın kısmen kabulü ile, Davalının ... 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/23806 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 1.338.140,85 TL asıl alacak üzerinden devamına, İİK. 67. maddesi gereğince 267.628, 17 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verildiğini, müvekkilinin uğramış olduğu zararın, munzam (aşkın) zarar olup, faiz ile karşılanamayan bir zarar niteliğinde olduğunu, müvekkilinin bir limited şirketi olup, herhangi bir bireyden daha fazla enflasyondan etkilendiğini, müvekkilinin ihalelere girmekte, sahip olduğu menkul değerleri gerek iş alanında gerek yatırım alanlarında kullanmakta olduğunu, aktif bir şirket olduğunu, sahip olduğu menkul malların değerlendirilmesi amacı ile sürekli ve düzenli işlemler yapıldığını, müvekkili şirketin gerek döviz işlemleri gerekse vadeli mevduat işlemleri yaptığını, ülkemizin içerisinde bulunduğu enflasyon durumu ve şirketlere olan etkisinin tartışılmaz bir gerçeğe sahip olduğunu, 2016 yılında Türk Lirasının alım gücü ile şu an ki alım gücünün aynı olmadığı yadsınamaz bir gerçek olduğunu, müvekkili şirketin, yerel mahkeme kararında belirtilen üzere, sözleşme uyarınca takip tarihi itibariyle KDV dahil faiz alacağının 1.637.894,54 TL bulunduğunu, ancak söz konusu alacağın 2016 yılında müvekkiline ödenmiş olsa idi müvekkilinin anılan alacak miktarı ile yapabileceği alım satım işleri ya da döviz mevduat işlemleri arasında çok ciddi bir fark bulunduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu bir munzam zararın denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplanması gerektiğini belirterek, müvekkilinin munzam zararından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik, 50.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı 14.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; Talebini 1.916.941,64.TL'ye yükseltmiş, dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.

SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın dayanağı olarak gösterilen 03.03.2016 tarihli sözleşme ile yönetim kurulu eski başkanı ... ...'ın, ortağı olduğu ... ... şirketi lehine kooperatifin faaliyet alanına giren bir konuda ticari faaliyet yürüttüğünü, işbu sözleşmenin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 59. maddesi uyarınca kesin hükümsüz olduğunu, davanın bu sebeple reddi gerektiğini, davacı Şirketin ortakları arasında yer alan ... ...'ın, davaya dayanak olarak gösterilen 03.03.2016 tarihli sözleşmenin yapıldığı sırada, aynı zamanda müvekkili kooperatifin Yönetim Kurulu ortaklarından biri olduğunu, 09.10.2016 tarihine kadar kooperatifin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yerine getirdiğini, davacı tarafın davada dayanak olarak gösterdiği protokol ve ödeme belgelerinin, ... ...'ın yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde kendi inisiyatifi çerçevesinde, kendi belirlediği tarihlerde, kendi şirketine yapmış olduğu ödemeler olduğunu, ... ... tarafından ödemelerin bilinçli olarak geç yapılmasıyla, müvekkili kooperatiften haksız kazanç sağlanmaya çalışıldığını, taraflar arasında imzalanan protokolü kabul anlamına gelmemekle birlikte, protokolde kararlaştırılan ödeme tarihlerinde Kooperatifin kasasında ödemeler için yeterli paranın bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, Kanun Koyucunun, bu keyfiyet durumunun kooperatiflere vereceği zararları göz önünde bulundurarak, yönetim kurulu üyelerinin kendisi namına kooperatifle sözleşme yapmasını yasakladığını, bu nedenle davaya dayanak olarak gösterilen 03.03.2016 tarihli protokolün hükümsüz olduğunu, müvekkil kooperatifi bağlayıcılığı bulunmadığını, ayrıca dava dışı ... ...'ın ... 49. Asliye Ceza Mahkemesi 2018/1010 Esas sayılı dosyasında görülen yargılama sonunda, Kooperatifler Kanunu'nun 59/6. maddesine muhalefetten hapis cezası aldığını, davacı şirket ile müvekkili kooperatif arasında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/532 E. sayılı dosyada verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, işbu dava, huzurdaki davayı etkileyecek nitelikte olduğundan davanın kesinleşmesinin bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, TBK.'nin 122. maddesine dayalı olarak, taraflar arasında yapılan sözleşme kapsamında borcun zamanında ödenmemesi sebebi ile oluşan ve temerrüt faizini aşan zararın tazmini taleplidir. Tarafların dayandığı tüm deliller getirtilmiş, dosyaya sunulan deliller ve tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dosyada bulunan kayıtlara göre; Taraflar arasında düzenlenen 03.03.2016 tarihli sözleşme uyarınca, dava dışı ... Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ihale neticesinde davacı şirket tarafından ihalesi kazanılarak 16.02.2016 tarihinde 158.552,812,00.TL. bedelle belediyeden alınan ... ili, Çankaya ilçesi, Dikmen mahallesi, 29275 ada 3 parsel (yeni numarası 80020 ada 1 parsel)'deki arsanın konut yapmak şartı ile davalı kooperatife devrinin yapıldığı, sözleşmenin 3. Maddesinde ödemelerde her bir taksit yanında ayrıca 16.02.2016 tarihinden itibaren avans faizi ödeneceği ve taksitlerden birinin ödenmemesi halinde kalan taksitlerin muaccel olacağı kararlaştırıldığı, davalı kooperatifçe yapılacak ödemenin geç yapılması nedeniyle davacı şirket tarafından faiz alacağının tahsili için takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine duran takibin devamı için ... 1. ATM’de 2020/532 Esas sayılı dosyada itirazın iptali davası açıldığı, 25.03.2021 tarihli ve 2021/206 Karar Sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile davalının ... 13. İcra Müdürlüğü'nün 2016/23806 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 1.338.140,85.TL. asıl alacak üzerinden devamına ve İİK. 67. maddesi gereğince 267.628,17.TL. icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, mahkeme kararının istinaf ve Yargıtay aşamasından geçerek 23.05.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dava konusuna ilişkin Türk Borçlar Kanunun "Aşkın zarar" başlıklı 122. maddesinde; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder. " düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı 29.03.2022 tarihli ilamında; "Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. 35. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır...." karar vermiştir. Somut olayda, iddia, savunma, deliller, yasal düzenleme ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı, davalı ile aralarında düzenlenen sözleşme kapsamında, davalının ödemelerini zamanında yapmaması sebebi ile alacağın tahsili için yapılan icra takibinin, davalının itirazı ile durduğunu, açılan itirazın iptali davası sonucu takibin devamına karar verilmişse de, hükmedilen temerrüt faizinin, müvekkilinin bir limited şirketi olması, herhangi bir bireyden daha fazla enflasyondan etkilenmesi, ihalelere girmekte, sahip olduğu menkul değerleri gerek iş alanında gerek yatırım alanlarında kullanmakta olması karşısında davacının zararını karşılamadığını belirterek, aşkın (munzam) zararının davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı ise davanın reddini istemiştir. Buna göre, davalının borcunu zamanında ödememesi sebebi davacının temerrüt faizini aşan bir zarara uğrayıp uğramadığı konusunda ihtilaf olduğu anlaşıldı. Yukarıda özetlenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı 29.03.2022 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Buna göre somut olay değerlendirildiğinde, davacı taraf, soyut iddiaları dışında, zarar iddiasını, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak ispatlayamamıştır. Bu sebeple açılan davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye ve dosya kapsamına göre; 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 32.052,48 TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 270.864,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL dava şartı arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Kullanılmayan gider avansının, kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2025

Başkan ... E imzalıdır Üye ... E imzalıdır Üye .... E imzalıdır Katip .... E imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/308, K. 2025/361, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-308-e-2025-361-k-920f8c28c994