İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/933 E. 2024/1220 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/933
- Karar No
- 2024/1220
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/933 Esas KARAR NO : 2024/1220
DAVA TARİHİ : 22/12/2020
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2020 KARAR TARİHİ : 05/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2025 Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dava bakımından TALEP: davacı vekili özetle; davalıların, davacı bağlı şirket ...'nin zararını TTK md. 195, MD. 202, 553,555 ve ilgili hükümler uyarınca tazminat etmekle yükümlü olduğunu, davacı şirketlerin ... ceza soruşturması/davası kapsamında CMK 133 uyarınca, kayyımlık yetkisini haiz Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun atadığı yöneticiler tarafından yönetildiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık Ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nun ... soruşturma sayılı dosyasında yapılan soruşturma tahtında, İstanbul Anadolu .... Sulh Ceza Hakimliği'nin .... değişik iş sayılı ve 17/11/2015 tarihli kararı ile CMK 133 kapsamında kayyım atandığını, kararın ticaret sicilinde tescil ve ilan edildiğini, 674 sayılı KHK md. 19/1, 677 sayılı KHK md. 7. düzenlemesiyle kayyımlık yetkisinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devrolduğunu, davacı şirketlerin halen TMSF'nin atadığı yönetim kurulu tarafından yönetildiğini, davacıların 6758 sayılı kanunun 19/6 maddesi gereği huzurdaki davada harçtan muaf olduğunu, Bankacılık Kanunu'nun 140. Maddesi hükmünün, 6758 sayılı Kanun'un 20. Maddesi uyarınca davacı şirketler hakkında uygulanması gerektiğini, her türlü harçtan ve teminat şartı aranmasından muaf olduklarını, arabuluculuk başvurusunun anlaşmama olarak sonuçlandığını, 7085 sayılı Kanun şahsi sorumluluk davalarına ilişkin tedbir başlıklı 7. Maddesindeki düzenleme uyarınca, CMK 133 ile ilgili olarak kayyım atanan şirketlerin, kayyım atanmasından önceki sahiplerinin, ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin müdürlerinin ve diğer sorumlu yetkilileri aleyhine kayyımlar tarafındna açılmış ve açılacak şahsi sorumluluk davalarında ilgili tüzel kişiliğin genel kurulunun veya yetkili kurulunun kararı aranmayacağını, Kayyım atanan şirketlerin soruşturma kapsamındaki şüpheli ortakları ile kayyım tarafından hakkında şahsi sorumluluk davası açılan şirket ortaklarına ait ortaklık hak ve payları, soruşturma veya davanın açıldığı tarihten soruşturma, kovuşturma veya davanın kesin hükümle sonuçlandığı tarihe kadar devir ve temlik edilemeyeceğini, ortaklık hak ve paylarına ait temsil ve idare yetkisinin kayyım tarafından, devir ve temlik yasağı Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından resen ticaret sicili müdürlüklerine bildirileceğini ve tescil edileceğini, ortaklık yapısı ve yöneticilerinin ..., %99,8 hisse payıyla hakim ortak ... A.Ş. iştiraki olduğunu, 17/11/2015 tarihli İstanbul anadolu .... Sulh ceza hakimliği'nin ... değişik iş sayılı kararıyla, ... Holding A.Ş. ve aralarında davacı ....'nin de bulunduğu ve o tarih itibariyle tespit edilebilmiş iştiraklarine CMK uyarınca kayyım atandığını, davacıların müsaderesinin talep edildiğini, sanıların Silahlı Terör Örgütü Kurma Ve Yönetme, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçundan yargılandığı ve yargılaması devam eden İstanbul .... Ağır Ceza Mahkemesi'nde ... esas sayılı dosyasında, 17/11/2015 tarihinde kayyım ataması yapılmış ... Holding A.Ş. ve bağlı şirketlere ilişkin ceza soruşturmasının 2014 yılı ilk çeyreğinde başladığını, soruşturma kapsamının genişletildiğini, ceza soruşturmasının başlamasıyla kayyım atamasının yapıldığı tarihe kadar muvazaalı işlemlerle şirketlerin içlerinin boşaltıldığını, davalıların şirketi zarara uğratan işlemlerinin davacı şirketin ulaşılabilen resmi kayıtları ile mali kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, Tam bağlı şirket durumundaki davacı ...nin zararını gerek hakim şirket olan gerekse bağlı şirketin tüzel kişi yönetim kurulu üyelerinin TTK ve TBK hükümleri uyarınca, TTK md. 202, md.553, md. 555. ve sair hükümler çerçevesinde tazmin yükümlülükleri olduğunu, şirketin dava konusu zararlarının tazmini kapsamında 01/01/2013-17/11/2015 tarihleri arasında şirketin hissedarları ve yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulu başkanı ...., yk başkan yardımcısı ... Holding A.Ş., temsilcisi ...., temsilcisi ... yönetim kurulu üyesi ... Dış Ticaret A.Ş. Temsilcisi ... olduğunu, aynı tarihlerde ... Holding'in yönetim kurulu üyelerinin ise ..,..,..,...,... şeklinde olduğunu bağlı şirket ...'nin dava konusu dönem içindeki işlemler nedeniyle uğratıldığı kayıp ve zararlardan hakim şirket yönetim kurulu üyeleri TTK 202/1-a maddesi gereğince sorumlu olduğunu, kaybın o faaliyet yılı içerisinde fiilen denkleştirilmemesi veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar bağlı şirkete denk bir istem hakkı tanınmamış olması halinde, şirketin zararının tazmini sorumluluğu doğduğunu, işlemlerin olağan ticari faaliyet çerçevesinde yapılmamış olmasının, yapıldıkları dönem de dikkate alındığında zaten yöneticilerde denkleştirme iradesinin olmadığının da ortaya çıkacağını, TTK 204. Maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin herhangi bir keyfiyete yer olmaksızın bağlı şirketi sorumluluk içinde idare etmekle yükümlü olduğunu, TTK 202/1-d maddesinde düzenlenen özen yükümlülüğü, anonim şirketlerde özen yükümlülüğünü düzenleyen TTK 369 maddesi ile açıklanabileceğini, davacının zararının TBK 49, 195, 202, 553, 555 maddeleri ve ilgili maddeler uyarınca tazmini gerekeceğini, bağış adı altında yapılan ödemelerle ... ilişkili okul ve kurumlara nakdi fon aktarımı yapıldığını, 1.963.013,00 TL, 200.000,00 USD, 181.000,00 Euro nakdin bağış gösterildiğini, şirketin 2013-2015 yılları arasına ait yasal defterleri üzerinde yapılan incelemede; 2013 yılından beri hareket görmeyen 259-Verilen avanslar hesabında muhasebeleştirilen 8.000.000-TL tutarındaki avansın, 2015 yılında arsa alımı karşılığında kapatıldığı, davacı şirket tarafından 08.07.2010 tarihinde, ...'e 8.000.000-TL ödendiğini, ..., ....'nin 013,89 hisse payıyla iştiraki ... San. Tic. ve Paz. A.Ş.'nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu,. .... Gıda A.Ş.'nin aynı zamanda ... Holding A.Ş.'nin 471,19 hisse payıyla iştiraki olduğunu, bağlı şirket durumunda olduğunu, kayıtlardan 8.000.000-TL ödemenin, ... ile ... arasında imzalanan İstanbul İli, ... İlçesi, ..., ... mevkii, ... pafta, ... parselde kayıtlı taşınmazın satışına dair imzalanmış gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine istinaden arsa bedeli karşılığı olarak ödendiğinin anlaşıldığı, sözleşmeye göre 1 yıl içinde tapuda satış yapılmadığı taktirde, ödenen bedelin ....'ye derhal iade edileceğini, ....'e 08.07.2010 tarihinde 8.000.000-TL ödenmesine karşın, 2015 yılına kadar herhangi bir tapu devir işlemi yapılmadığını ve ancak şirkete kayyım atanmasından sadece AY öncesinde 12.10.2015 tarihinde söz konusu taşınmazın tapu devrinin yapıldığını, avanslar hesabında kayıtlı 8.000.000-TL”'nin kaydının kapatıldığını, şirketin 2010 yılında ödediği 8.000.000-TL için 2015 yılına kadar yasal mevzuata aykırı şekilde adat faizi de işletilmemiş ve tahsil edilmediğini, diğer yandan söz konusu taşınmazın 12.07.2017 yılında yaptırılan ekspertizinde, arsanın değerinin 438.776,07 USD olduğunun tespit edildiğini, arsanın bedelinin ödendiği 08.07.2010 tarihinde geçerli Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kuru dikkate alınarak yapılan hesaplamada, 438.776,07 USD karşılığı Türk Lirası değeri 681.068,22-TL olduğunu, şirket tarafından ....'e fazladan ödenmiş tutarın 7.318.931,78-TL olduğunu, ....'e faizsiz para kullandırılması nedeniyle vergi denetim kurulu başkanlığı müfettiş raporları çerçevesinde resen yapılan vergi tahakkukları, vergi ziyaı cezaları, işlemiş faiz özel usulsüzlük cezaları nedeniyle şirketin zarara uğrayacağını, zarar tutarının buna ilişkin davaların neticesinde belirleneceğini, yurt dışı iştirak şirketlerin muvazaalı bedelsiz devri nedeniyle, şirkete kayyım atanmasından yaklaşık 15 gün önce alınmış 30/10/2015 tarihli yönetim kurulu kararlarıyla, davacının Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan, Arnavutluk Devletlerindeki %100 hisseyle iştiraki bulunduğu bağlı ortakların bedelsiz devrine karar verildiğini, söz konusu kararlarda devir için yetkilendirilen kişilerin yurt dışında kimlere devir yaptıklarının bilinmediğini, yurt dışı iştirak şirketlerin taşınır/taşınmaz malvarlığı değerlerinin, devre esas olabilecek şirket değeri de bilinmediğini, iştirakin devri karşılığında şirkete ödenen bir bedelin de olmadığını, iştirak şirketlere ait herhangi bir bilgiye de ulaşılamadığını, davacının ... Kitap Kırtasiye markasıyla faaliyet alanı çerçevesinde, ilgili ülkelerde kitap, kırtasiye alanında lider bir marka olduğunu, yurt dışındaki iştiraklerin kuruluş yıllarından itibaren ciddi yatırımlarla önemli ticari faaliyetlerinin bulunduğunu, iştiraklere ait davacı şirketteki belgelerin yok edilmiş olmasının, ilgili ülkelerin hukuk düzeni ve bulundukları coğrafyaya bağlı bilgi ve belge temin edilememesi neticesi .... İştriraki ... Ltd. Şti., Tacikistan İştiraki ... Ltd Şti, ... Ltd Şti, .... İştiraki ... Ltd. Şti.'nin kimlerin tasarrufuna geçirildiğini halen bilinmediğini, davacının yurt dışı yatırımlarının bedelsiz elden çıkartılmış olması neticesi zararın hesaplanamadığını, Kırgızistan iştiraki ... Ltd Şti'nin devri için Yönetim Kurulu Kararıyla yetkilendirilmiş ve adına Üsküdar ... Noterliğinden düzenlenmiş 09.11.2015 tarihli .... yevmiye sayılı vekaletname düzenlenmiş olan ....'ın iştirak şirketi Kırgızistan'da ...'ya devrettiğini tespit ettiklerini, bu konuda Kırgızistan'da 2017 yılında açılan davalar neticesinde 2019 yılı itibarıyla muvazaalı devir iptal edildiğini, şirket hisselerinin mahkeme kararıyla geri alındığını, elden çıkartıldığı 2015-2019 arası dönemde iştirakin mağazaları kapatıldığını, kayıtların imha edildiğini ve malvarlığının kurulan başka şirkete devredildiğini, Kırgızistan'da halen davaların devam ettiğini, En son tespit edilebilen zararın 290.000-USD olduğunu, Kırgızistan'da ilgililer hakkında dava açıldığını Bununla birlikte zarardan, bu konuda yurt dışındaki işbirlikçilerine 17.11.2015 tarihli kayyım ataması öncesinde, davacının malvarlığının tasfiyesini teminen talimat verdiğini, yetki evrakı düzenlediğini, davacı şirket yöneticileri olarak davalıların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, Kırgızistan iştirakinin ve malvarlığının kaçırılmasında görev almış ... ve ..., davacı şirketin Türkiye'de çok uzun yıllar çalışmış personelleri olduğunu, sonrasında yurt dışı iştiraklerde görev aldıklarını, Kırgızistan iştirakinin muvazaalı devrinde uygulanan yöntemin, diğer ülke iştiraklerinde de aynen kullanıldığını, ilgili ülkelerdeki iştiraklerde çalışan (yönetim kurulu kararlarında isimleri yazılı kişiler) kişilere devir için yetki verildiğini, bu kişiler tarafından ilişkili diğer kişilere emaneten devir yapıldığını, bu suretle yurt dışı iştirak şirketlerin hisselerinin kontrolünün ve malvarlığının davacı tasarrufu dışına kaçırıldığının anlaşıldığını, dilekçeleri ekindeki mali rapordaki tespitlerden birinin ise kayyım atanmasından kısa süre öncesinde hakim ortak ... Holding A.Ş.'ye 1.100.000-TL ödeme yapılarak ... aktarıldığı olduğunu, söz konusu ödemenin ticari bir gerekçesinin bulunmadığını, hakim ortağa yapılmış yüksek tutarlı ödeme için adat faizi de tahakkuk ettirilmediğini, şirketin nakti hakim ortağa faizsiz kullandırılmak suretiyle şirket zarara uğratıldığını, davacının zararına sebebiyet veren, olağan ticari faaliyetle açıklanamayacak, şirketin malvarlığının ve nakdinin muvazaalı olarak şirket dışına çıkartılmasına yönelik şüpheli işlemler ayrıntılı şekilde tespit edildiğini beyanla davacıların yönetiminin, ilgili yasal düzenlemelerle kayyımlık yetkisini haiz TMSF”'ye devredildiğini, ...'nin zararının davalılardan tazmini ve davacı ....'ye ödenmesi için huzurdaki davanın açılması zaruretinin hâsıl olduğunu, ekli 20.07.2020 tarihli mali işlemler inceleme raporuna konu tespitler uyarınca hesaplanacak ....'nin zararının, bedel artırımda bulunmak kaydıyla davacının 9.281.944,78 TL, 200.000,00 USD ve 181.000 Euro kayıp ve zararının davalılardan, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinde işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte, TBK ve TTK hükümleri uyarınca, TTK md.202/1-e ve TTK md.557 hükümleri tahtında davalıların mahkemece tespit olunacak kusur oranları ve tazminat borçları üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada asıl dava bakımından taleplerine ek olarak : Talep: davacı vekili özetle; asıl dava dilekçesindeki talep ve beyanlarını tekrar ile, ... A.Ş. yönünden de taleplerini sıralamış, şirketin 2013-2015 yılları yasal defterleri ve banka kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde ... ilişkili kurumlara bağış adı altında muvazaalı nakdi fon aktarımı yapıldığını, mali raporda şirketin 3.733.000,00 TL bağış gösterilerek şirket dışına çıkarıldığını, şirket adına kayıtlı .. plakalı .... model aracın 28 Ocak 2015 tarihinde defter değeri üzerinden 8.810,00 TL zararla satıldığının anlaşıldığını, 2. El satış rayiç bedelinin çok daha yüksek olduğunun tespit edileceğini, ... A.Ş.'ye kullandırılan kredinin ... Holding grup firması olan .... Basım A.Ş.'ye gönderildiğini, bu kapsamda .... A.Ş.'den nakit tedariki karşılığında herhangi bir hizmet ve komisyon bedeli yansıtılmadığını, davacının 3.733.000,00 TL kayıp ve zararının davalılardan, zarar tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi oranı üzerinde işlemiş ve işleyecek faizi ile birlikte, TBK ve TTK hükümleri uyarınca, TTK TTK md.557 hükümleri tahtında davalıların mahkemece tespit olunacak kusur oranları ve tazminat borçları üzerinden davalılardan tahsili ile davacı ... A.Ş.'ye ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davalarda Savunma: davalı .... vekili cevap dilekçesinde asıl ve birleşen davalarda ilişkin özetle: Davacı tarafın eda davası niteliğindeki talepleri davacı şirkete haksız ve hukuka aykırı olarak Sulh Ceza Hakimi tarafından kayyım atanması öncesi dönemine ait bağış ödemesi ve bir kısım tasarruflara ilişkin olduğunu, davalı ....'un, davacı şirketin hem sahibi hem ortağı hem de 17.11.2015 tarihli kayyım atama tarihine kadar ... Holding Yönetim Kurulu başkanı olduğunu, ... Holding A.Şnin, aralarında davalı ...'un bulunduğu 9 gerçek kişi şirket ortakları: 1-... 2-... 3- ..., 4- ..., 5- ..., 6- ... 7- ... 8- ..., 9- ... olduğunu, 9 ortağın, ... Holding A.Ş.de bulunan hisselerinin tamamını ayni sermaye olarak koymak suretiyle Hollanda merkezli, ... ticaret sicil numaralı ... şirketini kurduklarını, 19.01.2015 tarihli Hollanda Ticaret Sicil kaydı böylece ..., 16.02.2015 tarih ve .... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi sayfa ....de görüleceği üzere, ... Holding A.Ş.'nin sermayesinin % 100u¨ne tekabül eden hisselerin sahibi olduğunu, ... nin sahiplerinin, Hollanda Ticaret Sicil Kaydından görüleceği üzere yine aralarında müvekkilinin de bulunduğu bu 9 gerçek kişi olduğunu, ...hisse sahipliğine ilişkin ticaret sicil kaydının resen terkin edilmiş olmasının hukuki ihtilafı huzurdaki dava ile ilgisi bulunmamakla birlikte, her halükarda ... Holding A.Ş.'nin sahiplerinin ... ve ... nin %100 pay sahibi olduğuna ilişkin terkin edilen Ticaret Sicil ilanının öncesindeki durum itibariyle aralarında müvekkilinin de bulunduğu bu 9 kişi olduğu gerçeğini değiştirmediğini, ... Holding A.Ş.'nin ülkemizde faaliyet gösteren ve bünyesinde ... Yayınları, ... Yayınları, Eğitim Araçları, Gıda, Lojistik, Turizm, Bilişim, Matbaa, Dağıtım, Kırtasiye, Kağıt, Medya ve Perakendecilik gibi çeşitli sektörlerde yatırımları bulunan ve aralarında davacı ... Kitap Kırtasiye Ve Büro Malzemeleri Paz Ve Tur Tic Aş. İle birleşen dosyadaki diğer davacı ... Pazarlama Dağıtım Ve Tic. A.Ş.'nin de içinde bulunduğu grup şirketlerinin %100 sahibi olduğunu, grup şirketlerinin ortaklık yapılarına bakıldığında açıkça görüleceği üzere müvekkilinin de sahibi olduğu ... Holdıng A.Ş.'nin, doğrudan veya dolaylı olarak aralarında diğer davacıların da bulunduğu tüm alt şirketlerin hisselerinin %100üne sahip olduğunu. davacılardan ... Pazarlama Dağıtım Ve Tic. A.Ş.'nin ortaklık yapısının ·... Holding A.Ş. % 99,20 hisse, ... Yayın A.Ş. % 0,20 hisse, ... Tic. A.Ş. % 0,20 hisse, ·... Basım A.Ş. % 0,20 hisse, ·... Kitap A.Ş. % 0,20 hisse şeklinde olduğunu, ... Yayın A.Ş., ... Yayıncılık A.Ş., .... ve ... Basım A.Ş.nin de sahiplerinin, ... Holding A.Ş. ve diğer alt tüzel kişi şirketleri olduğunu, müvekkilinin sahibi bulunduğu davacı ... HOLDING A.Ş.'nin, aralarında diğer davacıların da bulunduğu tüm alt şirketleri üzerinde tam hakimiyeti bulunduğunu, davacılar vekilinin, esas ve birleşen davalarda, bağlı şirketten bahsettiğini, böyle bir durumda dava hakkının kimlerde olduğunun, davanın hangi koşullarda ve kimler tarafından açılabileceği TTK madde 202 ve madde 206da açıkça ifade edildiğini, TTK.m.202de bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebileceğini, bağlı şirketin her pay sahibi olan ... Basım Yayın. A.ş., ...., ... A.ş.ve ... Yayıncılık A.ş. tarafından ... Holdıng A.ş. ve ... Holding A.Ş.nin kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerine karşı şartları oluştuğunda dava açma hakkı bulunmakta olmasına rağmen bu paydaşların hiçbirinin huzurdaki davayı açmadığını, huzurdaki davada, hem hakim şirket ham bağlı şirketin davacı konumunda olduğunu, birleşen diğer davalarda da aynı durum söz konusu olduğunu, sırf bu açıdan bile davanın usulden reddi gerektiğini, TTK 205'de tam hakimiyet halinde şirket yöneticilerin sorumsuzluğunun düzenlendiğini, ... Holding A.Ş.'nin ise doğrudan veya dolaylı olarak davacı şirketlerin hisselerinin tümüne sahip olduğunu, dava konusu bağış ve ödemeleri ile diğer tasarrufların işlemin yapıldığı tarih itibariyle mevzuat ve hukuka uygun olarak yapıldığını, dava konusu tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, TBK 147/4 ve TTK 560. Maddesine göre 5 yıl geçmekle zamanaşımının gerçekleştiğini, ihtiyati tedbir talebinin hukuka aykırı olduğunu, TTK 359, TBK 49, TBK 114/2 ve TTK 553. Maddeleri gereğince, yönetim kurulu üyelerine karşı hukuki sorumluluğun hükmedilebilmesi için zarar, kanuna aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullarının gerçekleşmiş olması gerektiğini, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacı şirketin bağlı olduğu hakim şirket olan ... Holding'in, müvekkilinin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu bir şirket iken, vergi usul kanununa bazı aykırılıkların saptanması ve şüpheli bazı faaliyetlerin tespiti gibi soyut, asılsız ve tamamen art niyetli gerekçelerle, Sulh Ceza Hakimliği kararıyla CMK.m.133 kapsamında kayyım atanarak adeta elinden alındığnı ve bu yetmezmiş gibi geçmişte yaptığı tüm faaliyetlerin de hukuka aykırı sayılarak hakkında seri davalar açıldığını, bu davada da müvekkilin de ortağı ve yönetim kurulu olduğu şirketin esasında yaptığı bağışın kendisi değil, bağışın verildiği yerin sorunlu gösterildiğini, bağışın gönderildiği okulun ... ilişkili kurum olduğu iddiasının hukuka aykırılık sebebi gösterildiğini, bilindiği üzere ... terör örgütünün hukuksal varlığı hakkındaki yargısal kararın 2017 tarihi olduğunu, bu tarihten önce ortada bir örgütün varlığının hukuken söz konusu olmadığını, dava konusu tasarrufların ise 2013-2015 tarihleri arasında gerçekleşen tasarruflar olduğunu, bu tasarrufları yasaklayan bir yasa bulunmadığı gibi, tamamen anayasal güvence kapsamındaki ekonomik özgürlüğü ilgilendiren tasarruflar olduğunu, makul ve meşru olduğunu, bu miktarların, bir holding şirketi için olağan işlerden olduğunu, yapılan bağış ve tasarrufların şirketi zarara uğratma kastı bulunmadığını, ne de pay sahipleri veya diğer yönetim kurulu üyelerinin bu yönde bir zarar iddiası ve talebi ne de alacaklıların bu yönde bir talebi olmadığını, hukuka aykırı ve keyfi kararla el konulan şirkete kayyım atanmış olması ile kayyımın dava açma hakkının olması bu davayı açmasını haklı kılmayacağını, açılan davanın keyfi ve cezalandırma amaçlı olduğunu, kötü niyetli olduğunu, Ortada zarara uğratılmış bir kimse olmadığını, müvekkilinin sorumluluk halinin doğmadığını, sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurul kararının dava şartı olduğunu, emsal Yargıtay kararlarının bu yönde olduğunu, ticari davalarda dava şartı olan arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, Terörle Mücadele yasası TMK 20/A'nın bu davada uygulanma imkanının bulunmadığını, davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, TTK 555'e göre şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceğini, pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceklerini, davayı alacaklıların açamayacağını, şirket alacaklısına bu hakkın tanınmadığını, alacaklının ancak 556. Madde uyarınca şirketin iflası halinde tazminatın şirkete ödenmesini talep hakkına haiz olduğunu, yönetim kurulu üyesinin kusurlu ve özen göstermediğini iddia eden tarafın ispat etmesi gerektiğini, TTK 331.'e göre bağış ile ilgili olarak yetkili olanın yönetim kurulu olduğunu, bağışların yasa ve usule uygun yapıldığını, TBK 191/1'de muvazaanın açıklanmasının yapıldığını, davacı şirketin o dönemde yapılan bağışın tarafı olması hasebiyle yönetim kurulu üyelerinin kararı ve bilgisi dahilinde yapılan işlemde hangi kişilerin aldatılması kastı olduğunu, görünürdeki işlem ile gizli işlemin ne olduğunu, muvazaanın kimin kimlerle anlaşarak yaptığını, davacı şirket işlemin tarafı olması nedeniyle yazılı olarak ispat etmesi gerektiğini, bu iddiaların varsayım ile ortaya konulduğunu, muvazaa iddia edilmesi nedeniyle, açılacak davanın şirket yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan sorumluluk davası olmadığını, ilgili taraflar aleyhine muvazaa nedeniyle işlemin iptali davası olması gerektiğini, bu yönde de usul ve yasaya aykırı bir dava olduğunu, bağış yapılan vakıf, dernek ve okulların ... ilişkili olduğu iddiasına ilişkin mali rapor çıkartıldığı ve Masak raporu ile tespit edildiğini, söz konusu rapor taraflarına tebliğ edilmediğini, bu nedenle rapordaki iddialara karşı beyan haklarını saklı tuttuklarını, söz konusu ödemelerin 2013-2014-2015 yılına ait olduğunu, o yıllarda FETÖ/PYD isimli kesin olarak tespit edilmiş bir örgütün söz konusu olmadığını, bu yöndeki ilk yargısal kararının 2017 yılında yapıldığını, bu tarihten önce ortada bir örgütün varlığı söz konusu olamayacağı için kişi veya kurumları bu şekilde itham etmenin doğru olmadığını, bağışların yapıldığı dönemde söz konusu yerlerin tamamının önceden yasalara uygun faaliyetlerinin yasal olduğunu, haklarında bağış yapılamayacağına ilişkin bir yasal düzenleme veya karar bulunmadığını, bu kurum, kuruluş, vakıf ve derneklere bağış yapılamaz diye yasal bir engel o tarihlerde bulunmadığı gibi, hatta bunlara bağış yapılması teşvik edilen bir durum olduğunu, dolayısıyla her eylemin yapıldığı dönemdeki hukuksal düzenlemeler açısından ele alınıp değerlendirilmesinin şart olduğunu, aksinin kabulünün, devletin kendi vatandaşlarına tuzak kurması anlamına geleceğini, davacı tarafın da buna itiraz edeceğini, 2013 yılından beri hareket görmeyen 8.000.000,00 TL bedelin 2015 yılında arsa alımı karşılığında kapatıldığı devamında söz konusu paranın ... isimli şahsa, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine istinaden ödendiği iddiasına ilişkin 2010 yılında yapılmış sözleşmenin 2015 yılında ifa edilmiş olmasının sözleşmenin geçerliliğine halel getirmeyeceğini, satış vaadinde bulunan kişinin belirtildiği üzere 2015 yılında tapudan devri vermesinin iddialarını doğruladığını, satış vaadi sözleşmesinin özelliğinin ileri tarihte yapılması planlanan asıl satışını amaçlayan bir ön sözleşme olduğunu, kayyım kararından önce veya sonra bir tarihte olmasının önemi olmadığını, şirketin hakkına ulaştığını, günün piyasa rayiç değeri üzerinden yapılan bir sözleşme olduğunu, 2117 yılında ekspertiz yaptırıldığını, bağımsız ve tarafsızlığının şüpheli olduğunu, USD üzerinden yaptırılmasının da sorunlu olduğunu, ülkemizde resmi işlemlerin TL üzerinden yapıldığını, gayrimenkulün yerinde durduğunu, mülkiyetinin şirkete ait olduğunu, ileri bir tarihte tapu devrine ilişkin yapılan sözleşme gereği yerine getirilmiş olduğundan, satış sözleşmesi bedeli olarak satıcıya ödenen bedele faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin bir yasal düzenleme olmadığını, tapu devrinin 2015 yılında yapılmasının bir gecikme olmadığını, şirket istediği zaman verildiğini, aynı gerekçelerle vergi usul kanununa muhalefet edildiğinden bahisle vergi cezalarının kesildiği ve buna karşı dava açılmış olduğu, dava sonunda cezalar kesinleşirse ödenmek zorunda kalınacak miktarın müvekkilinden rücuan talep edileceğinin iddiası da sayılan nedenlerle yerinde olmadığını, anonim şirketler sınırlı sorumluluk esasına göre faaliyet gösteren şirketler olduğunu, şirket borçlarından dolayı ortak ve organlarına gidilemeyeceğini, tek istisnasının amme alacakları olduğunu, böyle bir durumun da söz konusu olmadığını, karşılıksız kullandırılan bir para olmadığını, yurt dışı iştirak şirketlerin devri ile ilgili iddiaların ispata muhtaç olduğunu, ayrıca kayyımları ilgilendirmediğini, iştiraklerin kimlere ne kadar bedelle satıldığına ilişkin tespit bulunmuyorken muvazaa ve zarar iddiasının büyük çelişki olduğunu, grup şirketleri içerisinde bir şirketin diğer bir şirkete borç vermesinin normal bir durum olduğunu, adat faizi adı altında bir faiz de düzenlenmediğini, davacı şirketin kurucu ve ortaklarının faiz hassasiyeti ortada olduğundan,, dini hassasiyetleri gereği faizden uzak durmayı prensip edinmiş kişiler olduğunu, bu işlemin tam tarihinin belirtilmediğini, kayyım kararından kısa bir süre önce yapıldığı iddiası nedeniyle burada bir sorumluluk doğacaksa kayyımların üzerinde olacağını, davacı ... A.Ş.'nin .. plakalı aracın ikinci el olması nedeniyle, satış fiyatının ticari defterde gösterilen kaydının normal olduğunu, emsal araştırması yapılırsa rayiçleri gibi satıldığının görüleceğini, davacı şirket adına kredi çekilip ... Basım A.Ş.'ye gönderildiğini, grup şirketler arasındaki ilişkiden kaynaklı olduğunu, bu nedenle herhangi bir hizmet veya komisyon bedeli yansıtılmamış olmasının daha sonra yansıtılmayacağı anlamına gelmeyeceğini, davacı vekilinin dilekçesinde bahsettiği söz konusu soruşturmanın 26/03/2014 tarihli, ... sayılı soruşturma olduğunu, bu soruşturmanın vergi usul kanununa muhalefet suçlamasıyla ilgili olduğunu, ... soruşturması olmadığını, vergi usul kanununa muhalefet suçlamasıyla davacı ... Holding A.Ş.'ye bağlı grup şirketlerde Vergi Usul Kanunu'na muhalefet iddiasıyla arama ve el koyma kararı verildiğini, suçsuzluk karinesine aykırı iddialarda bulunduğunu, Anayasanın 138. maddesinde , hukuk hâkimlerinin, yasama, yürütme ve yargı organları da dahil olmak üzere, diğer organlar karşısında bağımsız olduğunu, hukuk hâkimlerinin tüm organlara karşı bağımsız olduğunu ortaya koyan bu anayasal hüküm dışında, yine bazı kanunlarda da bu konuyla ilgili bazı hükümlere yer verilmiştir. İşte bu kanuni düzenlemeler nedeniyle, hukuk hâkimleri kural olarak, ceza soruşturmaları ve ceza yargılamaları karşısında da bağımsız olduğunu, dolayısıyla, bir hukuk davasıyla bağlantılı olan bir ceza soruşturması veya yargılaması sırasında elde edilen deliller ya da verilen kararlar, kural olarak hukuk davalarını etkilemeyeceğini, hukuk hâkiminin, hukuk davasıyla bağlantılı olan bir ceza soruşturması veya yargılamasını, hukuk davası için, bekletici mesele yapmasına da gerek olmadığını, ceza davası kesin kararla sonuçlanıncaya kadar bekletici mesele yapılması gerekeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesine, davanın haksız ve kötü niyetli açılmış olması nedeniyle davacının en az %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. davalı ... vekili cevap dilekçesinde asıl ve birleşen davalarda ilişkin özetle: HMK' nın 114/1-h Maddesi gereğince "hukuki yararın dava şartı olduğunu, davacı tarafın eda davası niteliğindeki taleplerinin davacı şirkete haksız ve hukuka aykırı olarak Sulh Ceza Hakimi tarafından kayyım atanması öncesi dönemine ait bağış ödemesi ve bir kısım tasarruflara ilişkin olduğunu, müvekkilinin 17/11/2015 tarihli kayyım atama tarihine kadar ... Holding yönetim kurulu üyesi olduğunu, şirketin 9 gerçek kişi ortaklı olduğunu, bu ortakların ... Holding A.Ş.'de bulunan hisselerinin tamamını ayni sermaye olarak koymak suretiyle Hollanda merkezli, ... ticaret sicil numaralı .... şirketini kurduklarını, ..., 16.02.2015 tarih ve .... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi sayfa ...de görüleceği üzere, ... Holding A.Ş.'nin sermayesinin % 100'üne tekabuül eden hisselerin sahibi olduğunu, ...' nin sahiplerinin, Hollanda Ticaret Sicil Kaydından görüleceği üzere yine aralarında müvekkili davalının da bulunduğu bu 9 gerçek kişi olduğunu, .... 'nin hisse sahipliğine ilişkin ticaret sicil kaydının re'sen terkin edilmiş olmasının hukuki ihtilafı huzurdaki dava ile ilgisi bulunmadığını, ... Holding A.Ş.'nin ülkemizde faaliyet gösteren ve bünyesinde ... Yayınları, ... Yayınları, Eğitim Araçları, Gıda, Lojistik, Turizm, Bilişim, Matbaa, Dağıtım, Kırtasiye, Kağıt, Medya ve Perakendecilik gibi çeşitli sektörlerde yatırımları bulunan ve aralarında davacı ... Kitap Kırtasiye Ve Büro Malzemeleri Paz Ve Tur Tic Aş. İle birleşen dosyadaki diğer davacı ... Pazarlama Dağıtım Ve Tic. A.Ş.'nin de içinde bulunduğu grup şirketlerinin %100 sahibi olduğunu, grup şirketlerinin ortaklık yapılarına bakıldığında açıkça görüleceği üzere müvekkilinin de sahibi olduğu ... Holdıng A.Ş.'nin, doğrudan veya dolaylı olarak aralarında diğer davacıların da bulunduğu tüm alt şirketlerin hisselerinin %100üne sahip olduğunu, aralarında diğer davacıların da bulunduğu tüm alt şirketler üzerinde tam hakimiyeti bulunduğunu, davacılar vekilinin, esas ve birleşen davalarda, bağlı şirketten bahsettiğini, böyle bir durumda dava hakkının kimlerde olduğunun, davanın hangi koşullarda ve kimler tarafından açılabileceği TTK madde 202 ve madde 206da açıkça ifade edildiğini, TTK.m.202de bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebileceğini, bağlı şirketin her pay sahibi olan ... Basım Yayın. A.ş., ...., ... A.ş.ve .... Yayıncılık A.ş. tarafından ... Holdıng A.ş. ve ... Holding A.Ş.nin kayba sebep olan yönetim kurulu üyelerine karşı şartları oluştuğunda dava açma hakkı bulunmakta olmasına rağmen bu paydaşların hiçbirinin huzurdaki davayı açmadığını, bağış ödemelerinin ve diğer tasarrufların işlemin yapıldığı tarihte mevzuat ve hukuka uygun yapıldığını, dava konusu tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, davanın basit yargılama usulüne tabi olmadığını, davacı tarafın tedbir karar verilmesi talebinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların ve müvekkilinin TTK, TBK kapsamında sorumluluk şartları oluşmadığını, arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, terörle mücadele yasasının bu davada uygulanma imkanı bulunmadığını, davanın niteliği itibariyle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını davacının tüm iddialarının yersiz ve haksız olduğunu, beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılar ..,..,.. ve .... TMK 20/A kapsamında yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. Davalı ..,.. ve .... yurt dışı tebligat işlemine rağmen davaya cevap vermemiştir. DELİLLER: Davalı ... ile ilgili olarak yurt dışı tebligat işlemleri, Davalı ... ile ilgili olarak yurt dışı tebligat işlemleri, Davalı ... ile ilgili olarak yurt dışı tebligat işlemleri, İstanbul ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı ceza dosyası, Davalılar ..,..,... ve .... adına TMK 20/A maddesine göre yapılan ilanen tebligat, Mahkememizce aldırılan 28/05/2024 tarihli bilirkişi raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava; belirsiz alacak davası tahtında, davacının uğradığı iddia edilen zararının bulunup bulunmadığı, varsa zararın miktarı, birleşen davada, uğranıldığı iddia edilen zararın tespiti, kusur durumları, varsa kusur durumuna göre davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Mahkememizce aldırılan 28/05/2024 tarihli bilirkişi raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır. Asıl ve birleşen davada talebin; davalıların, ... Holding A.Ş., ... Kitap Kırtasiye Büro Malz. Paz. Ve Turizm Tic. A.Ş. ve ... Paz. Dağ. Ve Tic. A.Ş. Yönetimindeyken şirketleri zarara uğratmaları sebebiyle, şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan zararların tazmininin giderilmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Asıl ve birleşen davalar ile ilgili olarak; Davacı ... şirketlerin merkezinde 20.03.2024 tarihinde şirket defter ve belgeleri üzerinden yapılan incelemeler neticesinde; asıl dava ile ilgili olarak ... Kitap Kırtasiye Büro Malz. Paz. Ve Turizm Tic. A.Ş. ve birlelşen dava ile ilgili olarak ... Paz. Dağ. Ve Tic. A.Ş. ye ait dokümanlar ve şirket merkezindeki defter ve belgeler mahkememizce görevlendirilen bilirkişi tarafından incelenmiş, 2013-2014-2015 yılı defterlerinin kendi lehlerine delil olma özelliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Hukuki Mütaala : 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “I - Hâkim ve bağlı şirket” başlıklı düzenlemesi olan Madde 195 ile, “ (1) a) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketinin, doğrudan veya dolaylı olarak; 1. Oy haklarının çoğunluğuna sahipse veya 2. Şirket sözleşmesi uyarınca, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu oluşturan sayıda üyenin seçimini sağlayabilmek hakkını haizse veya 3. Kendi oy hakları yanında, bir sözleşmeye dayanarak, tek başına veya diğer pay sahipleri ya da ortaklarla birlikte, oy haklarının çoğunluğunu oluşturuyorsa, b) Bir ticaret şirketi, diğer bir ticaret şirketini, bir sözleşme gereğince veya başka bir yolla hâkimiyeti altında tutabiliyorsa, birinci şirket hâkim, diğeri bağlı şirkettir. Bu şirketlerden en az birinin merkezi Türkiye’de ise, bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. (2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, bir ticaret şirketinin başka bir ticaret şirketinin paylarının çoğunluğuna veya onu yönetebilecek kararları alabilecek miktarda paylarına sahip bulunması, birinci şirketin hâkimiyetinin varlığına karinedir. (3) Bir hâkim şirketin, bir veya birkaç bağlı şirket aracılığıyla bir diğer şirkete hâkim olması, dolaylı hâkimiyettir. (4) Hâkim şirkete doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan şirketler, onunla birlikte şirketler topluluğunu oluşturur. Hâkim şirketler ana, bağlı şirketler yavru şirket konumundadır. (5) Şirketler topluluğunun hâkiminin, merkezi veya yerleşim yeri yurt içinde veya dışında bulunan, bir teşebbüs olması hâlinde de, 195 ilâ 209 uncu maddeler ile bu Kanundaki şirketler topluluğuna ilişkin hükümler uygulanır. Hâkim teşebbüs tacir sayılır. Konsolide tablolar hakkındaki hükümler saklıdır. (6) Şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerin uygulanmasında “yönetim kurulu” terimi limited şirketlerde müdürleri, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile şahıs şirketlerinde yöneticileri, diğer tüzel kişilerde yönetim organını ve gerçek kişilerde gerçek kişinin kendisini ifade eder.” 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Hâkimiyetin hukuka aykırı kullanılması” başlıklı Madde 202 düzenlemesi ile, “ (1) a) Hâkim şirket, hâkimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullanamaz. Özellikle bağlı şirketi, iş, varlık, fon, personel, alacak ve borç devri gibi hukuki işlemler yapmaya; kârını azaltmaya ya da aktarmaya; malvarlığını ayni veya kişisel nitelikte haklarla sınırlandırmaya; kefalet, garanti ve aval vermek gibi sorumluluklar yüklenmeye; ödemelerde bulunmaya; haklı bir sebep olmaksızın tesislerini yenilememek, yatırımlarını kısıtlamak, durdurmak gibi verimliliğini ya da faaliyetini olumsuz etkileyen kararlar veya önlemler almaya yahut gelişmesini sağlayacak önlemleri almaktan kaçınmaya yöneltemez; meğerki, kayıp, o faaliyet yılı içinde fiilen denkleştirilsin veya kaybın nasıl ve ne zaman denkleştirileceği belirtilmek suretiyle en geç o faaliyet yılı sonuna kadar, bağlı şirkete denk değerde bir istem hakkı tanınsın. b) Denkleştirme, faaliyet yılı içinde fiilen yerine getirilmez veya süresi içinde denk bir istem hakkı tanınmazsa, bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. Hâkim istem üzerine veya resen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir. c) Alacaklılar da, (b) bendi uyarınca, şirket iflas etmemiş olsa bile, şirketin zararının şirkete ödenmesini isteyebilirler. d) Kayba sebebiyet veren işlemin, aynı veya benzer koşullar altında, şirket menfaatlerini dürüstlük kuralına uygun olarak gözeten ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle hareket eden, bağımsız bir şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından da yapılabileceği veya yapılmasından kaçınılabileceğinin ispatı hâlinde tazminata hükmedilemez. e) Pay sahiplerinin ve alacaklıların açacağı davaya, kıyas yoluyla 553, 555 ilâ 557, 560 ve 561 inci maddeler uygulanır. Hâkim teşebbüsün merkezinin yurt dışında bulunması hâlinde tazminat davası bağlı şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde açılır. (2) Hâkimiyetin uygulanması ile gerçekleştirilen ve bağlı şirket bakımından açıkça anlaşılabilir haklı bir sebebi bulunmayan, birleşme, bölünme, tür değiştirme, fesih, menkul kıymet çıkarılması ve önemli esas sözleşme değişikliği gibi işlemlerde, genel kurul kararına red oyu verip tutanağa geçirten veya yönetim kurulunun bu ve benzeri konulardaki kararlarına yazılı olarak itiraz eden pay sahipleri; hâkim teşebbüsten, zararlarının tazminini veya paylarının varsa en az borsa değeriyle, böyle bir değer bulunmuyorsa veya borsa değeri hakkaniyete uygun düşmüyorsa, gerçek değerle veya genel kabul gören bir yönteme göre belirlenecek bir değerle satın alınmasını mahkemeden isteyebilirler. Değer belirlenirken mahkeme kararına en yakın tarihteki veriler esas alınır. Tazminat veya payların satın alınmasını istem davası, genel kurul kararının verildiği veya yönetim kurulu kararının ilan edildiği tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. (3) İkinci fıkrada öngörülen dava açılınca, davacıların muhtemel zararlarını veya payların satın alma değerini karşılayan tutardaki paranın teminat olarak, mahkemece belirlenecek bir bankaya mahkeme adına yatırılmasına karar verilir. Teminat yatırılmadığı sürece genel kurul veya yönetim kurulu kararına ilişkin hiçbir işlem yapılamaz. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkralarında öngörülen davaların kötüniyetle açılması hâlinde davalı, uğradığı zararın müteselsilen tazmin edilmesini ve mahkemeye teminat yatırılmasını davacılardan isteyebilir. (4) Birleşme, bölünme ve tür değiştirmede, pay sahiplerine ve ortaklara tanınmış bulunan diğer haklar saklıdır. (5) Bağlı şirketin yöneticileri, bu madde hükümleri dolayısıyla pay sahiplerine ve alacaklılara karşı doğabilecek sorumluluklarının tüm hukuki sonuçlarının, bir sözleşme ile üstlenmesini hâkim teşebbüsten isteyebilir. 6012 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “İstisna” başlıklı Madde 204 ile, “ (1) Bağlı şirketin ödeme gücünü açıkça aşan, varlığını tehlikeye düşürebilecek olan veya önemli varlıklarını kaybetmesine yol açabilecek nitelik taşıyan talimat verilemez.” Türk Ticaret Kanunu’nun “ Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı Madde 369 düzenlemesi ile, “1) Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” Türk Ticaret Kanunu’nda Sorumluluk Hükümlerinin düzenlendiği “Belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması” başlıklı Madde 549 düzenlemesi ile “ (1) Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur. Türk Ticaret Kanunu’nun “V - Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu” başlıklı Madde 553 ile, “ (1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan "kusurlarıyla" ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz. Türk Ticaret Kanunu’nda Şirketin Zararına ilişkin Madde 555 düzenlemesi ile “ (1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. (2) Pay sahibinin açtığı davayı hukuki ve maddi sebepler haklı gösterdiği takdirde, mahkeme, dava giderleriyle avukatlık ücretini, bu giderler davalıya yükletilemediği hâllerde, davacı pay sahibiyle şirket arasında, hakkaniyete göre paylaştırır.” Düzenlemeleri mevcuttur. İstanbul ...Ağır Ceza Mahkemesinin dosyası bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de; ilgili ceza dosyasında, bazı gerçek kişiler (ifadesi alınmış ve hüküm kurmaya CMK kapsamında uygun olan) ile müsaderesi talep edilen şirketler tarafından karar verilmiştir. ... E. dosyasında yakalama kararı olan, firari ve yurt dışında bulunan kişiler hakkında tefrik kararı alınmıştır. Gelinen aşamada toplanan deliller ve rapor içeriği dikkate alınarak makul yargılama süresi gözetilerek bekletici mesele talepleri kabul edilmemiştir. Asıl ve birleşen davalarda davacı kurumlar harçtan muaf olduğundan, 6758 sayılı Kanun'un 19/6 maddesi gereği dava açılışta başvuru ve peşin harç alınmamıştır. Davalı .... tarafından vekaletnamesinin şirket adına vekaleten şahsı adına asaleten verildiğini bildirmiş, vekaletin incelenmesinde bu şekilde olduğu görülmüştür. Zamanaşımı yönünden inceleme; Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu hakkında zamanaşımı itirazları bakımından; TTK m. 560 hükmünde düzenlenmiştir. Buna göre “Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Buna karşın sorumluluk doğuran fiil aynı zamanda bir suç teşkil ediyorsa, ceza kanunlarında fiile ilişkin olarak öngörülen zamanaşımı süresinin tazminat davasına da uygulanacağı ifade edilmiştir. Dava zamanaşımı süreleri TCK m. 66 hükmünde düzenlenmiş olup, kanun hükmünde bir suça ilişkin ilgili hükümde verilecek cezanın süresine bağlı olarak dava zamanaşımı süreleri benimsenmiştir. Örneğin huzurdaki davada davalı yönetim kurulu üyelerinin “bağış” adı altında bazı derneklere, vakıflara vs. para aktarmış olmaları “silahlı terör örgütü kurma veya yönetme”, ”anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu”nun unsurlarını taşıyorsa, bu suçlara ilişkin dava zamanaşımı süresi sorumluluk davasında da uygulanacaktır. TCK m. 66/1-a,b,c,d ve e bentlerinde öngörülen en düşük dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olup, dava konusu fiillerin suç teşkil ettiği sonucuna varılması halinde, uygulanacak zamanaşımı süresi en az sekiz yıl olacağı, ayrıca TMSF'nin açtığı davalarda zamanaşımının 20 yıl olacağı ve böylece dava konusu alacak bakımından zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşıldığından davalıların zamanaşımı defi yerinde görülmemiştir. Asıl ve birleşen davalarda; Davada ... Holding, bağlı şirket asıl davada ... Turizm Tic. A.Ş.'nin, birleşen davada ... Pazarlama Dağıtım Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin pay sahibi olduğundan gerek TTK 202 ve TTK 553 maddeleri kapsamında asıl ve birleşen davalarda dava açabileceği ve davacı sıfatına sahip olduğu anlaşılmış olup bağlı şirketler olan asıl davada ... Turizm Tic. A.Ş.'nin, birleşen davada ... Pazarlama Dağıtım Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ise TTK 553 kapsamında kendi bünyesindeki YK üyelerine karşı dava açabileceği ve davacı sıfatına sahip olduğu anlaşılmıştır. Ticaret Sicil Kayıtları, dosyada mevcut tüm deliller, 07/08/2020 tarihli müfettiş raporu raporda tespit edilen maddi olgular, heyetçe yapılan hukuki değerlendirme, mahkememiz dosyası ile benzer nitelikteki Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas, ... karar sayılı ilamı, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamı ve Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas, ... karar saylı ilamları ile şirketlerin durumlarına ilişkin yapılan değerlendirmeler; Hakim Şirket ... Holding A.Ş.'nin 01.01.2013 – 17.11.2015 tarihleri arasındaki yönetim kurulu üyeleri; asıl dava davalıları olduğu, ... Turizm Tic. A.Ş.’nin hakim şirketi ... Holding A.Ş. olması nedeniyle TTK 202/1-a maddesi gereğince hakim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Hakim Şirket ... Holding A.Ş.' nin 01.01.2013 – 17.11.2015 tarihleri arasındaki yönetim kurulu üyelerinin birleşen dava davalıları olduğu, ... Pazarlama Dağıtım Ve Tic. A.Ş.’nin hakim şirketi ... Holding A.Ş. olması nedeniyle TTK 202/1-a maddesi gereğince hakim şirket yönetim kurulu üyeleri sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Asıl dava bakımından, tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan 28/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen, somut olayda; Bağış Adı Altında Yapılan Ödemelerin İncelenmesi; ... Turizm Tic. A.Ş.'nin 2013 – 2015 yılı içerisinde .... ilişkili .... yine ... ilişkisi nedeniyle kapatılan eğitim kurumları ve vakıflar olan ... Üniversitesi, ... Üniversitesi, ... Vakfı, ...Vakfı ile ... Vakfına toplamda defter kayıtlarına göre 1.963.013.-TL, 181.000 EURO ve 200.000 USD bağış yapıldığı görülmüştür. (... İç Denetim Raporu Mavi Klasör içeriği 19. Bölüm 689.00.07 – Bağış Ve Yardımlar KKEG muavin dökümü, banka dekontları ve Yönetim kurul kararları) Gayrimenkul Alımına İlişkin Ödemelerin İncelenmesi; ... Turizm Tic. A.Ş. ile ... arasında imzalanan İstanbul İli, .... İlçesi, ..., Köy altı Mevkii, ... Pafta, ... parselde kayıtlı taşınmazın satışına ilişkin olarak 08.07.2010 tarihinde 259.01-Verilen Avanslar hesabından 8.000.000,00.-TL borç 102.01.208- Bankalar Hesabına Alacak verilerek ödenmiş söz konusu avans 5 yılı sonra 12.10.2015 tarihinde tapu devri yapılarak söz konusu avans kapatılmıştır. ... Turizm Tic. A.Ş. atanan kayyım tarafından 12.07.2017 tarihinde ... A.Ş.'ne söz konusu taşınmazla ilgili olarak değerleme raporu hazırlatılmış olup yapılan değerleme sonucunda 08/07/2010 tarihine göre taşınmaz değerinin 681.068,22 TL olduğu, taşınmaz bedeli olarak ödenen 8.000.000,00.-TL nin çok altında bir değer olduğu görülmektedir. Buna göre davacı şirketin 7.318.931,78 TL tutarında bir zararın oluştuğu görülmüştür. Şüpheli Bulunan Hisselerin İncelenmesi; ... Turizm Tic. A.Ş. o dönem sahip olduğu .... A.Ş. 15.000,00.-TL değerindeki hisselerinin aynı dönemde, ... Basım Yayın A.Ş. ile ... Yayımcılık Gibi Grup firmalarında görev alan ...'e devredilmiş, söz konusu devire ilişkin yönetim kurulu kararının alınmadığı tespit edilmiştir. Şüpheli Bulunan Hisse Senetlerinin İncelenmesi; ... Turizm Tic. A.Ş.'nin 110- Hisse Senetleri Hesabı incelendiğinde 18.12.2013 tarihinde 1.001.001,58.-TL değerinde Bank .... hisse senedi alındığı, 2.01.2014 tarihinde alınan hisse senetleri aynı bedel üzerinden herhangi bir getiri olmadan 1.001.001,58.-TL olarak satıldığı görülmüştür. Yine 02.01.2014 tarihinde 1.000.000,32.-TL değerinde, 07.01.2014 tarihinde 949.999,50.-TL tutarında toplamda 1.949.999,82.-TL hisse senedi alınmış ... Hisse senetleri tahtasının kapatılması nedeniyle söz konusu hisse senetlerinin dönüşü olmadığından 07.01.2014 tarihi itibari ile 1.949.999,82.-TL + gelmesi gereken karpayı, işlemiş faizi yada hisse senedi gelirinden de yoksun kalınmıştır. Ortaklardan Alacaklar Hesabından Gerçekleştirilen Şüpheli İşlemlerin İncelenmesi; ... Turizm Tic. A.Ş. nin hesaplarından ... Holding A.Ş. hesabına aktarılan tutarların muhasebe kayıtlarına göre 11/112015 tarih, .... yevmiye numarası ile 600.000,00 TL, 12/11/2015 tarih, .... yevmiye numarası ile 500.000,00 TL ... ve tüm... şirketlerinden aktarılan paraların; 05.02.2015 tarihli ... Numaralı Yönetim Kurulu kararı sonucunda 21.01.2015 tarihi itibariyle ... Holding A.Ş. tek pay sahibi haline gelen merkezi ..., ..., ...., ..., ....'ye aktarıldığı tespit edilmiştir. Hediye Kartı Alım ve Satımına İlişkin İşlemlerin İncelenmesi; ... Turizm Tic. A.Ş. adına 26.04.2015 – 28.06.2015 tarihleri arasında ... İşlem Hiz. Ltd. Şti. den toplamda 17.101.867,00.-TL değerinde “...” hediye kartları alınmış söz konusu kartlar 24.04.2015 – 26.11.2015 tarihleri arasında .... adına satışı gerçekleştirilmiş alış ve satış faturaları karşılaştırıldığında aynı özellikte kartların satışlarının birim fiyatlarının aynı olduğu yani 42,37.-TL aldığı kartı yine 42,37.-TL sattığı görülmektedir. Yani hediye kartlarını kendi müşterilerine dağıtmadan ... adına aynı fiyattan satmasının ticari teamüllere uygun olmayacağı şirketinin zarara uğramasına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere, asıl davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, bağış adı altında yapıldığı tespit edilen, bağış adı altında yapıldığı tespit edilen, bağışların yapıldığı tarih, bilirkişi raporu ve 20/08/2020 tarihli müfettiş raporuna göre temerrüt tarihi olarak sayılarak ayrıştırılmak suretiyle, 100.000,00 USD'nin 09/06/2014 tarihinden, 100.000,00 USD'nin 06/06/2014 tarihinden, 181.000,00 EURO'nun 09/07/2014 tarihinden itibaren, 1.963.013,00 TL'nin 20/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz üzerinden, gecikme faizi ile birlikte, ... Turizm Tic. A.Ş.'ne atanan kayyım tarafından 12.07.2017 tarihinde ... A.Ş.'ne söz konusu taşınmazla ilgili olarak değerleme raporu hazırlatılmış olup yapılan değerleme sonucunda 08/07/2010 tarihine göre taşınmaz değerinin 681.068,22 TL olduğu, taşınmaz bedeli olarak ödenen 8.000.000,00.-TL nin çok altında bir değer olduğu göre davacı şirketin 7.318.931,78 TL tutarında bir zararın oluştuğu anlaşıldığından, davacının bu yöndeki talebinin de kabulüne karar verilerek, 12.10.2015 tapu devir tarihinden itibaren işleyecek (TL bakımından toplam 9.281.944,78 TL'nin) en yüksek ticari faiz üzerinden, gecikme faizi ile birlikte asıl dava davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile asıl dava davacılarına ödenmesine, davacı vekilinin dava dilekçesindeki ve 24/06/2024 tarihli talep dilekçesindeki talep miktarı, bilirkişi raporu ile 20/08/2020 tarihli müfettiş raporlarının birbirleri ile uyumlu olduğu dikkate alınarak, karar vermek gerekmiştir. Birleşen dava bakımından, tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan 28/05/2024 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen, somut olayda; davacılar vekilinin birleşen dava dilekçesindeki talebi, alınan rapor ve 20/08/2020 tarihli müfettiş raporlarının birbirleri ile uyumlu olduğu,bağış adı altında yapılan ödemelerle ilgili değerlendirme yapılarak; ... Tic. A.Ş.'nin 2013 – 2015 yılı içerisinde .... ilişkili ... yine ... ilişkisi nedeniyle kapatılan eğitim kurumları ve vakıflar olan ... Üniversitesi, .... Üniversitesi, .... Vakfı, .... Vakfı ile ... Vakfına, .... Vakfı’ na aktarılan tutarların Yevmiye Defter kayıtlarına göre 3.969.000,00.- TL bağış yapıldığı, bağış adı altında yapıldığı tespit edilen, bağışların yapıldığı tarih bilirkişi raporu ve 20/08/2020 tarihli müfettiş raporuna göre temerrüt tarihi olarak sayılarak ayrıştırılmak suretiyle, 507.000,00 TL'nin 21/01/2013 tarihinden, 25.000,00 TL'nin, 11/03/2023 tarihinden, 700.000,00 TL'nin 21/03/2013 tarihinden, 40.000,00 TL'nin 01/04/2013 tarihinden, 220.000,00 TL'nin 26/04/2013 tarihinden, 5.000,00 TL'nin 29/04/2013 tarihinden, 274.000,00 TL'nin 22/07/2013 tarihinden, 657.000,00 TL'nin 20/02/2014 tarihinden, 230.000,00 TL'nin 24/04/2014 tarihinden, 40.000,00 TL'nin 21/05/2014 tarihinden, 150.000,00 TL'nin 29/05/2014 tarihinden, 300.000,00 TL'nin 31/10/2014 tarihinden, 210.000,00 TL'nin 25/03/2015 tarihinden, 80.000,00 TL'nin 19/01/2015 tarihinden, 225.000,00 TL'nin 27/04/2015 tarihinden, 70.000,00 TL'nin 14/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek (toplam 3.733.00,00 TL'nin) en yüksek ticari faizi ile birlikte, birleşen dava davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile birleşen dava davacılarına ödenmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkememizin 05/12/2024 tarihli kısa kararında "Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası bakımından" başlıklı 2 bendinde ...25.000,00 TL'nin 11/03/2023 tarihinden,..." şeklinde yazılan kısımda tarihin 11/03/2013 olması gerektiği, bağış adı altında yapılan ilgili ödemenin 11/03/2013 tarihinde yapıldığı, yazım hatasından kaynaklı olarak hatalı yazıldığı, gerekçeli kararın yazımı esnasında re'sen fark edilmiş, yazım hatasından kaynaklı iş bu durum maddi hata kapsamında değerlendirilerek, aşağıdaki şekilde ilgili kısım "11/03/2013" olarak HMK 304. gereği tashih ile düzeltilerek hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Asıl davanın KABULÜ İLE, 1-) 100.000,00 USD'nin 09/06/2014 tarihinden, 100.000,00 USD'nin 06/06/2014 tarihinden, 181.000,00 EURO'nun 09/07/2014 tarihinden itibaren, 1.963.013,00 TL'nin 20/08/2015 tarihinden, 7.318.931,78 TL'nin 12/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek (TL bakımından toplam 9.281.944,78 TL'nin) en yüksek ticari faiz üzerinden, gecikme faizi ile birlikte asıl dava davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile asıl dava davacılarına ödenmesine, Birleşen Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası bakımından, davanın KABULÜ İLE; 2-) 507.000,00 TL'nin 21/01/2013 tarihinden, 25.000,00 TL'nin, 11/03/2013 tarihinden, 700.000,00 TL'nin 21/03/2013 tarihinden, 40.000,00 TL'nin 01/04/2013 tarihinden, 220.000,00 TL'nin 26/04/2013 tarihinden, 5.000,00 TL'nin 29/04/2013 tarihinden, 274.000,00 TL'nin 22/07/2013 tarihinden, 657.000,00 TL'nin 20/02/2014 tarihinden, 230.000,00 TL'nin 24/04/2014 tarihinden, 40.000,00 TL'nin 21/05/2014 tarihinden, 150.000,00 TL'nin 29/05/2014 tarihinden, 300.000,00 TL'nin 31/10/2014 tarihinden, 210.000,00 TL'nin 25/03/2015 tarihinden, 80.000,00 TL'nin 19/01/2015 tarihinden, 225.000,00 TL'nin 27/04/2015 tarihinden, 70.000,00 TL'nin 14/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek (toplam 3.733.000,00 TL'nin) en yüksek ticari faizi ile birlikte, birleşen dava davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsili ile birleşen dava davacılarına ödenmesine, Asıl dava bakımından harç ve yargılama giderleri; 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 855.222,40 TL harcın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacılar tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 3.943,12 TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 836.593,05 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, 8-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, Birleşen dava bakımından harç ve yargılama giderleri; 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 255.001,23 TL harcın, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacılar tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 3.943,12 TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 442.640,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine, 8-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.400,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere asıl ve birleşen dava davacı vekilinin ve Asıl ve birleşen dava davalıları ..., ..., ... vekilinin yüzüne, karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip .... e-imzalıdır