İlk Derece Mahkemesi · Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/612 E. 2024/772 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/612
Karar No
2024/772
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/612 Esas KARAR NO : 2024/772

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 10/12/2020 KARAR TARİHİ : 24/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/01/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili...şirketi ile davalı ... Uluslararası Fuarcılık şirketi arasındaki ticari ilişkiye istinaden müvekkili şirketçe davalı şirket için branda ve kağıt afişler hazırlanarak afişlerin satış ve tesliminin gerçekleştirildiğini, söz konusu satışa ilişkin olarak 29.09.2018 tarihli 301773 nolu fatura düzenlendiğini, davalı tarafça ilgili faturaya istinaden kısmi ödeme yapıldığını ancak borcun 13.044,98 TL’sinin ödenmediğini, işbu asıl alacağın tahsili için işlemiş faiz ile birlikte 14.222,78 TL olarak 16.04.2019 tarihinde Ankara 22. İcra Müdürlüğü 2019/5282 E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak davalı tarafça haksız ve mesnetsiz şekilde icra takibine itiraz edildiğini beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına mahkum edilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazları bulunduğunu, yetkili icra dairesinin ve mahkemelerin konya icra dairesi ve mahkemeleri olduğunu, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılıdığını ve eldeki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı şirketin belirtilen faturaya ilişkin herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı tarafın davacıya branda işi yaptırdığını, yazılı bir sözleşme düzenlenmediğini sözlü olarak anlaştıklarını, davacı tarafa toplamda 15.593,00 TL miktarlı iş yaptırıldığını, davacı tarafın gönderdiği fatura incelendiğinde yaptırılan işten fazla miktarlı fatura kesildiğini gördüklerini, davacı şirketin yetkilisi ile görüşüldüğünde gerçek borcun 15.593,00 TL olduğu ve 5.918,00 TL fazla fatura kesildiğini ikrar ettiğini, 15.593,00 TL'lik borç için davalı tarafın davacıya 31/03/2019 keşide tarihli 6.018,00TL bedelli ve 30/03/2019 keşide tarihli 9.387,00 TL bedelli iki adet çek verildiğini, 188 TL bakiye borç kaldığını ve bu tutar için de tarafların helalleştiğini, davacı tarafın bankadan çekleri tahsil ettiğini ve borcun bittiğini beyanla öncelikle takibin yetkili icra dairesinde yapılmaması nedeniyle davanın usulden reddini bu taleplerinin kabul görmemesi durumunda davanın esastan reddini ve davacı taraf kötüniyetle hareket ettiği için takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -Takip Dosyası, -Fatura, -Tarafların ba/bs formları, -Ticari defter ve kayıtlar, -Bilirkişi Raporları DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; faturaya dayalı başlatılan (ilamsız) icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Eldeki davada davacı özetle; takibe konu fatura içeriği mal/hizmetin teslim edildiğini, fakat fatura tutarının tamamının değil kısmen ödendiğini, bakiye 13.044,98-TL alacağının kaldığını ileri sürmüş, davalı ise özetle; fatura miktarının fazla tutarda kesildiğini, aslında yapılan işin bedeli ve gerçek borcun 15.593-TL tutarında olduğunu, bu tutarın 31/03/2019 keşide tarihli ve 30/03/2019 keşide tarihli çekler ile toplam 15.405-TL'sinin ödendiğini, kalan kısmı için ise tarafların anlaştıklarını böylece bakiye borç kalmadığını savunmuştur. Davalı yanın esasa ilişkin savunmaları yanında, davaya konu icra takibinde icra dairesinin yetkisine ve eldeki davada mahkememizin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür. Hemen belirtmek gerekir ki itirazın iptali davasında yetkili icra dairesine yapılmış bir icra takibi dava şartıdır. İtirazın iptali davalarında hem icra dairesinin yetkisine, hem de mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olması durumunda, İİK'nın 50. maddesi uyarınca mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir. Zira bu yön itirazın iptali davasının dava koşullarından biridir. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ S., İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E., 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.; 20.11.2002 gün ve 2002/19-900 E., 2002/994 K. sayılı kararlarında da aynı ilkelere işaret edilmiştir. Anlatıldığı üzere mahkememizce de öncelikle yetki hususu irdelenmiş ise de, taraflar arasında akdi ilişki kurulduğu ihtilaflı olmadığından, 6098 Sayılı TBK'nın 89. Maddesi uyarınca yetki itirazı yerinde görülmeyerek işin esası ele alınmıştır. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davaya konu Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2023/40524 (Eski esas Ank. 22. İcra D. 2019/5282) Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı Şirket, takip borçlusunun davalı şirket olduğu, takibin 13.044,98 TL fatura asıl alacağı, 1.177,80 TL işlemiş faiz olmakla 14.222,78-TL toplam alacak üzerinden ilamsız takip olarak başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 19/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu vekilinin 22/04/2019 tarihli dilekçesi ile borca ve yetkiye süresinde itiraz edildiği, eldeki davanın da süresinde açıldığı görülmüştür. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifetiyle incelenmesi bakımından, davalı yan kayıtlarının yargı çevremiz dışında(Konya) olması nedeniyle talimat yoluyla mali müşavir tarafından tanzim edilen 14/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...2018 yılına ait ticari defterlerin bulunamadığı beyan edilmiş olup, ibraz edilen 2019 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, yevmiye defterinin kapanış tasdikinin de yapıldığı, bunun dışında incelenen ticari defterlerin kendi defterlerin muhasebe usul ve esaslarına uygun şekilde tutulduğu, ticari içerisinde birbirini teyit eder nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Davalıya ait ibraz edilen ve incelenen 2019 yılı ticari defterlerinde davacı ile ilgili herhangi bir yevmiye kaydının olmadığı " hususları belirtilmiştir. Davalı tarafın 2018 yılı defterlerinin Konya BAM 5. Ceza Dairesi 2022/367 Esas sayılı dosyası içerisinde olduğu anlaşılmakla yerinde incelenmek suretiyle ek rapor tanzimi istenilmiş, 26/12/2022 tarihli ek raporda özetle;"... taraflar arasında bir ticari ilişkinin var olduğu, Ankara 22.İcra Müdürlüğünün 2019/5282 Esas sayılı dosyasında takip konusu faturanın davalının ticari defterlerinde yer aldığı, dava konusu edilen faturaya ilişkin davalının davacıya yaplığı ödemelerden sonra davalının davacıya takip konusu faturadan kaynaklanan borcunun kalmadığı şeklinde yevmiye kayıtları yapıldığı" hususları belirtilmiştir. Davacı yan defter ve kayıtları incelenerek yargı çevremiz içerisinde görevlendirilen mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 12/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; " Davacı yanın incelemeye sunulan 2018 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden; sahipleri lehine delil vasfının bulunduğu, Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde takip tarihi itibarıyla davacı yana 28.449,98 TL alacaklı olduğu; ancak, takip talebinin 13.044,98 TL olduğu,...Davacı defterlerinde 2017 yılından devir gelen 176,00 TL borç bakiyesinin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı yan tarafından işbu bakiye alacağın dayanağının sunulması gerektiği, Davacı yan tarafından davalı yan adına tanzim 15/01/2018 tarih ve 301448 no.lu 3.917,60 TL bedelli fatura ile 27/03/2018 tarih ve 301547 no.lu 1.475,00 TL bedelli faturanın davalı yan defterlerinde kayıtlı olmadığı, anılan faturaların davalı yana teslimine ilişkin belgenin sunulması gerektiği Davalı yan defterlerinde tespit edilen toplam 41.737,78 TL tutarındaki davalı yan ödemelerinin davacı yan defterlerinde kayıtlı olmadığı, Mali Müşavir Oğuz Can tarafından tanzim edilen Bilirkişi Ek Raporunda; “...Her ne kadar davalı vekili 29.12.2020 havale tarihli dilekçesinde ödemelere ilişkin bir takım belgeler sunmuş olsa da söz konusu ödeme belgeleri ile kendi ticari defterlerinin uyumlu olmadığı tespit edilmiştir.” Yönünde tespitte bulunulduğu, ancak; işbu davalı yan ödemelerinden davacı yanın kabulünde olan 18.856,40 TL tutarındaki kısmının tenzili ile 22.881,38 TL tutarındaki ödemeye ilişkin ödeme belgesinin davalı yan tarafından sunulması gerektiği" hususları belirtilmiştir. Eldeki itirazın iptali davasının mahiyeti itibariyle takibe konu fatura özelinde inceleme ve hesaplama yapılabilmesi hususunda mahkememizin 17/10/2023 tarihli celse ara kararı doğrultusunda dosyanın farklı bir mali müşavir bilirkişiye tevdiine karar verilmiş olup 09/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı...İnşaat Turizm Reklamcılık Otomotiv Prodüksiyon Pazarlama İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi'nin kanuni defter kayıtlarında 2017 yılında 8.024,-TL.lık borç kaydına karşılık 7.848,-TL.lık alacak kaydının yapıldığı ve 176,-TL.lık alacaklı olduğu, 2018 yılında 47.306,38 TL.lık borç kaydına karşılık 18.856,-TL.lık alacak kaydının yapıldığı ve 28.449,98 TL.lık alacaklı olduğu, Davacı kayıtlarında yer alan 15.01.2018 tarihli ve 301448 nolu 3.917,60 TLlık ve 27.03.2018 tarihli ve 301547 nou 1.475,-TL.lık toplam 5.392,6 TL-lık faturaların ve 18.856,40 TLlık tahsilatların davalı kayıtlarında yer almadığı, iki adet faturanın kayıtlarda sevk irsaliyesi,teslim/tesellüm belgelerinin bulunmadığı, hizmetin ve hizmetin verildiğine dair belgelerin davacı tarafından sunulması gerektiği, Davacı kayıtlarında yer alan 28.449,98 TL.den taraf kayıtlarında olmayan tahsil edilen 2 adette toplam 15.405,-TL.lık çekler düşüldüğünde alacağın 13.044,98 TL. Olduğu, Davalı ...'nin dosyaya kazandırılan kanuni defter kayıtlarında 2017 yılından bakiye olmadığı, 2018 yılında 41.737,78 TL.lık fatura ve sigorta karşılığı açıklaması ile alacak kaydına karşılık 41.737,78 TL.lık borç kaydı olduğu ve hesabın bakiyesinin olmadığı, Borç kaydı yapılan 41.737,78 TL.nin davacı taraf kayıtlarında yer almadığı, davacı kayıtlarında yer alan 18.856,40 TL.lık tahsilat düşüldüğünde 22.881,38 TL-lık tahsilat farkı olduğu, davacı taraf kayıtlarında yer almayan tahsilat tutarlarına ilişkin belgelerin davalı tarafça sunulması gerektiği, Finansbank'ın 23.10.2023 tarihli yazısı ve ekinden T.İş Bankasına ait 3213242 nolu 6.018,-TL.lık ve 9.387,- TL.lık çeklerin ... tarafından...İnşaat Turizm Reklamcılık Otomotiv Prodüksiyon Pazarlama İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi'ne ciro edildiği ve 01.04.2019 tarihinde ödendikleri, söz konusu çeklerin gerek davacı ve gerekse davalı kayıtlarında yer almadığı, Taraflar arasında faiz hesabı konusunda düzenlenmiş bir sözleşmenin ve davalıya keşide edilen herhangi bir ihtarnamenin tarafımıza ibraz edilmediği, davacı tarafça talep edilen 13.044,98 TL'ye takip tarihinden itibaren faiz alacağı hesaplanması değerlendirmesinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu" hususları belirtilmiştir. Dava konusu takibin bir adet faturaya ilişkin olarak başlatıldığı borcun sebebinin " 29/09/2018 tarihli fatura 13.044,98TL" olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; taraflar arasında esasen ihtilafın takibe konu fatura tutarının yapılan/kararlaştırılan bedelden yüksek kesilip kesilmediğine ilişkin olduğu, diğer yandan taraflar arasında akdi ilişki kurulduğu hususu ile mal/hizmet teslim olgusu ve kısmi ödeme tutarı bakımından ihtilaf bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre yukarıda anlatılan ilkeler doğrultusunda, takip konusu fatura davalı yan defterlerinde kayıtlı olup, faturaya itiraz/iade kaydına rastlanılmadığı nazara alındığında davacının takibe dayanak fatura içeriğinin teslim olgusunu ve bu suretle faturaya dayalı alacağının varlığını karineten ispatladığı, diğer bir anlatımla davalının fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı ve bu yönde takibe konu fatura tutarı bakımından davacı lehine karine oluştuğu, dosya kapsamı itibariyle davacı lehine olan karine çürütülmediğinden tutarın daha düşük olması gerektiği yönündeki savunmaya itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır. Hal böyle olunca takibe konu fatura tutarının 25.382,98 TL olduğu, tarafların kabulünde olduğu üzere çekler vasıtasıyla kısmi ödeme yapıldığı, yapılan ödeme miktarının 15.405,00 TL olduğu, bu tutarın mahsubu ile (25.382,98-15.405=) 9.977,98 TL bakiye alacağın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bilirkişi rpaorularında her ne kadar tarafların ticari kayıtları çerçevesinde açık hesap ilişkisinin toplamı üzerinden (cari nitelikte) hesaplama yapılmış ise de yukarıda açıklandığı üzere yalnızca takip konusu fatura üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğinden, taraflar arasında süregelen açık hesap ilişkisine göre yapılan hesaplama dikkate alınmamıştır. Yapılan açıklamalar kapsamında davaya konu takibe dayanak fatura tutarının 25.382,98 TL olduğu ve 15.405,00 TL'si ödenmekle bakiye 9.977,98 TL alacak kaldığı hesaplanmakla bu tutardaki asıl alacak üzerinden takibin devamına dair karar verilmesi gerekmiştir. İşlemiş faiz talebi bakımından ise; taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmayıp sözlü olarak ödeme günü kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı bilinmediği gibi faturanın/fatura içeriği malların teslim tarihi belirsiz olduğundan 6102 Sayılı TTK'nın 1530/4. Maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı anlaşılmış, TBK'nın 117. ve TTK'nın 18/3. Maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede ise davalının takipten önce usulünce temerrüde düşürüldüğü ispat edilmediğinden işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Yine alacağın likit olduğu gözetilerek icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. Diğer yandan davacının takipte kötüniyetli olduğu ispatlanmadığından reddedilen kısım yönünden kötüniyet tazminatına hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2023/40524 Esas(eski Ankara 22. İcra Md. 2019/5282 Esas) sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile, takibin 9.977,98-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ödeme emrinde belirtilen şekilde faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Kabul edilen alacağın (9.977,98-TL'nin), %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine, 4-Alınması gereken 681,60-TL karar ve ilam harcından peşin ödenen toplam 171,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 509,82-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 9.977,98-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 4.244,80-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan; 54,40-TL Başvuru Harcı, 171,78-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 226,18TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan; 5.100,00-TL Bilirkişi ücreti, 301,75-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.401,75-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 3.789,59-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL'nin davanın kabul oranına göre 926,04-TL'sinin davalıdan tahsili ile, bakiye 393,96-TL'sinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına, 10-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda 341/2. Maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı . 24/12/2024

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/612, K. 2024/772, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/ankara-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-612-e-2024-772-k-d7f0e23aaee5