İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/647 E. 2025/473 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/647
- Karar No
- 2025/473
- Karar Tarihi
T.C. ...3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2020/647 Esas - 2025/473 T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/647 KARAR NO : 2025/473
DAVA : Tazminat
...3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2022/98 ESAS 2022/132 KARAR SAYILI DOSYASINDA;
DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 28/08/2020 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 K.YAZIM TARİHİ : 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan davanın yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 12/10/2018 tarihli trafik kazasında müvekkilinin sakat kaldığını, müvekkilinin kazanın oluşumunda kusursuz olduğunu, kazaya kusuru ile sebebiyle veren aracın işleteninin davalı İçişleri Genel Müdürlüğü sorumluluğundaki Jandarma Genel Komutanlığı olduğunu, kaza tarihi itibariyle zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı sigorta tarafından yapıldığını, maluliyet tazminatının ödenmesine ilişkin başvurusunun haksız olarak reddedildiğini iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL geçici iş göremezlik, 5.000,00 TL daimi iş göremezlik ve 500,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı İçişleri Bakanlığı'ndan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21/03/2025 tarihli değer artırım dilekçesinde özetle, 5.378.074,49 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 500,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı Jandarma Genel Komutanlığı'ndan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkisiz mahkemede dava açıldığını, davanın zaman aşımına uğradığını, davadan önce başvuru şartının usulünce yerine getirilmediğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirket sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı ile ibraname düzenlenmesi nedeni ile eldeki davanın dinlenemeyeceğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinin teminat dahilinde olmadığını, davacının sürekli sakatlığının yetkili sağlık kuruluşundan alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, faiz talebinin yerinde olmadığını, müterafik kusur nedeni ile tazminattan indirim yapılmasının gerekeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkememizin 2020/388 esas sayılı dosyasında davalı sigorta aleyhine açılan davanın tefrik edilerek eldeki esasa kaydedildiği, davalı Jandarma Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davada arabuluculuk dava şartı yokluğundan red kararı verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine ...BAM 26 HD 2021/2436 esas 2022/97 karar sayılı ilamı ile kararın kaldırılmasına karar verildiği ve dosyanın Mahkememiz 2022/98 esasına kaydedildiği, bu dosya ile birleştirilmesine karar verilerek yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır. Birleşen davalı Jandarma Komutanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuculuk dava şartının yerine getirilmediğini, yetkisiz mahkemede dava açıldığını, zararla eylem arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini, gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, faiz talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle kusurlu yanın sigortacısı aleyhine açılan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı sigorta zamanaşımı savunmasında bulunmuş ise de, kaza, ödeme ve dava tarihi dikkate alındığında davanın süresinde açıldığı anlaşılmakla itirazın reddine, başvuru dava şartına ilişkin savunmasının usule uygun olmadığı iddia edilen evrak yargılama aşamasında tamamlanabileceğinden (Yargıtay 4. HD 2021/3042 esas 2021/1562 karar) yerinde olmadığı, yetki itirazının usulsüz olduğu ve yerinde olmadığı değerlendirilerek reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı sigorta nezdinde düzenlenen sigorta poliçesi ve hasar dosyası, davacının ekonomik ve sosyal durumunun araştırılmasına ilişkin kolluk tutanağı, davacının kaza nedeniyle görmüş olduğu tedaviye ilişkin tüm evrak, davacıya kaza nedeni ile ödeme yapılmasına ilişkin SGK yazı cevabı, kazaya ilişkin davalı Jandarma Komutanlığı nezdinde düzenlenen dosya dosyamız arasına alınmıştır. Davacıya Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından 13.153,61 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Kusur oranının tespiti için rapor tanzimi talep edilmiş, trafik bilirkişisi 14/02/2022 havale tarihli raporunda, tarafların kusurları ile kusur oranları değerlendirilmiş, davalının sigortalısının %100 kusurlu, karayollarının kazanın oluşumunda kusurlu olmadığına ilişkin kanaat bildirilmiştir. ...Adli Tıp Kurumu 06/07/2022 tarihli raporunda özetle, tarafların kusurları ile kusur oranları değerlendirilmiş, davalının sigortalısının %100 kusurlu olduğuna ilişkin kanaat bildirilmiştir. Raporların aynı doğrultuda olduğu, oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek mahkememizce itibar edilmiş, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu değerlendirilmiştir. Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 30/05/2019 tarihli maluliyete ilişkin raporda, davacının kaza nedeni ile %30 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 180 güne kadar uzayabileceği, 30 gün başkasının bakımına muhtaç olduğu bildirilmiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 18/10/2023 tarihli raporda, davacının kaza nedeni ile %19 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyacı olmadığı bildirilmiştir. Raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu'ndan alınan 13/06/2024 tarihli raporda, davacının kaza nedeni ile %19 oranında kalıcı iş göremezliğinin bulunduğu, tedavi süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, bakıcı ihtiyacı olmadığı bildirilmiştir. Son raporun çelişkileri gidermesi ve kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan yönetmelik uyarınca düzenlendiği de gözetilerek (Yargıtay 4. HD 2021/4651 esas 2021/8345 karar) oluşa uygun görülerek karar vermeye yeterli bulunmakla mahkememizce itibar edilmiştir. Aktüer bilirkişisi 31/01/2025 tarihli raporunda, davacının maddi zararını hesaplayarak, davacı lehine ödeme tarihi verilerine göre 773.532,87 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, davalı sigorta şirketince davadan önce yapılan 229.682,99 TL ödeme ile davacının bakiye 543.849,88 TL zararının bulunduğu,rapor tarihi itibari ile yapılan hesaplamada davacının 5.901.191,76 TL sürekli iş göremezlik zararı hesaplandığı, davalılar tarafından yapılan ödemelerin yasal faiz oranı ile güncellenmiş toplam değeri olan (29.292,55+493.824,72=) 523.117,27 TL'nin mahsubu sonrasında davacı lehine 5.378.074,49 TL bakiye tazminat hesaplandığı, bu durumda davacının davalı sigorta şirketinden 130.317,01 TL bakiye poliçe limiti ile davalı Jandarma Genel Komutanlığından (5.378.074,49 -130.317,01) 5.247.757,48 TL tazminat talep edebileceği bildirilmiştir. Dosyadaki verilere uygun olmakla müstakar yüksek mahkeme kararları doğrultusunda yapılan hesaplamaya itibar edilmiştir. Davalı yanın müterafik kusur savunmasında bulunduğu, dosya kapsamındaki ifadelerde davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin beyanı, aracın kaza esnasında takla atması ve davacının yaralanmasının niteliği gözetildiğinde davacının müterafik kusuru bulunduğu, belirlenen tazminattan %20 oranında indirim yapılması gerektiği, takdiri indirim olması nedeni ile davalılar yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığı değerlendirilmiştir. Toplanan delillere göre, davalı Jandarma Komutanlığı'na ait zırhlı araçta görevli olarak bulunan davacının aracın karıştığı kazada yaralanarak zarar gördüğü, zararın TBK'nun 49. ve 54. maddeleri uyarınca tazmininin gerektiği, davacının maluliyet durumunun yukarıda belirtilen hükme esas alınan raporla belirlendiği, davacının bakıcı ihtiyacı bulunmadığından bu alacak kalemine ilişkin talebin reddi, yine davacı memur olmakla geçici iş göremezlik tazminatı talebinin de yerinde olmadığından reddi gerektiği ancak kaza nedeniyle sürekli iş göremez halde kaldığından bu alacak kalemine ilişkin zararının giderilmesi gerektiği, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi tarafından da tarafların kusurlu hareketlerinin ve kusur oranlarının belirlendiği, mahkememizce de belirlenen kusur oranlarının oluşa uygun olduğunun değerlendirildiği, davacının talep edebileceği tazminat miktarının aktüer bilirkişi tarafından hükme esas alınan raporla belirlendiği, davacının bilirkişi raporuna göre 21/03/2025 tarihli dilekçesi ile talebini artırdığı anlaşılmıştır. Davacının sigorta şirketine başvurusunun eksik evrakla yapıldığına ilişkin savunmada bulunduğu, davacının yapmış olduğu başvuruya eksik evrakın tamamlanması gerektiğine dair cevap verildiği, davacı tarafça eksik evrakın tamamlanarak yeniden başvuru yapıldığına dair dosya kapsamında delil bulunmadığından arabuluculuk son tutanak tarihi itibari ile davalı sigortanın temerrüte düştüğü kabul edilerek araç askeri nitelikte olmakla yasal faiz talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, davalı sigortanın bakiye zarardan ZMMS poliçesi kapsamında işleten Jandarma Genel Komutanlığı ile birlikte poliçe limitlerinde zarardan sorumlu olduğu, yukarıda açıklandığı üzere müterafik kusur indirimi dikkate alındığında davacının maddi tazminata ilişkin davasının bu hali ile kısmen sübut bulduğu anlaşılmıştır. Manevi tazminata ilişkin talebin değerlendirilmesinde ise, TBK'nun 56. maddesi gözetildiğinde davaya konu kazanın davacının manevi acı ve ızdırap duymasına neden olduğu, bu hali ile davacının manevi tazminat talebinin yerinde olduğu, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirebilecek ve var olan durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan miktarının her olayın şartlarına göre değerlendirilmesinin gerekeceği; davacının maluliyet oranı, olay tarihi, oluş biçimi, olayın özellikleri, ekonomik ve sosyal olgular ile olaydaki kusur durumu, yine davacının müterafik kusuru dikkate alındığında davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, MADDİ TAZMİNATA İLİŞKİN ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 4.302.459,59 TL daimi maluliyet tazminatının, davalı sigorta 130.317,01 TL bakiye poliçe limitinden ve 26/08/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmak kaydı ile, davalı İçişleri Bakanlığı 12/10/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Alınması gereken 293.901,01 TL harcın peşin alınan 424,25 TL harç ile 18.351,74 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik 275.125,02 TL harcın davalı sigortanın sorumlu olduğu miktara ilişkin harç peşin yattığından yeniden alınmasına yer olmadığına, davalı Jandarma harçtan muaf olduğundan alınmasına yer olmadığına, 6102 sayılı TTK’nun 5/A-1. maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A-10,14. maddesi ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince hesaplanan ve Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk giderinin 1.319,75 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 488.196,77 TL vekalet ücretinin davalılardan (davalı sigorta 30.000,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davalılar reddedilen geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına ilişkin davada kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, BİRLEŞEN DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE, 80.000,00 TL manevi tazminatın 12/10/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı İçişleri Bakanlığı'ndan alınarak davacıya verilmesine, Birleşen davada alınması gereken 5.464,80 TL harcın birleşen davalı harçtan muaf olduğundan alınmasına yer olmadığına, Birleşen davada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin birleşen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan 7.187,05 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 7.185,74 TL'sinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına, Davacı tarafından asıl ve birleşen davada yapılan 362,05 peşin harç, 18.775.99 TL ıslah harcının davalılardan (davalı sigorta harcın 8.901,95 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile) müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, Davacı tarafından yatırılan gider avansının sarf edilmeyen kısmının karar kesinleştiğinde hesap numarası bildirmiş ise iadenin elektronik ortamda hesaba aktarılmasına, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafın avanstan karşılanmak üzere PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurmak suretiyle istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/06/2025