İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/410 E. 2021/67 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/410
Karar No
2021/67
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/410

KARAR NO : 2021/67

DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 12/08/2020

KARAR TARİHİ: 26/01/2021

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA: Davacı vekili duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı kredi borçlusu ... arasında 30.10.2018 tarihinde Bireysel Kredi Sözleşmesi, ... Kredi Kartı Sözleşme numarası ile Kredi Kartı Ürün Sözleşmesi imzalandığını, davalıya kredi kartı tahsis edildiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı kredi borçlusunun hesapları kat edilerek, ... taahhüt numarası ile 11.02.2019 tarihli ihtarnamesi ve eki hesap özetleri ile nakit borçların ödenmesinin ihtar edildiğini, borcun ödenmediğini, kredi borçlusu/davalı hakkında İzmir ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun bu takibe 09.04.2019 tarihinde borca, faize ve fer'ilerine itiraz ettiğini, davalı/borçlu tarafından borca ve fer’ilerine ilişkin olarak yapılan itirazların, takibi uzatmaya yönelik olarak yapıldığını, taraflar arasında akdedilen Bireysel Kredi Sözleşmesi, Kredi Kartı Ürün Sözleşmesi ve ekleri delil anlaşması niteliğinde olup; müvekkili Bankanın defter ve kayıtlarının kesin delil olacağının da davalı borçlu tarafından kabul edildiğini, buna göre, müvekkili Bankanın defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile alacağın mevcudiyetinin sabit olacağını, davalı borçlu hakkında İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinde %33 oranında temerrüt faizi üzerinden hesaplandığını, TCMB’ye bildirilen Kredi Azami Oranlarını gösterir genelgeden de görüleceği üzere temerrüt tarihindeki azami faiz oranı; TL krediler için %27 olduğunu, her ne kadar temerrüt faiz oranı, bu faiz oranının iki katı oranına kadar olacağı belirtilmiş ise de, Müvekkili Bankaca temerrüt faizi TCMB’ye bildirilen %33,00 oranı uygulandığını, davalı-borçlu tarafça yapılmış olan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin asıl alacak olan 5.753,08-TL üzerinden hesaplanacak %33 temerrüt faizi ile birlikte İzmir ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasında mevcut takibin devamına, davalı-borçlu aleyhine %20'den aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili duruşmada tekrar ettiği cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilinin icra takibine itiraz dilekçesinde de açıkça belirttiği gibi, İzmir ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasına konu kredi kartı başka kişi ve kişilerce kullanıldığını, kredi kartı ile birlikte adına krediler çekildiği için Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, bu nedenle takibe konu kredi kartı ve ona bağlı kullanılan kredinin müvekkili tarafından kullanılmadığını, müvekkilimin telefonuna sms ile “30.11.2018 tarihli kredi ödemesi olduğuna ilişkin bilgi mesajı” gelince adına kredi kullanıldığını öğrendiğini, bunun üzerine davacı banka ile yaptığı görüşmeden kredi kartı ile atm cihazından 30.10.2018 tarihinde 23.500 TL kredi kullanıldığı, tüm para işlemlerinin kredi kartı ile atmden yapıldığı bilgisinin alındığını, kredi kartı üzerinden kredi kullanmadığını dile getiren müvekkilinin, bu görüşmeler sırasında kredi kartının kendisinde olmadığını farkettiğini ve başka kişi veya kişilerce adına kredi kullanıldığını düşünerek konu ile ilgili şikayetçi olmuduğunu, ... soruşturma numarası ile soruşturmanın devam ettiğini, müvekkilin çalınan kredi kartına, başkalarına ait hesaplardan havaleler yapıldığı, paralar çekildiği gerekçesi ile hesap sahibi 3. kişiler tarafından müvekkil hakkında şikayetçi olunduğunu, fakat tüm soruşturma dosyalarında müvekkil hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiğini, işlemlerin hepsinin bankamatikten yapıldığı ve kamera kayıtlarına göre, işlemi yapan kişinin müvekkili olmadığının açıkça kararlarda yer aldığını, davacı banka tarafından dilekçe ekinde sunulan Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi 11.04.2017 tarihinde imzalanmış olup, söz konusu takibe konu kredi kartı veya kredi ile bir ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin davacı banka müşterisi olduğu için daha önce aralarında akdedilen bir sözleşme olup, takip konusu kredi kartı/krediye ait olmadığını, yine ekte sunulan 30.10.2018 tarihli Bireysel Kredi Sözleşmesi’nde ise müvekkilinin imzasının bulunmadığını, banka personeli tarafından imzalanmış boş bir sözleşme örneğine dayalı olarak, müvekkilinin dava konusu krediyi kullandığının kabul edilemeyeceğini, yine müvekkiline ihtarname gönderildiği iddia edilse de müvekkile tebliğ edilen bir ihtarnamenin de bulunmadığı için temerrütün gerçekleşmediğini, bu nedenle davaya konu talep edilen faiz oranlarının fahiş ve haksız olduğunu, ... soruşturma numaralı dosyasının bekletici mesele yapılamasını, davanın reddine, haksız ve kötü niyetli açılan takip nedeniyle a %20’den az olmamak kaydıyla tazminat ödenmesine, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE

Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi; Davacı banka ile davalı arasında 11.04.2017 tarihli temel bankacılık hizmet sözleşmesi imzalandığı, sözleşme ile davacı banka nezdinde davalı müşteri adına mevduat hesabı açılmıştır.

Bireysel Kredi Sözleşmesi: davacı banka ile davalı borçlu arasında 30.10.2018 tarihinde Bireysel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, kredinin türü ve kredinin kullandırılması başlıklı sözleşmenin 1. Maddesine göre “bu sözleşme kapsamında kullandırılan kredi türü belirli süreli tüketici kredisi olup, bu sözleşme belirli süreli tüketici kredisidir.” Denilerek sözleşmenin niteliği ve türü tüketici kredisi olarak belirlenmiştir. Davalı borçlu sözleşmedeki imzaya itiraz etmiştir.

Kredi Kartı Sözleşmesi: davacı banka ile davalı borçlu arasında 27.11.2018 tarihli kredi kartı sözleşmesi ile davalı adına bireysel kredi kartı tahsis edilerek kullanıma açılmıştır.

İcra Dosyası: İzmir ... İcra Dairesi’nin ... Esas Sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı ...bank A.Ş tarafından, davalı borçlu ... aleyhine, tüketici kredisi ve kredi kartı alacağına dayanılarak, 5.753,08 TL Asıl alacak, 373,99 TL TL işlemiş faiz, 1,04 TL BSM olmak üzere toplam 6.128,11 TL TL alacak için, ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu 02.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu 09.04.2019 tarihli dilekçesi ile “kredi kartı başka kişi ve kişilerce kullanıldığını, kredi kartı ile birlikte adına krediler çekildiği için Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, bu nedenle takibe konu kredi kartı ve ona bağlı kullanılan kredinin müvekkili tarafından kullanılmadığını, ... soruşturma numarası ile soruşturmanın devam ettiğini, borcu kabul etmemekle birlikte faizi, faiz oranını ve ferilerini kabul etmediği ” gerekçesiyle borca itiraz ettiği, itiraz üzerine icra müdürlüğünce alınan 09.04.2019 tarihli kararla takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.

Dava; davacı banka tarafından tüketici kredi sözleşmesinden ve bireysel kredi kartından kaynaklanan alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takine vaki itirazın iptali istemi ile açılan İİK.nun 67.maddesi kapsamındaki davadır.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Kanunun 2. maddesinde; "Bu Kanun her türlü tüketici işleri ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” denilmekte, aynı Kanunun 3. maddesinde “Tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve işlemi ifade eder.” şeklinde yeniden tanımlanmıştır.

6502 sayılı Kanuna göre, davalı hasap sahibi tüketici, taraflar arasındaki bankacılık hizmet sözleşmesi, tüketici kredi sözleşmesi ve bireysel kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan işlemler; kanunun tanımladığı anlamda tüketici işlemidir.

6502 sayılı Kanunun; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaların tüketici mahkemelerinde çözümünü öngören 73. maddesi hükmü ile, “Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun göreve ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğini” düzenleyen 83/2. maddesinin açık hükmü nedeniyle somut uyuşmazlığa bakma görevi tüketici mahkemelerinin görev alanına girmiştir.

Dosya kapsamından, davalının, davacı bankanın şubesinde mevduat hesabının bulunduğu, davacı bankanın davalı ile bireysel kredi sözleşmesi ve kredi kartı sözleşmesi imzalarak tüketici kredisi kullanıldığını, kredi kartının kullanıma açıldığını, davalının borcunu ödemediğini iddia ettiği, davalının ise bireysel kredi sözleşmesindeki imzayı inkar ederek, kredi kartını kaybettiğini, kredi kartının üçüncü kişiler tarafından kullanılarak, ATM’den yapılan işlemlerle kredi kullanıldığını, gerek kredi kartı borcundan gerekse tüketici kredisinden sorumlu olmadığını, ceza soruşturma sonucunun beklenmesi gerektiğini savunduğu, davacı gerçek kişi olup, bireysel kredi sözleşmesi incelendiğinde, sözleşmenin 1. Maddesine göre kredinin türünü türekici kredisi ve sözleşmenin de tüketici kredisi sözleşmesi olduğunun açıkça yazılı olduğu anlaşılmıştır.

Somut olayda uyuşmazlığın, dava tarihi olan itibariyle yürürlükte olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3, 73/1 ve 83/2 maddeleri uyarınca davaya bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu nazara alındığında, uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Nitekim YARGITAY 20. Hukuk Dairesi 04.11.2015 tarih ve E.: 2015/2847, K.: 2015/10549,sayılı ilamında benzer uyuşmazlık hakkında Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğuna karar vermiştir.

Görev hususu HMK'nın 114/c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. Mahkememizce uyuşmazlığın mutlak ve nispi ticari davalar arasına girmediği dikkate alınarak; görevsizlik kararı verilmesine, HMK'nın 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine, HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Tüketici Mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Tüketici Mahkemesince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davacı tarafından açılan işbu davada Mahkememizin görevli olmadığı , görevli Mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla HMK.nun 115/2.maddesi uyarınca davanın usulden REDDİNE,

2- Kararın kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kesinleşme tarihinden itibaren iki hafta içinde, kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde gönderme talebinde bulunulduğu takdirde dava dosyasının görevli İzmir Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-HMK.nun 331/2.maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,

ilişkin, taraflar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize veya bulunduğu yerde varsa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, yoksa Asliye Hukuk Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/01/2021

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2020/410, K. 2021/67, T. 26.01.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-410-e-2021-67-k-ce5220138756