İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/594 E. 2020/261 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/594
- Karar No
- 2020/261
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/594 Esas KARAR NO : 2020/261 DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 04/10/2019 KARAR TARİHİ : 17/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı... plakalı ... marka araç 21.12.2018 tarihinde... sevk ve idaresinde iken Karşıyaka istikametinden Çiğli Yönü Mustafa Kemal İnönü yol ayrımında bariyere çarpılması suretiyle meydana gelen kazada maddi hasara uğradığını, dava konusu aracı...Anonim Şirketi tarafından...numaralı poliçe ile kasko sigortalı olduğunu, dava konusu bu kazada aracın pert duruma uğraması nedeniyle, davalı şirketine kasko poliçe bedelinin ödenmesi için başvurulduğunu ancak talebin reddildiğini, İzmir.... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... D. İş sayılı dosyası ile araçta meydana gelen zararın tespitinin yapıldığını, aracın piyasa değerinin 92.000,00 TL, hasarlı hali ile piyasa değerinin 30.000,00 TL olduğunu buna göre zararın toplam 62.000,00 TL olabileceğini, emsal aracın 20 günde temin edilebileceği tespit edilmiş olduğunu, tespit raporuna itiraz edildiğini, gerçek zararın daha fazla olduğunu, araçta meydana gelen zarar, araç piyasa değeri, tamir süresince ikame araç bedeli ve diğer tüm maddi zarar, yapılacak bilirkişi incelemesi ile belirleneceğinden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, şimdilik 15.000,00-TL’nin davalı sigorta şirketinden kasko bedelinin ödenmesi talebinin reddi olan kaza tarihi olan 21.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve yine yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin de davalı sigorta şirketine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde; Söz konusu hasarın müvekkili şirket tarafından Karayolları Trafik Kanunu madde 97.b.1 alkollü içki almış olarak araç sürme yasağı ve Kasko Sigortası Genel Şartları madde A.5.5 gereğince herhangi bir hasar tazminatı ödenemeyeceği hususu müvekkili şirket tarafından tespit edildiğini, kazanın alkol etkisiyle meydana gelip gelmediğinin bilirkişi vasıtasıyla belirlenmesi gerektiğini, söz konusu olayın teminat kapsamı dışında kaldığını, yine talep edilen hasar bedelinin çok fazla olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddini, davacının davasının ispatı halinde; müvekkili şirketin öncelikle ferilerden sorumlu tutulmaması, olmaz ise, asıl alacak, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti açısından ayrı ayrı sorumlu tutulması ve faizin en erken dava tarihinden başlatılmasını, davanın reddedilen kısmı açısından yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-21/12/2018 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, 2-Davalı... Anonim Şirketi nezdinde bulunan davacı adına kayıtlı ... plakalı araca ait kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyası, 3-İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin...D. İş Esas sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan bilirkişi raporu, 4-Arabuluculuk son anlaşamama tutanağı, 5-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, 21/12/2018 tarihinde meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacı ...plakalı araçta meydana gelen hasar bedeli miktarının belirlenmesi ile belirlenen hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili talebine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50. maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır. Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir. Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483 ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, ''İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/1. maddesinde, ''Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.'' hükmüne, aynı Kanun'un 85/son. maddesinde ise, ''İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.'' hükmüne yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, ''sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.'' düzenlemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (EREN Fikret, Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; KILIÇOĞLU Ahmet, Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.). 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin taktirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de (S. Ünan, “Ergün A. Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180) bu husus kabul edilmektedir. Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Taraflar herhangi bir mazeretleri olmadan 24/12/2019 tarihli duruşmaya katılmamaları üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/1. maddesi uyarınca dosya işlemden kaldırılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinin 1.fıkrasında; ''Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.'' hükmü düzenlenmiştir. İşlemden kaldırma kararı verebilmesi için tarafların usulüne uygun biçimde duruşmaya çağrılmaları mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamış olmaları veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirmiş olmaları gerekmektedir. Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/5.maddesinde; ''İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.'' hükmü bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150. maddesinin 1. bendinde, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceği, 5. bendinde de işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak 3 ay içinde yenilenmediği takdirde sürenin dolduğu gün itibariyle açılmamış sayılacağı hükmü getirilmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, 21/12/2018 tarihli trafik kazası tespit tutanağı, davalı... Anonim Şirketi nezdinde bulunan davacı adına kayıtlı ... plakalı araca ait kasko sigorta poliçesi ve hasar dosyası, İzmir... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ...D. İş Esas sayılı dosyası ve içeriğinde yer alan bilirkişi raporu, arabuluculuk son anlaşamama tutanağı ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, 24/12/2019 tarihli duruşmada tarafların mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamaları üzerine işlemden kaldırılan dosyanın işlemden kaldırılması tarihinden itibaren 3 aylık süre içerisinde yenilenmediği anlaşılmakla, davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150/5. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca karar tarihi itibariyle alınması gereken 54,40-TL harcın davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan 256,17-TL harçtan mahsubu ile bakiye 201,77-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ...e iadesine, 3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşılmakla karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/1. maddesi uyarınca 3.400,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'den alınarak davalı...Anonim Şirketi'ne verilmesine, 5-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/07/2020
Katip... e-imzalıdır
Hakim... e-imzalıdır