İlk Derece Mahkemesi · 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/604 E. 2026/259 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/604
- Karar No
- 2026/259
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR Türk Milleti Adına Yargılama Yapmaya ve Karar Vermeye Yetkili ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi kararıdır.
ESAS NO : 2025/604 Esas KARAR NO : 2026/259
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... - ... VEKİLLERİ : Av. ...... Av. ... ...
DAVA : Munzam Zarar DAVA TARİHİ : 07/10/2020 KARAR TARİHİ : 01/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan munzam zarar davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA; Davacı ... inşaat Taahhüt Ticaret A. Ş. .... Şirket yetkilisi ... ..., dava konusu alacağa ilişkin davalı ...'ın takip dosyasından afaki ve fazla tahsil ettiği paraları iki yıl müddetince iade etmemesi nedeniyle “Alacaklının duçar olduğu zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğunu” bu nedenle munzam zararının doğduğunu, davalı ...'ın kambiyo senetlerine mahsus takip dosyasından tahsil ettiği paraların iptal tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi de işletilmek suretiyle munzam zararın tazmini ile ödenmesi talebi olduğunu, davacı borçlu şirket aleyhine 2012 yılında Alacaklı Denizbank tarafından ... 27. İcra Müdürlüğünün 2012/13017 sayılı dosyası ile Kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatarak 804.148,78 TL alacak için haciz yapıp (2013-2014-2016-2018 yılarında 1.243.696,00 TL) fazlası ile tahsilat gerçekleştirdiğini, aynı borçtan dolayı ... 27. İcra Müdürlüğünün 2012/13482 sayılı takip dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatılarak 2 adet taşınmazın icra yolu ile satılması sonucunda ipotek dosyasından da tahsilat gerçekleştirdiğini, davalı ...'ın takip hukukuna ilişkin İİK'nun 45/1 maddesine aykırı olarak hileli işler yaptığını, mükerrer takip yaparak haksız menfaat temin edip sebepsiz zenginleştiğini, bu nedenle ... 27. İcra müdürlüğünün 2012/13017 sayılı kambiyo senetlerine mahsus takip dosyasının mükerrer takip olması nedeniyle iptalinin talep ve dava edilmesi neticesinde ... 13 İcra Hukuk mahkemesi 14.11.2018 tarih 2018/832 esas 2018/1064 sayılı kararı ile takibin iptaline karar verdiğini, Şirketinden haksız ve usulsüz tahsil edilen 1.243.696,00 TL'nin takibin iptalinden sonra .... uhdesine kaldığını, aradan geçen 2 yıl içinde zararlarının doğduğunu, takibin iptal tarihinden itibaren avans faizi ile ödenmesi için ... 5. noterliğinin 20.12.2019 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarnamenin keşide ve tebliğ ettirdiğini ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, arabulucuya başvurulmasına rağmen uzlaşmanın sağlanmadığını, davacı şirketin munzam zararının ve temerrüt faiz olgusunun oluştuğunu bu nedenle dava açma zorunluğunun doğduğunu, dava konusu ile %100 örtüşen Yargıtay 11.HD. 29.04.2019 tarih 2018/1512 Esas 2019/3201 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, gecikme faizi ile birlikte alacağın temerrüde düşmesi ile munzam zararın oluştuğunu, 6098 sayılı TKB'nin 122 maddesi (mülga BK'nın 105) maddesi uyarınca alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramışsa borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu zararın giderilmesinden yükümlü olduğunu, munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurları olduğunu, alacaklının borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü olmadığını, borçlunun ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamak koşuluyla sorumluluktan kurtulabileceğini, faizle karşılanmayan zararlarının bulunduğunu bu zararların davalının temerrüde düşmedeki kusurundan kaynaklandığını, davacı yüklenicinin 24 yıldır yüzlerce eser sözleşmesi tamamlamış bir firma olduğunu, 30.03.2012 tarihinde 17.450.000,00 götürü bedelle ... . Ltd. Şti & . . . Ltd. Şti ortak girişim olarak sözleşmesi yapılan Mersin Yenişehir Kültür Merkezi inşaat işinin 05.05.2014 tarihinde geçici kabulünün onaylandığını, şirketin bağlı bulunduğu Cumhuriyet Vergi Dairesine 2014 yılı kurumlar vergi beyannamesi ile hissesine düşen 527.927,1$ TL karın beyan edildiğini, Yenişehir Kültür merkezi inşaatı işinden elde edilen 527.927,15 TL kardan arta kaldığını, davacının munzam zararının kati olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaldı ile 527.927,15 TL yoksun kalınan kazanç kaybı ile birlikte ihtarnamede belirtilen takip dosyasının iptal tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi için bilirkişi kurulu incelemesinde faiz miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğunu ancak 6100 HMUK'un 177 maddesi gereğince dava değerini artırmak üzere şimdilik 5.000,00 TL alacağın davalı ... tan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP; Yoksun kalınan kazanç kaybı olarak 527.927,15 TL bildirilmesine rağmen 5.000,00 TL değer üzerinden harç ödendiğinden öncelikle harcın tamamlanması gerektiğini, davalı banka ile davacı borçlu şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinden dolayı kredi kullandırılmış kredinin geri ödenmesinde gecikme yaşanması üzerine ... 56 noterliğinin 31.10.2012 tarih .... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi çekildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle ... 27 İcra müdürlüğünün 2012/13017 sayılı dosyasına konu 30.09.2009 tanzim tarihli 24.10.2012 vade tarihli 3.500.000 TL tutarlı senede dayalı olarak kambiyo takibi ve teminatta bulunan taşınmazların paraya çevrilmesi için tahsilde tekerrür olmamak üzere ... 27 İcra Müdürlüğünün 2012/13482 Esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi takibi başlatıldığını, gayrimenkul satışlarının ipotek bedelinin karşılamaması üzerine rehin açığı belgesi alınarak ... 27 İcra müdürlüğünün 2020/6184 sayılı dosyası ile rehin açığı belgesine dayalı icra takibi başlatıldığını, borçlu ile iki kez anlaşma tutanağı imzalandığını, uzlaşma tutanağı kapsamında 3 kişi ... ... tarafından borçlu ... İnşaat Taahhüt. Tic. Ltd. Şirketinin kredi borcuna karşılık ... 3 İcra Müdürlüğünün 2012/2174 Esas sayılı dosyasındaki 585.900,00 TL'lik alacağının borçlunun kredi borcuna mahsup edilmek üzere ... 56 noterliğinin 13.12.2012 tarih .... yevmiye nolu temlik sözleşmesi ile bankaya temlik edildiğini, yapılan tüm ödemelerin tahsilde tekerrür olmamak üzere ... 27 İcra Müdürlüğünün 2012/13017 sayılı dosyasına bildirildiğini, davacı borçlu temlik edilen dosyadan ve ipotek dosyasından ödenen tutarlar ile haricen yapılan ödemelerin taraflarınca iyiniyetli olarak kambiyo takibine de beyan edilmesi ve kambiyo takibinin iptal edilmiş olmasını fırsat bilerek aslında hiçbir ödeme/tahsilat yapılmamış dosyadan sanki ödeme yapılmış gibi gösterilerek tutarın iadesi için muhtıra gönderilmesini sağladığını, İİK nun 361 maddesinin uygulanması için öncelikle borçludan tahsil edilmiş bir para olması gerektiğini, Dava konusu takip dosyasında borçludan tahsil edilmiş bir paranın bulunmadığını, hiçbir tahsilat olmayan dosyadan alacaklıya fazla para ödendiği gerekçesiyle muhtıra düzenlenmesine karar verilerek bankanın borçlu hale getirildiğini, davalı bankanın cebri icra tehdidi altına 377.100,00 TL'yi aslında alacaklı olduğu davacı-borçluya 24.07.2020 tarihinde ödemek zorunda bırakıldığını, davacının işbu davayı ikame ederek sadece takip hukukuna esas nedenlerle iptaline karar verilen takip nedeniyle, hiçbir tahsilat bulunmayan dosya için bankanın uhdesinde 1.243.696.00 TL tuttuğunu bu nedenle ihalelere katılamadığından dolayı zarara uğradığını zararının giderilmesini talep ettiğini, toplam ödemenin 12.000.00 TL olduğunu iddia edildiği gibi takip dosyasından mal varlığına ya da alacaklarına haciz konularak tahsil edilmiş bir tutarın olmadığını, hukuka aykırı mahkeme kararı nedeniyle ipotekli gayrimenkul satışından gelen ve kredi borcuna mahsup edilen 377.100,00 TL davacıya ödemek zorunda kalındığını bu nedenle davanın reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: dava, munzam zaradan kaynaklanan alacak davasına ilişkindir. Mahkememizden verilen 26.01.2022 tarih ve 2020/464 Esas, 2022/78 sayılı kararı ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 10.07.2025 tarih ve 2023/530 Esas, 2025/788 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiştir. ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesine, ... 5. Noterliğine, ... 13. İcra Hukuk Mahkemesine, ... 27. İcra Dairesine, ... 3. İcra Dairesine yazılan yazı cevapları, Gaziantep İcra Dairesi yazısı, arabuluculuk son tutanağı ile davayla ilgili tüm deliller toplanmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra dosyasından kaynaklı munzam zarara yönelik olduğu anlaşılmıştır. ... 13. İcra Hukuk mahkemesi 14.11.2018 tarih 2018/832 esas 2018/1064 sayılı kararı ile takibin iptaline karar verildiği ve ... Bam 32. HD'sinin 2022/148 K. Sayılı ilamı ile İstinaf mahkemesi tarafından yeniden karar verildiği ve bu kararın 31.01.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Dosyanın tümü üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davacı tarafından ... 27. İcra Müdürlüğünün 2012/13482 sayılı takip dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin ... 13. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/832 E. Sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle bankanın fazla tahsilat yaptığı bildirilerek munzam zarar talebinde bulunduğu, davaya ilişkin delillerin toplandığı ve ilgili yerlerden getirildiği, uyuşmazlık konusunun temelini oluşturan aşkın (munzam) zarara ilişkin olarak ise TBK’nın 122.maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmış olup mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi de bu hususta aynı yönde düzenleme içerdiği, Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (.., ...: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkı gösterdiği, Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borç olduğu, Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatı olduğu, Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur. Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlü olduğu anlaşılmakla birlikte davacı tarafından zararın açık ve somut bir biçimde ispatının da gerektiği ayrıca ortadadır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Somut olayda davacı tarafından icra takibinin iptal edildiği ve bu nedenle zarara uğradığı bildirilmişse de ... 13. İcra Hukuk mahkemesi 14.11.2018 tarih 2018/832 esas 2018/1064 sayılı kararı ile takibin iptaline karar verildiği ve ... Bam 32. HD'sinin 2022/148 K. Sayılı ilamı ile İstinaf mahkemesi tarafından yeniden karar verildiği ve bu kararın 31.01.2023 tarihinde kesinleştiği, dava açılış tarihi dikkate alındığında iptal edilen takiple ilgili yargılamanın devam ettiği, davanın red ya da kabul edilmesi durumunda dahi ortada henüz bir zararın bulunmadığı ve ancak varsa bu zararın da henüz doğmadığı ve yukarıda da izahı yapıldığı üzere ayrıca somut bir zararın da ortaya konulamadığı da anlaşılmakla birlikte ayrıca bu konuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/11-938 E. 2022/401 K.sa yılı ilamın da bulunduğu görülmekle ve yukarıdaki gerekçelerle davacının davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere; Davacının davasının REDDİNE, -Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan daha önce alınan 85,39 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 646,61 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre takdir edilen 5.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, -Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, -Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğ talebini müteakiben yapılacak tebligattan itibaren iki hafta içinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, davacı yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 01/04/2026
Katip ... E imzalıdır
Hakim ... E imzalıdır