Danıştay · Danıştay

Danıştay 2025/356 E. 2025/1610 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2025/356
Karar No
2025/1610
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/356 Karar No : 2025/1610

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/06/2024 tarih ve E:2023/13882, K:2024/9550 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 10/06/2024 tarih ve E:2023/13882, K:2024/9550 sayılı kararıyla; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. ve 69. maddelerine yer verilerek, Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiğinin görüldüğü, Dairelerince, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğunun belirtildiği, 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıktığı, Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiğinin anlaşıldığı, nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulduğu, Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken ... tarih ve ... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, disiplin soruşturmasına konu eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda örgütün talimatıyla gerçekleştirdiği ve söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığının görüldüğü, Kararın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" bölümünde de ayrıntısıyla belirtildiği üzere, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde; davacının örgütsel saikle hareket ederek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hükümet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle; MİT’e ait TIR’ların durdurulması olayı sonrasında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca (TMK 10. maddesiyle görevli) dönemin Adalet Bakanı B.B. hakkında kasıtlı olarak açıldığı anlaşılan 2014/136 sayılı dosyası üzerinden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın değerlendirilmesi için UYAP’tan alınan değişik iş numarasının silinmesini sağlayıp, Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan M.Ş. ile birlikte hareket ederek Tarsus Ağır Ceza Mahkemeleri arasında sözlü mutabakat ile belirlenen onbeşer günlük tutulan nöbetleri bir aya çıkarıp nöbetlerde değişiklik yapmak suretiyle soruşturma dosyasının ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini temin edip, itirazın kabulü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına neden olduğunun anlaşıldığı, Bu haliyle, davacının doğal hakim ilkesini ihlal etmek suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini, gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakmayı ve itibarsızlaştırmayı planlayan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket ettiği kanaatine varıldığı, Netice itibarıyla, davacının kendisine isnat edilen eylemleri, yargısal takdir kapsamında veya hataen değil, FETÖ terör örgütünün amaç ve menfaatleri uğruna, FETÖ terör örgütünün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareketle yerine getirdiği ve bu yönüyle, eylemlerinin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu sonucuna varıldığı, Bu durumda, eylemlerinin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" bulunduğu sonucuna varılan davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı itirazın reddine dair dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, görevin gereklerine aykırı hareket etmediği, hakkında somut bir delilin olmadığı, temyize konu Daire kararında yer verilen tanık beyanlarının somut bir bilgiye dayanmadığı, haklarında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmaktan işlem yaplan söz konusu tanıkların ifadelerinin delil vasfını taşımadığı, kaldı ki dava konusu eylemin ceza hukuku anlamında suç olmadığı, eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunmadığı Anayasa ile güvence altına alınan masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 10/06/2024 tarih ve E:2023/13882, K:2024/9550 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 11/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2025/356, K. 2025/1610, T. 11.09.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2025-356-e-2025-1610-k-58ba8796fe94