Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/1411 E. 2025/1583 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/1411
- Karar No
- 2025/1583
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/1411 Karar No : 2025/1583
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 14/10/2024 tarih ve E:2020/2598, K:2024/3991 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 12/05/2010 tarih ve 27579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin "Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; "(...) Kanunun 4 üncü maddesi birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olanlar için Ek-5, (...)" hükmünde belirtilen "Ek-5" İşten Ayrılış Bildirgesi Formu'ndaki "Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)" şeklindeki ibarenin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 14/10/2024 tarih ve E:2020/2598, K:2024/3991 sayılı kararıyla; Maddi olay ve hukuki süreç ile ilgili kısım aktarıldıktan sonra, Davacı tarafından, hakkında sosyal güvenlik sistemine işlenilen 29 numaralı kod nedeniyle mağdur olduğunun belirtildiği ve sadece anılan kodla ilgili hukuka aykırılık sebeplerinin öne sürüldüğü, ayrıca uygulama işleminin de 29 numaralı koda ilişkin olduğu dikkate alındığında; Yönetmeliğin Ek-5 sayılı ekinde yer alan "Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi"nin dava konusu 15 numaralı alanında bulunan "Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)" kısmının hukuka uygunluk incelemesinin, 29 numaralı kod yönünden ve "29-İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" ibaresine hasren yapılmasının uygun görüldüğü, Öte yandan; davalı Kurumun 01/04/2021 tarih ve 2021/9 sayılı, "2013/11 sayılı Genelgede Değişiklik" konulu Genelgesiyle, 2013/11 sayılı Genelgede yer alan “2.1- İşten ayrılış nedeni” alt başlığındaki işten ayrılış nedenleri tablosundaki “29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” kodu çıkarılarak yeni kodların, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin 1. fıkrasının II numaralı bendindeki işverenin haklı nedenle fesih halleri doğrultusunda 42 ila 50 kodlar arasında yeniden düzenlendiğinin görüldüğü fakat Yönetmeliğin dava konusu ekinde herhangi bir değişiklik yapılmadığı gibi Genelge ile Yönetmelik kuralının değiştirilmesinin de mümkün olmadığı, kaldı ki yeni Genelgeyle davacının hukuka aykırılık iddialarının da tam olarak karşılanmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği belirtilerek uyuşmazlığın esasına yönelik incelemeye geçilmiş, Davalı idarenin süreye ilişkin itirazı yerinde görülmemiş, Anayasanın 13. maddesine, 20. maddesinin 3. fıkrasına, 48. ve 49. maddelerine; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasına, 9. ve 107. maddelerine; Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 25. maddesinin 1. fıkrasına, 25/08/2016 tarih ve 29812 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik Ek-5 sayılı ekinin 15 numaralı alanına, 05/12/2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik "Açıklamalar" başlıklı kısmının 6. maddesine; 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin 1. fıkrasının II numaralı bendine, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (d) ve (e) bentlerine, 4., 5., 6. ve 8. maddelerine yer verildikten sonra, Davacının iş akdinin fesih nedeni olarak gösterilen "29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" ibaresinin kararda aktarılan mevzuat hükümlerine göre kişisel bir veri olduğunun açık olduğu, Esasen, 5510 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan maddeleri uyarınca, Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olan işçilerin işten ayrılış tarihleri ile sebeplerinin ilgili işveren tarafından davalı Kuruma bildirilmek zorunda olduğu, davalı Kurumca da, kendisine tanınan açık yasal yetkiye istinaden, bildirgede yer alan söz konusu verilerin, kendi işlemlerinde (örneğin, yaşlılık aylığı, malullük aylığı vb.) kullanılmak veya talep halinde (işçinin taraf/ilgili olduğu uyuşmazlıkların görüldüğü) yargı mercileri ya da açık kanun hükmü gereği diğer kamu kurumları (örneğin, 5510 sayılı Kanun Ek m.1 ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu m.48/4, Türkiye İş Kurumu) ile paylaşılmak üzere ve 6698 sayılı Kanun'daki ilkelere göre işlenebileceği hususunda duraksama bulunmadığı; nitekim, davacı tarafından da Kurumun bu yetkisine itiraz edilmediği, Uyuşmazlığın, kişisel veri niteliğinde bulunan davacının işten ayrılma nedeninin; davacı (işçi), (sözleşmeyi fesheden) işveren ve davalı Kurum ile yukarıda sayılan istisnai kurumlar (yargı mercileri vb.) dışında kalan üçüncü kişiler (bu arada diğer işverenler) ile paylaşılmasının hukuka uygun olup olmadığı noktasında olduğu, Davalı idare tarafından dosyaya sunulan 10/11/2021 tarihli Danıştay Savcısı düşüncesine karşı itiraz dilekçesinde, işten ayrılış bildirgesinde yer alan "Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)" alanına yazılı bilginin yeni işverenler ile paylaşılmadığının belirtildiği; her ne kadar, davalı Kurumun, işçilerin işten ayrılış nedenlerini diğer işverenlerle sistem üzerinden veya başka suretle doğrudan paylaşmadığı anlaşılmış ise de; uygulamada işçilerin iş başvurularında işverenler tarafından istenilen belgeler arasında -işçinin daha önce çalıştığı tarihleri ve işyerlerini, işten ayrılma sebeplerini gösteren- sosyal güvenlik kaydı dökümünün de yer aldığının yadsınamaz bir gerçek olduğu; davacının dosyaya sunduğu ve kendi talebi üzerine davalı Kurumca 01/05/2020 tarihinde düzenlenen "İlgili Makama" başlıklı yazıda, davacının rızası hilafına iş akdinin ve sigortalılığının sona erme sebebine yer verildiği, dolayısıyla uyuşmazlığa konu kişisel verinin dolaylı yoldan da olsa işçinin iradesine aykırı olarak üçüncü kişilerle paylaşılması sonucunun doğduğu görüldüğünden, davalı idarenin anılan beyanına itibar edilmediği, Anayasa ve kişisel veriler ile ilgili temel kanun niteliğindeki 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na göre, kişisel verilerin, ancak bu Kanunda ve diğer kanunlarda öngörülen usul ve esaslara uygun olarak işlenebileceği, Oysa dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 5510 sayılı Kanun'da kişisel verilerin işlenmesine ilişkin usul ve esaslar gösterilmediği gibi, bu Kanuna dayanılarak çıkarılan Yönetmelikte de, hizmet akdine tabi çalışan sigortalıların işten ayrılma nedenine ilişkin kişisel verilerin, 6698 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan maddelerinde yer alan güvence, koşul ve ilkeler çerçevesinde işlenmesini sağlayacak herhangi bir kurala yer verilmediği, Daha açık bir ifadeyle, 5510 sayılı Kanun'da kişisel verilerin işlenmesine ilişkin özel bir düzenleme sevk edilmediğinden, sigortalıların kendi rızaları olmaksızın işten ayrılma nedenlerinin üçüncü kişiler ile paylaşılmasının, ancak 6698 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 2. fıkrası ve 6. maddesinin 3. fıkrasında yazılı hallerde söz konusu olabileceği; yine aynı nedenle, sigortalıların işten ayrılma nedenlerinin yalnızca, 6698 sayılı Kanun'un 4. maddesinde belirtilen, hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olmaları; doğru ve güncel olmaları; belirli, açık ve meşru amaçlar için kullanılmaları; işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmaları; işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmeleri kaydıyla işlenmesinin mümkün olduğu; dava konusu Yönetmelikte ise, aktarılan hususlarda herhangi bir kural getirilmediği, Dava konusu Yönetmelikteki bu eksik düzenleme sonucu, 6698 sayılı Kanun'un 5/2 maddesine aykırı olarak, davacının sosyal güvenlik kaydında işten ayrılış nedeninin, davacının rızası hilafına yeni işverenlerle paylaşıldığı, bu verinin ise salt işverenin beyanına göre oluşturulduğu ve henüz yargı yerinin denetiminden geçmek suretiyle kesinleşmediği, ayrıca "İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" açıklamasını içeren 29 numaralı kodun kapsamına, 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin 1. fıkrasının II numaralı bendinde yer alan dokuz farklı haklı fesih sebebinin de girmesine rağmen, davacı yönünden bu sebeplerden hangisinin geçerli olduğunun belirtilmemesi suretiyle davacının sahip olmadığı hal ve işlemediği bir takım tavır ve davranışlarla lekelenme riski ile karşı karşıya bırakıldığı; sonuç itibarıyla işçinin kişisel verilerinin, onun iradesine aykırı olarak, hukuka ve doğruluğa uygunluğu şüpheli bir şekilde, işlenme amacıyla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmayan bir biçimde işlenmesine olanak tanındığının görüldüğü, Nitekim, davalı Kurumun 01/04/2021 tarih ve 2021/9 sayılı, "2013/11 sayılı Genelgede Değişiklik" konulu Genelgesiyle, 2013/11 sayılı Genelgede yer alan “2.1- İşten ayrılış nedeni” alt başlığındaki işten ayrılış nedenleri tablosundaki “29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” kodu çıkarılarak yeni kodların, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin 1. fıkrasının II numaralı bendindeki işverenin haklı nedenle fesih halleri doğrultusunda 42 ila 50 kodlar arasında yeniden düzenlendiğinin görüldüğü; dava konusu Yönetmeliğe yansıtılmamış olsa dahi, söz konusu değişikliğin de, sigortalıların işten ayrılış nedenlerine ilişkin dava konusu 29 numaralı kodun, işlenme amacıyla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmadığının davalı Kurumca kabul edildiğini açıkça gösterdiği, Bu durumda, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin Ek-5 sayılı ekinde yer alan "Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi"nin 15 numaralı alanında bulunan "Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)" kısmında, 29 numaralı kod ve "29-İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" ibaresi yönünden, Anayasanın 20. maddesi ile kişisel verilerle ilgili temel kanun niteliğindeki 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na uygunluk bulunmadığı, Öte yandan, Yönetmeliğin bahse konu eksik düzenlemesinin, kanuni bir dayanak olmaksızın çalışma hak ve özgürlüğünün ölçüsüz bir şekilde kısıtlanması sonucunu doğurduğundan, Anayasanın 13., 48. ve 49. maddelerine de aykırı görüldüğü gerekçesiyle, 12/05/2010 tarih ve 27579 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin, 25/08/2016 tarih ve 29812 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile değişik Ek-5 sayılı ekinde yer alan "Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi"nin 15 numaralı alanında bulunan "Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)" kısmının, 29 numaralı kod ve "29-İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" ibaresi yönünden iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, Sosyal Sigorta İşlemlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile "Sigortalı işten ayrılış bildirgesi Ek-5 ve Ek-5/A'nın açıklamalar bölümündeki işten ayrılış ve eksik gün nedenlerine ilişkin kodları belirlemeye ve bu kodlarda değişiklik yapmaya yetkisi olduğu; 2013/11 sayılı Genelge'de değişiklik yapan 2021/9 sayılı Genelge ile işten ayrılış nedenleri tablosundaki "29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih" kodunun çıkarıldığı ve “41-" nolu koddan sonra gelmek üzere tabloya yeni kodların eklendiği; Anayasa ve kişisel veriler ile ilgili temel kanun niteliğindeki 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na göre kişisel verilerin, bu Kanunda ve diğer Kanunlarda öngörülen usul ve esaslara göre işlenebildiği; Daire kararının gerekçesinde, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda kişisel verilerin işlenmesine yönelik özel bir düzenleme sevk edilmediği ifade edilmiş olsa da 5510 sayılı Kanun'un 100. maddesi ve 5502 sayılı Kanun'un 35. maddesinin beş ve altıncı fıkralarında Kurum tarafından sosyal güvenliğin sağlanması amacına yönelik kişisel verilerin işlenmesine ve paylaşımına yönelik hükümlere yer verildiği; Kurum tarafından sosyal güvenliğin sağlanması amacına yönelik sigortalıların 5510 sayılı Kanunun 9. maddesinin birinci fikrasının (a) bendi gereğince hizmet akdinin sona erdiği tarihten itibaren en geç on gün içinde Kuruma verilmesi gereken işten ayrılış bildirgesinde yer alan "Sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu) kısmındaki "ilgili işten ayrılış kodu ve açıklamasının" 6698 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil etmediği ve bu kodun sigortalıların yeni işverenleri ile Kurum tarafından paylaşılmadığı; davacının, dava dilekçesinde, Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesinin 15 numaralı alanında bulunan “Sigortalının işten ayrılış nedeni(kodu)” kısmının iptalini talep ettiği; Daire tarafından söz konusu formun nasıl doldurulacağına ilişkin açıklamalar içeren kısmın (Ek-2) “29- İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” ibaresi yönünden iptal kararı verildiği yani formun davacı tarafından iptali istenilen 15 numaralı kısmın iptal edilmediği, sadece bu alanın nasıl doldurulacağına ilişkin açıklamalar içeren bir kısmın iptal edildiği; bu durumda, davanın kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlandığı; dolayısıyla, dava tamamen ret ile sonuçlanmış gibi yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra üye ...'ın davanın EK-5 formundaki "sigortalının işten ayrılış nedeni (kodu)" şeklindeki ibarenin iptali istemiyle açıldığı, hasren inceleme yapılmasının usule uygun olmadığı yolundaki ayrışık oyuna karşın davacı iddiaları dikkate alındığında hasren inceleme yapılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 14/10/2024 tarih ve E:2020/2598, K:2024/3991 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde usulde oyçokluğu esasta oybirliği ile karar verildi.