Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/64 E. 2025/1586 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/64
- Karar No
- 2025/1586
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/64 Karar No : 2025/1586
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 25/06/2024 tarih ve E:2022/3973, K:2024/3128 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında uzman tabip olarak görev yapmakta iken 24/09/2007 tarihinde istifa eden, daha sonra 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine tabi olarak özel sektörde görev yapan ve hizmet birleştirmesi yoluyla 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında 01/09/2020 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı almaya başlayan davacı tarafından; a. 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olarak çalışmakta iken birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekliye ayrılanların, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesiyle getirilen ilave ödemeden yararlanamayacağına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısının ilgili kısımlarının Danıştay Onikinci Dairesinin 24/06/2019 tarih ve E:2019/1585 sayılı kararıyla yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğinden bahisle, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesi uyarınca ilave ödemeden yararlandırılması talebiyle yaptığı başvurunun, bu Kanun kapsamında emekli aylığı almaması nedeniyle söz konusu ilave ödemeden yararlandırılmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin (dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında sehven "... tarih ve ... sayılı işlemin" yazılmıştır.), b. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısının "A- İlave Ödemeden Yararlanacak Olanlar" bölümünün 1. paragrafının 3. bendindeki "görev yapmaksızın" ibaresinin ve "B- İlave Ödemeden Yararlanamayacak Olanlar" bölümünün 6. bendinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 25/06/2024 tarih ve E:2022/3973, K:2024/3128 sayılı kararıyla; 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 1., 8. ve 10. maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 106. maddesi, Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası ile Geçici 4. maddesinin 4. ve 5. fıkraları, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 84. maddesi, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının dava konusu olan 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısının ilgili bölümleri hükümleri aktarıldıktan sonra; Uyuşmazlığın, Emekli Sandığına tabi tabip veya uzman tabip olarak görev yapmakta iken, bu görevlerinden ayrılarak özel sektörde (SSK'lı olarak) çalışmış olanlardan; birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi hükümlerine göre yaşlılık aylığı bağlananların, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 84. maddesinde öngörülen ilave ödemeden yararlandırılıp yararlandırılamayacağından kaynaklandığı, Ülkemizde sosyal güvenlik kurumlarının (Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur) tek çatı altında birleştirilmesi amacıyla 16/05/2006 tarih ve 5502 sayılı Kanun'la Sosyal Güvenlik Kurumunun kurulduğu; sosyal güvenlikle ilgili düzenlemelerin tek bir kanunla bir araya getirilerek norm ve standart birliğinin sağlanması suretiyle, sosyal güvenlik reformunun gerçekleştirilmesi amacıyla da, 31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe konulduğu, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1. ve Geçici 4. maddeleriyle, 01/10/2008 tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olanlar hakkında, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı ve bunların aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması gibi konularda 5434 sayılı Kanun'un uygulanacağı, ayrıca 2829 sayılı Kanun'un da dikkate alınacağının belirtildiği, 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'la, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına (mülga Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Sosyal Sigortalar Kurumu gibi) tabi hizmeti bulunanların, bu hizmetlerinin birleştirilmesi suretiyle, ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının amaçlandığı, Aynı Kanun'un 8. maddesiyle, birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde, hizmet süresi fazla olan kurum tarafından, yine bu kurumun mevzuatına göre aylık bağlanmasının öngörüldüğü; 10. maddesiyle de, bağlanacak aylıkların ödenmesinde, aylığı bağlayan kurum mevzuatının uygulanacağının hükme bağlandığı, Buna göre farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmetlerinin birleştirilmesi sırasında son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde, Emekli Sandığına tabi hizmeti fazla olanlara, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre aylık bağlanması ve aylıkların ödenmesinde de yine bu Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği; öte yandan, daha önce Emekli Sandığına tabi hizmeti olmakla birlikte, son 7 yıllık fiili hizmet süresi içinde, Sosyal Sigortalar Kanunu'na (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine) tabi hizmeti fazla olanlara ise, 5434 sayılı Kanun kapsamında "emekli aylığı" yerine 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre "yaşlılık aylığı" bağlanması gerektiği, Öte yandan, tabiplerin emekli aylıklarının iyileştirilmesi amacıyla, bu aylıklara ilaveten ek bir ödeme yapılmasını öngören 5434 sayılı Kanun'un, 26/07/2018 tarih ve 7146 sayılı Kanun'la eklenen, Ek 84. maddesinin 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe konulduğu; 16/06/2022 tarih ve 7411 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle de Ek 84. maddede birtakım değişiklikler yapıldığı, Anılan maddeyle, ilave ödeme yapılabilmesinin; "5434 sayılı Kanun'a göre veya (7411 sayılı Kanun'la 2022 yılında yapılan değişiklikle) 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesine göre tabip kadro ve pozisyonları esas alınarak aylık bağlanmış olması" ve "bu tabiplerin makam tazminatından yararlanmıyor olması" koşuluna bağlandığı, Görüldüğü üzere, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesinde, sadece "5434 sayılı Kanun'a göre veya 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesine göre tabip kadro ve pozisyonları esas alınarak aylık bağlanmış olmasının öngörüldüğü; 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a (SSK) ve 4/1-b (Bağ-Kur) maddelerine göre aylık bağlanmış olanlara, ilave ödemenin yapılmasına yönelik bir düzenleme getirilmediği, Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının dava konusu 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısı'nda da, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesinde düzenlenen ilave ödemeden "yararlanacak olanlar" ve "yararlanamayacak olanlar"ın ayrı ayrı belirlendiği, Yukarıda yer verilen mevzuat ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesinden; ülkemizde çalışanların emeklilik statülerinin, başta 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu olmak üzere çeşitli kanunlarda ayrı ayrı düzenlendiği; dolayısıyla çalışanların, emeklilik hakları yönünden farklı mevzuat ve kurallara tabi olduğu, emekli aylıklarının da tabi oldukları bu kanunlara göre belirlendiği; buna göre, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nda yer alan ödemelerden (ilave ödeme dahil) aksine bir yasal düzenleme olmadıkça, sadece bu Kanun'a göre emekli aylığı alanların yararlanabileceği; diğer kanun hükümlerine göre aylık alanların ise yararlandırılmasının mümkün bulunmadığının anlaşıldığı, Buna göre, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesiyle getirilen ilave ödemenin, bu Kanun (Emekli Sandığı) ve 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında emekli aylığı almakta olan tabiplere yönelik olduğu; açık bir yasal düzenleme olmaksızın, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a ve 4/1-b maddeleri (SSK veya Bağ-Kur) uyarınca yaşlılık aylığı almakta olanların ise söz konusu ilave ödemeden yararlandırılmalarının yasal olarak mümkün olmadığı, Bu durumda, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısı'nın dava konusu edilen kısımlarının, 5434 sayılı Kanun'a veya 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesine göre emekli aylığı alan tabiplerin ilave ödemeden yararlanma koşullarına ilişkin olduğu, söz konusu Genel Yazı'da, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a ve 4/1-b maddelerine göre (SSK veya Bağ-Kur'dan) yaşlılık aylığı alan tabiplere yönelik herhangi bir düzenleme içermediği; buna göre, 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamında emekli aylığı almadığı (5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine göre yaşlılık aylığı aldığı) açık olan davacının ilave ödemeden yararlandırılmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddi gerektiği, Öte yandan, her ne kadar Danıştay Onikinci Dairesinin 24/06/2019 tarih ve E:2019/1585 sayılı kararıyla; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının dava konusu 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısı'nın "A- İlave Ödemeden Yararlanacak Olanlar" bölümünün 1. paragrafının 3. bendindeki "görev yapmaksızın" ibaresinin ve "B- İlave Ödemeden Yararlanamayacak Olanlar" bölümünün 6. bendinin yürütmenin durdurulmasına (daha sonra iptaline) karar verilmiş ise de; söz konusu kararın, 5434 sayılı Kanun kapsamında Emekli Sandığından emekli aylığı alanlara yönelik olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine göre yaşlılık alanları kapsamadığının da açık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 5434 sayılı Kanun'a göre veya 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesine göre aylık bağlanan tabipler ile 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a ve 4/1-b maddeleri (SSK veya Bağ-Kur) uyarınca yaşlılık aylığı alan tabipler arasında yapılan ayrımın, mesleki hizmetleri açısından hiçbir farklılık taşımayan tabipler arasında Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırı olarak eşitsizlik ve ayrımcılık oluşturduğu, bu durumun dava konusu işlemlerde açıkça belirtildiği, kararın genel gerekçelerinin davada ileri sürülen iddiaları karşılamadığı, bu nedenle kararın bozulması gerektiği, bozma kararı verilmemesi hâlinde ise kararda tespit edilen eşitsizlik ve ayrımcılık gerekçesiyle 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesi ile eşitsizlik yaratan diğer kanun hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 2. ve Geçici 4. maddeleri ile mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanma usullerinin belirlendiği; 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesi uyarınca ilave ödemeden yararlanmanın temel koşulunun, ilgililere tabip ve diş tabibi kadro ve pozisyonları esas alınarak 5434 sayılı Kanun'a veya 01/07/2022 tarihinden geçerli olmak üzere 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(c) bendine göre aylık bağlanması olduğu, 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) veya 4/1-(b) bentleri kapsamında aylık bağlananlara yasal düzenleme yapılmadıkça bu ilave ödemenin yapılamayacağı, davacıya, 5434 sayılı Kanun'a tabi uzman tabip kadrosunda görev yaptıktan sonra 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi çalıştıktan sonra mülga 2829 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) bendi kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, bu durumun, davacının 5434 sayılı Kanun veya 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(c) bendi kapsamında Kurumdan aylık almadığı anlamına geldiği, Genel Müdürlüğün 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısı'nın iptale konu bölümlerinin, tabip ve diş tabibi kadro ve pozisyonlarında 5434 sayılı Kanun'a göre görev yapmakta iken ayrılıp, açıkta iken 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) veya 4/1-(b) bendi veyahut 506 sayılı Kanun'un geçici 20. maddesi kapsamındaki sandıklara tabi olarak görev yaptıktan sonra, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden 5434 sayılı Kanun'a göre aylık bağlanmış olanları ilgilendirdiği ve davacının durumuyla bir ilgisinin bulunmadığı, bu nedenlerle dava konusu işlemlerde ve temyize konu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 25/06/2024 tarih ve E:2022/3973, K:2024/3128 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.