Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2025/10344 E. 2026/3461 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10344
- Karar No
- 2026/3461
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 58. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1790 E., 2025/754 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/137 E., 2022/241 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 04.04.1968 doğumlu olup 01.10.1986 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde başlayan 5434 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı olduğu, 14.03.2006 tarihinde sona erdiği, ardından 15.03.2006 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında başlayan sigortalılığı halen devam ettiği, fiili hizmet süreleri dahi dikkate alınmadan 01.10.1986 sigorta başlangıç tarihi esas alındığında 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B bendi kapsamında 49 yaş ve 5300 gün şartlarına tabi olduğu, davalı Kurum kayıtlarına göre davacının 5434 sayılı Kanun kapsamında 8.399 gün, 506 sayılı Kanun kapsamında 5.724 gün olmak üzere toplam 14.123 gün sigortalılığının mevcut olduğu, davacının tahsis talebinde bulunduğu 01.08.2022 tarihinde 54 yaşında olup 14.123 prim ödeme gün sayısı ile fiili hizmet süreleri dahil edilmediği durumda dahi tahsis şartlarını taşıdığı, davalı Kurum davacının işten ayrılma koşulunu yerine getirmediğinden bahisle yaşlılık aylığı bağlama talebini işlemden kaldırdığı iddiasıyla davacının tahsis talebinde bulunduğu 01.08.2022 tarihini takip eden aybaşı olan 01.09.2022 tarihinden geçerli olarak 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasını, mahrum kalınan aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden başlamak üzere yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresi geçtikten sonra açılmış olduğu, davanın zamanaşımı nedeni ile reddi, davanın süresinde açılmadığı, davacı tarafından davanın 60 günlük süre geçtikten sonra açılmış olduğu, davanın esasına girilmeden reddi, davacının davasını görevsiz mahkemede açtığı, fiili hizmet zammına ilişkin davaların İdare Mahkemesinin görev ve yetkisinde olduğu, davada yetkili mahkemenin Kurum merkezinin Ankara’da bulunması nedeniyle Ankara İdare Mahkemeleri olduğu, dava dosyasının yetki yönünden reddi, yetkili Ankara İdare Mahkemelerine gönderilmesi, davacı tarafından Kurum aleyhine açılan davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğu, 2021/5 sayılı Genelge ile 5510 sayılı Kanun'a göre (01.10.2008 itibariyle) emeklilik aylığı için işten ayrılma ve yazılı talepte bulunma şartının devam ettiği, Kurum kayıtlarında yapılan incelemelerde davacı tarafından ...'ya yapılan başvuru sonucunda 16.08.2022 tarihinde davacıya, işten çıkışı bulunmadığından dosyasının işlemden kaldırıldığının bildirildiği, Kurumun yaptığı işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; davanın kabulü ile davacının 01.08.2022 tahsis talep tarihinde tahsise hak kazandığının tespiti ile 01.09.2022 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında davacıya yaşlılık aylığı bağlanmasına, ödenmeyen aylıkların 01.12.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV.İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile Bakırköy 19. İş Mahkemesinin 30.11.2022 tarihli, 2022/137 Esas-2022/241 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacıya 03.08.2022 yaşlılık aylığı tahsis talep tarihinine göne (01.09.2022) tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmesi gereken yaşlılık aylıklarının Eylül, Ekim, Kasım 2022 aylıkları 01.12.2022 tarihinden itibaren ve sonraki aylıklar ise her bir aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının yaşlılık aylığı bağlanması sonrasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a bendi kapsamında geçen çalışmalarının ... destek primine tabi çalışma olarak çevrilmesine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; tahsis talep tarihi itibarıyla sigortalının işten ayrılma koşulunu yerine getirmediği, Mahkemenin AYM’nin mülga 506 sayılı Kanun’un 62. maddesindeki "işten ayrılma" ibaresini iptal eden kararına dayanarak hüküm kurmasının hukuken hatalı olduğu, 5510 sayılı Kanun’un 106. maddesi uyarınca 506 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinin yürürlükten kalktığı, 2008/Ekim sonrası taleplerde 5510 sayılı Kanun’un 28/9. maddesindeki "işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunma" şartının amir hüküm olduğu, 506 sayılı Kanun’un 60/H maddesinin halen yürürlükte olduğu ve iptal edilmediği, AYM kararının yalnızca yürürlükten kalkmış bir maddeye ilişkin olduğu ve 5510 sayılı Kanun’un açık düzenlemelerini bertaraf edemeyeceği, Mahkemece işten çıkış bildirgesi bulunmayan davacı lehine kurulan hükmün yerindelik denetimi mahiyetinde olduğu, mülga hükümlerin genişletilerek uygulanmasının hukuk düzeninde karmaşaya yol açacağı ve idari işlemin mevzuata uygun olduğu iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında hak kazanılan fiili hizmet süresi nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması ve yasal faiziyle birlikte tahsili gerektiğinin tespitine ilişkindir. 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.