Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/3038 E. 2025/1587 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/3038
Karar No
2025/1587
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/3038 Karar No : 2025/1587

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 25/06/2024 tarih ve E:2023/577, K:2024/3129 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Üniversitesi Tıp Fakültesinde araştırma görevlisi olarak görev yapmakta iken 14/11/1996 tarihinde istifa eden ve yurt dışı hizmet borçlanması yoluyla 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu kapsamında 01/09/2021 tarihinden geçerli olmak üzere araştırma görevlisi kadro unvanı üzerinden emekli aylığı almaya başlayan davacı tarafından; 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesi uyarınca ilave ödemeden yararlandırılması talebiyle 27/10/2022 tarihinde yaptığı başvurunun reddi üzerine, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısı'nın "B- İlave Ödemeden Yararlanamayacak Olanlar" bölümünün 7. bendinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 25/06/2024 tarih ve E:2023/577, K:2024/3129 sayılı kararıyla; 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'un 1. ve 5. maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun Geçici 4. maddesinin 4. ve 5. fıkraları, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun Ek 84. maddesi, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının dava konusu olan 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısının ilgili bölümleri hükümleri aktarıldıktan sonra; Uyuşmazlığın, Emekli Sandığına tabi araştırma görevlisi olarak görev yapmakta iken bu görevinden ayrılan ve daha sonra 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yurtdışı hizmet borçlanması yaparak 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli aylığı bağlananların, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesinde öngörülen ilave ödemeden yararlandırılıp yararlandırılamayacağından kaynaklandığı, Ülkemizde sosyal güvenlik kurumlarının (Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur) tek çatı altında birleştirilmesi amacıyla 16/05/2006 tarih ve 5502 sayılı Kanun'la Sosyal Güvenlik Kurumunun kurulduğu; sosyal güvenlikle ilgili düzenlemelerin tek bir kanunla bir araya getirilerek norm ve standart birliğinin sağlanması suretiyle, sosyal güvenlik reformunun gerçekleştirilmesi amacıyla da, 31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe konulduğu, 5510 sayılı Kanun'un Geçici 1. ve Geçici 4. maddeleriyle, 01/10/2008 tarihinden önce Emekli Sandığı iştirakçisi olanlar hakkında, bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı ve bunların aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması gibi konularda 5434 sayılı Kanun'un uygulanacağı, ayrıca 2829 sayılı Kanun'un da dikkate alınacağının belirtildiği, 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun'la, yurtdışında geçen hizmet süreleri bulunanların, bu hizmetlerinin borçlandırılması suretiyle, ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasının amaçlandığı, Aynı Kanun'un, 2013 yılında borçlanma tarihinde yürürlükte olan 5. maddesiyle de, yurtdışı hizmet borçlanmasına ait sürelerin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre hangi sigortalılık hâline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık hâline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemeye göre, borçlanma tarihinde Türkiye'de en son Emekli Sandığına tabi hizmeti olanların, borçlanılan yurt dışı hizmet sürelerinin Emekli Sandığına tabi hizmetlerine ekleneceği ve yasal koşulların oluşması hâlinde de bu kişilere 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emekli aylığı bağlanacağı, Öte yandan, tabiplerin emekli aylıklarının iyileştirilmesi amacıyla, bu aylıklara ilaveten ek bir ödeme yapılmasını öngören 5434 sayılı Kanun'un, 26/07/2018 tarih ve 7146 sayılı Kanun'la eklenen, Ek 84. maddesi 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe konulduğu; 16/06/2022 tarih ve 7411 sayılı Kanun'un 2. maddesiyle de Ek 84. maddede birtakım değişiklikler yapıldığı, Anılan maddeyle, ilave ödeme yapılabilmesinin; "5434 sayılı Kanun'a göre veya (7411 sayılı Kanun'la 2022 yılında yapılan değişiklikle) 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesine göre tabip kadro ve pozisyonları esas alınarak aylık bağlanmış olması" ve "bu tabiplerin makam tazminatından yararlanmıyor olması" koşuluna bağlandığı, Görüldüğü üzere, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesinde, sadece "5434 sayılı Kanun'a göre veya 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesine göre sadece tabip ve diş tabibi kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli aylığı bağlananlara ödenmesinin öngörüldüğü; tabip ve diş tabibi dışındaki diğer kadro ve pozisyonlar üzerinden emekli aylığı bağlanmış olanlara, ilave ödemenin yapılmasına yönelik bir düzenleme getirilmediği, Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının dava konusu 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısı'nda da, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesinde düzenlenen ilave ödemeden "yararlanacak olanlar" ve "yararlanamayacak olanlar"ın ayrı ayrı belirlendiği, Yukarıda yer verilen mevzuat ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesinden; ülkemizde çalışanların emeklilik statülerinin, başta 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu olmak üzere çeşitli kanunlarda ayrı ayrı düzenlendiği; dolayısıyla çalışanların, emeklilik hakları yönünden farklı mevzuat ve kurallara tabi olduğu, emekli aylıklarının da tabi oldukları bu kanunlara göre belirlendiği; bu kapsamda, 5434 T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nda yer alan ödemelerden (ilave ödeme dahil) aksine bir yasal düzenleme olmadıkça, sadece bu Kanun'a göre emekli aylığı alanların, ilgili maddede yer alan koşullar çerçevesinde yararlanabileceğinin anlaşıldığı, Buna göre, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesiyle getirilen ilave ödemenin, bu Kanun (Emekli Sandığı) ve 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında "tabip ve diş tabibi" kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli aylığı alanlara yönelik olduğu; açık bir yasal düzenleme olmaksızın, "tabip ve diş tabibi" dışındaki diğer kadro ve pozisyon unvanları üzerinden emekli aylığı alanların ise söz konusu ilave ödemeden yararlandırılmalarının yasal olarak mümkün olmadığı, Bu durumda, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısı'nın dava konusu edilen kısmının 5434 sayılı Kanun'a veya 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesine göre "tabip ve diş tabibi" kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli aylığı alanların ilave ödemeden yararlanma koşullarına ilişkin olduğu, söz konusu Genel Yazı'da "tabip ve diş tabibi" dışındaki diğer kadro ve pozisyon unvanları üzerinden 5434 sayılı Kanun'a göre emekli aylığı alanlara yönelik herhangi bir düzenleme içermediği; buna göre, "araştırma görevlisi" kadrosu üzerinden emekli aylığı aldığı açık olan davacının ilave ödemeden yararlandırılmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından, yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddi gerektiği, Öte yandan, her ne kadar Danıştay Onikinci Dairesinin 24/06/2019 tarih ve E:2019/1585 sayılı kararıyla; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 20/12/2018 tarih ve 17442701 sayılı Genel Yazısı'nın "A- İlave Ödemeden Yararlanacak Olanlar" bölümünün 1. paragrafının 3. bendindeki "görev yapmaksızın" ibaresinin ve "B- İlave Ödemeden Yararlanamayacak Olanlar" bölümünün 6. bendinin yürütmenin durdurulmasına (daha sonra iptaline) karar verilmiş ise de; söz konusu kararın, 2829 sayılı Kanun kapsamında farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi nitelikteki hizmetlerin birleştirmesi yoluyla 5434 sayılı Kanun kapsamında tabip ve diş tabibi kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli aylığı bağlananlara yönelik olduğu, diğer kadro unvanları (araştırma görevlisi gibi) üzerinden emekli aylığı alanları kapsamadığının da açık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 1991 yılında Tıp Doktoru unvanı alındıktan ve Eylül 1996'da İç Hastalıkları uzmanı olunduktan sonra, Kasım 1996'da üniversiteden ayrılarak yurt dışına çıkmadan önce uzman hekim olarak "araştırma görevlisi" kadrosunda çalıştığı; 2014 yılında gelecekteki emeklilik hayatını güvence altına almak amacıyla yurt dışı hizmet borçlanması kapsamında yaklaşık 60 bin dolar karşılığı olan 120.760,00 TL tutarında ödeme yaptığı; 01/09/2021 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun kapsamında emekli aylığı almaya başlandığı; ancak 5510 sayılı Kanun ve sonrasında 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesi uyarınca emekli hekimlere sağlanan ilave ödemelerden, dava konusu genel yazısının 'B-İlave ödemeden yararlanamayacak olanlar' bölümünün 7. bendindeki kısıtlayıcı düzenleme nedeniyle yararlanamadığı; Daire kararındaki, davacının "araştırma görevlisi kadro ünvanı üzerinden emekli aylığı aldığı" gerekçesiyle ilave ödemeden yararlanmasının yasal dayanaktan yoksun olduğu yönündeki değerlendirmelerin gerçeği yansıtmadığı, zira davacının kamudaki tüm aktif hizmet süresince ve görevinden ayrıldığı an dahil olmak üzere tabip olduğu, "araştırma görevlisi" unvanının ise kadro, kademe, bordro ve maaş açısından kullanılan bir sıfat olup hekimlik vasfına aykırı olmadığı, iç hastalıkları ihtisası sırasında araştırma görevlisi kadrosunda dahi olsa hasta muayene etme, tanı koyma ve kompleks tıbbi prosedürleri uygulama gibi yadsınamaz hekimlik görevlerinin yerine getirildiği, bu durumun diplomaları ve Sağlık Bakanlığı Doktor Bilgi Bankası kayıtlarıyla belgeli olduğu, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesi ile getirilen hakkın, bahsi geçen genel yazının 7. bendi ile normlar hiyerarşisine aykırı şekilde daraltıldığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği, halihazırda aldığı 16.670,00 TL'lik emekli maaşının eşdeğer uzman hekim emeklilerinin 60.000,00 TL'lik maaşından çok düşük olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, 5434 sayılı Kanun'un Ek 84. maddesi ile getirilen ilave ödemenin, bu Kanuna göre tabip veya diş tabibi kadro ve pozisyonları esas alınarak emekli aylığı bağlananlar için öngörüldüğü ve söz konusu maddenin temel amacının, kamuda tabip veya diş tabibi istihdamını desteklemek ve teşvik etmek, bu meslek mensuplarının yurt dışına gidişlerinin veya özel sektöre geçiş yapmalarının önüne geçmek olduğu; davacının emekli sicil dosyasının tetkikinde, araştırma görevlisi olarak görev yapmakta iken 14/11/1996 tarihinde istifa ettiği ve yurt dışı hizmet borçlanması yoluyla borçlanarak açıkta iken 5434 sayılı Kanun'a tabi hizmetleri üzerinden 01/09/2021 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun'un 4/1-c maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı; davacının son defa 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında tabip olarak çalışırken emekli olmaması sebebiyle, ilave ödemeden yararlandırılmaması hususunda Kurum tarafından yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı; 3201 sayılı Kanun'da 7186 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası, yurt dışı hizmet borçlanmasına ait sürelerin, borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline bakılmaksızın 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edildiği, bu çerçevede, kamuda kısa süreyle tabip veya diş tabibi olarak görev yapıp istifa gibi emeklilik dışı nedenlerle ayrılan ve yurt dışı borçlanması ile emeklilik süresini tamamlayan kişilere anılan Kanun'un ek 84. maddesi uyarınca ilave ödeme yapılmasının, maddenin "kamuda sağlık çalışanı istihdamını teşvik etmek" şeklindeki amacına uygun olmadığı, iptal talebine konu Genel Yazı'nın "B-İlave Ödemeden Yararlanamayacak Olanlar" bölümünün 7. bendinin, kanun hükmünü daraltacak nitelikte olmadığı, aksine, madde metninin lafzı ve gerekçesi çerçevesinde düzenlemenin temel amacını dikkate alarak yapılacak uygulamanın açıklandığı, Daire kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ve onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 25/06/2024 tarih ve E:2023/577, K:2024/3129 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/3038, K. 2025/1587, T. 08.09.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-3038-e-2025-1587-k-2dc544d5359b