Danıştay · Danıştay

Danıştay 2025/164 E. 2025/1103 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2025/164
Karar No
2025/1103
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/164 Karar No : 2025/1103

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2023/13795, K:2024/10790 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta iken, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itirazın reddine yönelik Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:... K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2023/13795, K:2024/10790 sayılı kararıyla; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesine yer verilerek, Anılan maddenin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı, Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile HSK müfettişlerince düzenlenen 30/08/2018 tarihli inceleme ve soruşturma raporunun incelenmesinden; "- ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile yetkili) 2010/521 numaralı dosyasında ifadesi alınması sonrası sevk edildiği hakimlikçe adli kontrol kararı ile serbest bırakılan müştekinin, Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadesi içeriğinin 3713 sayılı Yasa'nın 10/d maddesi kapsamında verilen gizlilik kararına rağmen ulusal düzeyde yayın yapan gazetelerin yazılı ve internet üzerinden yaptığı yayınlarda yer aldığının sabit olduğu,- Söz konusu soruşturmada B.B. ve davacının Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptıkları, kamuoyunda "Oslo Görüşmeleri" olarak bilinen ses kayıtlarının medyaya sızdırılmasından ve 23/12/2011 tarihinde müşteki ifadesinin alınmasından bir müddet sonra 07/02/2021 tarihinde MİT Müsteşarı ...'ın soruşturma kapsamında ifade vermek üzere ... Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. maddesi ile yetkili) çağırıldığı, akabinde .../... numaralı soruşturma dosyasından MİT Müsteşarı ...'ın da içinde bulunduğu bir kısım şüpheliler hakkında 13/02/2012 tarihinde verilen tefrik kararı ile soruşturmanın .../... sırasına kaydının yapıldığı, bu soruşturmaya özel yetkili Cumhuriyet Savcısı ... tarafından bakılacağı yönündeki haberlerin o dönem ... Cumhuriyet Başsavcı vekili olan F.S. beyanatlarına dayalı olarak, ulusal düzeyde yayın yapan medya kuruluşlarının yazılı ve görsel haberlerine konu olup kamuoyunda tartışıldığı, -Kamuoyunda "Çözüm Süreci" olarak bilinen süreci sekteye uğratarak meşru hükümeti zor duruma düşürmeye yönelik olarak gerçekleştirildiği anlaşılan, süreç içinde yer alan kamu görevlileri ile birlikte müştekinin de içerisine dahil edildiği ve yine hakkında 3713 sayılı Yasa'nın 10/b maddesi kapsamında gizlilik kararı bulunan ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile yetkili) .../... sayılı soruşturma dosyasındaki müştekiye ait ifadenin medyaya sızdırılması olayının, kamuoyu üzerinde basın yolu ile oluşturulacak algı yönetimi araç edinilerek yukarıda bahsi geçen diğer soruşturma silsilelerini başlatmaya matuf icra edilen, önemli bir halkası ve ilk basamağı olarak gerçekleştirildiği kanaatine varıldığı, böylelikle 2005 ila 2015 yılları arasında Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından çalışmalarından istifade edilen ve süreçte görev alıp kimliği deşifre edilen müştekin de açık hedef haline getirilerek hayatının tehlikeye atıldığı, - Müşteki M.Ö.'in Cumhuriyet Savcılığında alınan ve soruşturmaya mesnet olup basında yer alan bu ifadesinin, ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile yetkili) .../... numaralı dosyadan, yani soruşturmanın yürütüldüğü mahalden bir şekilde çıktığının sabit olduğu, 5271 sayılı CMK'nın 157. maddesine göre, rutin adli soruşturmalarda dahi ilke olarak hazırlık soruşturmasındaki usuli işlemlerin gizli olduğuna dair düzenleme dikkate alınır ise, ülke gündem ve güvenliğini yakından ilgilendiren böylesi önemli bir soruşturmada, üstelik kısıtlılık kararı da bulunmasına rağmen, dosya mahremiyetinin korunması için ilgililerden yüksek hassasiyet göstermelerinin beklenilmesi, işin doğasından kaynaklı yasal bir sorumluluk ve görevin icaplarından olması gerektiği, - Bir an için bu eylemi ilgililerin bizzat gerçekleştirmemiş olabileceği kabul edilse dahi, Cumhuriyet Savcılığında alınan ifade her ne şekilde medyaya sızarsa sızsın soruşturmanın akıbet ve selametinden birincil derecede sorumluluk sahibi konumunda bulunan ilgililerin, Milli İstihbarat Teşkilatının hizmetlerinden faydalandığı kişi ve kamu görevlilerini hedef haline getirecek, hayatlarını tehlikeye sokacak ve ülke güvenliğini derinden sarsacak niteliği de böylesine önem arz eden bir dosyada, dosya mahremiyetine halel gelmesini önleyecek duyarlılıkta tedbir ve önlem almaları gerektiği noktasında sorumluluklarının bulunduğu, -Kaldı ki, yukarıdaki paragraflarda bahsedilen ve fiili darbe sürecine kadar varan soruşturma ve olaylar zinciri gözetilerek iredeleme yapıldığında, soruşturmaya konu olayın, büyük fotoğrafın anlamlı bir parçası, diğer soruşturma silsilelerinin ilk adımı ve önemli halkalarından biri olduğunun düşünülmesi gerektiği, her ne kadar ilgililerin bu ifadeyi doğrudan basına ulaştırdığı veya ulaştırılmak üzere elden birilerine verdikleri yönünde bazı tanıkların oluştan kaynaklı kanaatleri dışında somut bir delile ulaşılamamış ise de, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakları nedeniyle örgütün yargı içindeki uzantısı olmaktan meslekten çıkarılmış olmalarına nazaran, yaşanan süreçte, meşru hükümet ile TBMM'nin emniyet ve yargı erki üzerinden sistematik olarak saldırıya maruz kalması gerçekliği karşısında aksi halin düşünülmesi ihtimal dahilinde görülmediğinden, Müfettişliğimizce disiplin hukuku yönünden yapılan irdelemede, ilgililerin ya doğrudan ya da dolaylı olarak ifadenin medyaya sızmasını sağlayacak aktif bir eylem içinde bulundukları ya da hiç değilse dosyanın mahremiyetini korumak için gerekli tedbirlerin alınması noktasında kusurlu bir kayıtsızlıklarının bulunduğu, -Dosya mahremiyetine sahip çıkmamak suretiyle, ülke ve süreç içinde görev yapan kamu görevlilerinin can güvenliğini tehlikeye atan böylesine vahim bir tutum, tarafımızca disiplin hukuku açısından her halde mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak niteliği ile 2802 sayılı Yasa'nın 69/5. maddesi gereğince meslekten çıkarma disiplin cezasını gerektirir mahiyette bulunduğu," tespitlerine yer verildiği, Bununla birlikte, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ... sayılı kararı ile davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açtığı davada, Dairelerinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile; "...davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, anılan karara karşı davacı vekilince yapılan temyiz başvurusunun Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/12/2021 tarih ve E:2021/3490, K:2021/3032 sayılı kararıyla süre aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, Belirtilen tespitler doğrultusunda, 3713 sayılı Kanun'un 10/b maddesi kapsamında gizlilik kararı bulunan ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. maddesi ile yetkili) ... sayılı soruşturma dosyasındaki müştekiye ait ifadenin medyaya sızdırıldığı, kamuoyu üzerinde meşru Hükümete karşı basın yolu ile algı oluşturulduğu ve böylelikle Milli İstihbarat Teşkilatı için görev yapan ve ifadesinin sızdırılması suretiyle kimliği deşifre edilen müştekinin de açık hedef haline getirilerek hayatının tehlikeye atıldığı, ülke güvenliği açısından önemli bir soruşturmada, dosyada gizlilik kararı bulunmasına rağmen, dosya mahremiyetinin korunmadığı, davacının örgütsel hiyerarşik ilişki içerisinde ve planlı ve sistemli bir biçimde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir parçası olarak örgütten alınan emri uygulamaya koymak suretiyle tarafsızlığını kaybettiği, bu durumda eylemleri mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte bulunduğu sonucununa varılan davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair karara karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Diğer yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığını iddia ettiği parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 1.000.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesine dair isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu eylem nedeniyle ceza yargılaması sonucunda hakkında beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği; müşteki M.Ö. hakkında herhangi bir işlem yapmadığı, işlemlerin B.B. tarafından gerçekleştirildiği, M.Ö.'nün ifadesinin basına servis edildiği tarihte anılan dosyada görevli olmadığı, iddia edilen eylemleri gerçekleştirdiğine dair hiçbir somut delilin bulunmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/06/2024 tarih ve E:2023/13795, K:2024/10790 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 21/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2025/164, K. 2025/1103, T. 21.05.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2025-164-e-2025-1103-k-7ceb883e6fed