Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2206 E. 2025/348 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2206
- Karar No
- 2025/348
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2206 Karar No : 2025/348
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3-...Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 21/03/2024 tarih ve E:2021/2391, K:2024/1437 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem : Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ... Bölümünde öğretim görevlisi olarak görev yaptıktan sonra isteği üzerine görevden ayrılan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 92. maddesi uyarınca yeniden Devlet memurluğuna atanma istemiyle 15/04/2010 tarihinde yaptığı başvurusunun reddine ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan ve Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanarak 28/07/2009 tarih ve 27302 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Nolu Kamu Personeli Genel Tebliği'nin 6. maddesinin B fıkrasında yer alan "en az iki yıl" ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 21/03/2024 tarih ve E:2021/2391, K:2024/1437 sayılı kararıyla; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/10/2019 tarih ve E:2018/2941, K:2019/4695 sayılı bozma kararına uyularak, 657 sayılı Kanun'un 92. maddesinin "Memurluktan Çekilenlerin Yeniden Atanmaları" şeklindeki başlığından da anlaşılacağı üzere, maddede esas olarak memur statüsünde iken memuriyetten çekilen veya çekilmiş sayılanların (açıktan) tekrar memur olarak atanmalarının düzenlendiği; Kanun'un 92. maddesinin birinci fıkrası ile aday memurluk konusunu düzenleyen 54 ilâ 58. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, özellikle 55. maddede memur adaylarının eğitim ve staja tabi tutularak sonucuna göre Devlet memurluğuna atanmalarının öngörülmüş olması karşısında, anılan Kanun'da memur kavramıyla, adaylık sürecini başarıyla tamamlayıp "asli memur" statüsüne girmiş kişilerin kastedildiği, kişilerin 92. madde uyarınca yeniden atanabilmeleri için asli memur iken çekilmiş veya çekilmiş sayılmaları gerektiği sonucuna ulaşıldığı, 657 sayılı Kanun'un 92. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 657 sayılı Kanun'a tabi olmayan ancak 657 sayılı Kanun kapsamındaki Devlet memurları gibi asli ve sürekli kamu görevlerini yürüten ve kendi özel personel kanunlarına tabi olan diğer kamu görevlilerinden (subay/astsubay, hakim/savcı, yükseköğretim personeli gibi) kendi istekleri ile görevinden çekilmiş olanların, 657 sayılı Kanun uyarınca idarenin takdir yetkisi dahilinde ve açıktan atama koşulları çerçevesinde Devlet memurluğuna atanabilmelerine olanak sağlandığının görüldüğü, Uyuşmazlıkta, 657 sayılı Kanun'un 92. maddesinin başlığı ve metni bir bütün olarak değerlendirildiğinde, madde kapsamında açıktan memurluğa atanacakların, memuriyetten çekilme veya çekilmiş sayıldıkları tarih itibarıyla adaylıklarının kaldırılmış olması, bir diğer ifadeyle "asli memur" konumunda olmaları gerektiği hususunda tereddüt bulunmadığı; Bu bağlamda, 92. maddenin üçüncü fıkrası kapsamında kendi özel personel kanununa tabi iken görevden çekilen veya çekilmiş sayılan kamu görevlilerinin de kendi kurumlarında adaylık/deneme devresini geçirmiş ve "asli kamu görevlisi" statüsüne girmiş bulunmalarının zorunlu olduğu, asli kamu görevlisi olup olmadıklarının ise, kendi özel mevzuatına göre tayin edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, Dava konusu Tebliğin 6/B maddesinde, 657 sayılı Kanun'un 54. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan adaylık süresinin bir yıldan az, iki yıldan çok olamayacağı yolundaki hükümden hareketle, ilgililerin kurumlarında en az iki yıl çalışmış olmaları koşulu getirilmiş ise de, adaylığın bir yıl sonunda da kaldırılabileceği, kaldı ki, her kurumun kendine özgü koşulları ve adaylık/deneme süreci olabileceği göz önüne alındığında; "asli kamu görevlisi" iken görevden çekilmiş veya çekilmiş sayılma kriteri yerine, afaki olarak "en az iki yıl çalışmış olma" koşulu getirilmesinde, hukuka ve üst hukuk normlarına uyarlık görülmediği, Davacının, Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ... Bölümünde öğretim görevlisi olarak 04/12/1998 - 15/08/2000 tarihleri arasında 1 yıl, 8 ay, 11 gün görev yaptıktan sonra, kendi isteğiyle istifa ettiği, 04/12/1998 tarihinden itibaren (asıl olarak) görevine başladığı, akademik personelde adaylık söz konusu olmadığından, asalet tasdik işleminin de tesis edilmediği, Bu durumda hukuka ve mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılan Tebliğ hükmü dayanak alınarak tesis edilen bireysel işlemde, akademik personel için adaylık sürecinin bulunmaması ve davacının 04/12/1998 tarihinden itibaren "asıl" olarak görevine başladığı hususu da göz önünde bulundurulduğunda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, gerekçeleriyle 28/07/2009 tarih ve 27302 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1 Seri Nolu Kamu Personeli Genel Tebliği'nin 6. maddesinin B fıkrasında yer alan "en az iki yıl" ibaresi ile Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı dava konusu işleminin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, davaya konu düzenleme ile daha adil ve eşitlikçi bir uygulamanın sağlanmasının amaçlandığı, bunun yanı sıra memuriyete girişte yaşanabilecek suistimallerin önüne geçmek için böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğu, dolayısıyla dava konusu Tebliğ maddesi ve bu maddeye dayanılarak tesis edilen bireysel işlemin usul ve hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. Davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu dışındaki mevzuata tabi çalışanlardan istifa edenlerin mesleğe dönüşünde, asil memurluğa atanmak için gerekli olan eğitim sicil ve sınav gibi şartları tamamlayarak asil memurluğa atanma imkanı olmadığı için 657 sayılı Kanun'un 54. maddesinden yola çıkılarak 657 sayılı Kanuna tabi olsalar dahi asgari iki yıl çalışmış olmaları kaydıyla adaylıklarının kalkmış olacağı varsayılabileceğinden, başka mevzuata tabi olarak çalışanlar için öncelikle 2 yıl çalışmış olma ibaresine yer verildiği, düzenleme ile adil ve eşitlikçi bir uygulamanın sağlanmasının ve suistimallerin önlenmesinin amaçlandığı ileri sürülmektedir. Davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, 24/05/2013 tarih ve 28656 sayılı 4 Seri Nolu Kamu Personeli Genel Tebliği ile 1 Seri Nolu Kamu Personeli Genel Tebliğinin yürürlükten kaldırıldığı, dolayısıyla davanın konusuz kaldığı, dava konusu Tebliğ ile diğer personel kanunlarına tabi olarak çalışmakta olanlardan 657 sayılı Kanuna tabi kadrolara geçecekler için objektif ve nesnel kriterler oluşturulduğu, öte yandan, memuriyete giriş sisteminin kamu personel temel ilkelerinden "liyakat" ilkesi çerçevesinde idame ettirilebilmesi açısından böyle bir düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu, zira diğer personel kanunlarına tabi olarak işe başlayanların asgari bir çalışma süresi aranmadan (örneğin bir gün bile çalışanlara) bu yönde bir hak tanınmasının Kamu Personeli Seçme Sınavı yolu ile 657 sayılı Kanuna tabi kadrolara atanmak isteyen adaylar açısından haksız rekabete yol açacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır. Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/10/2019 tarih ve E:2018/2941, K:2019/4695 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2. Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 21/03/2024 tarih ve E:2021/2391, K:2024/1437 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.