Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/1686 E. 2025/666 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/1686
- Karar No
- 2025/666
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1686 Karar No : 2025/666
TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACILAR) : 1-... Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ 2-... Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ 3-... Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ 4-... Enerji Sanayi ve Ticaret AŞ VEKİLİ : Av. ...
II-(DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunun 23/11/2023 tarih ve E:2020/3116, K:2023/7335 sayılı kararının davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 02/02/2019 tarih ve 30674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği"nin 16/04/2020 tarih ve 31101 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in; 17. maddesi ile değiştirilen "Yapı ve yapı ile ilgili esaslar" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı alt bendi ile 19. maddesi ile değiştirilen "Kurulamayacak tesisler" başlıklı 54. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin (9) numaralı alt bendinin iptali istenilmiştir. Müşterek Kurul kararının özeti: Danıştay Onuncu ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunun 23/11/2023 tarih ve E:2020/3116, K:2023/7335 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, A) Yönetmelik'in "Yapı ve yapı ile ilgili esaslar" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı alt bendinin; a) İkinci ve üçüncü cümleleri yönünden; Uyuşmazlığa konu alt bendin güneş enerjisine dayalı elektrik enerjisi üretim tesislerinin öncelikle çatı ve cephede kurulacağına ilişkin ikinci cümlesi ile statik ve mimari açıdan çatı ve cephe uygulamasının yapılamaması ya da ilave kapasiteye ihtiyaç olması halinde yerde kurulacak tesisin taban alanının parsel alanının %25’ini geçemeyeceğine ilişkin üçüncü cümlesi dava tarihinden sonra 31/03/2022 tarih ve 31795 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile yürürlükten kaldırıldığından, anılan cümlelerin iptali istemi yönünden esasının incelenme olanağı kalmadığı, b) Birinci ve dördüncü cümleleri yönünden; Yönetmelik'in "Yapı ve yapı ile ilgili esaslar" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı alt bendi, her ne kadar 31/03/2022 tarih ve 31795 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 5. maddesi ile değiştirilmişse de, iptali istenen alt bendin davanın açıldığı tarihteki halinin ilk cümlesinde ve dördüncü cümlesinde yer alan düzenlemeler ile 31/03/2022 tarihli değişiklikle yürürlüğe giren halinin ilk cümlesinde ve ikinci cümlesinde yer alan düzenlemelerin bire bir aynı yönde olması nedeniyle bu düzenlemeler yönünden uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği, Uyuşmazlığa konu alt bendin birinci cümlesinin, katılımcıya ait tesisin çalışması ve işletilmesi için gerekli olan LPG tankı, yangın suyu deposu, arıtma tesisi, güneş ve rüzgâr enerjisine dayalı elektrik enerjisi üretim tesisleri ve benzeri destek ünitelerinin parsel içi ring yolu veya çevre yeşili üzerinde yer alamayacağına; dördüncü cümlesinin ise, bunun dışında parsel içindeki konumunun uygunluğuna ilgili mevzuata göre OSB'nin karar vereceğine ilişkin olduğu, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu hükümlerinin bir bütün olarak incelenmesinden; davalı Bakanlığın, Organize Sanayi Bölgesi (OSB) imar planlarını yapmak, OSB'nin yapılaşmasına ilişkin mevzuatla verilen iş ve işlemleri yürütmek, OSB sınırları içerisinde yapılacak ve OSB tüzel kişiliği tarafından yönetmeliğe uygun olarak hazırlanacak imar ve parselasyon planları ile değişikliklerini onaylamak, onayladığı imar planına yönelik itirazları sonuçlandırmak ve imar planına yönelik aktarılan hususlar ile 4562 sayılı Kanun'un uygulanmasına ilişkin usul ve esasları yönetmelikle belirlemek konusunda görevli ve yetkili olduğu, İmar mevzuatı uyarınca, yapı yaklaşma mesafesi, yapının yola ve komşu parsellere en fazla yaklaşabileceği mesafeyi ifade etmekte olup, uygulama imar planlarında yapı yaklaşma mesafesinin belirlenmesinin zorunlu olduğu; OSB mevzuatı bu çerçevede incelendiğinde, gerek Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği gerekse Organize Sanayi Bölgeleri İmar Planı Şartnamesinde yer alan geri çekme mesafesi kavramının; çarpık ve düzensiz yapılaşmayı önlemek, düzenli ve sağlıklı bir OSB alanı oluşturmak amacıyla ve imar mevzuatına uygun olarak yapı yaklaşma mesafesi kavramı ile eş anlamlı düzenlendiği, ayrıca "çevre yeşili" ile "parsel içi ring yolu"nun geri çekme mesafesi içinde yer aldığının anlaşıldığı, Buna göre, kural olarak yapılaşmaya izin verilmeyen yapı yaklaşma (geri çekme) mesafesi içinde yer alan -sanayi parseli içi- çevre yeşili ile ring yolu üzerinde destek ünitesi kurulmasını yasaklayan dava konusu birinci cümlede ve destek ünitelerinin bahse konu geri çekme mesafesi dışında olmak kaydıyla sanayi parseli içinde konumlandırılabileceği yerleri -parselin konumu, inşa edilecek yapının niteliği gibi hususlar dikkate alınarak somut başvurunun özelliklerine göre- belirleme konusunda, OSB’nin mevzuata ve imar planına uygun yapılaşmasından sorumlu olan OSB tüzel kişiliğine takdir yetkisi tanıyan dava konusu dördüncü cümlede hukuka, meri mevzuata, kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, B) Yönetmelik'in "Kurulamayacak tesisler" başlıklı 54. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin (9) numaralı alt bendi yönünden; 27/05/2021 tarih ve 31493 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 4. maddesi ile dava konusu Yönetmelik'in 54. maddesinin OSB'lerde kurulamayacak tesislerin sayıldığı 1. fıkrası ve kurulamayacak tesislerin istisnalarının sayıldığı 2. fıkrası yürürlükten kaldırıldığından, anılan bendin iptali istemi yönünden esasının incelenme olanağı kalmadığı gerekçesiyle, Dava konusu Yönetmelik'in 43. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı alt bendinin birinci cümlesi ve dördüncü cümlesi yönünden davanın reddine, 43. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı alt bendinin ikinci ve üçüncü cümleleri ile 54. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin (9) numaralı alt bendi yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderinin 1/4'ünün davacılar üzerinde bırakılmasına, 3/4'ünün ise davalı idareden alınarak davacılara verilmesine ve taraflar lehine karşılıklı olarak vekalet ücretine hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, dava konusu Yönetmelik'in "Yapı ve yapı ile ilgili esaslar" başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin (1) numaralı alt bendinin tamamına ilişkin iptal isteminde bulunulmuşsa da, maddenin sadece ikinci ve üçüncü cümlelerine ilişkin hukuka aykırılık iddialarında bulunulduğu ve taraflar arasındaki hukuki ihtilafın anılan cümlelerden kaynaklandığı, bu cümleler de, dava tarihinden sonra yürürlükten kaldırılmış olup, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın ortadan kalktığı bu nedenle, iptali istenen alt bendin birinci ve dördüncü cümleleri yönünden de esasının incelenme olanağı kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, yürürlükten kaldırılan düzenlemeler yönünden, işin esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken “davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu" araştırılmadan aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmuş, davacılar tarafından ise, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Müşterek Kurul kararının temyize konu kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın davanın reddine ve yargılama gideri ile vekalet ücretine yönelik kısımları usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddi, kısmen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Onuncu ve Altıncı Daireleri Müşterek Kurulunun 23/11/2023 tarih ve E:2020/3116, K:2023/7335 sayılı kararının temyize konu davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik kısmının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 20/03/2025 tarihinde, davacının temyiz istemi yönünden oybirliği, davalı idarenin temyiz istemi yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, kısmen dava konusu düzenlemelerin bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarece davacılara ödenmesine hükmedildiği görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, kısmen dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir. Bu durumda; kısmen konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve bu kapsamdaki vekalet ücreti konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, bu kısım nedeniyle yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın karar verilmesine yer olmadığına yönelik kısma ilişkin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.