Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/3067 E. 2025/637 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/3067
- Karar No
- 2025/637
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3067 Karar No : 2025/637
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri ..., Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 25/04/2023 tarih ve E:2021/4224, K:2023/2178 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E:... sayılı görüş yazısı ile Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı Genel Yazısı'nın iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 25/04/2023 tarih ve E:2021/4224, K:2023/2178 sayılı kararıyla; 2014 ve 2015 yıllarını kapsayan 2. Dönem Toplu Sözleşme ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 33. maddesinde yer alan yoğun bakım, diyaliz, ameliyathane, acil servis ve 112 acil sağlık hizmetlerinde tutulan nöbetler için %50 artırımlı nöbet ücreti ödenmesi düzenlemelerinin uygulanmasına yönelik olarak, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun 23/06/2014 tarih ve 869 sayılı "Nöbet Ücretleri" konulu Genel Yazısı'nın yayımlanmış olduğu, bu Genel Yazı'nın iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onikinci Dairesinin 18/04/2019 tarih ve E:2018/4576, K:2019/2960 sayılı kararıyla, ayrı bir acil laboratuvar/röntgen birimi bulunmayan sağlık tesislerinde acil servise hizmet veren laboratuvar/röntgen personelinin de %50 artırımlı nöbet ücreti alması gerektiği yolundaki gerekçeyle anılan Genel Yazı'nın "Özellik Arz Eden Birimlere Hizmet Verenlerin Nöbet Ücreti" başlıklı 2. maddesinin iptaline karar verildiği, Ancak bu kararın temyizi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/10/2010 tarih ve E:2019/3278, K:2020/1772 sayılı kararıyla, %50 artırımlı nöbet ücretinin hizmetin verildiği birime değil, çalışanın görev yaptığı birime göre değerlendirilmesi gerektiği ve bu sayılan birimlerde görev yapmayan personele bu ücretin ödenmesine hukuken imkân bulunmadığı yolundaki gerekçeyle Daire kararının bozulduğu, Bunun üzerine, Dairelerinin 17/10/2022 tarih ve E:2021/3923, K:2021/4985 sayılı kararıyla bozma kararına uyularak davanın reddine karar verildiği, davalı idare tarafından bu iptal kararının uygulanması kapsamında, yapılan fazla ödemelerin geri alınmasına ilişkin dava konusu işlemleri tesis etmesi üzerine bakılan davanın açıldığı belirtilerek maddi olay ve hukuki süreç gösterilip, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1/(a), 14/3/(d), 14/6 ve 15/1/(b) maddeleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Ek 33. maddesi, 14/08/2013 tarih ve 28735 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2014 ve 2015 Yıllarını Kapsayan 2. Dönem Toplu Sözleşme'nin Üçüncü Kısmının, "Sağlık ve Sosyal Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme" başlıklı Üçüncü Bölümünün 7. maddesi ve Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun "Nöbet Ücretleri" konulu 23/06/2014 tarih ve 869 sayılı Genel Yazısı düzenlemeleri aktarıldıktan sonra, Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E:... sayılı görüş yazısı yönünden; İdari işlemlerin idari davaya konu olabilmeleri için, kesin ve yürütülebilir olma niteliklerini birlikte taşımaları gerektiği, kesin ve yürütülmesi zorunlu işlemin ise hukuk düzeninde sonuç doğuran, başka bir makamın onayına ihtiyaç göstermeyen ve ilgilinin hukukunda değişiklikler meydana getiren işlem olduğu, İdari işlemin; idarenin tek taraflı irade beyanıyla ilgililer yönünden icrai ve etkili sonuçlar doğurabilme niteliğine sahip olması gerektiği dikkate alındığında, sağlık kurumlarına yol gösterici mahiyette ve yalnızca "görüş" bildirmekten ibaret olan davalı idare Hukuk Müşavirliği yazısının icrai nitelik taşımadığı ve idari davaya konu edilemeyeceği, Bu durumda, idari davaya konu edilebilecek nitelikte olmayan Sağlık Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin ... tarih ve E:... sayılı görüş yazısının iptali istemiyle açılan davanın esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı Genel Yazısı yönünden; Danıştay Onikinci Dairesinin 18/04/2019 tarih ve E:2018/4576, K:2019/2960 sayılı iptal kararı sonrasında tesis edilen Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumunun ... tarih ve ... sayılı yazısının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/10/2020 tarih ve E:2019/3278, K:2020/1772 sayılı bozma kararı gereğince, yürürlükten kaldırılması üzerine, 23/06/2014 tarih ve 869 sayılı "Nöbet Ücretleri" konulu Genel Yazı'nın 3. maddesinin Dairelerince verilen iptal kararı öncesindeki mevcut hâliyle uygulanmaya devam edilmesi yolunda tesis edilen dava konusu Genel Yazı'nın yargı kararının bir gereği olarak, iptal kararından önceki hukuki durumun geri getirilmesi amacıyla tesis edildiği anlaşıldığından, dava konusu Genel Yazı'da hukuka ve mevzuat hükümlerine aykırılık görülmediği, Gerekçeleriyle, Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve E:... sayılı görüş yazısı yönünden davanın incelenmeksizin reddine, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının ... tarih ve E:... sayılı Genel Yazısı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün dava konusu işlemlerinin hukuki mütalaa olmasına rağmen Bakanlığa bağlı tüm kurum ve kuruluşlarca bağlayıcı kabul edildiği ve başkaca bir işleme gerek kalmaksızın uygulandığı, bu durumun, söz konusu işlemlerin icrai nitelik taşıdığını ve kişilerin hukuk düzeninde doğrudan etkisini gösterdiği, salt hukuki mütalaa gerekçesiyle davanın reddedilmesinin hak arama hürriyetini ihlal edeceği, davalı idarenin henüz kesinleşmemiş bir yargı kararına dayanarak işlem tesis ettiği ve çalışanlardan geriye dönük ödeme talep ettiği, söz konusu yargı kararının davalı idare aleyhine kesinleşmesi hâlinde yapılan ödemelerin iadesinin gerekeceği, bu durumun hem çalışanları mağdur edeceği hem de kamu zararı oluşturacağı; çalışanların verdiği hizmetin karşılığının, 2022 ve 2023 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme ile mesai saatleri dışında acil servise hizmet veren röntgen ve laboratuar hizmetlerinde çalışanların da %50 artırımlı nöbet ücretinden yararlanacağının düzenlenmesiyle verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görüş yazısının icrai nitelik taşımadığı ve idari davaya konu edilemeyeceği, bu nedenle bu yazıya yönelik davanın incelenmeksizin reddinin yerinde olduğu; Strateji Geliştirme Başkanlığının Genel Yazısı'nın ise Danıştay Onikinci Dairesinin 18/04/2019 tarihli iptal kararı sonrasında tesis edilen 26/11/2019 tarihli yazının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma kararı gereğince yürürlükten kaldırılması ve 23/06/2014 tarihli "Nöbet Ücretleri" konulu Genel Yazı'nın iptal kararından önceki hâliyle uygulanmaya devam edilmesi amacıyla tesis edildiği, bu durumun yargı kararının bir gereği olarak iptal kararından önceki hukuki durumun geri getirilmesi amacını taşıdığı, dolayısıyla dava konusu Genel Yazı'da hukuka ve mevzuat hükümlerine aykırılık bulunmadığı, Daire kararının usule ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafın temyiz isteminin reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulüyle, Daire kararının; Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı Genel Yazısı'nın "yapılan ödemelerin geri alınması"na ilişkin kısmına yönelik davanın reddine dair kısmının bozulması; temyiz isteminin diğer kısımlarının ise reddedilerek Daire kararının bu kısımlarının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Üyeler ... ve ...'in "dava konusu Genel Yazı'nın 'yapılan ödemelerin geri alınması'na yönelik kısmının, davacı Sendikanın menfaatini etkilemediği, bu nedenle bu kısım yönünden" davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin usule yönelik oyuna karşılık, davacı Sendikanın bu kısım yönden de dava açma ehliyetinin bulunduğuna oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen incelenmeksizin reddine, kısmen reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 25/04/2023 tarih ve E:2021/4224, K:2023/2178 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 19/03/2025 tarihinde, usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Dava konusu olayda, davacı Sendika, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 08/04/2021 tarihli işlemi ile Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 29/03/2021 tarihli işleminin iptalini talep etmiştir. Danıştay Onikinci Dairesi, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görüş yazısının icrai nitelik taşımadığı ve idari davaya konu olamayacağı gerekçesiyle bu kısım yönünden davanın incelenmeksizin reddine karar vermiştir. Ancak, dosyadaki bilgi ve belgeler ile davacı Sendikanın iddiaları dikkate alındığında, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 29/03/2021 tarihli görüş yazısının salt bir hukuki mütalaa olmaktan öte, idareyi bağlayıcı ve yönlendirici nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki; söz konusu görüş yazısında, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı gereğince yeniden düzenleme yapılması (dolayısıyla ödemelerin kesilmesi) ve Danıştay Onikinci Dairesinin iptal kararı üzerine yapılan ödemelerin geri alınması hususları belirtilmiştir. Bu görüş üzerine, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 08/04/2021 tarihli işlemi ile bu görüş İl Sağlık Müdürlüklerine gönderilerek gereğinin yapılması istenmiştir. Davalı idarenin bu yazılarının kurumlara ulaşması akabinde, kurumlar tarafından personelden geriye dönük rücu işlemleri başlatılmıştır. Bu durum, görüş yazısının doğrudan hukuki sonuç doğurduğunu ve idare tarafından uygulanmaya konulduğunu açıkça göstermektedir. Davacının temyiz dilekçesinden, Bakanlığa bağlı tüm kurum ve kuruluşlar tarafından söz konusu işlemin bağlayıcı kabul edildiği ve bu görüş yazısı gerekçe gösterilerek uygulama yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar yazı bir hukuki mütalaa olarak görünse de, icrai nitelik görmekte ve tek başına bağlayıcılık arz etmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından üzerine ilave bir değerlendirme dahi yapılmaya gerek görülmeden ilgili makamlar ile paylaşılmış ve bu görüş doğrultusunda iş ve işlemlerin tesis edilmesi istenilmiştir. Böylece Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün davaya konu işlemi kişilerin hukuk düzeninde doğrudan etkisini göstermiştir. İdari işlemlerin idari davaya konu olabilmesi için kesin ve yürütülebilir nitelikte olması gerektiği kuşkusuzdur. Ancak, bir işlemin salt başlığına veya şekline bakılarak değil, içeriği, doğurduğu sonuçlar ve idarenin uygulamadaki tavrı dikkate alınarak icrai nitelikte olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün görüş yazısı, içeriği ve idarenin uygulamaları itibarıyla kesin ve yürütülebilir bir idari işlem niteliği taşımaktadır. Bu nedenle, söz konusu görüş yazısının iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddedilmesi hukuka uygun değildir. Bu gerekçelerle, Daire kararının, Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı görüş yazısının iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, anılan kısma yönelik aksi yöndeki Kurul kararına katılmıyoruz.
KARŞI OY XX- Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere; Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası tarafından açılan davada, Danıştay Onikinci Dairesinin 18/04/2019 tarih ve E.2018/4576, K.2019/2960 sayılı kararıyla, mesai saatleri dışında acil servise hizmet veren röntgen ve laboratuvar birimlerinde fiilen görev yapan sağlık personelinin, bu hizmetleri nedeniyle %50 oranında artırımlı nöbet ücretinden yararlanması gerektiği yönünde hüküm kurulmuştur. Bu karar üzerine, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığınca 26/11/2019 tarihli yazı ile anılan kararın, ayrı bir acil laboratuvar/röntgen birimi bulunmayan sağlık tesislerinde, nöbet görevini ifa ederken mesai saatleri dışında acil servis hastalarına da hizmet veren laboratuvar/röntgen biriminde görevli personele, bu şekilde çalıştıkları süreler için %50 oranında artırımlı nöbet ücreti ödenmesi şeklinde uygulanması tüm il sağlık müdürlüklerine bildirilmiş ve uygulamaya geçilmiştir. Ancak, söz konusu Danıştay Onikinci Dairesi kararı, temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 08/10/2020 tarih ve E.2019/3278, K.2020/1772 sayılı kararı ile bozulmuştur. İDDK kararında, %50 artırımlı nöbet ücretinden yararlanma koşulunun hizmet değil birim bazında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu bozma kararı üzerine, Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 29/03/2021 tarihinde verilen görüşte, bozma kararına uygun şekilde uygulamanın yeniden düzenlenmesi ve iptal kararı uyarınca yapılan ödemelerin geri alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Bu görüş doğrultusunda, 08/04/2021 tarihli dava konusu Genel Yazı ile daha önce yapılan ödemelerin geri alınması yoluna gidilmiştir. Temyiz istemine konu Daire kararında, İDDK’nın bozma kararı gerekçe gösterilerek, anılan Genel Yazı ile öngörülen geri alma işleminin hukuka uygun olduğu değerlendirilmiştir. Ancak, Daire kararında, Danıştay Onikinci Dairesinin kararına istinaden başlatılan genel uygulama kapsamında yapılan ödemelerden yararlanmış, ilk davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin hukuki durumları bakımından idare hukuku ilkeleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılmamıştır. Öncelikle söz konusu ödemelerin, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın gerekçeleri dikkate alınarak ancak bu karara taraf olmayan ilgili tüm personelin yararlanacağı şekilde idarece resen yapıldığı dikkate alınmalıdır. İDDK’nın bozma kararının ardından, bu ödemelerin geriye dönük olarak dava dışı üçüncü kişilerden talep edilmesi, idare hukuku ilkelerinden olan hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerine aykırıdır. Zira bu personele yapılan ödemeler, idarece resen, bir yargı kararının gerekçeleri dikkate alınarak gerçekleştirilmiştir. Ödemelerden yararlanan kişilerin, ödemeleri idarenin hukuka uygun işlemi neticesinde aldıkları, herhangi bir hata veya kusurlarının olmadığı ve bu hukuki duruma güven duyarak tasarrufta bulundukları dikkate alındığında, söz konusu ödemelerin geçmişe etkili olacak şekilde geri alınması hukuki güvenlik, idari istikrar ve idareye güven ilkesini zedelemektedir. Sonuç olarak, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı Genel Yazısı’nın “yapılan ödemelerin geri alınması”na yönelik kısmı, dava dışı üçüncü kişiler bakımından hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerine aykırıdır. Bu nedenle, Daire kararının, söz konusu Genel Yazı’nın bu kısmına yönelik davanın reddine ilişkin hükmünün bozulması gerektiği oyuyla, anılan kısma yönelik aksi yöndeki Kurul kararına katılmıyoruz.
KARŞI OY XXX- Daire kararının, dava konusu Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı Genel Yazısı'nın "yapılan ödemelerin geri alınması"na ilişkin kısmı yönünden davanın reddine ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından bozulması gerekmektedir. Dava konusu Genel Yazı ile, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 08/10/2020 tarih ve E.2019/3278, K.2020/1772 sayılı bozma kararı doğrultusunda bir değerlendirme yapılarak, Danıştay Onikinci Dairesinin önceki kararına istinaden yapılan artırımlı nöbet ücreti ödemelerinin geri alınması gerektiği yönünde idari bir düzenleme yapılmıştır. Bu çerçevede dava dışı çok sayıda sağlık çalışanından, geçmişe dönük olarak yapılan ödemelerin iadesi istenmiştir. Ancak, idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesi ile birlikte, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 11. maddesinde öngörülen "idari işlemlere karşı başvuru süresi" ve bu kapsamda idarenin işlem tesisine esas aldığı tarihler dikkate alındığında, idarenin ancak Genel Yazı’nın tebliğinden önceki 60 günlük süre içerisinde yapılan ödemeleri geri isteme yetkisi bulunmaktadır. Şöyle ki: idarenin hukuka aykırı işlemlerini geri alabilmesi, 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesinde yer alan başvuru süresiyle birlikte değerlendirilmelidir. Uygulamada ve yargı içtihatlarında istikrar kazanan görüşe göre, idare hukuka aykırılığın farkına vardığı veya farkına varması gerektiği andan itibaren, makul bir süre içinde işlem tesis etmelidir. Bu sürenin ölçütü ise genellikle idari dava açma süresi olan 60 gün olarak kabul edilmektedir. Bu 60 günlük süre, bir yandan ilgililerin hukuki güvenliğini korurken, diğer yandan idarenin de işlem tesis etme yetkisini keyfî biçimde geriye dönük ve sınırsız olarak kullanmasını engeller. Zira hukuki öngörülebilirlik ve idareye güven ilkesi, kamu personelinin uzun süre önce yapılmış ve idare tarafından açıkça onaylanmış ödemeler bakımından belirsizlikle karşı karşıya kalmamasını sağlar. Dolayısıyla, idarenin geri alma iradesini yansıttığı 08/04/2021 tarihli Genel Yazı esas alındığında, idarenin en fazla bu tarihten önceki 60 günlük süre içinde yapılan ödemelerle sınırlı olarak geri alma işlemi tesis edebileceği kabul edilmelidir. Bu sürenin ötesindeki dönemlere ilişkin yapılan ödemelerin geri talep edilmesi, hukuk devleti ilkesi ve idareye güven ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Her ne kadar yukarıda belirtilen 60 günlük süre idarenin geri alma yetkisini sınırlayan genel bir kural olsa da, yokluk, açık hata ve hile gibi istisnai durumlarda bu süre sınırlaması uygulanmaz. Bu tür durumlar, hukuki işlem olarak dahi nitelendirilemeyecek veya ağır hukuka aykırılık taşıyan hâller olup, idareye bu işlemleri her zaman geri alma yetkisi tanımaktadır. Ancak somut olayda, geri alınmak istenen ödemeler; Danıştay Dairesi kararı doğrultusunda yapılan, Bakanlıkça yayımlanan genel yazılarla uygulama birliği sağlanan, uzun süre boyunca personel tarafından iyi niyetle kabul edilip harcanan, ilgili personelin herhangi bir kusur veya hilesine dayanmayan bir idari uygulamanın doğal sonucu niteliğindedir. Bu bağlamda, geri alınmak istenen ödemelerde ne yokluk, ne açık hata, ne de hile unsuru bulunmadığı gibi, ilgili kişilerin herhangi bir kusurlu ya da yanıltıcı davranışları da tespit edilmemiştir. Dolayısıyla, söz konusu ödemeler bakımından 60 günlük süre sınırlaması dışına çıkılması hukuken mümkün değildir. Danıştay Onikinci Dairesinin kararı esas alınarak idare tarafından yaklaşık bir buçuk yıl boyunca uygulanan ve personele artırımlı nöbet ücreti ödenmesine imkân tanıyan düzenleme, dava dışı üçüncü kişiler yönünden hukuka uygunluk karinesine sahip bir idari uygulama niteliğindedir. Dolayısıyla, bu kişilerin herhangi bir kusuru ya da haksız zenginleşmesi söz konusu değildir. İdareye güven ve kazanılmış haklar ilkesi gereği, bu durumdaki 60 günlük süre sınırlaması dışında kalan ödemelerin geçmişe etkili olarak geri istenmesi mümkün değildir. Sonuç olarak; 08/04/2021 tarihli Genel Yazı ile artırımlı nöbet ücreti ödemelerinin geri istenilmesi yönündeki idari işlem, ancak bu Genel Yazı'nın tesisinden önceki 60 günlük dava açma süresi içinde yapılan ödemeler bakımından hukuken olanaklı olsa da, bunun dışındaki geriye dönük tüm ödeme talepleri yönünden hukuka aykırıdır. Bu gerekçelerle, Daire kararının, Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı Genel Yazısı'nın "yapılan ödemelerin geri alınması"na yönelik kısmı yönünden; anılan Genel yazının tesisinden geriye doğru 60 gün gidilerek belirlenecek tarihten öncesine tekabül eden kısmına yönelik davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, anılan kısma yönelik aksi yöndeki Kurul kararına katılmıyorum.