Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2025/6270 E. 2026/1130 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2025/6270
Karar No
2026/1130
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/6270 Karar No : 2026/1130

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALILAR) : 1- ... Birliği VEKİLİ : Av. ...

2- ... Barosu Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan davacı tarafından, İzmir Barosu Disiplin Kurulunca verilen kınama cezasına yapılan itirazın reddi ile onanmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı hakkında kesin hüküm bulunmadığından eylemleri sebebiyle kişilerin huzur ve sükununu bozduğundan bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri gereği ceza aldığından bahsedilemeyeceği ancak dosyadaki bilgi ve belgelerden; alacaklı adına vekil olarak yaptığı icra takibinde ödeme emrine itiraz süresi dolmadığını bilmesine rağmen yanında icra memuru olduğunu söylediği iki şahıs ile birlikte borçlunun evine hacze geldiklerine dair gerçeğe aykırı beyanda bulunup borçlunun çocuklarına "Bugün mutlaka 200-300 Türk lirası da olsa ödemeniz lazım, saat 17:00'a kadar ödeme yapmazsanız evde haciz işlemine başlayacağım" şeklinde sözler söylemek ve icra takibinin kesinleştiğine, borçlu hakkında haciz talep edildiğine dair gerçeğe aykırı ifadeler içeren yazılı belge vermek suretiyle hukuki olmayan yollarla, hukuka aykırı biçimde alacağı tahsil etmeye çalıştığı, bu durumda davacının yüklendiği avukatlık görevini, kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmediği ve unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmadığı anlaşıldığından meslek kurallarına uymadığı gerekçesiyle hakkında kınama cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; dava konusu işlemin yasal dayanağı olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun disiplin cezalarını düzenleyen 134 ve 135. maddelerinin Anayasa Mahkemesinin 06/03/2025 tarih ve E:2025/50, K:2025/47 sayılı kararı ile Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, somut uyuşmazlıkta, Anayasa Mahkemesince Anayasa aykırı olduğuna açıkça hükmedilerek iptaline karar verilen Kanun hükmüne dayanılarak verilmiş olan disiplin cezasının dayanağı kalmamış olup bu Kanuna dayanılarak tesis edilen işlemin de Hukuk Devletinin gereği olarak iptaline hükmedilmesi gerektiğinden dava konusu disiplin cezasında hukuka uyarlık bulunmadığından istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı İdareler tarafından; Anayasa Mahkemesi'nin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun disiplin cezalarını düzenleyen 134 ve 135. maddelerinin iptaline ilişkin 06/03/2025 tarih ve E:2025/50, K:2025/47 sayılı kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğinin karara bağlandığı, anılan kararın 22/05/2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlandığı, işlemin tesis edildiği tarihte henüz yürürlüğe girmediği açık olan Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanması ve geriye yürümesinin Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca hukuken mümkün olmadığı, bu durumun aynı zamanda disipline aykırı eylemlerin yaptırımsız kalmasına sebebiyet vereceği, yerleşik yargı kararlarının da aynı yönde olduğu, temyize konu Bölge İdare Mahkemesinin gerekçesi dayanak yasal düzenlemenin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmesi olduğundan, haksız işlem tesis edildiğine dair bir tespit bulunmayan davalı idareler aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Bölge idare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, alacaklı avukatı sıfatıyla ... İcra Müdürlüğünün E. ... sayılı dosyası üzerinden başlattığı icra takibi kapsamında, 441,65-TL alacağın tahsili maksadıyla şikayetçileri icra takibi öncesi ve sırasında adına kayıtlı GSM hattı üzerinden (26) kez mesaj göndermek ve (2) kez de aramak suretiyle rahatsız ettiği, ödeme emri şikayetçilere 23/01/2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen takip henüz kesinleşmeden 28/01/2020 tarihinde yanında icra memuru olduğunu beyan ettiği iki şahıs ile birlikte şikayetçilerin evine gelerek ödeme yapmamaları halinde haciz işlemine başlayacağı yönünde beyanda bulunduğuna ilişkin iddialar kapsamında Bakanlık tarafından verilen soruşturma Olur'u üzerine yapılan ceza kovuşturması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verildiği, yapılan itirazın reddi üzerine bu kararın 16/01/2023 tarihinde kesinleştiği, İzmir Barosu Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile açılan disiplin kovuşturmasında ... tarih ve ... sayılı yazı ile savunması istenilen davacının 11/08/2022 tarihinde yazılı savunmasını sunduğu, davacının "kınama" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir Barosu Disiplin Kurulunun ... tarih ve E. ..., K. ... sayılı işlemine yapılan itirazın ise Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun ... tarih, E. ..., K. ... sayılı kararı ile süreden reddedilerek onanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT: Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Disiplin Cezalarının uygulanacağı haller" başlıklı 134. maddesinde; "Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, meslekî çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır.”, "Disiplin cezaları" başlıklı 135. maddesinde; "Disiplin cezaları şunlardır: 1. Uyarma; avukatın mesleğinin icrasında daha dikkatli davranması gerektiğinin kendisine bildirilmesidir. 2. Kınama; meslekinde ve davranışında kusurlu sayıldığının avukata bildirilmesidir. 3. Onbin liradan yüzellibin liraya kadar para cezası. 4. İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetlerinin yasaklanmasıdır. 5. Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Avukatlık ortaklığı için de baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir." hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan ve yukarıda anılan 1136 sayılı Kanun'un 134 ve 135. maddeleri, Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2021/16, K:2021/62 sayılı kararına atıf yapılmak suretiyle, meslek mensupları hakkında disiplin cezası uygulama yetkisinin kullanılması ile ilgili olarak bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkân tanımadığı, söz konusu yetkinin olayın özelliklerine, eylemin ağırlığına, oluşan zararın büyüklüğüne göre kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanılmasını sağlamanın yanında işlenen disiplinsizlik eylemi ile tayin edilen disiplin cezası arasında adil bir dengenin gözetilmesini temin edecek gerekli ve yeterli mekanizmaların kurulmadığı, verilecek disiplin cezaları bakımından keyfî yorum ve uygulamalara karşı hukuki güvencenin sağlanmadığı gerekçesiyle Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesinin 06/03/2025 tarih ve E:2025/50, K:2025/47 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 22/05/2025 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 06/03/2025 tarihli Anayasa Mahkemesi iptal kararının yayımı tarihinden itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilmiş olup, söz konusu karar 22/02/2026 tarihinde yürürlüğe girecek olmakla birlikte, yasa koyucu 25/12/2025 tarih ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5 ve 6. maddeleri ile iptal edilen Kanun maddelerini yeniden düzenlemiştir. Anayasa'nın "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153. maddesinde; Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının kesin olduğu, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı, Anayasa Mahkemesi'nin bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceği, iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinin, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlayacağı, iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmî Gazetede hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı hükmüne yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararlarının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleyen anılan kural kapsamında Anayasa Mahkemesi kararları kural olarak yürürlüğe girdikleri tarih itibarıyla derhal etki göstermekte, ancak bazı durumlarda yürürlüğe gireceği tarih ayıca kararlaştırılabilmektedir. Bu halde Anayasa Mahkemesince iptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali durumunda, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın bir gereğidir. Kaldı ki, menfaat veya hakkını ihlal ettiğini ileri sürdüğü ve hukuksal durumunda etki yaratan idari işlemin iptali istemiyle dava açan ilgilinin, bu işlemin dayandığı yasa ya da yasa gücündeki kararname hükmünün iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkının devamı olarak Anayasa Mahkemesinin bu kuralların iptali yolundaki kararının sonuçlarının görülmekte olan davasında uygulanmasını istemek hak ve yetkisi de vardır. Esasen, yargı yerinin de bu yolda kendiliğinden hareket etmesi gerektiği yukarıda yapılan açıklamalar karşısında zorunludur. Anayasa Mahkemesinin, kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek hukuksal bir boşluğun doğmamasını temin için, iptal kararının yürürlüğünü ertelediği durumlar ise, yukarıda yapılan açıklamaların ayrık halidir. Nitekim, 1136 sayılı Kanun'un 134 ve 135. maddeleri, Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2021/16, K:2021/62 sayılı kararına atıf yapılmak suretiyle, Anayasa Mahkemesinin 06/03/2025 tarih ve E:2025/50, K:2025/47 sayılı kararı ile iptal edilmiş ise de aynı kararın "İptal Kararının Yürürlüğe Gireceği Gün Sorunu" başlıklı IV. Bölümünde; "1136 sayılı Kanun’un 134. ve 135. maddelerinin iptalleri nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür." denilmiştir. Anayasa Mahkemesi, iptal kararının daha sonra yürürlüğe gireceğini öngörmek suretiyle yasa koyucunun bu süre içerisinde o alanı, dava konusu olayda olduğu gibi, yeniden düzenlemesini, böyle bir düzenleme yapılması halinde de oluşmuş hukuksal durumun korunmasını ve devam etmesini amaçlamaktadır. Kamu yararını bozacak, olumsuz yönde etkileyecek hukuksal boşluğun doğmasını engellemek için getirilen bu sürenin, yalnızca yasama organına yönelik olduğunu, idarenin bu sürede bir tasarrufta bulunamayacağını kabul etmek, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını bağlayacağını belirten Anayasanın 153. maddesine aykırı olacaktır. Zira, Yüksek mahkemenin iptal kararının yürürlüğünü Anayasanın 153. maddesine dayanarak dokuz ay sonraya ertelemesi de bir Anayasa Mahkemesi kararı olup, diğer kararları gibi yasama organı ile birlikte yürütme ve yargı organlarını da bağlar. Yüksek Mahkemenin aynı karar metnindeki "iptal" hükmünü dikkate alıp, yürürlük tarihini belirleyen hükmünü dikkate almamak Anayasanın 153. maddesinde ifadesini bulan "Anayasa Mahkemesi kararları .... yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmüne aykırılık teşkil edecektir. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararı ve bu kararın yürürlük tarihini belirleyen karar, yasama, yürütme ve yargı organlarını bağladığına göre; Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlük tarihini belirleyen kararını ortadan kaldıracak şekilde, iptal edilen hükmün herhalukarda kendiliğinden yürürlükten kalkacağının kabulü olanaklı değildir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı, fakat henüz yürürlüğe girmediği dönem ve öncesinde tesis edilen işlemlerin yargısal denetimi, yürürlüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla korunan düzenlemeye göre yapılmalıdır. Bu duruma göre, dava konusu idari işlemin dayanağı olan kanun hükmü 22/05/2025 tarih ve 32907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş olmakla birlikte, anılan hükmün; dava konusu işlem tarihi olan 23/02/2024 tarihi ve temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının verildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunduğu tartışmasız olup, bu hükme istinaden idarece işlem tesis edilebileceği ve işlemin yargısal denetiminin de söz konusu düzenlemeye göre yapılacağı tabiidir. Diğer bir ifadeyle, 1136 sayılı Kanun'un 134 ve 135. maddeleri, TBMM tarafından yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar ama yapılmaz ise nihayet 22/02/2026 tarihine kadar uygulanmaya devam edilecektir. Aksi düşünce dava konusu olayda olduğu gibi disiplin suçu işleyen meslek mensuplarının yaptırımsız kalması sonucunu doğuracaktır. Bununla birlikte; yapılacak değerlendirmede, 25/12/2025 tarih ve 33118 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun ile değişik 1136 sayılı Kanun'un 134. ve 135. maddelerinde yapılan değişikliğin lehe düzenleme içerip içermediği hususunun gözönünde bulundurulacağı da tabidir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz istemlerinin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harçlarının istemi hâlinde davalı idarelere ayrı ayrı iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 25/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2025/6270, K. 2026/1130, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2025-6270-e-2026-1130-k-fcdfbbec37d4