Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2024/4141 E. 2026/1115 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2024/4141
Karar No
2026/1115
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/4141 Karar No : 2026/1115

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Barosu Başkanlığı

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Afyonkarahisar Barosuna kayıtlı avukat olan davacı tarafından, "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan hakkında kesinleşmiş mahkumiyet bulunduğundan bahisle meslekten çıkarılmasına ve tedbiren işten yasaklanmasına dair Afyonkarahisar Barosu Disiplin Kurulu kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesinde, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan mahkum olmanın avukatlığa engel hâller arasında sayıldığı, 136. maddesinde, 5/1-(a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme hâlinde meslekten çıkarma cezası uygulanacağı, 154. maddesinde de meslekten çıkarma cezası verilenlerin işten yasaklanacağının belirtildiği, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkum olduğu ve mahkumiyet kararının kesinleştiği anlaşıldığından, anılan Kanun'un amir hükmü gereği tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işleme esas teşkil eden "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan kesinleşmiş mahkumiyetine yönelik olarak Anayasa Mahkemesi nezdinde bulunduğu hak ihlali başvurusunun kabulüne ilişkin 12/07/2023 tarih ve 2018/23403 sayılı karar gereği ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nce yeniden yapılan yargılama neticesinde ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile 1yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara yönelik temyiz yargılamasının Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin E:... sayılı dosyası üzerinden derdest olduğu, hali hazırda hakkında verilmiş kesinleşmiş bir ceza mahkumiyeti kararının bulunduğundan bahsedilemeyeceği, bu husus gözardı edilerek eksik inceleme yoluyla verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği tarafından; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur. Diğer davalı Afyonkarhisar Barosu tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Afyonkarahisar Barosunda avukat olarak görev yapan davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında açılan ceza davasında, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri uyarınca neticeten 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu sonucunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile Ağır Ceza Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden kurulan hüküm uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile düzeltilerek onanması üzerine kesinleştiği, bunun üzerine davacının kayıtlı olduğu Afyonkarahisar Barosu Displin Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 136/1 ve 153/1 maddeleri gereğince "meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına" ve "tedbiren işten yasaklamasına" karar verildiği, bu kararın Türkiye Barolar Birliği' Disiplin Kurulu'nun ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile onanması üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT: 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "Avukatlığa kabulde engeller" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; "Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur : a) (Değişik bend: 23.01.2008 - 5728 s.k/ madde 326) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, (...) zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmak,"; ikinci fıkrasında, "Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler."; "Disiplin cezaları" başlıklı 135. maddesinin birinci fıkrasının 5. bendinde, "Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır."; "Cezaların uygulanma şekli" başlıklı 136. maddesinin birinci fıkrasında; "Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5. maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır.", "İşten yasaklanma" başlıklı 153. maddesinin birinci fıkrasında; "Hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirebilecek mahiyette bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukat disiplin kurulu karariyle, tedbir mahiyetinde işten yasaklanabilir.", "İşten yasaklanmanın zorunlu olduğu haller" başlıklı 154. maddesinde, "Haklarında meslekten çıkarma cezası verilen (...) avukatların işten yasaklanmaları zorunludur. Yukarıdaki fıkrada belirtilen işten yasaklanma sebeplerinin meydana gelmesinden itibaren iki ay içinde disiplin kurulunca haklarında işten yasaklama kararı verilmeyen avukatlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunun doğrudan vereceği kararla işten yasaklanırlar." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacı avukatın 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 136/1. maddesi uyarınca meslekten çıkarılma ve 153. ve 154. maddeleri gereğince de işten yasaklanma işleminin sebep unsurunu aynı Kanunun 5. maddesinde sayılan ve avukatlık mesleğine engel kabul edilen bir suçtan mahkumiyet ve bu mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı oluşturmaktadır. Buna göre, meslekten çıkarılma ve işten yasaklanma işleminin dayanağını teşkil eden söz konusu ceza mahkemesi kararının hukuki varlığını ve geçerliliğini sürdürmesi önem arzetmektedir. Öte yandan; davacının meslekten çıkarılması işleminin hukuka uygunluğunun denetlendiği yargılama sürecinde ortaya çıkan ve uyuşmazlığın esasına etki edebilecek nitelikte bulunan durumların res'en göz önüne alınacağı tartışmasızdır. Olayda, dava konusu işleme esas teşkil eden "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararına yönelik olarak Anayasa Mahkemesi nezdinde bulunulan hak ihlali başvurusunun 12/07/2023 tarih ve 2018/23403 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile kabul edilmesi nedeniyle ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nce yeniden yapılan yargılamada ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile davacı hakkında 1yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu karara yönelik temyiz yargılamasının Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin E:... sayılı dosyası üzerinden derdest olduğu, hali hazırda davacı hakkında hakkında verilmiş kesinleşmiş bir ceza mahkumiyetinin bulunmadığı ve dava konusu işleme esas teşkil eden ceza mahkemesi kararının kesinlik niteliğinin kalmadığı görülmektedir. Bu durumda, Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı gereğince yapılan ceza yargılamasına yönelik temyiz yargılamasının derdest olması nedeniyle davacının avukatlık mesleğini icra etmesine engel bir mahkumiyet hükmünün varlığından söz etme olanağı kalmamıştır. Her ne kadar dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet hükmü bulunan davacı hakkında işlemin tesis edildiği aşamada bu anlamda bir hukuka aykırılık bulunmamakta ise de; Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı sonrasında verilen kararla birlikte ceza kovuşturmasının hali hazırda derdest olması nedeniyle ortaya çıkan ve yukarıda özetlenen yeni hukuki durum karşısında, dava konusu işlemin dayanağının hukuken ortadan kalktığı ve işlemin tesis edildiği tarihte sebep unsuru yönünden hukuka uygun işlemin hukuka aykırı hale geldiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, değinilen yeni hukuki durum değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 25/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2024/4141, K. 2026/1115, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2024-4141-e-2026-1115-k-186c5a499394