Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2025/739 E. 2026/757 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2025/739
Karar No
2026/757
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/739 Karar No : 2026/757

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 05/07/2021 tarihinde Afyonkarahisar ili, ... Mahallesi, Fuar alanında davalı idareye ait su vanalarının bulunduğu ve kapağı açık vaziyetteki çukura düşmesi neticesinde ağır bir şekilde yaralanması olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle tedavi ve bakıcı giderleri için 100,00-TL (miktar artırımı sonrası 5.115,00-TL), beden gücü (efor) kaybı için 100,00-TL(miktar artırımı sonrası 3.536.292,00-TL), ekonomik geleceğin kaybı için 100,00-TL, geçici iş göremezlik (Kazanç Kaybı) için 100,00-TL (miktar artırımı sonrası 29.716,00-TL) olmak üzere toplam 400,00-TL (miktar artırımı sonrası 3.571.223,00-TL) maddi, 120.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ilgili mevzuat, olayın meydana geliş şekli, ceza soruşturması kapsamında hazırlanan görgü tespit tutanağı ve davalı idare Park ve Bahçeler Müdürünün ifadesi bir arada değerlendirildiğinde, bahse konu park alanının sorumluluğunun davalı belediyeye ait olduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, su vanalarının bulunduğu kuyunun (boşluğun) normal şartlarda demirden bir kapakla kapatılması gerekirken olayın meydana geldiği gün davacının düştüğü su vanası kuyusunun kapağının bulunmadığı, bu yönden davalı idarenin park alanında bulunan ve açık olması durumunda tehlike arz eden su vanalarının bakımına ilişkin yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği görüldüğünden gerekli önlemleri almaması ve gerekli denetimi yapmaması nedeniyle tam hizmet kusurunun bulunduğu, olayın meydana gelmesinde herhangi bir müdahalesinin bulunmaması nedeniyle davacıya kusur atfedilemeyeceği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan ... tarih ve ... sayılı raporundaki tespitlere göre hazırlanan 29/01/2024 tarihli raporda, davacının ekonomik geleceğinin sarsılması ve tedavi masrafları ile ilgili bir belgeye dosya kapsamında rastlanılmadığı, bu nedenle bir hesaplama yapılmadığı, davacının efor kaybı sebebiyle maddi zararının 3.536.292,00-TL olduğu, geçici iş göremezlik için maddi zararının 29.716,00-TL olduğu, 2 aylık bakım ihtiyacı için oluşan bakım giderine ilişkin maddi zararının ise 5.115,00-TL olduğu tespiti ve kanaatine varıldığının belirtildiği, bilirkişi raporunun taraflara tebliği üzerine davacı tarafından, 14/03/2024 tarihine kayıtlı dilekçeyle miktar artırımı yapıldığı; sonuç olarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulüyle, toplam 3.571.123,00-TL'nin (300,00.-TL'si için davalı idareye başvurulan 17/08/2021 tarihinden itibaren, artırılan 3.570.823,00-TL'si için artırım dilekçesinin davalı idare kayıtlarına girdiği 03/04/2024 tarihinden itibaren) işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, maddi tazminat talebinin kalan 100.00-TL'lik kısmının reddine, olayın meydana geliş şekli, davalı idarenin kusuru, gerçekleşen yaralanma olayı ve %30.2 oranında daimi iş göremezlik bir arada değerlendirildiğinde, yaşanan olay nedeniyle davacının duyduğu üzüntünün manevi tatmini sağlayacak miktarın davacının talep ettiği şekilde aynen kabulü edilmesi gerektiği kanaatine varıldığından, 120.000,00-TL manevi tazminatın davalı idareye başvurulan 17/08/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalı idaenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından miktar artırım dilekçesiyle talep edilen ve İdare Mahkemesi tarafından kabul edilen tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin davalı idareye başvurma tarihi olarak belirlenmesi gerektiği; davalı idare tarafından, kendilerine yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı, asıl kusurun davacıya ait olduğu, teknik bir konu olduğundan kusura ilişkin Mahkemece tespit yapılamayacağı, belirlenen tazminatın da fahiş olduğu, faize ilişkin kararın da hatalı verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının Temyiz İsteminin İncelenmesi: 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la idari yargıda olağan kanun yolları arasında yer alan itiraz kanun yolu kaldırılmış, istinaf sistemi ve istinaf kanun yolu getirilmiş, Adalet Bakanlığı’nın 07/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre istinaf mahkemeleri fiilen 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle getirilen istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolu uygulamasında, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Önce İlk Derece Mahkemesinde ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge İdare Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Danıştay’da temyiz incelemesine gidilmektedir. Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge İdare Mahkemesinin kararıdır. Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idarenin istinaf kanun yoluna başvurduğu ancak davacının kararda aleyhine olan hususlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurmadığı, Bölge İdare Mahkemesi tarafından davalının istinaf talebinin reddedilmesi üzerine bu kararın davalı tarafından temyiz edildiği ve davacının miktar artırım dilekçesiyle artırdığı maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin düzeltilmesi gerektiği iddiasıyla katılma yoluyla temyiz talebinde bulunduğu görülmektedir. Kural olarak İlk Derece Mahkemesi'nin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmayan tarafın Bölge İdare Mahkemesi kararını temyiz hakkı bulunmamaktadır. Ancak ilk karara karşı istinaf başvurusu yapmayan taraf, Bölge İdare Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni bir karar verilmesi halinde bu yeni kararı temyiz edebilecektir. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge İdare Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu yapmayan tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesi kararında aleyhine olan hususları istinaf kanun yoluna götürmeyen davacının, Bölge İdare Mahkemesi tarafından da yeni ve farklı bir karar verilmediğinden, temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davalının Temyiz İsteminin İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, davalının temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. Davalı idarece fazladan yatırılan ... TL harcın istemi halinde Mahkemece iadesine, 5. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 6. Kesin olarak, 12/02/2026 tarihinde davacının temyiz istemi yönünden oyçokluğu ile, davalının temyiz istemi yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY : (X)- Dava, davacının, 05/07/2021 tarihinde Afyonkarahisar ili, ... Mahallesi, Fuar alanında davalı idareye ait su vanalarının bulunduğu ve kapağı açık vaziyetteki çukura düşmesi neticesinde ağır bir şekilde yaralanması olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle toplam 400,00-TL (miktar artırım dilekçesi sonrası 3.571.223,00-TL) maddi, 120.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idarenin istinaf kanun yoluna başvurduğu ancak davacının kararda aleyhine olan hususlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurmadığı, Bölge İdare Mahkemesi tarafından davalının istinaf talebinin reddedilmesi üzerine bu kararın davalı tarafından temyiz edildiği ve davacının miktar artırım dilekçesiyle artırdığı maddi tazminat miktarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin düzeltilmesi gerektiği iddiasıyla katılma yoluyla temyiz talebinde bulunduğu görülmektedir. 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la idari yargıda olağan kanun yolları arasında yer alan itiraz kanun yolu kaldırılmış, istinaf sistemi ve istinaf kanun yolu getirilmiş, Adalet Bakanlığı’nın 07/11/2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan kararına göre istinaf mahkemeleri fiilen 20/07/2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle getirilen istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizmasıdır. 2577 sayılı Kanun'un istinaf kanun yolunu düzenleyen hükümleri irdelendiğinde, istinaf kanun yolu için öngörülen yargılama yaklaşımı ile temyiz kanun yoluna ilişkin yargılama yaklaşımının farklı nitelikleri bulunduğu görülmektedir. İstinaf incelemesinde kural, ilk derece mahkemesince verilen kararda tespit edilen maddi veya hukuki eksikliklerin istinaf mercii tarafından tamamlanarak nihai kararın da istinaf mercii tarafından verilmesidir. Hukuken verilen karar idare mahkemesi kararının bozulması veya onanması niteliğinde olmayıp, dava dosyası yeniden ele alınarak değerlendirilmektedir. Diğer bir anlatımla, istinaf, ilk derece mahkemesinin henüz kesinleşmemiş olan nihai mahiyetteki kararlarının hem maddi hem de hukuki yönden denetlenmesi olup, kanun yolu olarak istinaf merciinin ilk derece mahkemesinin yerine geçerek aynı davayı bütün boyutlarıyla yeniden incelenmesi sürecini içerir. Bu süreç sonunda hukuka aykırılık tespit edilirse ilk derece mahkemesi kararı hakkında "bozma" değil, "kaldırma" kararı verilmesinin bir nedeni budur. Kural olarak istinaf mercii verdiği kaldırma kararı sonrasında çok sınırlı haller dışında dosyayı ilk derece mahkemesine göndermemekte, kendisi bir karar vermektedir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesi yerine de bir karar vermektedir. Öyleyse, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmamış olan tarafın da istinaf mahkemelerinin yeniden yargılama yaptığı göz önünde bulundurularak temyiz başvurusu yapabilmesi hakkaniyet gereğidir. Bu durumda, davalının istinaf kanun yolu başvurusu sonucunda Bölge İdare Mahkemesi'nin verdiği kararın temyiz edilmesiyle henüz kararın kesinleşmediği ve davalının temyizi üzerine katılma yoluyla davacının temyiz isteminde bulunabileceği sonucuna ulaşıldığından davacının temyiz isteminin esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle bu kısım yönünden çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2025/739, K. 2026/757, T. 20.07.2016, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2025-739-e-2026-757-k-407fa2a6421f