Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2023/4959 E. 2026/507 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/4959
Karar No
2026/507
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4959 Karar No : 2026/507

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Kireç Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bartın İli, Merkez İlçesi, Topluca Köyü hudutları dahilinde İR:... nolu maden işletme ruhsatına dayalı olarak maden işletmeciliği yapan davacı tarafından, toplam 1,785,99 m²'lik ormanlık alanda maden altyapı tesisi izni verilmesi talebiyle yaptığı 12/11/2020 tarihli yeni izin başvurusunun reddine ilişkin Zonguldak Orman Bölge Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işlemiyle tebliğ edilen Orman Genel Müdürlüğünün... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlıkta, davacı şirketin maden işletme ruhsatına sahip olduğu alanın civarında yer alan toplam 1785,99 m2'lik alana ilişkin olarak maden arama ve altyapı tesis iznine dair başvurusunun, halihazırda devam ettirdiği maden işletme faaliyetinin olduğu, dolayısıyla hem davacı adına hem de kamu adına, verilen maden işletme ruhsat alanında davacının maden işletme faaliyetine ilişkin olarak evvelden kamu yararı bulunduğunun kabul edildiği, dava konusu maden arama ve altyapı tesisi iznine ilişkin olarak ise gerek davacı başvurusu sonrası düzenlenen değerlendirme formunun, gerekse de akabinde düzenlenen izin raporu ve eki kroki vs. belgelerin incelenmesinden; maden arama ve altyapı tesis iznine ilişkin değerlendirmelerin, gerekli kurumlardan uygunluk görüşleri alınarak, söz konusu alanda uyulması gereken kriterler baz alınarak, ilgili orman işletmesince anılan sahada keşif incelemesinde bulunularak ve kroki üzerinde yer verileren tespitlerle hazırlanarak "kesin izin verilmesinde sakınca yoktur" görüşüyle Orman Genel Müdürlüğüne arz edilmesine rağmen, Orman Genel Müdürlüğü İzin ve İrtifak Dairesi Başkanlığının 03/06/2021 tarihli dava konusu işlemiyle " yapılan nihai değerlendirmede söz konusu sahanın ormanlık alan olarak kullanılmasında yarar görülmüş olup, izin verilmesinde kamu yararı görülmediğinden..." bahsiyle reddedilmişse de, Mahkemelerince yapılan değerlendirmede; idareye tanınan takdir yetkisinin keyfilikten uzak ve objektif olarak kullanılmadığı, izin talebinde bulunulan sahanın orman olarak kullanılmasında daha üstün kamu yararı olduğu hususunun, nesnel ve teknik incelemeler neticesinde değerlendirilerek ortaya konulamadığı, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idareye tanınan takdir yetkisinin objektif olarak kamu yararı çerçevesinde kullanıldığını, izin talebinde bulunulan alanın orman olarak kullanılmasında üstün kamu yararının bulunduğu, mahkeme tarafından keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, şirketlerinin maden işletme ruhsatına sahip olduklarını, yeni izin talep edilen sahanın bitişiğinde hali hazırda devam ettirdikleri maden işletme faaliyetlerinin bulunduğunu, izin talep edilen alanda sahada yapılan inceleme neticesinde orman işletmesince kesin izin verilmesinde sakınca bulunmadığı belirtilmesine rağmen tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirket tarafından, Bartın ili, Merkez ilçesi, ... Köyü hudutları içerisinde, İR:... nolu II/A (Kalker) maden sahasına ilişkin olarak, önceden verilen izinlere ilave edilmek üzere 12/11/2020 tarihli başvuru dilekçesi ile anılı ruhsat alanında Orman Kanunu'nun 16'ncı maddesi uyarınca, faaliyetlerine devam etmesi için 498,00 m2'lik maden arama izni ve 1.288,00 m2'lik ocak ulaşım yolu maksatlı maden altyapı tesisi izninin ruhsat süresi sonuna kadar yeni izin talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Anılan talep üzerine, Orman Kanununun 16'ncı maddesi kapsamında 04/02/2021 tarihli değerlendirme formu ile izin talebinin değerlendirmeye alınmasında sakınca olmadığı kanaatine varıldığı görülmektedir. Orman Genel Müdürlüğü İzin ve İrtifak Dairesi Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile "Yapılan nihai değerlendirmede söz konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görülmüş olup, izin verilmesinde kamu yararı görülmediğinden talep uygun değerlendirilmemiştir" gerekçesiyle talebin reddedilmesi üzerine söz konusu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT: 3213 sayılı Maden Kanunu’nun “Madencilik faaliyetlerinde izinler” başlıklı 7/4. maddesinde; ".... (Ek fıkra: 10/6/2010-5995/3 md.) Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verilir." hükmüne yer verilmiştir. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun dava konusu işlem tarihindeki haliyle 16. maddesinde;"Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden bedel alınmaz. (...)(Ek fıkra: 26/5/2004-5177/34 md.) Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilebilir." hükümleri yer almaktadır. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle yollamada bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan 266. maddesinde, mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verileceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı; 273. maddesinde, mahkemenin bilirkişinin görevlendirilmesine ilişkin kararında inceleme konusunun bütün sınırlarıyla açıkça belirlenmesine ve bilirkişinin cevaplaması gereken sorulara ilişkin hususlara yer vermek zorunda olduğu; 279. maddesinde bilirkişi raporunun gerekçeli olması gerektiği, bilirkişinin hukuki değerlendirmelerde bulunamayacağı; 281. maddesinde mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; 282. maddesinde ise hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı) Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır. Yine Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde "kamu yararının" daha çok olduğunun, hukuki anlamda "üstün kamu yararının" hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır. Davalı idarece hazırlanan izin raporunun incelenmesinden; ormanlık alanda mevcut meşcere işletme şeklinin koru olduğu, saha içerisinde sahil çamı türünde ağaçların bulunduğu, kesilmesi öngörülen ağaç sayısının ise yaklaşık 75 adet olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda, söz konusu alanın orman bütünlüğü içerisinde yer aldığı özellikle orman örtüsünün kaldırılması suretiyle yürütülecek madencilik faaliyetinin çevre üzerinde geri dönülmesi güç etkiler doğurabileceği açıktır. Bu nedenle, madencilik faaliyetlerinin ormanlık saha dışında yapılmasının mümkün olmadığına dair zaruret hali ile orman bütünlüğü üzerindeki olası etkilerinin belirlenmesi amacıyla çevre, orman ve maden mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti maarifetiyle yerinde inceleme yapılması suretiyle maddi durumun açıklığa kavuşturulmasının gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, eksik incelemeye dayalı olarak dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 02/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2023/4959, K. 2026/507, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2023-4959-e-2026-507-k-3d457d6644eb