Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2025/13727 E. 2025/12884 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2025/13727
Karar No
2025/12884
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/13727 Karar No : 2025/12884

DAVACI : ...

DAVALI : ...Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, maddi zararlarının faiziyle birlikte ödenmesine ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Hakkında açılan soruşturmanın usulüne uygun yapılmadığı, savunmasında ileri sürdüğü usule ve esasa ilişkin iddiaları hakkında bir değerlendirme yapılmadığı, lehine olan delillerin toplanmadığı, kararın siyasi saikle ve keyfi verildiği, hakkındaki iddiaların gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacıya isnat olunan ve sübuta erdiği kanaat ve sonucuna varılan eylemlerin, mesleğin şeref ve onurunu bozan ve mesleğe olan genel saygı ve güveni yitirir nitelikte olduğu ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince ''meslekten çıkarma'' cezasını gerektirdiği, bu nedenle dava konusu kararın hukuka uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2019/3937, K:2023/6866 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2025 tarih ve E:2024/292, K:2025/553 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak görev yapmakta iken Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarihli ve K:... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca ayrıca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve 100.000,00.-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Danıştay 5. Dairesinin 24/05/2023 tarih ve E:2019/3937, K:2023/6866 sayılı kararıyla; " ceza yargılaması neticesinde davacının "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan mahkumiyetine karar verilmesi ve anılan kararın kesinleşmesi durumunda (altı aydan fazla hapis cezası olması halinde) 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem tesis edilebileceği gözetilmeden, doğrudan, davacının söz konusu eylemlerinin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası kapsamında değerlendirilmesi suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, davacının dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, maddi zararlarının faiziyle birlikte ödenmesine ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine karar verildiği, davacı tarafından, dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, maddi zararlarının faiziyle birlikte ödenmesine ve 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının, davalı idare tarafından ise iptale ilişkin kısmının temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2025 tarih ve E:2024/292, K:2025/553 sayılı kararıyla; davalı idare temyiz isteminin kabulü ile 2802 Kanun'un 69. maddesindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde; maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında ceza mahkumiyeti durumlarında meslekten çıkarma cezasının şartları belirtilmiş olup, son fıkrasında ise bunlardan bağımsız bir şekilde kişinin eylemi "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" görüldüğü takdirde, eylemin suç teşkil edip etmediğine, kişinin hüküm giyip giymediğine bakılmadan meslekten çıkarma cezası verileceği hükmüne yer verilmiş olup, disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren eylem, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde, eylemin aynı zamanda suç teşkil edip etmediği hakkında değerlendirme yapılmasına gerek kalmadan veya ceza mahkemesinde verilecek karar beklenmeden 69. maddenin son fıkrası kapsamında değerlendirilerek işlem tesis edilebileceğinden, davacıya isnat edilen eylemlerin "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" olup olmadığı yönünden inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, bu inceleme yapılmadan, ceza yargılaması neticesinde davacının mahkumiyetine karar verilmesi ve anılan kararın kesinleşmesi durumunda 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu kararının iptale ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Ankara İcra Hukuk Hakimi olarak görev yaptığı dönemde işlediği fiillerden dolayı hakkında başlatılan soruşturma sonucunda; "Van eski Cumhuriyet Savcısı F.S'nın 2006 yılında meslekten ihraç edilmesinden sonra; Cumhuriyet Savcısı F.S.’ya, hakkında suikast iddiaları olduğunu ve yurt dışına çıkması gerektiğini söylediği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünden almış olduğu 20.000 TL civarındaki nakit parayı F.S,'ya vererek yurt dışına çıkışına yardımcı olduğu, sonrasında ise Güney Afrika'ya giden F.S.'nın yanına eşi ile birlikte giderek yurda dönmemesi için ikna etmeye çalıştığı; bu kapsamda ilgilinin belirtilen eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak FETÖ/PDY lehine gerçekleştirdiği, bu şekilde mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu" gerekçesiyle davacının, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, yeniden inceleme talebinin reddi üzerine yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen organizasyonun parçası olarak hareket ettiği ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu görülmekle, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Nitekim, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği ve mahkumiyet hükmünün kesinleşmiş olduğu da tespit edilmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali ile maddi ve manevi tazminat isteminin reddi yolunda Dairemizce verilen 24/05/2023 tarih ve E:2019/3937, K:2023/6866 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10/03/2025 tarih ve E:2024/292, K:2025/553 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Davacının, Ankara İcra Hukuk Hakimi olarak görev yaptığı dönemde işlediği fiillerden dolayı hakkında 24/10/2016 tarihli Bakan oluru ile soruşturma başlatıldığı, söz konusu soruşturma raporunda, "F.S.'ye, hakkında suikast iddiaları olduğunu ve yurt dışına çıkması gerektiğini söylediği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünden almış olduğu 20.000 TL civarındaki nakit parayı vererek yurt dışına çıkışına yardımcı olduğu, sonrasında ise Güney Afrika'ya giden F.S.'nin yanına eşi ile birlikte giderek yurda dönmemesi için ikna etmeye çalıştığı" iddialarının soruşturulduğu ve soruşturma raporunda belirtilen fiillerin sübuta erdiği sonucuna ulaşılarak 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir. Soruşturma sonucunda, davacının, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacının, söz konusu disiplin cezasına karşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebi aynı Dairenin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla reddedilmiş, bunun üzerine işbu dava açılmıştır. Diğer yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedilmiş, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş ve anılan mahkumiyet kararı 21/09/2020 tarihinde kesinleşmiştir.

B) İLGİLİ MEVZUAT: 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69. maddesinde, "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir. Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir. Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE: Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder. Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu meslekten çıkarma cezasına ilişkin olarak isnat edilen eylemlerin de araştırıldığı silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan davacı hakkında açılan davada verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında, davacının, dava konusu kararın dayanağı eylemleri ile ilgili olarak; "...Yine yukarıda yer verildiği üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütününün nihai amaçlarına ulaşmak gayesiyle öncelikle askeriye, mülkiye, emniyet, yargı ve diğer stratejik öneme sahip kamu kurumlarını ele geçirmek için kendilerine engel olacaklarını düşündüğü bürokrat ve personellerin sistem dışına çıkarılmasını sağlayarak örgüt elemanlarını bu makamlara getirdiği, bu kapsamda örgütün yargı ayağındaki uzantısı tarafından H.K., Askeri Casusluk, Şemdinli, Balyoz, Ergenekon gibi proje soruşturma ve kovuşturmaların üretildiği, bu yöndeki soruşturmalardan birinin de kamuoyunda "Şemdinli İddianamesi" olarak bilinen soruşturma olduğu, bu soruşturmayı yürüten ve iddianameyi hazırlayan mahkememiz huzurunda dinlenen tanık F.S.'nın kapsamlı beyanlarının dosya içerisinde yer aldığı, adı geçen tanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gerek yargı ve emniyet teşkilatı içerisindeki gerekse diğer mensupları tarafından yönlendirildiği ve örgütün amaçları doğrultusunda soruşturmanın manipüle edildiği, bu soruşturma kapsamında tanık F.S. tarafından düzenlenen iddianame sonrası adı geçenin ihraç edilmesinden sonra yaşanan olayların sanığın örgüt içindeki konumu ve örgütün yargı teşkilatında aldığı rol yönünden önemli olduğu, tanık F.S.'nın ihracı sonrası örgüt liderinin talimatı ile tanığın bütün ihtiyaçlarının örgüt tarafından karşılandığı, tanık F.S.'nın yaşanan süreci ve örgütün faaliyetlerini Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na gelerek anlatmak istemesi üzerine örgütün yargı teşkilatı içindeki mensuplarının devreye girerek yaşanan olaylar ile örgütün faaliyetlerinin ortaya çıkmasına engel olmaya çalıştıkları, bu kapsamda sanık ...'ın, tanık ile irtibata geçerek tanığın konuşmasını engellemek için tanığa, "Jitem tarafından suikast yapılacağını, bu nedenle yurt dışına çıkması gerektiğini" söylediği, bu sıralarda örgüt adına tanık ile sanığın ilgilendiği, tanığın bunun üzerine Amerika Birleşik Devletlerine gitmek için vize başvurusunda bulunduğu, vize için gereken paranın örgüt mensuplarınca sanığa getirildiği, sanığın beyanlarında bu parayı kimin getirdiğini ve getiren kişinin neden doğrudan tanığa vermediği yönündeki soruya verdiği cevabın sanık ile örgüt arasındaki bağı açıkça gösterdiği, sanığın bu yöndeki soruya cevap bulamadığını, kullanıldığını düşündüğü şeklinde cevap verdiği, 2006 yılında tanığın vize başvurusunda kullanılmak üzere azımsanmayacak miktarda 15-20 bin TL civarındaki paranın örgüt mensupları tarafından sanığa verildiği, sanığın da bu parayı tanık F.S.'ya verdiği, tanık tarafından ABD'ye yapılan vize başvurusunun kabul edilmemesi üzerine bu kez örgüt tarafından Kanada ülkesine gönderilmek istendiği, bunun da mümkün olmadığı, bu kez tanığın Güney Afrika ülkesine gönderildiği, burada örgüt mensupları ve örgütün yardımları ile hayatını idame ettirdiği, tanık F.S.'nın bir müddet Güney Afrika ülkesinde kaldıktan sonra Türkiye'ye dönmeye karar verdiği, tanığın bu kararından rahatsız olan terör örgütünün tanığı ikna etmek ve yurda dönmemesini sağlamak üzere sanığı Güney Afrika'ya gönderdiği, sanığın eşi hamile olduğu halde örgütün verdiği görevleri sorgulamaksızın yerine getirdiği, verilen bu görev kapsamında sanığın Güney Afrika'ya giderek tanık F.S.'ya "ülkeye dönmemesini, öldürülebileceğini, suikasta uğrayabileceğini" söylediği, sanığın bu eylemleri ile örgütün hiyerarşik yapısına dahil olarak emre amade olduğunun anlaşıldığı, tanığın tüm bu çalışmalara rağmen 2007 yılı Eylül ayında Türkiye'ye geri döndüğü, tanığı Ankara ilinde hava alanında sanığın karşılayarak örgütün denetimi altında tutmak için Ankara ilinde öğretmen olarak görev yapan bir diğer örgüt mensubu M.S.' ye teslim ettiği, sanığın, tanık F.S.'ya M.S.'ın kendisi ile görüşüp ilgileneceğini, her ihtiyacını karşılayacağını söylediği, tanığa 2-3 ayda bir telefon getirildiği, eski telefonun tanık tarafından kırılarak atıldığı, üçüncü kişiler adına kayıtlı hatlar ile iletişim kurulmaya devam edildiği, sanığın beyanlarında Güney Afrika'ya tanığı ziyarete gittiğini ancak tanığın beyanlarında geçen hususların doğru olmadığını savunduğu, Güney Afrika ülkesine gitme nedeni olarak gezi ve tanığın eşinin rahatsızlığını gösterdiği, aralarında husumet bulunmayan tanığın ayrıntılı ve açıklayıcı beyanları karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik hayatın olağan akışına uygun olmayan savunmalarına itibar edilemeyeceği, sanığın eşinin hamile olduğu bir dönemde örgütle irtibatı olmaksızın bir bankadan kredi çekerek tanığı Güney Afrika ülkesinde ziyaret etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı,..." tespitlerine yer verilmiştir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile ceza yargılamasında belirtilen tespitlerin değerlendirilmesinden, F.S.'nin örgütün faaliyetlerini Hakimler ve Savcılar Kurulu'na gelerek anlatmak istemesi üzerine örgütün yargı teşkilatı içindeki mensuplarının devreye girerek yaşanan olaylar ile örgütün faaliyetlerinin ortaya çıkmasına engel olmaya çalışmaları kapsamında davacının F.S. ile irtibata geçerek konuşmasını engellemeye çalıştığı, örgüt adına F.S. ile davacının ilgilendiği, F.S.'nin Amerika Birleşik Devletlerine gitmek için vize başvurusunda bulunduğu, vize için gereken paranın örgüt mensuplarınca davacıya getirildiği, sonrasında da F.S.'yi Türkiye'ye dönmemesi amacıyla ikna etmek üzere davacının örgüt tarafından Güney Afrika'ya gönderildiği, davacının eşinin hamile olduğu bir dönemde örgütle irtibatı olmaksızın bankadan kredi çekerek F.S.'yi Güney Afrika'da ziyaret etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu kapsamda davacının eylemlerinin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçları doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendisine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu ve kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu sonucuna varıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı ile özlük haklarının iadesi, maddi zararlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, uğradığını iddia ettiği zararına karşılık olarak 100.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyulmasına, 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle davanın açılışı ve temyiz sırasında tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan...TL temyiz başvuru ve karar harcı ile temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Davacının manevi tazminat isteminin de reddedilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ...TL vekâlet ücretinin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2025/13727, K. 2025/12884, T. 21.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2025-13727-e-2025-12884-k-9902f733cc1a