Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/1610 E. 2025/11819 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/1610
- Karar No
- 2025/11819
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1610 Karar No : 2025/11819
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği, istinaf başvurusunun gerekçeye yer verilmeksizin reddedildiği, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan yararlanarak bildiklerini anlattığı, 13 yaşındayken ders çalışma ve sosyal etkinlik bahanesiyle bu yapıyla tanıştırıldığı, göreve başladıktan sonra örgüt üyeleriyle sadece bir kaç kez irtibata geçtiği, örgütsel eylemlere katılmadığı, Devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği, masumiyet karinesi ihlal edilerek kamu görevinden çıkarıldığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde hakkında mahkumiyet kararı verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...sanık ... mahkememizce alınan savunmasında: "2006 yılında ben matematik dersi almak istiyordum. Bu yüzden M. Ö. adında bir şahıs ile tanıştım. Daha doğrusu o beni buldu. Matematik dersi vermeye başladı. İlk başta kendi evinde matematik dersini alıyordum. Ailemde bu kişiyi tanıyordu. Çok çok daha sonrasında öğrendim ki bu örgütle ben o kişi sayesinde tanıştırılmışım. Bunu daha sonradan anladım. Ailem de M. Ö.'yü tanıyordu ve matematik dersi verdiği için izin vermişlerdi. M. Ö.'nün kaldığı evde de beni matematik dersi alıyordum. Ben 2006 yılında OKS ve askeri lise sınavlarına girdim. Ancak M. Ö.'nün benim bu sınavlara girmemde hiç bir etkisi yoktur. Benim dedem bu askeri sınava ben girmeden önce vefat etmişti. Kendisi de asker olmamı çok istiyordu. Ben ailemin de desteğiyle bu sınavı kazandım. M. Ö. adlı şahıs daha sonrasında evlendi ve ailemle görüşüyorlardı. Haftasonları ben evci çıkıyordum ve ben de görüştüm. Sonrasında ben 2012 Ağustos ayında Silahlı Kuvvetler Bando Okulları Komutanlığı Ankara'dan mezun oldum ve İzmir'e atandım. Bu okulda bulunduğum süreçte evci olarak çıktığımda M. Ö. ile görüştüm. Bu görüşmeler hafta sonları aile ziyareti şeklinde oluyordu. O süreçte M. Ö. evlenmişti. Annem ve babam da kendisini ve eşini tanıyordu. Ben M. Ö.'yü teşhis ettim. M. Ö. ile görüştüğüm zamanlarda; okul döneminde dini kitaplar vardı. Bu kitaplar Fethullah Gülen kitapları, vaazları, video ve CD'leri oluyordu. 2012 Ağustos ayında ben mezun olduktan sonra Eylül ayında İzmir'e atandım. İzmir'e gitmeden bir iki hafta önce ... kod adlı şahsın bana yardımcı olabileceğini ev konusunda yardımcı olabileceğini tanıyarak M. Ö. beni ... kod adlı şahıs ile Ankara'da buluşturarak tanıştırdı. Ankara'dayken ... kod isimli şahıs benim telefon numaramı aldı ve beni arayacağını söyledi. Aradığında da İzmir Karşıyaka vapur iskelesinin karşısında kendisini beklememi söyledi. Dediği şekilde buluştuk. Buluşunca evine gittik yemek yedik, oturduk, konuştuk. Ben 2012 yılında gittiğimde hiç kimse ile grup olmadım. Bir sene boyunca Narlıdere'de subay gazinosundaki misafirhanede kaldım. Beni sürekli kendisi sabit hattan arıyordu. 2013 s...inde M. G. Eylül ayında tayin oldu. Ben M. G.'yi okuldan da tanıyorum ancak böyle bir durum içerisinde olduğunu bilmiyorum. Daha sonra ... kod adlı şahıs Manisa alan kodlu bir sabit hattan beni aradı ve seni bir kişi ile tanıştıracağım dedi. O an M. G.'nin de bu örgütten olduğunu anladım. M. G. 2013 Eylül'de geldi. Grup olmamız ise Kasım 2013 aylarına tekabül etmektedir. ...'ı da iki alt dönemim olduğu için okuldan tanırım. 2014 yılında ... mezun olup İzmir'e tayin oldu. Onun gruba dahil edilmesini tam olarak hatırlamıyorum. Ancak o da 2014 Eylül'de tayin oldu. O da Kasım 2014 gibi gruba dahil edilmiştir. 2012 yılında bu görüşmeler ... kod adlı şahsın evinde oluyordu. 2013 yılında ben başka arkadaşlarımla Balçova'da eve çıkmıştım. Sonrasında ise ... ile biz grup olmaya başladığımızda o şahıslar ...'yı tek başına eve çıkartmışlardı. 2013 yılında ... ile beraber eve çıkmamızı ... söyledi ancak ben kabul etmedim. ... bu şekilde 2014 Aralık ayına kadar bizi sürekli aradı. Daha sonrasında ben Balçova'daki evimden Göztepe metro durağaının oradaki bir eve taşındım. En son 2014 Aralık ayında ben ..., ... ile ... kod adlı kişi bir araya gelmiştik. Bir evdeydik. Biz gittiğimiz zaman ... evde oluyordu. Birkaç kez de benim evimde oldu. Bu sohbetlerde de yine aynı şekilde Fethullah Gülen kitapları okunur ve CD'leri izletilirdi. Ben bandocu olduğum için bana ... sorular soruyordu. Biz sürekli gidip gelmiyorduk ve 17-25 Aralık sonrası Ben ... ve ... görüşmek istemiyorduk. Bizi sürekli arıyordu ancak telefonu açmıyorduk. Her buluştuğumuzda niye gelmiyorsunuz diye soruyordu. 2018 yılında İzmir'den Erzincan'a tayin oldum. 2014'ten 2018'e kadar ... ile bir araya gelmedik. Ardışık aramalarda görünen aramayı ... kod adlı kişi yapmıştır. Bunun dışında herhangi bir bilgim yoktur. R. G.'yi tanımıyorum. Bana toplantılarda ... diye hitap ediyorlardı. İsmim ... olduğu için S harfiyle başladığı için bu şekilde hitap ediyorlar diye düşünmüştüm sebebini bilmiyorum. M. G.'ye ... diyorlardı. ...'ın kod adını bilmiyorum. Bana ... kod ismini verenin kim olduğunu hatırlamıyorum. Zaten 2012 yılında bana ... diye hitap edildiği için bu kod ismi veren ... olabilir...şeklinde beyanda bulunmuştur. ... HTS analiz inceleme raporunun yapılan incelemesinde sanığın askeri mahrem yapılanma içerisinde aynı ankesör/sabit (büfe-market vb.) hattan arka arkaya arama (ardışık arama) şeklinde deşifre olmayı engellemek maksadıyla yapılan ve kriterlere uygun şekilde 24/06/2014 tarihinde sanık ve M. G. , 23/07/2014 tarihinde sanık ve M. G., 01/09/2014 tarihinde sanık, R. G. ve T. A. , 23/09/2014 tarihinde sanık, T. G. ve K. Y.'nin arama kaydı bulunduğu görülmektedir. M. G. ve K. Y.'nin sanık ile aynı hücre yapılanması içerisinde ... Kod mahrem imam ile irtibat ve takibi altında faaliyette bulunduklarını, gizlilik içerisinde 2014 yılı Eylül veya Ekim ayına kadar bir araya geldiklerini ikrar ederek etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep etmişler ve K. Y. mahkememizde bu beyanları tekrar etmiştir.Dosya içerisinde ifade örneği ve teşhis tutanakları bulunmaktadır. Sanık savunmasında bu beyanları doğrulayarak örgüt ile ne şekilde tanıştığı, irtibatlarını, bulunduğu grup ve mahrem yapılanmaya ilişkin bilgi vermiştir. T.G., R.G., T.A. kendilerinin mahrem imam tarafından arandıklarını beyan etmişlerdir. Tanık beyanları ve yukarı da açıklanan askeri mahrem imam faaliyetlerine ilişkin tespitler ile değerlendirildiğinde sanığın örgütün askeri mahrem yapılanmasında faaliyet gösterdiği, örgüt yapılanmasında öğrenci konumunda bulunduğu, (FETÖ) silahlı terör örgütü askeri hücre yapılanmasına dahil olduğu süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, ...Sanığın yakalandıktan sonra aşamalarda etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediği yönünde beyanda bulunduğu, ifadesinde toplam altı şahsın ismini verdiği ve fotoğraftan teşhis işlemi neticesinde üç şahsı kesin ve net olarak teşhis ettiği, sanığın ifadesinde FETÖ örgütü ile bağlantılı oldukları şeklinde ismi geçen toplam altı şahsın bulunduğu ve yapılan araştırmalar sonucunda bunlardan 3 tanesinin açık kimlik bilgilerinin tespit edildiğinin anlaşıldığı, tutanak içeriği değerlendirildiğinde vermiş olduğu bu bilgilerin örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar kapsamında ve örgütün yapılanmasına ilişkin olduğu sonucuna varılmış ..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 05/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.