Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/34 E. 2025/1478 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/34
- Karar No
- 2025/1478
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/34 Karar No : 2025/1478
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
2- ... Başkanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri V. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 06/06/2024 tarih ve E:2021/1941, K:2024/2954 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değişikliği Yönetmeliği’nin; a- "Cami görevlilerinin mahalli hizmet gereği yer değiştirmeleri" başlıklı 37. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ''sekiz'' ibaresinin, aynı maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan ''Yer değiştirmeler aynı grup camiler arasında olmak üzere öncelikle aynı ilçe içinde, yer bulunamaması halinde il içinde, il içinde de yer bulunamaması halinde iller arası yapılır.'' ibaresinin, b- "Eşdeğer kadrolar" başlıklı 44. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan; ''vaiz, cezaevi vaizi'' ibaresinin, c- "Aynı yerdeki cami görevlilerinin yer değiştirmesi" başlıklı ''37. maddedeki kıstaslar dikkate alınarak bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihte cami görevlilerinden görev yaptığı camide yirmi yılını tamamlayanların yer değişiklikleri 2015 yılı Haziran - Eylül döneminde, on beş yılını tamamlayanların yer değişiklikleri 2016 yılı Haziran - Eylül döneminde yapılır. Bu Yönetmeliğin 37'nci maddesindeki süreye göre zorunlu yer değişiklikleri ise 2017 yılından itibaren yapılmaya başlanır ve sürelerin hesaplamasında 1 Haziran tarihi esas alınır.'' şeklindeki Geçici 1. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 06/06/2024 tarih ve E:2021/1941, K:2024/2954 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 124. ve 128. maddeleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 72., 76. ve 86. maddeleri, 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 10. maddesi, 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değişikliği Yönetmeliği'nin 12., 18., 21., 22., 30., 37., 44. ve Geçici 1. maddeleri, 23/12/2011 tarih ve 28151 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vaizlik, Kur’an Kursu Öğreticiliği, İmam-Hatiplik Ve Müezzin Kayyımlık Kadrolarına Atama Ve Bu Kadroların Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği'nin 1., 4. ve 5. maddeleri hükümleri aktarıldıktan sonra, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 37. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ''sekiz'' ibaresinin, 37. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve Geçici 1. maddesi yönünden; 22/06/1965 tarih ve 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun ile 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesi ve 19/04/1983 tarih ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğe dayanılarak, Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatında bir kadroya açıktan, naklen, görevde yükselme veya unvan değişikliği suretiyle atanacakların niteliklerini belirlemek, atama ve nakillerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla hazırlanmış olan, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 15/04/2015 tarih ve 29327 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Davalı idarenin ilgili mevzuatla kendisine verilmiş olan görev ve yetkilerini, istenilen amaç ve seviyede yerine getirebilmek amacıyla örgütsel yapısı içerisinde barındırdığı ve/veya görev vermek isteği personelini, sistematik bir yapı (düzen) içerisinde, hukukun genel ilkeleri içerisinde kalmak suretiyle sevk ve idare edebileceği ve bu konuda gerekli düzenlemeleri de gerçekleştirebileceğinin tabii olduğu, bu hususun idare hukukunun genel kabul görmüş yerleşik ilkeleri içerisinde de yerini koruduğu, Dava konusu Yönetmelik hükümleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde; idarenin bu ilke doğrultusunda düzenlemeler yaptığının, kendi idari teşkilatında mevcut olan personel kaynakları yanında kurum dışı kaynaklardan da faydalanarak, bu kişilerin bilgi, deneyim ve çalışmalarının kuruma aktarılmasının sağlanmasının amaçlandığının görülmekte olduğu, Nitekim, bu konudaki en belirgin somut örneğin, ilahiyat fakültelerinde görev yapan öğretim üyelerine, belli şartların varlığı halinde kurum içerisinde değişik görev ve unvanlara atama yolunun açılmış olması olduğu, Dolayısıyla akademik unvanları haiz olan olan kişilerin bilgi birikiminin kuruma yöneltilmesi suretiyle, din hizmetlerinin daha donanımlı bir yapı içerisinde yerine getirilecek olmasının, din hizmetlerinin gereklerine ve kamu yararına uygun olduğu açık olup, bu durumun hukuka aykırılığından söz edilmesine olanak bulunmadığı, Öte yandan, dava konusu olan ve iptali istenilen düzenlemelerle, davalı idarenin tüm teşkilat bünyesinde görev yapan zorunlu bölge hizmeti ve rotasyon kapsamında olan personelin tanımlarının ve zorunlu bölge hizmetinin usul ve esaslarının hükme bağlandığı ve kural altına alındığı, Dava konusu düzenlemeler bu yönüyle incelendiğinde, tüm bölgelerde ihtiyaç duyulan personel sayısının dengeli bir şekilde karşılanmasına ilişkin kurallara yer verilmiş olduğu, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikle belirlenmiş olan usul ve esasların genel yapısına, hukuka, din hizmetlerinin gereklerine, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin kendi amacına ve dayanağı Kanun hükümlerine aykırılığının görülmediği, Yönetmeliğin 37. maddesinde iptali istenen hükümlerde, cami görevlilerinden sekiz yılını tamamlayanların, Geçici 1. maddesinde ise, yirmi ve on beş yılını tamamlayanların yer değiştirmeleri ve bu yer değiştirmeye ilişkin usullerin belirlendiğinin görülmekte olduğu, bu düzenlemelerin, dayanağı olan üst hukuk normlarına uygun olduğunun anlaşılmakta olduğu, Kamu idarelerinin yerine getirmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin en iyi biçimde yürütülmesini sağlamak amacıyla, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, gerekli önlemleri almalarınin gerekmekte olduğu, kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve ne şekilde yürütüleceğini önceden saptamanın her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara göre ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla gerekli düzenlemeleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisinin bulunduğu, idarelerin kendilerine tanınan düzenleme yetkisini Anayasa ve kanunlarla belirlenen sınırlar içinde kullanmasının gerekmekte olduğu, kanuna dayanılarak idarelere tanınan yetki çerçevesinde personele ilişkin atama sürecinin şartlarının belirlenmiş olduğu, bu hususlar belirlenirken de objektif kriterlerle belirleme yoluna gidilmiş olduğu, iptali istenilen Yönetmelik maddelerinin idareye tanınan takdir yetkisinin sınırları içinde, üst hukuk normları ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlandığı ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık içermediği sonucuna ulaşıldığından, anılan bu hükümlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin 44. maddesi yönünden; 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'da vaizlerin kariyer basamaklarının adaylık döneminden sonra vaiz, uzman vaiz ve başvaiz olarak belirtilmiş olması ve Vaizlik, Kur'an Kursu Öğreticiliği, İmam-Hatiplik ve Müezzin-Kayyımlık Kadrolarına Atama ve Bu Kadroların Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği'nde vaiz ile uzman vaiz ve başvaiz olmak için aranan koşulların birbirinden farklı olduğu dikkate alındığında, belirtilen kadrolar arasında idarece eşdeğerlik açısından belirleme yapılmasının hukuka ve hizmet gereklerine uygun olduğu, dolayısıyla iptali istenen "vaiz, cezaevi vaizi" ibarelerinde üst hukuk normuna aykırılık bulunmadığı, Gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin Anayasa ile teminat altına alınan hukuk devleti ile eşitlik ilkelerine, 657 sayılı Kanun'da yer alan kariyer ve liyakat ilkelerine ve kamu yararı ile hizmet gerekleri kurallarına aykırılık teşkil ettiği, söz konusu düzenlemelerin, hukuk devletinin bir gereği olan belirlilik, süreklilik, uygulanabilirlik ve öngörülebilirlikten yoksun olduğu; Yönetmeliğin 37. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile Geçici 1. maddesinin, 657 sayılı Kanun'un 72. maddesi ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 4. ve 5. maddelerine aykırı olarak, yer değiştirmelerde "adil ve dengeli" dağıtım ilkesini göz ardı ettiği, cami grupları illerin ekonomik, sosyal, kültürel ve ulaşım şartları gözetilerek oluşturulmadığından yapılacak yer değiştirmelerde "il içinde" ve "iller arasında" adil ve dengeli dağıtım ilkesinin benimsenmesi ve cami görevlileri açısından il ve ilçelerin gruplandırılması ile bölgelerdeki zorunlu çalışma süresinin belirlenmesi gerekirken eksik düzenleme yapıldığı; davalı idarenin mevcut mevzuat ile personel yerini değiştirme yetkisi bulunmasına rağmen, hiçbir sebep olmaksızın ilave yetki istemesinin ve personele baskı aracı oluşturmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, Başkanlığın bu zorunlu yer değişikliği/rotasyon düzenlemelerini hiçbir zaman tam ve eşit bir şekilde uygulayamadığı, defalarca değiştirdiği ve personel üzerinde psikolojik baskı oluşturduğu, yargılama sürecinde adil yargılanma ve makul sürede yargılama yapma ilkelerinin ihlal edildiği, gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Cumhurbaşkanlığı tarafından, Daire kararının usul ve hukuka uygun olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerin dava dilekçesinin tekrarından ibaret olduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların hiçbirinin 2577 sayılı İYUK’un 49. maddesinde sayılan temyiz sebeplerine uymadığı, bu nedenle davacının temyiz talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu savunulmaktadır. Davalı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, dava konusu düzenlemelerin yeni bir uygulama getirmeyip, mevcut düzenlemelerin şekilsel olarak yeniden düzenlenmesi olduğu ve sadece zorunlu hizmet süresinin "beş yıldan" "sekiz yıla" çıkarıldığı, bu düzenlemelerin kamu hizmetinin daha iyi yürütülebilmesi, Başkanlığın kanunla verilen görevlerini en iyi şekilde yerine getirmesi ve hizmetlerin en iyi şekilde sunulması için yapıldığı, cami görevlilerinin nakil işlemlerinin bir-iki yöneticinin takdirine ve inisiyatifine bırakılmayarak, keyfiliğin ve adam kayırmacılığının önüne geçilmesi, sübjektiflikten uzak objektif davranılması için beş kişiden oluşan bir Değerlendirme ve Yer Değiştirme Komisyonu kararı doğrultusunda yapılmasının amaçlandığı, bir yerde sekiz yıldan fazla kalınması durumunda hizmetlerin istenildiği gibi yürütülemediği, iş ve hizmet heyecanının kaybolduğu, monotonlaştığı ve kaliteli hizmet verilemediği yönündeki tespitler nedeniyle, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından bu düzenlemenin zorunlu olduğu, Yönetmeliğin 37. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendindeki yer değiştirme sırasının (aynı ilçe içi, il içi, iller arası) atamalarda eşitliği ve hakkaniyeti sağlamak, personel arasında ayrımcılığa meydan vermemek ve personelin mağduriyetine sebebiyet vermemek için yapıldığı, bu maddenin personelin menfaatini ön plana çıkardığı; Geçici 1. maddenin, Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihe kadar sekiz yıldan fazla hizmeti bulunan cami görevlilerinin geçiş süreci için düzenlenmiş olduğu, 37. maddeyi tamamlayan bir hüküm olduğu; 44. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki "vaiz, cezaevi vaizi" ayrımının ise, vaiz veya cezaevi vaizi ile başvaiz ve uzman vaiz arasında kariyer farkı bulunması nedeniyle hukuka ve hakkaniyete uygun bir kademelendirme olduğu, netice itibarıyla dava konusu işlemlerin hukuka, hizmet gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tesis edildiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 06/06/2024 tarih ve E:2021/1941, K:2024/2954 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 02/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.