Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2025/475 E. 2025/1269 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2025/475
- Karar No
- 2025/1269
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2025/475 Karar No:2025/1269
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Endüstrisi A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... İl Özel İdaresi VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Elazığ İl Özel İdaresince 17/12/2024 tarihinde gerçekleştirilecek olan "Elazığ ili, Merkez ilçesi, Meşeli Köyü, Pertek Feribot İskelesi Çekek İskele ve Komuta Binasının Yıkım ve Söküm İşi" ihalesinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; davalı idarenin 06/01/2025 tarihinde kayıtlara giren savunma dilekçesi ve ekinde sunulan belgelerin incelenmesinden, dava konusu ihalenin, istekli çıkmaması sebebiyle Elazığ İl Özel İdaresi Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararı ile ileri bir tarihte yenilenmek üzere iptal edildiğinin anlaşıldığı, dava konusu ihale işlemi davalı idarece kaldırıldığından davanın konusuz kaldığı; Bakılan davada, dava konusu işlemin esası incelenemediğinden ve bu nedenle davacı veya davalı idarenin işbu davadaki haklılık durumu tespit edilmeksizin karar verildiğinden, yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılması ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 966,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı idarenin 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kendilerine devri gereken hurda malzemenin üçüncü kişilere satışına ilişkin olarak ihaleye çıkması hukuka aykırı olduğundan, davanın açıldığı tarih itibarıyla haklı oldukları, ihalenin iptal edilmesi nedeninin de ihaleye istekli çıkmaması olduğu dikkate alındığında, davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği, bu nedenle yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılması ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının belirtilen kısımlarının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 18/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılanma Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde; düzenleyici veya bireysel bir işlem nedeniyle menfaati ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabileceği belirtilerek, kişilere, dava açma yolu ile iddialarını yargı yerinde ileri sürme hakkı özel olarak düzenlenmiştir. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun'un "Kararlarda bulunacak hususlar" başlıklı 24. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde; kararlarda, yargılama giderleri ve hangi tarafa yükletildiğinin belirtileceği hüküm altına alınmış, aynı Kanun'un 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinde; vekalet ücretine yargılama giderleri arasında yer verilmiş ve 326. maddesinde; Kanun'da yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtildikten sonra, 331. maddesinde; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlemesine yer verilmiş; böylece, kural olarak, yargılama giderlerinin davada haksız çıkan tarafa yükletilmesi esası benimsenmiştir. Hukukumuzda, iptal davası açıldıktan sonra, yargılama faaliyeti devam ederken, idarece işlemin yürürlükten kaldırılması, hukuk aleminde geçerliliğinin kalmaması ve artık işin esasının incelenmesinde yarar görülmeyen hallerde davanın konusuz kaldığından söz edilmektedir. Davanın konusuz kaldığı durumlarda, yargı yerince dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilebileceği tabii olmakla birlikte, yargılama faaliyeti esnasında yapılan yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceğinin de kararda ayrıca belirlenmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; Elazığ İl Özel İdaresince ilan edilen ve Elazığ ili, Merkez ilçesi, ... Köyü, Pertek Feribot İskelesi çekek iskele ve komuta binasının yıkım ve söküm işine yönelik 17/12/2024 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin, uyuşmazlık konusu ihaleye teklif veren istekli olmadığı gerekçesiyle İl Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararı ile ileri bir tarihte yenilenmek üzere iptal edildiği, Mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve davanın esası incelenemediğinden ve bu nedenle de davacı veya davalı idarenin işbu davadaki haklılık durumunun tespit edilmediğinden bahisle yargılama gideri davacı üzerinde bırakılarak vekalet ücretine hükmedilmediği anlaşılmaktadır. Bu noktada, 6100 sayılı Kanun'un yukarıda metnine yer verilen 331. maddesine bakıldığında, davanın konusuz kalması halinde, hakime, davanın açıldığı zamandaki haklılık durumunu değerlendirerek yargılama giderlerine hükmetme konusunda takdir hakkı tanındığı görülmektedir.
Somut olaya bakıldığında, davacı tarafından dava konusu işlemin hukuka aykırılığı iddiasında bulunulduğu, ancak sonrasında birtakım nedenlerle davalı idare tarafından dava konusu işlemin iptal edilmek suretiyle davanın konusuz bırakıldığı, bu haliyle davanın açılmasına davalı idarenin sebebiyet verdiği görülmektedir. Öte yandan, idarenin ihaleye katılım olmaması gerekçesiyle dava konusu ihalenin iptal edildiği durumlarda davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına karar verilen davada, benzer konudaki "başka davalarda" esasa girilerek verilen ve kesinleşen ret kararları bulunduğundan ve bu nedenle artık davalı idarenin haksız çıkan taraf olarak kabul edilmeyeceği ileri sürülebilir ise de, bu durumda da davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulup tutulamayacağı konusunda değerlendirilmesi gereken temel nokta, ret kararlarının kesin hüküm niteliğidir. Gerek kabul şartları, gerekse esastan ret kararlarının meydana getirdiği kesin hüküm nisbi kuvvettedir. Kararların etkisi sadece taraflara yöneliktir. (Çağlayan, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", A.Ü Erzincan Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt:III, Sayı 1, s.138) Üçüncü kişiler aynı işlem aynı sebep yönünden yeni bir dava açabilirler. (Gözübüyük, Yönetsel Yargı, s. 214) Çünkü bu redde dair kararlarda, reddin sebebi davacının ileri sürdüğü delillerin ve gerekçelerin yeterli olmamasıdır. (Telli, "İdari Yargıda Kesin Hüküm", İdare Hukuku ve İdari Yargı ile ilgili incelemeler III. Ankara 1980, s. 103.) Bu itibarla, aynı nitelikteki işlemler yönünden davanın reddi yönünde verilen yargı kararlarının, iptal kararları gibi kesin hüküm etkisinin mutlak olmadığı, zira farklı iddialarla açılacak başka bir davada daha evvel hukuka uygun görülen aynı yöndeki işlem bakımından iptal yönünde bir karar verilmesinin önünde bir engel bulunmadığı dikkate alındığında, davalı idarece iptal edilen dava konusu işlem yönünden işbu dosyada hukuka uygunluk değerlendirmesi yapılmadan, başka dosyalarda davanın reddi yolunda verilen kararlara gönderme yapılarak davacının haksız çıktığı kabul edilerek, bu dosyanın yargılama giderlerinden sorumlu olacağından söz edilemez. Yukarıda aktarılan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; ihaleye katılım olmaması gerekçesiyle dava konusu ihalenin davalı idarece iptal edildiği, davanın karar verilmesine yer olmadığı kararıyla sonuçlandığı, Anayasa'nın 36. maddesinde öngörülen hak arama hürriyeti kapsamında dava açan davacının, davada haksız çıkan taraf olarak kabul edilemeyeceği, dolayısıyla davalı idarenin davanın açılmasına sebebiyet verdiği görüldüğünden, davalı idare aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde usul kurallarına uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının yargılama giderleri ile vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyorum.