Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2024/2417 E. 2025/950 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2024/2417
- Karar No
- 2025/950
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2417 Karar No:2025/950
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ... Bilgi İşlem ve Dış Ticaret A.Ş. (...) pay piyasasında 21/07/2017-21/09/2017 döneminde gerçekleştirilen işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 6. maddesinin birinci fıkrasında yer alan eylemleri oluşturduğundan bahisle 27.047,00-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... Bilgi İşlem ve Dış Ticaret A.Ş.'nin halka arz tarihinden 06/11/2018 tarihine kadar yapılan finansal rapor açıklamalarının öncesi ve sonrasında ... pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerin incelenmesi sonucunda, davacının ... şirketinin 21/08/2017 tarihinde yayınlanan faaliyet raporunda yönetim kurulu üyesi ve şirket içsel bilgilere erişimi olanlar listesinde "İş Geliştirme Direktörü" unvanıyla yer aldığı, şirketin 21/08/2017 tarihli finansal rapor açıklamasından hemen sonra ... pay piyasasında 22/08/2017 tarihinde 137.035 adet satış işlemi gerçekleştirdiği, davacının yönetim kurulu üyeliği görevinden istifasının 04/08/2017 tarihli şirket yönetim kurulu toplantısında kabul edilerek 14/08/2017 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi'nde 08/08/2017 tarihinde tescil edildiğinin ilan edildiği, şirket tarafından yapılan açıklamada davacının istifa etmesine rağmen görevine devam ettiğinin Kamuyu Aydınlatma Platforumu'na bildirildiğinin belirtildiği; Davacının 21/08/2017 tarihli finansal rapor açıklamasından önce yönetim kurulu üyeliğinden istifası 04/08/2017 tarihinde yönetim kurulu tarafından kabul edilmiş ise de, davacı tarafından, Kurul kararı ile yanlış ve yanıltıcı olduğu tespit edilen 01/03/2017 tarihinde hazırlanan marka değerleme raporunun içeriği ile yanlış ve yanıltıcı niteliği hakkında yönetim kurulu üyeliği görevini ifa etmesi nedeniyle bilgi sahibi olunduğu ve bu bilgiye sahipken ... pay piyasasında 21/07/2017-21/09/2017 döneminde işlem gerçekleştirildiği, dolayısıyla söz konusu anılan eylemlerin Tebliğ'in 6. maddesinin birinci fıkrasında yer alan eylemler kapsamında olduğu, davacı tarafından, piyasa bozucu eylemlerinin üzerinden 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle idari para cezası verilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, idari para cezasına konu eylemlerin davacının 21/07/2017-21/09/2017 dönemindeki ... pay piyasası işlemlerine ilişkin olduğu, bu eylemler nedeniyle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 104. maddesi uyarınca işlem tesis edildiği dikkate alındığında, eylemlerin tarihi ve verilebilecek cezanın üst sınırına göre soruşturma zamanaşımının 5 yıl olduğu ve bu süre içerisinde işlem tesis edildiği, dolayısıyla söz konusu iddiaya itibar edilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, zamanaşımının belirlenmesinde cezanın üst sınırının esas alınmasının somut olay bakımından mümkün olmadığı, zira gerçekleştirildiği iddia olunan eylemin suç değil kabahat niteliğinde olduğu, zamanaşımının cezanın üst sınırına göre değerlendirildiği, başkaca hiçbir açıklamaya yer verilmediği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, iddia olunan eylem suç değil kabahat niteliğinde olduğundan Kabahatler Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulama alanı bulduğu, bu kapsamda da tesis edilen idari para cezası tutarı 27.047,00-TL olduğundan 3 yıllık zamanaşımı kapsamında kaldığı, pay piyasasında gerçekleştirdiği işlemler incelendiğinde ortada Tebliğ'in 6. maddesinin birinci fıkrasının ihlali niteliğinde herhangi bir piyasa bozucu işlem bulunmadığının açık olduğu, Kurulca birtakım varsayımlara dayanarak yatırımcı sıfatının adeta yok sayıldığı, haksız yere fahiş tutarda idari para cezası uygulandığı, yönetim kurulu üyeliği görevi boyunca sorumluluklarını eksiksiz ve hukuka uygun şekilde yerine getirdiği, marka değerleme raporunun hazırlanmasında herhangi bir yönlendirmesi, dahli ve sorumluluğunun bulunmadığı, kaldı ki marka değerlemesi bağımsız denetim şirketince gerçekleştirildiğinden mevzuata aykırılık varsa sorumluluğun denetim firmasında olduğu, değerleme gibi oldukça teknik ve ayrıntılı bilgi gerektiren bir konuda ilgili raporun yalan, yanlış veya yanıltıcı olduğunu bilme imkanı bulunmadığı gibi bunun görevi de olmadığı, idari para cezası uygulanabilmesi için kabahatin maddi unsuru kapsamında raporun ve raporu içeren finansal tabloların yalan, yanlış ve yanıltıcı olduğunun bilinmesi gerektiği, içsel bilgiyi öğrenenler listesinde yer alması veya iş geliştirme direktörü olmasının Tebliğ maddesindeki şartları sağladığı anlamına gelmediği, gerçekleştirdiği işlemlerden yaklaşık üç hafta önce yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, finansal tablolarda imzası ve bir sorumluluğu bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararı ile temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/02/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.