Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2024/1509 E. 2025/1314 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2024/1509
- Karar No
- 2025/1314
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1509 Karar No:2025/1314
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... Tekstil ve Ticaret Ltd. Şti.
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU: ...İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Tarım ve Orman Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğünce 28/12/2023 tarihinde 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 35. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kapalı teklif usulüyle gerçekleştirilen "Uludağ Milli Parkı Sarıalan Mevkii Kar Motoru ve Buna Bağlı Fotoğraf İşletmeciliği" ihalesinin ve söz konusu ihalenin belirli bir istekli uhdesinde bırakılmasına yönelik ihale onay işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; dava konusu ihalenin 28/12/2023 tarihinde yapılmasının Tarım ve Orman Bakanlığı .... Bölge Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle uygun görüldüğü, 15/12/2023 tarihinde ilana çıkıldığı, 28/12/2023 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin ita amiri olan Orman Bakanlığı 2. Bölge Müdürünün aynı günlü onayı ile en yüksek teklifi veren dava dışı şirketlerden oluşan iş ortaklığı uhdesinde bırakılması üzerine 28/01/2024 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı; İhalenin iptali istemi yönünden yapılan incelemede;2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı düzenlemesine yer verilmek suretiyle dava açma süresinin başlamasında, "yazılı bildirim"in esas alınmasının öngörüldüğü, hak arama özgürlüğünün kullanılması bakımından, idari işlemlerin idare tarafından ilgililere açık ve anlaşılabilir biçimde bildirilmesi gerektiği, düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idari işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerektiği, bununla birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idari işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiğinin yargısal içtihatlarla kabul edildiği, 2577 sayılı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar hakkında ivedi yargılama usulünün uygulanacağı, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu, davacı tarafından, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere 20/12/2023 tarihinde ihale şartnamesi satın alınmak suretiyle dava konusu ihaleden haberdar olunduğu ve bu tarihin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içinde (en son 19/01/2024 tarihine kadar) dava açılması gerekirken, 30 günden daha sonraki bir tarih olan 28/01/2024 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır. İhale onay işleminin iptali istemi yönünden yapılan incelemede; Her idari işleme karşı dileyen herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek idari işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütlere uygun menfaat ilişkisinin bulunması gerektiği, dava açan kişinin menfaatinin ihlal edilip edilmediğinin takdirinin her münferit uyuşmazlıkta yargı mercilerine bırakıldığı, iptal davası açma ehliyetinin var olduğundan söz edilebilmesi için dava açan kişi ile dava konusu işlem arasında kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunması gerektiği, başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacının hukuksal durumunu etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi ve işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerektiği, aksi halde, kişilerin hukuksal durumlarına etkisi bulunmayan ve menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında iptal davası açma hakkı bulunduğunun kabulü gerekeceği, bunun ise idarenin işleyişinin olumsuz etkilenmesine yol açacağı, bu manada idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargısal denetimini amaçlayan iptal davasının görüm ve çözümü için ön koşullardan olan dava açma ehliyetinin var olup olmadığının iptal davasına konu işlemin niteliğine göre idari yargı mercilerince değerlendirilmesi gerektiği, 28/12/2023 tarihli ihalede tek teklifin ihale uhdesinde bırakılan dava dışı şirketlerden oluşan iş ortaklığı tarafından sunulduğu, davacı veya diğer herhangi bir isteklinin şartname satın almakla birlikte söz konusu ihaleye teklif sunmadığı, bu bakımdan 28/12/2023 tarihli ihalenin ita amirince onaylanmasına ilişkin işlemin sözleşmeye davet edilmesi mümkün olmayan davacının menfaatini ihlal etmediği, bu durumda, yalnızca ihale şartnamesini satın almış olmasının ihale onay işleminin iptali istemi bakımından davacıya taraf olma ehliyeti kazandırmayacağı, bu itibarla, davacının 28/12/2023 tarihli ihale onay işleminin iptalini isteme hususunda kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, davanın, ihalenin iptali istemi bakımından süre aşımı nedeniyle; ihale onay işleminin iptali istemi bakımından ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, idarenin dava konusu ihaleye hiç çıkmaması gerektiği, ihaleye çıkma kararı bakımından dava açma süresinin en erken ihale tarihinden itibaren başlatılması gerektiği, ihalenin yapılacağı tarihin ihale tarihinden önce öğrenilmiş olmasının ihalenin iptali istemiyle açılacak davada sürenin ihale tarihinden önce başlatılmasını haklı kılmayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyize konu kararın bozulmasını gerektirecek bir sebebin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ihalenin iptali istemi bakımından süre aşımı nedeniyle; ihale onay işleminin iptali istemi bakımından ehliyet yönünden reddi yolundaki... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 20/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.