Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2023/2232 E. 2026/193 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2023/2232
- Karar No
- 2026/193
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2023/2232 Karar No : 2026/193
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Üniversitesi Rektörlüğü / ... VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... VEKİLİ : Av. ...
DİĞER MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının taraflarca ve davalı yanında müdahil ... tarafından aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, Akdeniz Üniversitesinde MS (Multiple Skleroz) hastalığı nedeniyle görmüş olduğu kortizon tedavisi sonucu kalça kemiğinin erimesine ve sonrasında protez takılmasına sebebiyet verildiği ileri sürülerek, uğradığı iddia edilen zararlara karşılık 100,00 TL (miktar arttırımı ile 226.000,00 TL) maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 22/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 25.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru yapıldığı 22/03/2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince tarafların ve davalı yanında müdahil ...'ın istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, uygulanacak tedavinin olası yan etkileri noktasında bilgilendirilmediği, bilgilendirilse idi ilgili hekimlere danışarak tedavisini tam ve eksiksiz alacağından mevcut engelinin ortaya çıkmama ihtimalinin olduğu, alınan tedavide aralıklarla DEXA ile bel ve kalça bölgesi kemik yoğunluğu ölçümünün yapılması gerektiği, kortizon tedavisiyle birlikte kemik koruyucu tedavinin de uygulanması gerektiği, kendisinde ortaya çıkan aseptik nekrozunun uygulanan tedavinin bir yan etkisi olduğu ve bu yan etkinin hekimlerce bilinmesine rağmen gerekli tetkiklerin yapılmayarak engelli hale gelmesine neden olunduğu, hükmedilen manevi tazminatın oldukça düşük kaldığı, hukuka aykırı olarak verilen kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, davanın süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, davacıya uygulanan tedavinin MS tanısında uygulanan güncel bir tedavi olduğu, tedavi sonucunda ortaya çıkan femur başı aseptik nekrozuna yönelik uygulanan tedavinin de tıbben yerinde olduğu, Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, davacının ve ailesinin tedavi sırasında bilgilendirildiği ileri sürülmektedir. Davalı yanında müdahil ... tarafından, kusur tespit edilmeyen durumda idare aleyhine manevi tazminata hükmedilemeyeceği, hastanın bilgilendirilmeden tedaviye başlanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : A) Temyize Konu Kararın Maddi ve Manevi Tazminat İsteminin Esası Yönünden İncelenmesi:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar maddi ve manevi tazminat isteminin esası yönünden usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu yönden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, Reddedilen Manevi Tazminat İstemi Nedeniyle Davacı Aleyhine Hükmedilen Vekalet Ücreti ve Yargılama Gideri Yönünden İncelenmesi: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 326. maddesinin 2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasaya aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024 tarih ve E:2024/29, K:2024/226 sayılı kararı ile "...26. Kural uyarınca manevi tazminat davasının kısmen reddedilmesi hâlinde davayı açan kişinin yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulması bu kişi üzerinde oluşturduğu baskı nedeniyle mahkemeye erişim hakkını sınırlamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.2021/107, K.2022/109, 28/9/2022, § 36; Abdullah Karataş, B. No: 2019/4150, 3/2/2022, § 29)....40. Manevi tazminat olarak ödenecek tutarın belirlenmesinde hâkimin sınırsız bir takdir yetkisine sahip olmaması ve manevi tazminat davalarında sağlanacak içtihat istikrarı da davacı yönünden söz konusu öngörülemez durumu ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim davacı, hâkim tarafından hükmedilen tutarın az da olsa üzerinde bir tazminat talep etmiş olması hâlinde kural uyarınca yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulacaktır.41. Diğer yandan manevi tazminat tutarının yargılama süresince dosyaya giren bilgi ve belgelerle belirli hâle gelmesine de imkân bulunmamaktadır. Nitekim manevi tazminat tutarının belirli olmaması bu tutarın hesaplanma yönteminin bulunmamasından, başka bir ifadeyle hâkimin takdir ettiği bir tutar olmasından kaynaklanmaktadır.42. Manevi tazminat davasında davacının hak kaybı yaşamamak adına talep edeceği tazminat miktarını yüksek şekilde belirlemeye ilişkin bir baskı altında kalabileceği kuşkusuzdur. Diğer yandan davacının talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulması talebin belirlenmesinde davacı üzerinde baskı oluşturan bir diğer husustur.43. Buna göre manevi tazminat davasında talebini düşük belirlemesi durumunda hak kaybı yaşayabilecek olan ayrıca hâkimin takdirine bağlı olarak talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural uyarınca yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün olan kişilerin temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvencelere uygun şekilde mahkemeye erişebildiğinden söz edilemez....46. Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır. 47. Açıklanan nedenle kural, “manevi tazminat davaları” yönünden Anayasa’nın 13. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir." gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326. maddesinin 2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden iptaline karar verilmiştir. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralı, ayrıca 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa'nın metnine yer verilen hükümleri uyarınca; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir kurala ilişkin kararın hüküm kesinleşinceye kadar gelmesi durumunda mahkemeler bu karara uymak zorundadır ve bu karar yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, gerçek ve tüzel kişiler için bağlayıcıdır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; uyuşmazlığın çözümünde esas alınacak olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi Anayasa'da yer alan eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olduğundan, bu durum Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine aykırılık teşkil etmez. Öte yandan; 08/01/2026 tarih ve 33131 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tarife ile de Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan iptal kararı dikkate alınarak 2025-2026 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10. maddesinin 2. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay’ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlığa konu davada, İdare Mahkemesi kararında manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiği, manevi tazminatın reddedilen kısmı yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedildiği, Bölge İdare Mahkemesince, tarafların ve müdahilin istinaf istemlerinin reddine karar verildiği görülmektedir. Bu durumda, 2577 sayılı Kanun’un 31. maddesi ile yargılama giderleri konusunda atıfta bulunulan 6100 sayılı Kanun’un 326. maddesinin 2. fıkrasının manevi tazminat davaları yönünden Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, iptal kararının 14/12/2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, yasama organınca kanuni bir düzenleme yapılmadığı ve 2025-2026 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinin 2. fıkrasının yürürlükten kaldırıldığı dikkate alındığında Anayasa’nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştay’ın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasa’nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu da göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davalarda, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi halinde reddedilen kısım yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği açıktır. Bu itibarla; temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasına "İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'aşağıda dökümü yapılan ve davacı tarafından karşılanan 2.735,05 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre takdiren 160,27 TL'lik kısmı ile...', '...yine reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2. maddesi uyarınca hesaplanan 3.750,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, aşağıda dökümü yapılan ve müdahil tarafından karşılanan 108,80 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 102,43 TL'sinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine, geri kalan kısmının müdahil üzerinde bırakılmasına, ...' ibarelerinin; 'aşağıda dökümü yapılan ve davacı tarafından karşılanan 2.735,05 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre takdiren 273,50 TL'lik kısmı ile...', 'reddedilen manevi tazminat için davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, aşağıda dökümü yapılan ve müdahil tarafından karşılanan 108,80 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdiren 97,92 TL'sinin davacıdan alınarak müdahile verilmesine, geri kalan kısmının müdahil üzerinde bırakılmasına, ...' şeklinde düzeltilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların ve davalı yanında müdahil ...'ın temyiz istemlerinin esas yönünden REDDİNE, davacının temyiz isteminin reddedilen manevi tazminat için aleyhine hükmedilen yargılama giderleri yönünden KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/01/2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.