Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/8250 E. 2025/2256 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/8250
- Karar No
- 2025/2256
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/8250 Karar No : 2025/2256
DAVACI : ...
DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. ...
DAVANIN_KONUSU : 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin, 06/10/2022 tarih ve 31975 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen ek 5. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin; a) Birinci cümlesinde yer alan "yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta boş uzman hekim kadrosu olması halinde" ibaresinin, b) "Özel hastanelerin boş uzman hekim kadrosu olmaması durumunda, ruhsatında ve/veya faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzman hekim branşlarındaki toplam kadro sayısının %15’ine kadar uzman hekimle sözleşme imzalayabilir. Aynı branşta birden fazla hekimle sözleşme imzalanmak istenmesi durumunda ilgili branşın toplam kadro sayısının üçte birinden fazla uzman hekim ile sözleşme imzalanamaz. Muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshası, özel hastane tarafından SKYS’ye eklenir ve müdürlüğe gönderilir." şeklindeki ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin iptali istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davaya konu düzenlemenin üst hukuk normlarına ve hizmetin gereklerine uygun olarak tesis edildiği, hukuka aykırı ve iptali gerektirir bir husus bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacının feragati nedeniyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı olarak mesleğini serbest olarak icra etmek üzere özel muayenehanesinde faaliyet gösteren davacı tarafından, 27/03/2002 tarihli, 24708 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin, 06/10/2022 tarihli, 31975 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile değiştirilen Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin; a) Birinci cümlesinde yer alan "yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta boş uzman hekim kadrosu olması halinde" ibaresinin, b) "Özel hastanelerin boş uzman hekim kadrosu olmaması durumunda, ruhsatında ve/veya faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzman hekim branşlarındaki toplam kadro sayısının %15’ine kadar uzman hekimle sözleşme imzalayabilir. Aynı branşta birden fazla hekimle sözleşme imzalanmak istenmesi durumunda ilgili branşın toplam kadro sayısının üçte birinden fazla uzman hekim ile sözleşme imzalanamaz. Muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshası, özel hastane tarafından SKYS’ye eklenir ve müdürlüğe gönderilir." şeklindeki ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin, iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin davanın konusuz kaldığı yolundaki savunmasının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu ve Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığı Anayasa Mahkemesince kabul edilmektedir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). Düzenleyici işlemin kısmen değiştirilmesi ve/veya tümüyle yürürlükten kaldırılmasına karşın, dava konusu edilen düzenlemeler yönünden herhangi bir değişiklik yapılmaması ya da önemli nitelikte değişikliğe gidilmemesi suretiyle yürürlüğünün sürdürülmesi halinde davanın konusuz kaldığına hukuken söz etmeye olanak bulunmamakta olup, bu nitelikteki kurallara yönelik olarak işin esasının incelenmesi gerekmektedir. Aksine bir yaklaşım, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlayan gerekçeli karar hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır. Dava konusu edilen düzenleyici işlemden sonraki tarihli düzenleyici işlemle değişikliğe uğrayıp daha sonra da yürürlükten kaldırılmakla birlikte sonraki düzenlemelerde önceki kuralların yürürlüğünün sona erdirilmesi, yeni ve farklı bir içerik kazandırılması halinde dava konusuz kalacaktır. Bu durum, adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlali niteliği taşımayacaktır. Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin uyuşmazlığa konu edilen 06/10/2022 tarihli Yönetmelikle değiştirilen Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi, 07/01/2023 tarihli, 32066 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile değiştirilmiş ve bu Yönetmeliğe Geçici 20. madde eklenmiştir. 07/01/2023 tarihli Yönetmelikle; "Muayenehanesi bulunan hekimler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, muayenehanesine müracaat eden hastalarının tedavisini yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta ruhsatı bulunan özel hastanelerde yapabilir. Özel hastaneler, ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabilir. Muayenehanesi bulunan 60 yaş üstü hekimler, sözleşme yaptığı hastanelerin birinde bu kadro sınırlamasına tabi tutulmaz. Sözleşme imzalanan hastanede muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda hekimin istediği başka bir hastanede bu işlemin yapılması için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebilir. Muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshası, özel hastane tarafından SKYS’ye eklenir ve müdürlüğe gönderilir. Bu durumdaki hastalar, hastanedeki tedavi masraflarının kendileri tarafından karşılanacağı hususu ile tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında muayenehanede bilgilendirilir ve hastanın bilgileri tedavi olacağı özel hastaneye, Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden Bakanlıkça belirlenen form ile gönderilir. Özel hastanede gerçekleştirilecek ayakta veya yatarak tedavi öncesi muayenehane hastalarına ilişkin bilgilendirilmiş rıza formu hasta veya kanuni temsilcisi, muayenehane hekimi, özel hastanenin ilgili birim sorumlusu ve mesul müdür tarafından imzalanır. Hastanın hastanede tedavisi süresince ilgili hekim tarafından kesintisiz hizmet sunumu sağlanır. Hastaya sunulan teşhis ve tedavi hizmetlerinden muayenehane hekimi ve özel hastane müştereken sorumludur. Bu hekimlere hizmet sunan özel hastanenin mesul müdürü her ay sonu itibarıyla tedavi edilen hasta sayısı ve hekim ismini müdürlüğe bildirir. Ayrıca bu şekilde tedavi gören hastalara ayrıntılı fatura düzenlenir.” şeklinde değişikliğe uğramıştır. 07/01/2023 tarihli Yönetmelikle Özel Hastaneler Yönetmeliği'ne eklenen Geçici 20. maddeyle: "Bu maddenin yayımlandığı tarihten önce muayenehanesi bulunan hekimler, sözleşme yapacakları hastanelerin birinde ek 5. maddenin birinci fıkrasının (ı) bendindeki kadro sınırlamasından muaf tutulur." kuralı getirilmiştir. Geçici 20. madde üç ay sonra, 07/04/2023 tarihli, 32156 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle değiştirilmiştir. Buna göre; "07/01/2023 tarihinden önce muayenehanesi bulunan hekimler, sözleşme yapacakları tıp merkezi ve/veya özel hastaneden en fazla ikisinde ek 5 inci maddenin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan kadro sınırlamasından muaf tutulur. Bu hekimlerin muayenehanelerini kapatmaları ve üç ay içinde aynı ya da farklı ilde tekrar açmaları şartıyla muafiyetleri devam eder." şeklinde madde düzenlenmiştir. 07/04/2023 tarihli Yönetmelikle aynı zamanda Ek 5. maddenin 1. fıkrasının (ı) bendinin ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere üçüncü cümle eklenmiştir (Bu ekleme suretiyle sonraki cümlelerin numaraları teselsül etmiştir). Üçüncü cümlenin “Muayenehanenin hizmet verdiği ilde ilgili branşta hizmet vereceği özel sağlık kuruluşu bulunmaması halinde mümkün olan en yakın ilde Bakanlıkça planlama amacıyla oluşturulan ilgili komisyonlardan görüş alınarak sözleşme yapılabilir.” kuralını içermesine karşın 13/05/2023 tarihli, 32189 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile eklenen üçüncü cümle de değiştirilmiş; “Muayenehanenin hizmet verdiği ilde ilgili branşta hizmet verebilmesi için bu Yönetmelik kapsamında belirtilen sınırlamalar ve/veya gereklilikler sebebiyle sözleşme akdedebileceği uygun özel sağlık kuruluşu bulunmaması halinde mümkün olan yakın bir ilde Bakanlıkça planlama amacıyla oluşturulan ilgili komisyondan görüş alınarak sözleşme yapılabilir.” şekline getirilmiştir. Uyuşmazlığa konu edilen Ek 5. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin 07/01/2023 tarihli Yönetmelik değişikliği yapılarak birinci cümledeki "boş uzman hekim kadrosu olması halinde" ibaresi yerine "ilgili branşta ruhsatı bulunan" ibaresinin getirildiği, "Özel hastanelerin boş uzman hekim kadrosu olmaması durumunda, ruhsatında ve/veya faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzman hekim branşlarındaki toplam kadro sayısının %15’ine kadar uzman hekimle sözleşme imzalayabilir. Aynı branşta birden fazla hekimle sözleşme imzalanmak istenmesi durumunda ilgili branşın toplam kadro sayısının üçte birinden fazla uzman hekim ile sözleşme imzalanamaz." cümlelerinde; "Özel hastaneler, ilgili branştaki toplam kadro sayısının üçte birini aşmayacak şekilde hekimle sözleşme yapabilir. Muayenehanesi bulunan 60 yaş üstü hekimler, sözleşme yaptığı hastanelerin birinde bu kadro sınırlamasına tabi tutulmaz. Sözleşme imzalanan hastanede muayenehaneden gelen hastaya öngörülen müdahalenin yapılamadığı durumlarda hekimin istediği başka bir hastanede bu işlemin yapılması için İl Sağlık Müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilebilir." şeklinde değişikliğe gidildiği, diğer kısımları yönünden değişiklik yapılmadığı görülmüştür. Davanın bakılması aşamasında, 07/04/2023 tarihli Yönetmelik değişikliğinin, 07/01/2023 tarihinden önce muayenehanesi bulunan hekimler yönünden sözleşme yapacakları kadro sınırlamasından muafiyetin özel hastanenin yanında tıp merkezi de dahil en fazla ikisinde Ek 5. maddenin 1. fıkrasının (ı) bendinde yer alan kadro sınırlamasından muaf tutulmasını öngörmekle birlikte, dava açan ve mesleğini serbest olarak icra eden tabipler yönünden, uyuşmazlık konusu yönetmelik kurallarında dört kez değişiliğe gidildiği halde, içerik olarak düzenlemelerin kısmen aynen korunması, kısmen de aynı konuda açılan davalara ait dilekçelerdeki ifadeyle "kota ve kısıtlama" getirmesi yönünden bir değişikliğe gidilmemesi suretiyle yürürlüğünü sürdürülmesi karşısında, davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceğinden, adil yargılanma hakkı gereğince işin esasının incelenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu Yönetmelik düzenlemelerinin esasına gelince; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 56. maddesinin 1. fıkrasında, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu; 3. fıkrasında, Devletin, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenleyeceği; 4. fıkrasında da, Devletin, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getireceği öngörülmüştür. Anayasa'nın 124. maddesine göre de Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun 3. maddesinin a) fıkrasındaki, sağlık kurum ve kuruluşlarının yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunacak şekilde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca, diğer ilgili bakanlıkların da görüşü alınarak plânlanacağı, koordine edileceği, mali yönden destekleneceği ve geliştirileceği; 9. maddesinin (c) fıkrasındaki, bütün kamu ve özel sağlık kuruluşlarının tesis, hizmet, personel kıstaslarının belirlenmesinin, sağlık kurum ve kuruluşlarının sınıflandırılmasının ve sınıflarının değiştirilmesinin, sağlık kuruluşlarının amaca uygun olarak teşkilatlanmalarının, sağlık hizmet zinciri oluşturulmasının, hizmet içi eğitim usul ve esasları ile sağlık kurum ve kuruluşlarının koordineli çalışma ve hizmet standartlarının tespiti ve denetimi ile bu Kanunla ilgili diğer hususların Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği; sağlık hizmeti sunumu ile ilgili tüm iş ve işlemlerin Sağlık Bakanlığınca denetlenmesini düzenleyen Ek 11. maddesindeki kurallarına dayanılarak 27/03/2002 tarihli, 24708 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği çıkarılmıştır. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun'un 5. maddesinde: "Hususi muayenehane açmak veyahut evinde muayenehane tesis eylemek suretiyle sanatını icra eylemek istiyen her tabip hasta kabulüne başladığından itibaren en çok bir hafta içinde isim ve hüviyetini, diploma tarih ve numarasını ve muayenehane ittihaz eylediği mahal ile mevcut ise ihtısas vesikalarını mahallin en büyük sıhhiye memuruna kaydettirmeğe ve muayenehanenin nakli halinde en az yirmi dört saat evvel keyfiyeti nakli ihbara mecburdur." kuralına yer verilmiştir. 1219 sayılı Kanunun 12. maddesinde; "Sanatını icra etmek üzere bir mahalde kayıtlı olan herhangi bir tabibin bizzat dükkan ve mağaza açmak suretiyle her türlü ticaret yapması memnudur. (Değişik ikinci fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.; Değişik: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar; 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28 inci maddesi, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 27 nci maddesi, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 36 ncı maddesi ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanununun 32 nci maddesi saklı kalmak kaydıyla, aşağıdaki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir: a) Kamu kurum ve kuruluşları. b) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan vakıf üniversiteleri. c) Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan vakıf üniversiteleri, serbest meslek icrası. (Değişik üçüncü fıkra: 21/1/2010-5947/7 md.) Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, Sağlık Bakanlığınca yapılan istihdam planlamaları çerçevesinde ve ikinci fıkranın her bir bendi kapsamında olmak kaydıyla birden fazla sağlık kurum ve kuruluşunda çalışabilir. Bu maddenin uygulanması bakımından Sosyal Güvenlik Kurumunca branş bazında sözleşme yapılan özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversiteleri yalnızca sözleşme yaptıkları branşlarda (b) bendi kapsamında kabul edilir. Mesleğini serbest olarak icra edenler, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, (b) bendi kapsamında sayılan sağlık kuruluşlarında da hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilir. (Değişik dördüncü cümle: 2/1/2014-6514/21 md.) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimleri, kurum ve kuruluşlarındaki çalışma saatleri dışında ve kurumlarının izniyle aylık otuz saati geçmemek üzere iş yeri hekimliği yapabilir. Döner sermayeli sağlık kuruluşları ise kurumsal olarak işyeri hekimliği hizmeti verebilir. (Ek cümle: 2/1/2014-6514/21 md.) Tabipler, iş yeri hekimliği eğitimi alma ve iş yeri hekimliği belgesine sahip olma şartı aranmaksızın 10’dan az işçi çalıştıran az tehlikeli iş yerlerinin iş yeri hekimliği görevini yapabilirler. Bu maddenin uygulamasına ve işyeri hekimliğine ilişkin esaslar Sağlık Bakanlığınca belirlenir." yolunda düzenleme yapılmıştır. Mesleğini serbest olarak icra etmek üzere özel muayenehane açan veya evinde muayenehane tesis eyleyen tabiplere, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmesi bulunmayan özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversiteleri dışında, hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu ve kamu kurumları ile sözleşmeli çalışan özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde hastalarının teşhis ve tedavisini yapabilmelerine, aktarılan yasal düzenlemelerde gösterilenler dışında başkaca şart getirilmeden çalışma hakkı tanınmaktadır. Ayrıca, 2219 sayılı Hususi Hastaneler Kanunu'nun 25. maddesinde: "Hususi hastanede yatan hastalar tıbbi müşavere veya tedavi için dışardan istedikleri hekimleri çağırabilirler. Bu hekimlerin hastaya cerrahi ameliyat yapabilmeleri tababet ve şuabatı sanatlarının icrası tarzına dair kanunun 23 üncü maddesi hükmüne bağlıdır." kuralıyla, özel hastanelerde yatan hastaların, hastane dışından istedikleri hekimleri tıbbi müşavere veya tedavi amacıyla çağırması ve hastalarına cerrahi ameliyat yapabilmeleri mümkün kılınmıştır. Uyuşmazlık konusu düzenlemeler, bu düzenlemelere yönelik olarak yapılan değişiklikler birlikte ele alındığında; hekimlere sözleşme yapma zorunluluğu ve ilgili branşta özel hastanenin ruhsatının bulunması şartı getirilmesi, bu kadro sınırlamasının sadece belirli bir yaş üstü hekimler için ve sözleşme yaptığı hastanenin birinde bu sınırlamaya tabi tutulmaması şeklinde kota uygulamasının sürdürülmesi, hastaya müdahalenin yapılamadığı durumda başka hastanede işlem yapılmasının vaka bazlı özel izin şeklinde kısıtlamanın devam ettirilmesi, belirli tarihten önce muayenehanesi olan hekimlerin tıp merkezi ve/veya hastanenin en fazla ikisinde muaf tutulacağına dair kadro sınırlanması esasından uzaklaşılmaması, muayenehanenin hizmet verdiği ilde sözleşme kotası nedeniyle sözleşme yapamama durumuyla hekimin karşı karşıya kalması, ilgili branşta hizmet verebilmesi yıllık şekilde imzalanan bu sözleşmelerin müdürlüğe ibrazının 1219 sayılı Kanun'un mesleğini serbest olarak icra eden tabiplere verdiği hastalarını teşhis ve tedavi etme hakkını, dolayısıyla hekimin çalışma ve sözleşme özgürlüğünü 1219 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 3. fıkrasında yer alan sınırlamaların ötesinde, yasadaki mesleğin serbest olarak icra edilmesini güçleştirecek, imkansız hale getirecek derecedeki kural değişiklikleriyle kısıtlanması, hastaların teşhis, tedavi ve ameliyatlarını içeren hekim seçme hakkını, hasta ve/veya hekimin kişisel ve tıbbi nedenlere bağlı olarak özel sağlık kuruluşu tercihini kullanmasına engel olur nitelik taşıması karşısında, hukuka aykırı bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Serbest meslek olarak hekimlik yapmanın düzenleyici işlemle "kota ve kısıtlamaya" tabi tutmanın davalı idarenin istihdam planlamaları çerçevesinde yetki ve sorumluğunun gereği olduğu yolundaki savunması üzerinde de durulması gerekmektedir. Anayasanın 124. maddesinde belirtilen, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelik çıkarma görev ve yetkisi, ortaya çıkan yeni durum ve gelişmeler ile uygulamada karşılaşılan sorunları gözeterek, hizmetin etkinliğinin artırılması ve kamu yararının sağlanması amacıyla mevcut yönetmeliği değiştirmeyi ve yürürlükten kaldırmayı da kapsamaktadır. Genel hukuki durumlar, yasama veya yetkili idare organının düzenleyici bir işleminden kaynaklandığı için, koşulları da kendilerini doğuran kural tasarrufa tabidir. Bir kural işlemin değişmesi, ona dayanan hukuksal durumun da değişmesini gerekli kılar. Genel hukuksal durum, sürekli olma niteliğini ve özelliğini dayandığı kuraldan aldığı gibi şeklini de bu işlemden alır. Objektif hukuk düzeninde gerçekleşecek değişiklik, durumun varlığına son verebileceği gibi, şeklini de değiştirebilir. Kişilerin ise, lehlerine olan bir düzenleyici işlemin yürürlükte tutulması yönünden kazanılmış hakka sahip olamayacakları hukuki tartışma konusu değildir. Bir düzenleyici işlem yürürlükte iken hukuka uygun olarak elde edilmiş hakların, düzenleyici işlem yürürlükten kaldırıldıktan sonra da, kazanılmış hak olarak korunması ve önceki düzenleme uyarınca elde edilen yetkilerin kullanımının sürdürülmesi ise, her durumda mutlak olarak mümkün olmayıp, sınırları bulunmaktadır. Bu sınırlar, doktrinde ve yerleşik yargı kararlarında kabul edildiği üzere; genel olarak, kazanılmış hak ilkesinin kamu düzeniyle, kamu yararıyla ve kamu hizmetinin gerekleriyle çatıştığı durumlarda ortaya çıkmaktadır. Hakkın geleceğe yönelik kullanımının korunması kamu düzenini bozacak veya kamu hizmetini aksatacak veya kamu yararına aykırı sonuçlar doğuracak nitelikte ise, böyle bir durumda geleceğe yönelik kazanılmış hak olamayacaktır. Bu durumlara, yargı kararının gereğinin yerine getirildiği durumları da eklemek gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mesleki hayat özel hayat kavramı dışında tutulamayacağını; özel hayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata getirilen sınırlamaların, bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi kapsamına girebildiğini; bireylerin genellikle iş yaşamında dış dünyayla ilişkiler kurduğu ve bireyin kimliğini oluşturmasının ve sosyalleşmesinin önemli bir aracı olan dış dünyayla ilişki kurma hakkının bireyin iş çevresini de kapsadığını; bu durumun serbest meslek bağlamında özellikle geçerli olduğunu ifade etmiştir (Niemitz/Almanya, B. No: 137/1088, 16/12/1992, § 29; Özpınar/Türkiye, B. No :20999/04, 19/10/2010, § 45; Campagnano/İtalya, B. No: 77955/01, 23/3/2006, § 53; Sodan/Türkiye, B. No: 18650/05, 2/2/2016, § 37). Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" kenar başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasına göre, herkes, özel hayatına saygı gösterilmesini hakkına sahiptir ve özel hayatın gizliliğine dokunulamaz. Anayasa Mahkemesi, kişilerin mesleki hayatlarının onların özel hayatlarıyla sıkı bir irtibatın bulunduğu ve meslek hayatına yönelik tedbirlerin ya da müdahalelerin söz konusu olduğu dava süreçlerinde özel hayata saygı hakkının gündeme geldiğini yadsımadığı; kişinin mesleğinin, özel hayatının bir parçası olarak mesleki hayata yönelik tedbirlerin ya da müdahalelerin hangi durumlarda özel hayat kapsamında görülmeye uygun olduğu veya başvuru konusu edilen uyuşmazlıkların hangilerinin bu bağlamda uygulanabilir kabul edileceği hususlarında kararlarında belirttiği ölçütleri dikkate almaktadır (AYM; C. A. (3) [GK], B. No: 2018/10286, 02/07/2020, § 88; Ahmet Devlethan, B. No: 2018/11772, 20/10/2020, § 36-37). Kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanın ön koşulu millî güvenlik ve kamu düzeninin tesisi olduğu, millî güvenlik ve kamu düzeninin sağlanmadığı bir ortamda hak ve özgürlüklerden gereği gibi yararlanılması, kişinin özel hayatına saygı gösterilmesinin mümkün olmadığını, bu kapsamda devletin hak ve özgürlükleri koruma ödevinin yanında millî güvenliği ve kamu düzenini sağlama görevi de bulunduğunu ifade etmektedir (AYM; Ö.N.M., B. No: 2014/14751, 15/2/2017, § 72). Davalı idare Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Özel Hastaneler Dairesi Başkanlığı tarafından Mevzuat İşleri Dairesi Başkanlığına gönderilen 24/03/2023 tarihli, 212096980 sayılı yazıda (Danıştay Onuncu Dairesinin E:2022/8037 sayılı dosyasında bir örneği mevcuttur); en temel insan haklarından olan sağlıklı yaşam hakkının korunması için Sağlık Bakanlığı'na özel sektörde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları üzerinde denetim, çalışma usul ve esaslarını denetleme yetkisinin 3359 sayılı Kanunun 3. ve 9. maddelerinin verdiği, planlama hükümlerinin mevzuatımıza 2008 yılında girdiği ve uygulanmakta olduğu, mevzuat hükümleri uyarınca planlamanın amacının atıl kapasite ve kaynak israfına neden olmadan sağlık insan gücünün kamu ve özel sektörü kapsayacak şekilde ülkede dengeli dağılımı olduğu, düzenleyici işlemlerle bu amaçların gerçekleştirilmesinin Sağlık Bakanlığının görev ve yetkisinde bulunduğu, 2022 yılı Kasım ayı verilerine göre muayehanesi olup özel hastanelerde en çok işlem yapan cerrahi uzmanlık dallarından 7 branş (Kadın Hastalıkları ve Doğum, Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, Kulak Burun ve Boğaz Hastalıkları, Genel Cerrahi, Ortopedi ve Travmatoloji, Göz Hastalıkları, Beyin ve Sinir Cerrahisi) seçilerek Özel Muayehane, Özel Hastane, Sağlık Bakanlığı ve Diğer (Üniversite Hastaneleri ve diğer özel sağlık kuruluşları) sütunları altında sayı ve yüzde verilerek oluşturulan tablodaki verilerden görüleceği üzere, özel muayenehane hekimlerinin, muayenehanelerine başvuran hastalarının teşhis ve tedavilerini özel hastanelerde yapmasına herhangi bir düzenleme yapmadan müsaade edilmesinin, Bakanlıklarına mevzuat ile verilmiş planlama yetki ve sorumluluğunun sağlıklı bir şekilde yapılmasına engel olacağı, özel hekim muayenehanelerinin birinci basamak ayaktan teşhis ve tedavi hizmeti sunan sağlık hizmet sunucuları olarak belirlendiği, muayenehanede yapılacak tıbbi işlemler listesine 06/10/2022 tarihli Yönetmelik değişikliği ile herhangi bir kısıt getirilmediği, ayrıca muayenehaneler ile kamu özel hizmet dengesinin bozulması, özellikle akademisyenler tarafından verilen muayenehane hizmeti ile en önemli fonksiyonu olan tıp eğitimi akademik bilgi ve tecrübesinin aktarılmasında ciddi aksamalara neden olduğu yolunda açıklamalara yer verilerek düzenleyici işlemin hazırlama nedenlerinin ifade edildiği görülmektedir. Uyuşmazlığa konu edilen yönetmelik düzenlemelerinin "kendilerini doğuran kural tasarruf" olarak dayandığı hukuksal durumu ifade eden yasanın değişmesine dayandırılmadan, sadece davalı idarenin yasayla tanınan istihdam planlaması yetki ve sorumluluğundan hareketle; muayenehaneler ile kamu özel hizmet dengesinin bozulması, akademisyenler tarafından verilen muayenehane hizmeti ile tıp eğitimi akademik bilgi ve tecrübesinin aktarılmasında ciddi aksamalara neden olunması, özel muayenehane hekimlerinin, muayenehanelerine başvuran hastalarının teşhis ve tedavilerini özel hastanelerde yapmasına herhangi bir düzenleme olmaksızın müsaade edilemeyeceği yolunda davalı idare tarafından düzenlemelerin neden unsuru yönünden açıklamalarda bulunulmaktadır. Ancak bu düzenlemelerle, özellikli sağlık kamu hizmetinin gereklerine uygun şekilde yürütülmesi amacıyla idarece tespiti yapılan sorunların çözümünde -adeta tek başına- düzenleyici işlemle yıllık belirli sayıda sözleşme yapma hakkı tanınarak "kota ve kısıtlamaya" tabi tutulmak suretiyle kamu özel hizmet dengesini sağlayacağı, akademisyenlerin en önemli fonksiyonu olan tıp eğitimi akademik bilgi ve tecrübesinin aktarılması imkanının arttırılmasında etkin bir yöntem olacağı öngörülmekteyse de; özel sağlık hizmet sunumu içinde yer alan muayenehanelerden özel sağlık kuruluşlarına doğru bir yönelme sonucunu ortaya çıkarabileceğinin göz ardı edilemeyecek olması, ulaşılmak istenen hedef ile kullanılan aracın -yasal dayanağın sınırları dışında yapılan değişikliklerle- idarece örnekleri verilen özellikle cerrahi branşlarda hekimlik mesleğinin serbest olarak icra edilmesini aşırı derecede zorlaştırarak adeta imkansız kılacak nitelik taşıması, muayenehanenin hizmet verdiği ilde ilgili branşta hizmet verebilmesi için getirilen kota ve kısıtlamalar nedeniyle sözleşme akdedebileceği uygun özel sağlık kuruluşu bulun(a)maması ve başka bir ilde sözleşme imzalanma zorunluluğuyla karşılaşılması, idarenin görev, yetki ve sorumlulukları ile idarenin organları ve hizmetlerinin ayrılmaz parçası olan hekimler (muayenehane özelinde serbest meslek icra eden hekimler) arasında sürdürülmesi gereken adil denge gözetilmeksizin ölçülülük ilkesine aykırı olacak şekilde serbest olarak da yapılabilecek Anayasal koruma gören mesleki çalışma hak ve sözleşme özgürlüğünün, kota kapsamında sınırlı sayıdaki tıp merkezleri ve/veya özel hastaneler ile ancak sözleşme yapma imkanı tanınmak suretiyle kısıtlanması, aynı zamanda özel hayata saygı hakkının ihlal edilmesi, hastanın hekim ile birlikte imkan ve kabiliyetleri farklı olan özel sağlık kuruluşunu seçme hakkının, tıbbi gerekler ile kişiye özü nedenler (kişinin mali vb şartları ile özel sağlık sigortalarının kişiye tanıdığı imkanlar gibi) dışında belirsiz şekilde daraltılması ve sağlıklı yaşam hakkının bu şekilde ihlal edilmesi sonucunu da ortaya çıkaracağından, davalı idarenin savunmasının işlemin kurulması açısından yeterli olduğunun kabulü mümkün olmamıştır. Ayrıca, özel muayenehane hekimlerinin, muayenehanelerine başvuran hastalarının teşhis ve tedavilerini özel hastanelerde yapmasına ilişkin "düzenleme yapma" ihtiyacını karşılamanın tek ve geçerli yönteminin, sadece yıllık sözleşme imzalamak suretiyle kota ve sınırlandırmaya tabi tutulması olarak görülmesi hukuken kabul edilecek nitelikte görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu edilen Yönetmelik kurallarının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 27/03/2002 tarih ve 24708 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin "Özel hastanenin kalite ve verimliliğini artırmak amacıyla izin verilebilecek hususlar" başlıklı ek 5. maddesinin birinci fıkrasının -22/03/2017 tarih ve 30015 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 36. maddesi ile değişik- (ı) bendi; "1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesine uygun olmak kaydıyla mesleğini serbest olarak icra eden hekimler muayenehanesine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini özel hastanelerde yapabilirler. Hastaya sunulan teşhis ve tedavi hizmetlerinden muayenehane hekimi ve özel hastane müştereken sorumludur. Bu durumdaki hastalar, hastanedeki tedavi masraflarının kendileri tarafından karşılanacağı hususunda bilgilendirilir ve buna ilişkin rıza formu hastaya veya kanuni temsilcisine imzalatılır. Bu hekimlere hizmet sunan hastanenin mesul müdürü her ay sonu itibariyle tedavi edilen hasta sayısı ve hekim ismi ile rıza formunu müdürlüğe bildirir. Ayrıca bu şekilde tedavi gören hastalara ayrıntılı fatura düzenlenir." şeklinde iken, 06/10/2022 tarih ve 31975 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesi ile, "Muayenehanesi bulunan hekimler, 1219 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hizmet bedeli hasta tarafından karşılanmak ve Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmemek kaydıyla, muayenehanesine müracaat eden hastalarının teşhis ve tedavisini yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta boş uzman hekim kadrosu olması halinde özel hastanelerde yapabilirler. Özel hastanelerin boş uzman hekim kadrosu olmaması durumunda, ruhsatında ve/veya faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzman hekim branşlarındaki toplam kadro sayısının %15’ine kadar uzman hekimle sözleşme imzalayabilir. Aynı branşta birden fazla hekimle sözleşme imzalanmak istenmesi durumunda ilgili branşın toplam kadro sayısının üçte birinden fazla uzman hekim ile sözleşme imzalanamaz. Muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshası, özel hastane tarafından SKYS’ye eklenir ve müdürlüğe gönderilir. Bu durumdaki hastalar, hastanedeki tedavi masraflarının kendileri tarafından karşılanacağı hususu ile tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında muayenehanede bilgilendirilir ve hastanın bilgileri tedavi olacağı özel hastaneye, Muayene Bilgi Yönetim Sistemi (MBYS) üzerinden Bakanlıkça belirlenen form ile gönderilir. Özel hastanede gerçekleştirilecek ayakta veya yatarak tedavi öncesi muayenehane hastalarına ilişkin bilgilendirilmiş rıza formu hasta veya kanuni temsilcisi, muayenehane hekimi, özel hastanenin ilgili birim sorumlusu ve mesul müdür tarafından imzalanır. Hastanın hastanede tedavisi süresince ilgili hekim tarafından kesintisiz hizmet sunumu sağlanır. Hastaya sunulan teşhis ve tedavi hizmetlerinden muayenehane hekimi ve özel hastane müştereken sorumludur. Bu hekimlere hizmet sunan özel hastanenin mesul müdürü her ay sonu itibarıyla tedavi edilen hasta sayısı ve hekim ismini müdürlüğe bildirir. Ayrıca bu şekilde tedavi gören hastalara ayrıntılı fatura düzenlenir." şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafından, anılan değişikliğin birinci cümlesinde yer alan "yıllık sözleşme yapmak suretiyle ilgili branşta boş uzman hekim kadrosu olması halinde" ibaresi ile "Özel hastanelerin boş uzman hekim kadrosu olmaması durumunda, ruhsatında ve/veya faaliyet izin belgesinde kayıtlı uzman hekim branşlarındaki toplam kadro sayısının %15’ine kadar uzman hekimle sözleşme imzalayabilir. Aynı branşta birden fazla hekimle sözleşme imzalanmak istenmesi durumunda ilgili branşın toplam kadro sayısının üçte birinden fazla uzman hekim ile sözleşme imzalanamaz. Muayenehane hekimiyle yapılan sözleşmenin taraflarca imzalanmış nüshası, özel hastane tarafından SKYS’ye eklenir ve müdürlüğe gönderilir." şeklindeki ikinci, üçüncü ve dördüncü cümlelerinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından verilen ve 09/04/2025 tarihinde kayda giren dilekçeyle davadan feragat edildiği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE : İlgili Mevzuat: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, feragat ve kabulün hüküm ifade etmesinin karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerektiği, feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği; 310. maddesinde, feragat ve kabulün hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği; 312. maddesinde ise, feragat ve kabul beyanında bulunan tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesinde, davadan feragatin yargılamanın ilk celsesinde gerçekleşmesi halinde karar ve ilam harcının üçte birinin, daha sonra gerçekleşmesi halinde üçte ikisinin alınacağı hükmolunmuştur. Ayrıca, karar tarihinde yürürlükte bulunan 03/10/2024 tarih ve 32681 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 15. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştayda ilk derecede görülen davalarda birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarife'de yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği öngörülmüştür. Hukuki Değerlendirme: Davacı tarafından verilen ve 09/04/2025 tarihinde kayda giren dilekçeyle davadan feragat edilmiş olup, yasal şekle uygun olarak yapılan davadan feragat başvurusu nedeniyle davanın incelenme olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, davalı idarenin birinci savunma dilekçesinin dosyaya sunulmasından sonra davadan feragat edildiği gözetildiğinde, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükmü uyarınca davalı idare lehine Tarife'de yazılı duruşmasız işler için belirlenen vekâlet ücretinin tamamına hükmedilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Feragat nedeniyle dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesi gereğince karar harcının 1/3'i olan ... TL'nin davacıya iadesine, posta gideri avansından artan tutarın ise kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya idesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/04/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.