Danıştay · 10. Daire
Danıştay 10. Daire 2022/687 E. 2025/7139 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 10. Daire
- Esas No
- 2022/687
- Karar No
- 2025/7139
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2022/687 Karar No : 2025/7139
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Adana ili, Karataş ilçesi, ... Mahallesi, (eski ... parsel) ... ada,... parsel, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazları üzerinde drenaj kanalı yapılmaması ve eski drenaj kanallarının kapatılması nedeniyle anılan taşınmazlar üzerindeki narenciye ağaçlarında 2019 üretim sezonunda meydana gelen 784.669,60 TL maddi tazminatın 10/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Mahkemelerince 22/06/2020 tarihinde mahallinde gerçekleştirilen keşif neticesinde düzenlenen 28/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu olayda davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı belirlendiği, dosya kapsamından AT ve TİGH projesi kapsamında daha önce kapatılan drenaj kanalının davalı idare tarafından 2019/Mayıs ayında projesine uygun olarak yeterli derinlikte inşa edilip hizmete açıldığı ve işlevini yerine getirdiği; davalı idarenin kusurunu teknik olarak ortadan kaldırdığı, davacının bahçesine gerekli özeni göstermediği; tarımsal faaliyetleri gereğince ve zamanında yapmadığı, bahçede zamanında alması gereken kültürel ve kültürteknik kapsamındaki önlemleri almadığı, budama, bakım, yabancı ot kontrolü vb. faaliyetleri yapmadığı, salma sulama tekniğiyle araziyi sulayarak gayrimüsait koşulların oluşmasını hızlandırdığı, araziyi tesviye etmediği, dolayısıyla arazide yüzey drenaj sorunu da olduğu, değinilen bu olumsuzlukların bahçenin verimini olumsuz etkilediği ve verim düşüklüğüne neden olduğu, bu verim düşüklüğünün nedeninin davacının kendi kusurundan kaynaklandığı, taşınmaz üzerinde tesis edilen narenciye bahçesindeki kapalı dren sisteminin derinlik olarak yetersiz olduğu ve işlevini yerine getiremediği, bu drenlerin davalı idare tarafından açılan drenaj kanalına ve davacının kendi imkanları ile açtığı drenaj hendeğine mansaplanması gerekirken bunun yapılmadığı, bu nedenle de kapalı dren sisteminin davacının kusuru nedeniyle işlevsiz hale geldiği, bu durumun taban suyunu arazide yükselttiği, iddia edilen verim düşüklüğünün yüksek taban suyu sorunundan ve davacının özensiz tutumundan (yeterli bakım ve kültürel önlemleri almamasından) oluştuğu, bu durumun davacının kusurundan kaynaklandığı, söz konusu olaydan dolayı davalı idarenin, davacının uğradığını iddia ettiği zararların tazmini ile sorumlu tutulabilmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ...İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu taşınmazlarda 2017 ve 2018 ürün kaybı zararına ilişkin açtıkları davada idarenin hizmet kusurunun kabulü ile tazminata hükmedilirken bakılmakta olan davada hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda karar verilmesinin çelişki yarattığı ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesi, 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY : Adana ili, Karataş ilçesi, ... köyü ... ada ... parsel, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmaz maliki olan davacı tarafından, toplulaştırma çalışmaları sırasında kapanan drenaj kanallarının yeniden açılması istemiyle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne yapmış olduğu başvurunun reddi üzerine ret işleminin iptali için dava açıldığı, ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ... parselin içine kadar uzatılan Y14 drenaj kanalı projesinin devam ettirilmesinin daha doğru bir tercih olacağından drenaj kanalı kapatılması işleminin toplulaştırma ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun olmadığına karar verildiği; bunun üzerine taşınmazda bulunan drenaj kanalının hukuka aykırı olarak kapatılması ve yeni drenaj bağlantısı yapılmaması nedeni ile narenciye ağaçlarının zarar gördüğünden bahisle ... Sulh Hukuk Mahkemesinin Değişik İş: ... sayılı dosyası ile narenciye ağaçlarında uğranıldığı ileri sürülen 2019 yılı üretim sezonu zararına ilişkin bilirkişi incelemesi ve tespit yaptırıldığı, bir Ziraat Mühendisi ve bir İnşaat Mühendisinden oluşan 2 kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenilen 27/05/2019 tarihli raporda; 784.669,60 TL zarar olduğunun tespit edildiği, uğramış olduğu 784.669,60 TL zararın tazmini istemiyle 10/07/2019 tarihli başvurusunun reddi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İdare Mahkemesince 22/06/2020 tarihinde mahallinde gerçekleştirilen keşif neticesinde düzenlenen 28/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda; bölgede kış aylarının oldukça yağışlı geçtiği; bu yağışların da yüzey ve yüzey altı drenaj sorunları yaratacak karakterde olduğu, bu nedenle, özellikle düz ve düze yakın, bozuk tesviyeli, yüzey ve kapalı drenaj sistemleri olmayan tarla ve bahçelerden bu yağışların verim düşüklüğüne sebebiyet vermesinin kaçınılmaz olduğu, davacının bahçesinde yüzey drenaj hendeklerinin gayrimuntazam ve yetersiz olduğu, bozuk tesviye sorunu olduğu, toprak profilinde ağır bünyenin hakim olduğu arazinin oldukça düz ve düze yakın olup eğim yüzey akışlarının yeterli süre ve hızda çıkış ağızlarına ulaşmayı engellediği, değinilen bu nedenlerden dolayı, davaya konu parsellerin yöredeki aşırı kış yağışlarından etkilenmesinin kuvvetle muhtemel olduğu ve beklenen bir durum olduğu, Aşağı Seyhan Ovası'nda kış aylarındaki drenaj sorununun yegane kaynağının yağışlar olduğu, davacının bahçesinin, değinilen sebeplerden dolayı kış yağışlarının negatif etkilerine maruz olduğu, bu durumun narenciye gibi drenaj sorununa hassas olan bitkilerde kayda değer verim düşüklüklerine neden olduğu, davaya konu bahçedeki ağaçların bu yağışlarından olumsuz olarak etkilenmeleri ve verim düşüklüğü gözlenmesinin kuvvetle muhtemel olduğu, mevcut koşullara göre bunun doğal bir sonuç olduğu, davaya konu... parselin tamamı ile... parselin yarısının (kuzeyde kalan kısmı) gerek yüzey gerekse yüzey altı (kapalı dren) suları P1-D1-14-10 tersiyer drenaj kanalına tahliye edilmesi gerektiği, ancak, bu duruma uyulmadığı ve... parselin tamamının yüzey altı drenaj sularının da P1-D1-14-10 tersiyer drenaj kanalına tahliye edildiğinin saptandığı, drenaj mühendisliği açısından hatalı olan bu durumun parsellerdeki toprak altı drenajını olumsuz etkileyecek ve yüksek taban suyu sorununa neden olacağı, bu hatanın davacının kusurundan kaynaklandığı, diğer yandan, P1-D1 ana drenaj kanalının havzadaki drenaj sularını topoğrafik yetersizlik nedeniyle cazibeyle deşarj edememekte; bu nedenle de pompajla drenaj sağlanmakta olduğu, bu itibarla, davacının parsellerini de içine alan P1-D1 drenaj kanalının servis alanında daima taban suyu sorunu bekleneceği, taban suyunun 1.50 m'den daha derinlerde tutulması teknik ve ekonomik açıdan olası olmamakla birlikte, davalı idare tarafından 2019/mayıs ayında inşa edilen bu kanalın, çevre arazilerin, dolayısıyla... ve ... numaralı parsellerin yüzey ve taban sularını tahliye edebilecek derinlikte olduğu, davalı idarenin DSİ'nin uyuşmazlık konusu drenaj kanalını projeli olarak açarak görev kusurunu giderdiği, dolayısıyla, açılan bu kanalların, Mayıs/2019 itibari ile aktif bir şekilde çevre arazilerin drenajını yapmakta olduğu, kanalların derinliğinin ve temizliğinin yeterli düzeyde bulunmuş olmakla, davacıya ait drenaj hendeğinin, DSİ tarafından açılan kanala kıyasla oldukça sığ olduğu, bu hendeğin derinliğinin, derinlik bakımından yetersiz olması yanında, gayrinizami, bakımsız ve tamamen yabancı otla kaplı olduğu, bu nedenle, davacının bahçesindeki kapalı drenlerin bu hendeğe bağlanması ve bu derenlerin etkin bir şekilde taban suyunu drene etmesinin asla beklenemeyeceği, davacının kendi mülkiyetinde olan bu drenaj hendeğini, en azından dren derinliğinin altında olacak şekilde derinleştirmesi (1.50 m ve daha derin) ve bahçesindeki tüm kapalı dren hatlarını bu hendek ile davalı idarenin inşa ettiği drenaj kanalına mansaplaması; çıkış noktalarını temiz tutarak sürekli bir taban suyu tahliyesine imkan sağlamasının bekleneceği, davaya konu olan ve tekrar projeli olarak tesis edilen drenaj kanalından iç kesimlere doğru parseller içerisinde gidildikçe taban suyunun yüzeye yaklaştığı ve parsellerdeki drenaj sorununun şiddetlendiğinin bulgularla sabit olup, davacının arazisindeki bu yüksek taban suyunun olası nedenleri: a) Parsellerin YS5 ana sulama kanalına mücavir olması, b) Kapalı dren sisteminin işlevini yitirmesi, c) Dren hatlarının aralıklarının yetersiz olması, d) Çıkış ağzı koşullarının göz ardı edilmesi, e) Parselin bulunduğu konum (Ceyhan Nehri taşkın seddesine mücavir olması) ve topoğrafya, f) Drenaj kanallarının cazibe ile tahliye imkanının olmaması, drenajın pompaj ile sağlanması, g) Davacının damla sulama gibi modern sulama teknikleri uygulama yerine, aşırı su kullanımına ve taban suyu yükselmesine neden olan salma sulama tekniğini uygulaması, arazinin tesviyesiz olması; değinilen bu nedenlerin hiçbirinin davalı idarenin sahada uyguladığı AT ve TİGH projesi ile ilişkili olmadığı, dolayısıyla, ... ve ... parsellerdeki... D.İş tespit dosyası ile ortaya konulan verim düşüklüğü nedeniyle davalı idareye atfedilebilecek bir kusur olmadığı, turunçgillerin taban suyuna karşı oldukça hassas olup, davacının parsellerindeki drenlerin, kendi beyanına göre 140 cm derinliğe tesis edildiği, bu drenlerin çok etkin işlev gördüğü kabul edilse bile, drenlerin yeterli derinliğe inşa edilmemesinden dolayı, her yıl, davacının portakal bahçesinde %46 mandalina bahçesinde ise %52 potansiyel verim kaybı beklenilip, davacının parselinde toprak bünyesi ağır olup, salma sulama ile sulama yaptığı, kapalı dren sisteminin etkin çalışmadığı, aşırı bir taban suyu sorunu olduğu, ayrıca, davacı bahçesinde tekniğine uygun bir tarım tekniği de uygulamamakla birlikte, arazide hiçbir kültürel önlemin alınmadığı, özellikle ... nolu parselin kuzey sınırına yakın olan seritvari bir bölgede ağaçların adeta kaderine terk edildiğinin gözlendiği, gayrimuntazam bir ara çapası yapıldığının görüldüğü; değinilen seritvari kesimde sulama yapılacakmış gibi tekniğine uygun olmayan gayrimuntazam tava oluşturulmaya çalışıldığı, keşif günü, ağaçların çok ciddi susuzluk sorunu yaşadığı, bu nedenle de yapraklarının solduğu ve kuruma eğilimine girdigi görülmüş olup, anlaşılacağı üzere davacının bahçesindeki verim düşüklüğünün davacının bahçesine özen göstermemesinden ve kültürel önlemleri almamasından, kendi kusurundan kaynaklandığı, davalı idarenin, dava konusu drenaj kanalını kapatmamış olsaydı bile, davacının bahçesine yeterli özeni göstermemesi, zamanında sulamaması, ot kontrolü yapmaması, budamaması vb. kültürel önlemleri almaması, parsellerde yüzey ve toprak altı drenajına yönelik kültürteknik çalışmalarını yapmaması, dolayısıyla modern tarım tekniklerinden uzak bir tarımsal faaliyet sürdürmesi vb. ihmalleri (kusurları) nedeniyle ... D.İş tespit dosyasında ifade edilen verim kaybının ziyadesiyle beklenecek olup, eğer iki parsel arasındaki drenaj kanalı işlev görmemiş ve davacıya ait parsel zarar görmüş ise, ... parselin görünen cephesinde de aynı zarar indikatörleri ortaya çıkmasının bekleneceği, böyle bir durum ortada olmadığına göre, bahçedeki ağaçların kurumasının ve/veya verim düşüklüğünün ana sebebinin bakımsızlık olup, davacının ihmalinden kaynaklanmakta olduğu, Google-Earth görüntüleri incelendiğinde, dava konusu drenaj kanalının görüntü üzerinde 2013 yılında açık olduğunun görüldüğü, hal böyle iken bile, parsellerin kenarlarında ve içlerinde bazı ağaçların kuruduğu, bahçenin seyreldiği, dikkat çeken bariz açılmaların olduğu, bu durumun davalı idarenin eylemi öncesinde de gözlendiği, sonuç olarak meydana gelen zararda davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı şeklinde görüş ve kanaatine yer verildiği görülmektedir. Davacı tarafından aynı taşınmazlara ilişkin aynı iddialarla 2017 ve 2018 yılları ürün zararı nedeniyle açtığı tazminat davası Dairemiz E:2022/890 sayılı dosyası ile temyiz incelemesinde olup, belirtilen dosya kapsamında yer alan 24/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava dosyasına sunulan ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D.İş sayılı tespit dosyasındaki bilirkişi raporundaki bulguların ve dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin, heyetlerinin arazi gözlemlerine (verim azalış yönünden) paralellik arz ettiği, taşınmaz üzerinde tesis edilen narenciye bahçesinde meydana geldiği iddia edilen verim düşüklüğünün temel nedeninin yüksek taban suyu sorunu olduğu, bu taban suyu sorununun temel nedeninin davalı idarece drenaj kanalının kapatılması işleminden kaynaklandığı, dava konusu arazi ile ilgili olarak, davalı kurum tarafından davacının idareye başvurduğu 26/11/2018 tarihinden 185 gün sonra 30/05/2019 tarihinde kapatılan drenaj kanalının tekrar açıldığı, ağaçların yavaş yavaş kendini toparlama eğiliminde olduğu, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı tespit dosyasındaki bilgiler ile 2018 yılı Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Maliyet çizelgesinde yer alan maliyet ve fiyat verileri esas alındığında, taşınmaz üzerinde tesis edilen narenciye bahçesinde zarar gördüğü iddia dilen, ÇKS kayıtlarına göre; ... ada ... parselde 96.354 m² alanda bulunan limon, ... ada ... parsede 37.000 m² alanında bulunan mandalina ve aynı parselin 25.507 m²'sinde bulunan altıntop (greyfurt) ağaçlarından davacının 2018 yılı üretim mevsiminde uğradığı toplam zararın (Net Gelir Kaybının) 493.924,94 TL olduğu hesaplanmış olup buna göre idarenin kusurundan kaynaklı zarar miktarı 493.924,94 TL olarak belirlenmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Karar tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 2. maddesinin (a) fıkrasında da taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmek görevi Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne verilmiştir.
İdarenin üstlendiği kamu hizmetlerini gereği gibi yerine getirmekle zorunlu olduğu, hizmetin işleyiş ve ifası sırasında çeşitli sebeplerle gerçek veya tüzel kişilere verilen zararların hukuken geçerli biçimde ispatlanması şartıyla idarece tazmininin gerekeceği idare ve sorumluluk hukukunun bilinen ilkelerindendir. Prensip olarak, idarenin bir eylem ya da işleminden dolayı tazminatla yükümlü tutulabilmesi için o olayda hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluğunun bulunması zorunludur. İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, bir zararın mevcut olması ve bu zararın idari bir işlem veya eylemden kaynaklanması, diğer bir ifadeyle, oluşan zararla idari işlem ve eylem arasında illiyet bağının kurulabilmesi gerekmektedir. İdarenin hukuki sorumluluğunun varlığı ve kapsamı yukarıda aktarılan unsurlar dahilinde oluşmakla birlikte; zararın varlığı ve niceliğinin ortaya konulmasında; maddi olayın tüm unsurlarıyla incelenmesi ve tazmin sorumluluğu açısından bir tespitin yapılması da yargının görevidir. İdare üstlendiği kamu hizmetini gereği gibi yerine getirmekle yükümlü olup, hizmetin işleyişi ve yerine getirilişi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi nedeniyle verilen zararların hizmet kusuru ilkesi gereği tazmini gerekmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." kuralına yer verilmiştir. Bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, özel ve teknik bilgiyi gerektiren uyuşmazlıklarda, İdare Mahkemelerince bilirkişilik kurumuna başvurulması veya mevcut bilirkişi raporunun değerlendirilmesi zorunlu ise de; bilirkişilerce düzenlenen rapora her durumda uyulması zorunluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, Mahkemece, raporun yetersiz ya da çelişkili görülmesi üzerine, aynı bilirkişilerden ek rapor istenilebileceği veya başka bilirkişilere yeni bir inceleme yaptırılabileceği gibi; teknik bilgiye sahip bilirkişilerce ortaya konulan tespit ve veriler doğrultusunda (bu tespitler esas alınmak ve bu tespitlerle uyumlu olmak kaydıyla) re’sen bir sonuca varılabileceğinin de kabulü gerekmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden, Adana ili, Karataş ilçesi, ... köyü ... ada ... parsel, ... ada ...ve ... parsel sayılı taşınmaz maliki olan davacı tarafından, toplulaştırma çalışmaları sırasında kapanan drenaj kanallarının yeniden açılması istemiyle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne yapmış olduğu başvurunun reddi üzerine 2019 yılı ürün kaybı zararının tazmini istemiyle bakılmakta olman davanın açıldığı, davacının drenaj kanallarının açılması istemiyle idareye başvurduğu 26/11/2018 tarihinden 185 gün sonra 30/05/2019 tarihinde kapatılan drenaj kanalının tekrar açıldığı anlaşılmaktadır. İdare Mahkemesince davacının 2019 yıllında meydana geldiği ileri sürülen ürün kaybı zararına ilişkin olarak açılan bakılmakta olan davaya ilişkin 22/06/2020 tarihinde mahallinde gerçekleştirilen keşif neticesinde İnşaat Mühendisi Prof Dr. ..., Ziraat Mühendisi Prof Dr. ... ve Ziraat Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından düzenlenen 28/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda, meydana gelen zararda davalı idareye atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı belirlendiği halde davacının dava konusu taşınmazlarında 2017 ve 2018 yıllarında meydana geldiği ileri sürülen ürün kaybı zararına ilişkin olarak açılan ve Dairemizde temyiz incelemesinde olan E:... sayılı dosyasında kayıtlı davaya ilişkin 13/12/2019 tarihinde mahallinde gerçekleştirilen keşif neticesinde İnşaat Mühendisi Prof Dr...., Harita Mühendisi ... ve Ziraat Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi... tarafından düzenlenen 24/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu belirtilerek 493.924,94 TL ürün kaybı zararı belirlenmesi raporlar arasında çelişki yaratmış olup dava konusu olayda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak birbiriyle tezat olan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, davacı ve davalı idarenin kusur durumlarının ayrıntılı olarak incelenerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan dava konusu taşınmazlarda yer alan drenaj kanallarının 30/05/2019 tarihinde açılmasının 2019 yılı ürün kaybı zararına etkisinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/12/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.