İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/710 E. 2026/72 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/710
Karar No
2026/72
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 25. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/710 Esas KARAR NO : 2026/72

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/07/2025 KARAR TARİHİ : 17/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09.12.2024 tarihinde davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu ... plakalı aracın, müvekkiline ait ... plakalı ticari taksiye çarparak maddi hasara yol açtığını, kazanın oluşumunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, aracın onarım süresi boyunca ticari faaliyetini sürdüremediğini, ekspertiz raporuna göre aracın en az 14 gün tamir süresi bulunduğunu, 2021 model ... marka aracın günlük yaklaşık 4.000,00-TL net kazanç getirdiğini, müvekkilin ticari kazanç kaybına uğradığını, uyuşmazlığın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin Arabuluculuk Bürosu 2025/... sayılı dosya ile 12/06/2025 tarihinde anlaşmazlıkla sonuçlandığını, ...Esnaf Odası'ndan aracın günlük kazancına ilişkin bilgi istenilmesi gerektiğini, davalıların haksız fiil sorumluluğu gereği oluşan zararı tazminle yükümlü olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL kazanç kaybı bedelinin 09.12.2024 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemeniz dosyasında görülmekte olan dava kapsamında ... Başkanlığı’na yapılan ihbarın hukuki dayanaktan yoksun, soyut ve varsayıma dayalı olduğunu, idarenin olayın meydana gelmesinde herhangi bir hizmet kusuru, organizasyon eksikliği ya da denetim yükümlülüğü ihlali bulunmadığını, trafik kazasının belediye hizmetinin ifası sırasında meydana gelmediğini, Danıştay ve Yargıtay içtihatlarında vurgulandığı üzere idarenin sorumluluğu için zarar ile kamu hizmeti arasında doğrudan ve uygun illiyet bağı bulunması gerektiğini, somut olayda bu bağın mevcut olmadığını, zarar ile idare eylemi arasında doğrudan bir ilişki bulunmadığını, kazanın idare eyleminin uygun ve normal sonucu olmadığını, Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca idarenin sorumluluğunun hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandığını, ancak olayda idareye yüklenebilir bir eylem bulunmadığını, hizmet kusurunun idarenin örgüt yapısı veya hizmetin sunumundaki aksamalardan kaynaklanması gerektiğini, idarenin imkanları ölçüsünde verdiği hizmete rağmen meydana gelen bu tür olumsuzluklardan sorumlu tutulamayacağını, aksi durumun idare üzerinde baskı oluşturarak kamu hizmetinde aksamalara yol açacağını, söz konusu kazanın önceki denetimlerde herhangi bir sorun tespit edilmemesi ve şikâyet konusu olmaması nedeniyle anlık olarak meydana geldiğini, kazadan önce yapılan rutin kontrollerde herhangi bir olumsuzluk saptanmadığını, idarenin kazayla ilgili herhangi bir ihmalinin bulunmadığını belirterek ... Başkanlığı’na yapılan ihbarın hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle sonuçsuz bırakılmasını, idare yönünden herhangi bir sorumluluk tesis edilmemesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin ihbar eden veya davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. Mahkememizce kusur ve kazanç kaybı tazminat miktarının tespiti için bilirkişiden rapor aldırılmış olup alınan raporda özetle; ... plakalı aracın sürücüsü ...'un tam kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü Tufan Bal'ın kusursuz bulunduğu, kaza nedeniyle oluşan 45.000,00 TL tutarındaki kazanç kaybından davalıların sorumlu olduğu yönünde rapor sunulduğu anlaşılmıştır. İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, 09/12/2024 tarihli kazada davacının aracının hasarlanması nedeniyle aracın kullanılamadığı süreye ilişkin kazanç kaybı tazminatı talebine ilişkindir. Bilindiği üzere; sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar gören 6098 Sayılı TBK'nun 49.maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine ve motorlu aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı dava açabilir.Araç işleteni ve sigorta şirketi de, zarar görene karşı sürücü ile birlikte müteselsilen sorumludur. 6098 Sayılı TBK un 50/1.fıkrası gereğince zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 Sayılı KTK'nun 3. Maddesinde kimlerin işleten sayılacağı açıklanmıştır. Bu maddeye göre işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğunu düzenleyen 85/1 fıkrasında "bir motorlu aracın işletilmesi, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu bir aracın ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müşetreken ve müteselsilen sorumlu olurlar." düzenlemesi getirilmiş iken aynı maddenin 5. Fıkrasında da "işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludurlar." amir hükmüne yer verilmiştir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Ancak, gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak, bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. Somut olayda; ... plakalı aracın ... Turizm Taş. Gıda İnş. Tem. Hiz. San. ve Tic. A.Ş. ile davalı ... Başkanlığı arasında akdedilen sözleşme ile uzun süreli olarak kiralandığı ve teslim edildiği, kaza tarihi itibari ile aracın kayıt malikinin ... Turizm Taş. Gıda İnş. Tem. Hiz. San. ve Tic. A.Ş. olmasına rağmen fiili ve ekonomik hakimiyetin kiracıya geçtiği, kiracının “işleten” sıfatını kazandığı anlaşılmıştır. Davacı taraf bu hususların tespiti üzerine taraf değişikliği talebinde bulunmuş olup; davacının, davasını açmadan önce işletenin trafik kaydında adı yazılı kişi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmakla yükümlü olmadığı, olağan olanın, davanın trafik kaydında adı yazılı kişiye yöneltilmesi olduğu, davacı tarafın, araç maliki olan davalıya karşı dava açmasında kusuru bulunmadığı göz önünde bulundurularak davacı tarafın taraf değişikliği talebi HMK 124/3 maddesi gereğince kabul edilmiş ve bu doğrultuda başlangıçta davalı konumunda olan ... Turizm Taş. Gıda İnş. Tem. Hiz. San. ve Tic. A.Ş.nin davanın tarafı olmaktan çıkartılarak ihbar olunan ... Başkanlığı'nın taraf olarak eklenilmesine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamından; davanın 09/12/2024 tarihli kazada davacının aracının hasarlanması nedeniyle aracın kullanılamadığı süreye ilişkin kazanç kaybı tazminatı talebine ilişkin olduğu, meydana gelen kazada, ... Turizm Taş. Gıda İnş. Tem. Hiz. San. ve Tic. A.Ş. maliki olduğu ve davalı ... Başkanlığı'nca uzun süreli olarak kiralanan ... plaka nolu otomobil sürücüsü ...'un %100 (Yüzdeyüz) oranında kusurlu olduğu, davacı tarafa ait ... plaka nolu otomobil sürücüsü ...'ın kusursuz olduğu, davacı tarafa ait ... plaka nolu taksinin kaza nedeniyle kazanç kaybı bedelinin toplam 45.000,00-TL olduğu, davalı tarafa ait araç sürücüsü olayda %100 oranında kusurlu olduğundan, davalıların bu bedelin tamamından sorumlu oldukları anlaşılmakla talep arttırım dilekçesi de dikkate alınarak bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, temerrüt tarihi kaza tarihi olup araçlar ticari olduğundan kaza tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜ ile; 45.000,00 TL kazanç kaybı bedelinin kaza tarihi olan 09/12/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Başkanlığı'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Karar harcı olan 3.073,95 TL'nin dava açılırken peşin olarak yatırılan 615,40 TL ve tamamlama harcı 770,00 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 1.688,55 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yapılan 2.000,8 TL harç masrafının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Dava nedeniyle davacı tarafından yapılan 9.591,40 TL yargılama gideri masrafının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücreti alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazine adına irat kaydına, Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE, Dair, davacı ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/710, K. 2026/72, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-710-e-2026-72-k-c3e90c6944e3