Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/932 E. 2026/992 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/932
Karar No
2026/992
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/932 Esas

KARAR NO:2026/992

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi

NUMARASI:2026/576 Esas

ARA KARAR TARİHİ:30/04/2026

DAVA:İTİRAZIN İPTALİ

KARAR TARİHİ:02/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirkete reklam danışmanlık hizmeti verdiğini, ödenmeyen 06/01/2026, 10/12/2025 ve 03/12/2025 tarihli fatura bedellerinin tahsili amacıyla Küçükçekmece İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, e-fatura sisteminden davalıya tebliğ edilen ilgili faturalarla ilgili bir itirazda bulunulmadığını, faturaların son ödeme tarihlerinin fatura üzerinde yazılı olduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiş olup ayrıca alacağın para borcu olduğunu ve herhangi bir şekilde teminat altında olmadığını, yaklaşık ispatın sağlandığını, ihtiyaci haciz kararı verilmediği durumda tahsilat sürecinin davalı şirketin yaşadığı ekonomik zorluklar sebebiyle daha da zorlaşacağını, bu nedenle ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin adresi itibariyle İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile davacı arasında yalnızca reklam ve influencer iş birliği kapsamında bir planlama süreci yürütüldüğünü, ancak davacının üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, bu haliyle davacı tarafından düzenlenen faturaların, fiilen ifa edilmeyen bir hizmete ilişkin olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın dayandığı fatura ve ticari defterlerin tek başına alacağın varlığını ispat etmeye yeterli olmadığını,müvekkili tarafından hizmetin hiç ifa edilmemesi sebebiyle ödeme yapılmadığını, ihtiyati haciz ve icra inkar tazminatı şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesinin 30/04/2026 tarihli ara kararı ile; somut olayda, faturanın tek başına alacak ve tutarını kanıtlamaya yeterli olmadığı, alacağın varlığına ve miktarına dair kanaat oluşturacak delil bulunmadığı ve yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı gerekçelerine istinaden ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirket ödemeleri uzun süredir yapmadığından mal kaçırma saikiyle hareket ettiğini, fatura ile birlikte dava dilekçesi ekinde muavin defter kayıtlarının da sunulduğunu, ayrıca tarafların birbiri ile olan yazışmaları da dikkate alındığında yaklaşık ispatın sağlandığını belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılması ile ihtiyati haciz taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava,faturadan kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Derdest dava kapsamında ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafından buna yönelik ara karar istinaf edilerek ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik ara kararın kaldırılması ile ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında Küçükçekmece İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında asıl alacak olan 544.727,46 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunması üzerine işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.2004 sayılı İİK'nun 257 ve devamında ihtiyati haciz düzenlenmiştir. İhtiyati haciz şartlarına 257. maddede, 258. maddede ise ihtiyati haciz kararına yer verilmiştir. 258. maddenin ilk fıkrasında alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecbur olduğu ifade edilmiştir.İcra ve İflas Kanunun 258. maddesinin 2. cümlesinde "Alacaklı alacağı ve icabında ihtiyati haciz sebepleri (m.257) hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." düzenlemesi yer almaktadır. Kanun, senetlerden değil, delillerden bahsetmektedir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için bir kimsenin aleyhine delil olmak üzere vücuda getirdiği bir belgenin varlığı şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilirken dikkat edilmesi gereken hususun alacağın yazılı delille ispatı değil, alacağın varlığı konusunda hakime kanaat verecek delillerin sunulmasıdır. Hakim, taraflar arasındaki ilişkiye, alacağı doğuran sebebin şekline ve niteliğine göre ibraz edilen delilleri değerlendirerek alacağın varlığı hakkında bir kanaata vardığı takdirde İİK'daki diğer şartlar mevcutsa ihtiyati haciz talebini kabul edecektir. Alacağın varlığına kanaat getirilmesi yaklaşık ispattır. Bununla birlikte hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması tercih edilmesi gereken bir seçenektir.Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı sona erdirmek değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için "alacağın yargılamayı gerektirmesi" şeklinde bir koşul kanunda öngörülmemiştir.Somut olayda, taraflar arasında ticari ilişki olduğu hususunda bir ihtilafın bulunmadığı, davacının bu kapsamda hizmet bedelinin tahsilini talep ettiği, davalının ise buna karşılık hizmetin ifa edilmediğini ileri sürdüğü, dava konusu takibin dayanağı olarak davacı tarafından düzenlenen "reklam danışmanlık bedeli" açıklamalı 10/12/2025 tarihli 52.967,46 TL, 03/12/2025 tarihli 277.920,00 TL ve 06/01/2026 tarihli 213.840,00 TL bedelli faturaların gösterildiği anlaşılmıştır.Açıklanan yasal düzenlemeler ve genel ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece kararın tesis edildiği tarih itibariyle dosya kapsamında mevcut deliller ile alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiği söylenemez. Bu nedenle karar tarihi itibariyle geçerli mevcut delil durumuna göre kanaat getirecek deliller sunulmadığından yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı nazara alındığında mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik tesis edilen karar isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/576 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 30/04/2026 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/932, K. 2026/992, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-932-e-2026-992-k-66575a838a73