Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/933 E. 2026/999 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/933
Karar No
2026/999
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/933 Esas

KARAR NO:2026/999

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

ARA KARAR TARİHİ:15/04/2026

NUMARASI:2026/304 Esas

DAVA:GENEL KURUL KARARININ İPTALİ (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)

KARAR TARİHİ:02/07/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı kooperatifte denetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını,Kooperatifler Yasası'nın 53. maddesi gereğince, kararların yerine getirilmesi, yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını mucip olduğu takdirde bunların her birinin genel kurul kararı aleyhine dava açabileceğini, kooperatif faaliyeti içinde yer alan Şile-Üsküdar-Ağva güzergahında işletilen hattının, VİP statüsündeki araçlar ile belirli işletme düzeni içinde uzun yıllar sürdürüldüğünü, VİP hat işletmecisi olmayan bazı ortakların sözkonusu hatların sürekli aynı kişilerce işletilmesinin eşitliğe aykırı olduklarını ileri sürmesi üzerine, 01.03.2026 tarihli genel kurulun 12. maddesi ile kooperatife bağlı 14 adet VİP statüsündeki aracın işletilmesinin 6 yılda bir kura ile belirlenmesine karar verildiğini, ancak genel kurula çağrının anasözleşmeye aykırı yapıldığını, genel kurulda ortaklık sıfatı taşımayan kişilerin oy kullandıklarının ileri sürüldüğünü, karar ortaklık sıfatı taşımayan kişilerin katılımı ile alınmışsa yok hükmünde olduğunu, yine ortakların mevcut işletme pozisyonlarını, idari düzenle ilişkilerini ve fiilen işleyişini hukuki dayanak olmaksızın ortadan kaldıracak işlemin, kooperatif organının yetkisini aşan tasarruf niteliğinde olması nedeniyle yok hükmünde olduğunu, VİP araç statüsünün kooperatifin iç organizasyonu olmayıp, İETT işletme modeli, ... tarife politikası ve bölgesel ulaşım planlaması çerçevesinde zaman içinde oluşmuş bir taşıma rejimi olduğundan, bu rejimin kooperatif tarafından tek taraflı olarak yeniden tanımlanmasının mutlak butlan ile de hükümsüz sayılması gerektiğini, kararın kooperatifin normatif yapısına aykırı olması, fiilen yer almayan bir düzenlemenin ilk kez uygulanmak istenmesinin dürüstlük ilkesi ile bağdaşmaması nedeniyle kararın iptal sebebinin de mevcut olduğunu, 2013-2023 dönemindeki VİP statünün ayrıcalık değil, farklı ve daha ağır bir işletme rejimi olduğunu, genel kurulun fiili ve idari farklılığı gözardı ederek, tüm araçlar aynı konumdaymış gibi yeni bir sistem kurduğunu, VİP araçların ilk yatırım maliyeti, teknik standartları, işletme rejimi ve idari statü itibariyle diğer araçlardan ayrıldığını, farklı durumda olanların aynı kapsama alınmasının adaletsizlik yaratacağını, salt çoğunluğun kararının belirli bir grubun hukuki güvenliğini kaldıran kararları meşru hale getirmeyeceğini, dava sürecinde kararın uygulanmasının yargılama sonucunda verilecek iptal veya hükümsüzlük kararının etkisini fiilen ortadan kaldırabilecek nitelikte olduğunu, davacı denetçinin hukuka aykırı işleyişe göz yummasının, doğabilecek zararlarda şahsi sorumluluğuna neden olacağını, yine kararın uygulanmasının azınlık durumundaki 14 araç sahibinin sermaye dengesi ve faaliyet düzenini sarsacağını, bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar fiili durumun korunması gerektiğini ileri sürerek 12, nolu kararın yok hükmünde olduğunun aksi halde mutlak butlanla geçersiz olduğunun tespitine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde kararın iptaline, kararın uygulanmasının dava sonuçlanıncaya kadar tedbiren önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı kooperatif vekili cevabında; toplantıya katılmayan davacının dava hakkı bulunmadığını, davacının denetim kurulu üyesi olarak hazirun listesini bilip onayladığını, hükümet komiseri gözetiminde yapılan genel kurulda ortak olmayanların katıldığı iddiasının yersiz olduğunu, güzergah ve hatları belirleme yetkisinin ...'ye ait olduğunu, kooperatifin faaliyette bulunduğu güzergahların hiçbirinin ortaklardan herhangi bir gruba ait olmadığını, sözkonusu hatta 14 ortağın çalışacağına ya da belirli hatlarda belirli araçların çalışacağına dair İETT yada ... kararı bulunmadığını, üyelerin kooperatife tahsis edilen hatlarda eşit şart ve haklarda çalışma hakkına sahip olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Yasada ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir taktir alanı bırakılmış ise de, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin dikkatlice incelenmesi ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verildiğinin kararda belirtilmesi gerektiği, ihtiyati tedbir şartları mevcut değilse, kanunun ön gördüğü ölçüde ispat edilememişse,veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, somut olayda talebin HMK 389. ve devamı maddeleri uyarınca yargılamayı gerektirdiği, kararın yürütmesinin tedbiren durdurulması ile ilgili yönetim kurulunun olumsuz görüş bildirdiği, davacınıh telafisi imkansız zararın oluşacağına ilişkin yaklaşık ispat koşulunu yerine getiremediği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:Karar yasal süre içerisinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; genel kurul kararının uygulanması hâlinde kooperatif bünyesinde yıllardır süregelen işletme dengesinin bozulacağını ve azınlık konumundaki 14 araç sahibinin sermaye dengesi ve faaliyet düzeninin ciddi biçimde sarsılacağını, 14 ortağın 20.000.000,00 TL (YirmimilyonTürklirası) değerinde olan halk otobüslerinin tam ziya olacağını, ortakların alıcısı bulunmayan bu araçları piyasa değeri bedelinin oldukça altında satmak zorunda kalacaklarını, araçların kullanımını bırakarak yargılama sonucunu beklemeleri halinde de, maddi külfet altına gireceklerini, hukuka aykırılığı açık olan kararın uygulanmaya devam edilmesinin, kooperatif faaliyetlerinin hukuka aykırı karar temelinde sürdürülmesi sonucunu doğuracağını, bu durum karşısında davacı denetçinin gerekli yasal başvuruları yapmaması halinde, hukuka aykırı işleyişe göz yummuş sayılması ve doğabilecek zararlardan dolayı şahsi sorumluluğunun gündeme geleceğini belirterek ara kararın kaldırılarak tedbiren 12 numaralı maddenin yürütmesinin geri bırakılması/durdurulmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:Dava,davalı kooperatif genel kurulunun 12 nolu kararının yokluk veya mutlak butlan nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir.Dava dilekçesinde aynı zamanda, 01.03.2026 tarihli genel kurulun 12. maddesinin tedbiren yürütmesinin durdurulması istenmiştir.Mahkemece, ihtiyati tedbir şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir. İhtiyati tedbir, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun onuncu kısım birinci bölümde geçici hukuki korumalar üst başlığı ile, ihtiyati tedbirin şartları ise 389. maddede düzenlenmiştir. Maddede, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için Yasanın düzenlediği şartların varlığı gerekli olmakla birlikte, şartların varlığı halinde bir davada her konuda ihtiyati tedbir kararı verilmemekte yalnızca uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilmektedir.Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3). İspat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir.Bu sebepledir ki ihtiyati tedbire karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.Somut olayda, kooperatifin 01.03.2026 tarihli genel kurulun 12. gündem maddesinin dava sonuna kadar teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak tedbir talebiyle yürütülmesinin geri bırakılması talep edilen 12. nolu madde incelendiğinde, bu maddenin yürütülmesinin, hangi nedenlerle kooperatif açısından telafisi imkansız zararlar doğuracağına ilişkin somut nedenler sunulamadığı, kararın kooperatifin genel işleyişini sağlamaya dönük içeriğinin dışında, tedbiren uygulanmalarının durdurulmasını gerektirecek ve gecikme sebebiyle doğabilecek ciddi bir sakıncanın ne olduğu konusunda yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemenin tedbiren yürütmesinin geri bırakılması talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddetmesinde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/304 Esas sayılı derdest dava dosyasında verilen 15/04/2026 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.02/07/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/933, K. 2026/999, T. 15.04.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-933-e-2026-999-k-fa92b56087eb