Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/810 E. 2026/1586 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/810
- Karar No
- 2026/1586
- Karar Tarihi
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/810 - 2026/1586 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/810 KARAR NO : 2026/1586 KARAR TARİHİ : 11/06/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/01/2026 NUMARASI : 2025/1160 ESAS 2026/136 KARAR
DAVACI : VEKİLİ : Av. FERİ MÜDAHİL : 1- VEKİLİ : Av. KONKORDATO KOMİSERİ : DAVANIN KONUSU : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 11/06/2026 YAZIM TARİHİ : 11/06/2026
.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2026 tarih, 2025/1160 Esas, 2026/136 Kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Davacının konkordato talebi üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, iş bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Konkordato; dürüst bir borçlunun, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşma olup, bununla alacaklılar, borçluya karşı alacaklarının bir kısmından feragat ederler ve/veya borçluya borcunu ödeme konusunda belli bir süre verirler, borçlunun bu süre içinde, borcunun kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulmasını sağlayan bir hukuki müessesedir. Konkordato, elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mâli durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Piyasa koşulları, ekonomik kriz, aslında kötüniyetli olmayan borçluları, borçlarını ödeyemeyecek duruma düşürebilir. Mâli durumu bozulmuş ve bu nedenle tüm borçlarını vadesinde ödeyemeyecek durumda olan borçlular eğer iflâsa tabi ise iflâsın eşiğinde bulunuyor demektir. Eğer iflâsa tabi değilseler, önce davranan alacaklılar alacaklarına tamamen kavuşabilirken, diğer borçlularına iyiniyetle daha fazla tolerans gösteren, daha fazla zaman tanıyan alacaklılar ise alacaklarını hiç ya da tamamen alamayacaklardır. 2004 sayılı İİK'nın 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir.(Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av. Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt) 2004 Sayılı İİK'nın 286/1-a maddesinde borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1-a maddesinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceğine örnek olarak ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir.(Selçuk Öztek/Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185) Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir. Somut olayda, davacı şirketin revize projesindeki gelir öngörüsünün gerçekçi olmayıp, bir kısım alacağın tahsilatının yapılabileceğinin yaklaşık ispat çerçevesinde ispat edilemediği ve 3. kişilere ait ipotekli taşınmazların satışının da kaynak olarak kabul edilemeyeceğinden kaynak eksikliğinin oluşacağı, açılan konkordato davasında "borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklıların ödeme yapabilmesi için göstereceği mali kaynakları net ve sonucu öngörülebilir" olarak ortaya konulması gerektiği, inandırıcı ve gerçekçi olmayan iyi hazırlanmamış proje ve soyut çözüm önerileri ile kesin mühlete geçilebilmesi mümkün olmayıp, hazırlanan rojede yapısal düzelme ve net tedbirlerin belirtilmesinin açıkça belirtilmesi zorunlu olup, aksi takdirde amacın ödemelerin bir süre tatil edilmesi, alacaklıların alacağına kavuşmaması için kurumun kullanılması anlamına geleceği, bu açıklamalar kapsamında davacı şirketin konkordato projesinde belirtilen kaynaklarına göre borçlarını ödeme için yeterli kaynağının bulunmadığı ve başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığından kesin mühlet verilmesi koşullarının da oluşmadığı anlaşıldığından yaklaşık ispat oluşmaması nedeniyle davacı şirket yönünden İİK'nun 305.maddesinde öngörülen konkordato tasdik şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından yaklaşık ispat oluşmaması nedeniyle İİK'nun 305.maddesinde öngörülen konkordato tasdik şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davacının konkordato tasdik davasının ve geçici mühlet uzatma ile kesin mühlet talebinin reddine karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda belirtilen sebeplerle İlk Derece Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2- 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcının başlangıçta yatırıldığından davacıdan yeninden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6)-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesince karar tebliğ işlemlerinin Dairemizce taraf vekillerine TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, dava değeri göz önüne alınarak 7036 sayılı Kanun'un 7'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 11/06/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır