Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/725 E. 2026/806 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/725
Karar No
2026/806
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/725 - 2026/806 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/725 KARAR NO : 2026/806

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 19/06/2025 NUMARASI : 2025/330 ESAS - 2025/512 KARAR EK KARAR TARİHİ : 10/12/2025

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 21/05/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/06/2026

Mahalli mahkemesince verilen 10.12.2025 tarihli ek karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.11.2024 tarihinde, olay yerini terk eden sürücünün sevk ve idaresindeki aracı ile seyri sırasında sürücünün aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle orta refüje çarpması suretiyle, meydana gelen kazada davacıya ait köprü korkuluklarının hasara uğradığını belirterek, köprü korkuluklarında meydana gelen 43.385,04 TL maddi zararın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt (avans) faizi ile birlikte, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirket tarafından yapılan araştırma neticesinde davacı yanın talep ettiği bedel olan 43.385,04 TL'nin 27.03.2025 tarihinde dava açılışından önce davacıya ödendiğini belirterek, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece davalı borçlunun dava açılmadan önce 27.03.2025 tarihinde davaya konu 43.385,04 TL borcu ödediğini cevap dilekçesinin ekine sunduğu ödeme dekontu ile ispatladığı, eldeki davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, kararın verilmesinden sonra davacı vekili sunduğu talep dilekçesinde, davalı tarafından davacıya ödeme yapılmış olsa da ödeme yapıldığına dair davacıya herhangi bir yazılı bildirimde bulunulmadığını, davacının ödemeden haberdar edilmediğini, bu nedenle borcunu ödediğine dair alacaklıyı haberdar etmeyen borçlunun, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiğini belirterek, hükümden davacı aleyhine hükmedilen 30.000-TL vekalet ücretine ilişkin kısmın çıkarılmasıyla 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ibaresinin hükme eklenmesini talep etmiş, mahkemece verilen 10/12/2025 tarihli ek karar ile talebin kabulüne, A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi uyarınca, hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, ek karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili ek karara ilişkin istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece ek karar ile aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, HMK 305. madde uyarınca tavzihin, hükmün müphem olması veya birbirine aykırı fıkralar içermesi halinde başvurulan bir yol olduğunu, hükmün sonucunu değiştirecek veya taraflara tanınan hakları geri alacak şekilde tavzih yapılamayacağını, davası reddedilen bir taraf lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilemeyeceğini, davacının, ödemenin yapıldığını banka hesaplarından kontrol etme yükümlülüğü bulunduğunu, davacının ödeme yapılmış olmasına rağmen dava açarak yargı sistemini meşgul ettiğini, ödemenin, dava açılmadan yaklaşık bir ay önce, 27.03.2025 tarihinde yapıldığını, davacı kurumun kendi kayıtlarını takip etmemesinin, davanın açılmasındaki kusuru davalıya devredemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Mahkemece verilen karar kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceme neticesinde; Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile; 28.11.2024 tarihinde, olay yerini terk eden sürücünün sevk ve idaresindeki aracı ile seyri sırasında sürücünün aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle orta refüje çarpması suretiyle meydana gelen kazada davacıya ait köprü korkuluklarının hasara uğradığını belirterek, köprü korkuluklarında meydana gelen 43.385,04 TL maddi hasarın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nden tahsiline karar verilmesini talep edilmiş, mahkemece davalı borçlunun dava açılmadan önce 27.03.2025 tarihinde davaya konu 43.385,04 TL borcu ödediğini cevap dilekçesinin ekine sunduğu ödeme dekontu ile ispatladığı, eldeki davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine, arabuluculuk tutanağının düzenlenmesinden sonra ödeme yapılmış olması nedeniyle arabuluculuk ücretinden davalının sorumluluğu ile A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi uyarınca, hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, davacı vekilinin tavzih talebi üzerine ek karar ile tavzih talebinin kabulüne, A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Usul kurallarımız vekil ile temsil olunan davalarda kural olarak aleyhine karar verilen tarafın karşı tarafa diğer yargılama giderlerinin yanı sıra, formal olarak belirlenmiş tarifeye göre belirli bir vekalet ücreti ödemesine hükmedilmesini gerektirmektedir. Karşı tarafa vekalet ücreti masrafı yükletilmesine ilişkin genel kural olan HMK'nın 326. maddesinde, “Kaybeden öder.” yaklaşımı benimsenmiştir. HMK'da genel kuraldan ayrılan düzenlemeler içeren bazı kurallar da vardır. Örneğin tarafın gereksiz masrafa ve yargılama maliyetinin artmasına sebep olması halinde dava sonucundan bağımsız olarak yargı harcı dışındaki yargılama giderlerinden kısmen veya tamamen sorumlu tutulabileceğini düzenleyen HMK'nın 327/1. hükmü, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddinde, davalının davacıyı yanıltarak kendisine husumet yöneltilmesine sebep olup lehine karar verilmesini kendi kusuruyla sağlaması halinde, davayı kaybetmesine rağmen davacıya yargılama gideri yükletilmeyeceğini düzenleyen HMK'nın 327/2 hükmü, dava açılmasına sebebiyet vermemiş olan davalının ilk duruşmaya dek dava konusu iddia/talebi kabul etmesi halinde yargılama gideri yükletilmeyeceğine dair HMK'nın 312/2 hükmü genel kuralın uygulanmasını engelleyici düzenlemelerdendir. Davanın konusuz kalması halinde başlangıçtaki haklılık durumuna göre ve davanın açılmamış sayılması veya sonuçlandırılmamış görevsizlik-yetkisizlik-gönderme kararları halinde de davacı aleyhine yargılama giderine hükmolunmasına dair HMK'nın 331 hükmü ise, esasen genel kurala paralel bir düzenleme olarak gösterilebilir (Çelikoğlu, Cengiz Topel, “Karşı Tarafa Tahmil Olunan Avukatlık Ücretinin Hukuki Niteliği”, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 16, Temmuz (Temmuz 2014): 1093-1139, s.1104, 1105, 1106, 1112). (Yargıtay 4 HD 2024/13715 E. 2025/2474 K.). Somut olayda; davalı borçlunun dava açılmadan önce 27.03.2025 tarihinde davaya konu 43.385,04 TL borcu ödediğini cevap dilekçesinin ekine sunduğu ödeme dekontu ile bildirdiği, davalı tarafından davacıya ödeme yapılmış olsa da ödeme yapıldığına dair davacıya davanın açılmasından önce herhangi bir yazılı bildirimde bulunulmadığı, davacının ödemeden usulüne uygun şekilde haberdar edilmediği, bu kapsamda borcunu ödediğine dair alacaklıyı haberdar etmeyen borçlu davalının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği, nitekim mahkemece verilen karar gerekçesinde de anılan durum gereği haklılık durumunu gözeterek ‘arabuluculuk tutanağının düzenlenmesinden sonra ödeme yapılmış olması nedeniyle arabuluculuk ücretinden davalının sorumlu olduğu’na karar verdiği, buna mukabil hükümde sehven maddi hata mahiyetinde ‘A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine’ karar verildiği, anılan maddi hataya ilişkin davacı vekilince hükmün tavzihinin istenmesi üzerine de mahkemece verilen ek karar ile ‘tavzih talebinin kabulüne, A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi uyarınca, hesaplanan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine’ karar verildiği anlaşılmakla, mahkemece hükümdeki maddi hatanın tavzih yoluyla düzeltilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi ek kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalı tarafça yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 21/05/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/725, K. 2026/806, T. 10.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-725-e-2026-806-k-5d82753de0b2