Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/700 E. 2026/1101 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/700
- Karar No
- 2026/1101
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO:2026/700 Esas KARAR NO:2026/1101 Karar İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:10/02/2026 NUMARASI:2025/865 E. - 2026/82 K.
DAVACI : ... ANONİM ORTAKLIĞI VEKİLİ : Av. SERKAN YAĞMUR (E.-TEB.) DAVANIN KONUSU:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Finansal Kiralamaya Konu Malın İadesi) KARAR TARİHİ:02/07/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman şirketleri kanunu çerçevesinde Finansal Kurumlar Birliğince ... numarası ile tescil edilen, 26/03/2025 sözleşme tarihli, ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, malın tüm ekipman ve aksesuarları ile birlikte davalı kiracıya teslim edildiğini, davalı tarafın müvekkili şirket ile arasında finansal kiralama sözleşmelerinin hükümlerine aykırı hareket ettiğini, kira bedellerini ve borçlarını ödemekte temerrüde düştüğünü ve vadesi gelen borçlarını ödemeleri için Beyoğlu... Noterliğinden düzenlenen, 08/09/2025 tarihli, ... Yevmiye numaralı ihtarnamesinin borçlulara keşide edildiğini ve FKK'nun ilgili maddesi gereğince temerrüde düşülen borçlarını 60 gün içerisinde ödemesi, aksi takdirde bu sürenin sonunda sözleşmenin fesih olunacağının ve tüm kira bedellerinin muaccel olacağının ihtar edildiğini, davalı tarafın ihtarnamede belirtilen 60 gün süre içerisinde borcunu ödemediğini, davalının sözleşmeye uymaması neticesi, sözleşmenin fesih olmasının, davalı ile müvekkili şirket arasındaki sürekli borç ilişkisini sona erdirdiğini, davalı tarafın kiralama konusu menkul malları rızası ile müvekkili şirkete iade etmediğinden, müvekkili şirketin mülkiyet hakkının tespitiyle, menkul malların müvekkili şirkete aynen iadesi için davanın açılmasının zorunlu hale geldiğini ifade ederek, sözleşme fesih edildiğinden fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile 6361 sayılı Kanun kapsamında, finansal kiralama sözleşmesi hükümleri gereğince mülkiyeti müvekkili şirkete ait kiralananın müvekkiline iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde, mal bedelinin sözleşmede belirlenmiş temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına, avukatlık vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının malların tesliminin gerçekleşmediği yönündeki iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, dava konusu malların 13.09.2025 tarihinde, davacı ... A.O. adına yetkilendirilmiş ... Mühendislik temsilcisi ...’a hiçbir zorlama ve müdahale olmaksızın tam ve eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini, davacı tarafın, söz konusu makinelerin 13.09.2025 tarihinde teslim alınmış olduğunu bilmesine rağmen, 26.11.2025 tarihinde işbu davayı ikame ederek makinelerin teslim edilmediğini iddia ettiğini, davacının elinde teslim tutanağı bulunmasına rağmen huzurdaki davayı açarak mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını ve müvekkili şirketi haksız bir yargılama süreciyle karşı karşıya bıraktığını belirterek, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, davacı tarafın, malları teslim almış olmasına rağmen kötüniyetli olarak işbu davayı ikame etmesi sebebiyle, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI:İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 10/02/2026 tarihli 2025/865 E. - 2026/82K. sayılı kararıyla; "...Somut olayda; davacı taraf, dava dilekçesinin ''Konu'' ile ''Sonuç ve İstem'' kısımlarında ''Finansal kiralama konusu menkullerin aynen iadesi''ni talep etmiştir. Bununla birlikte 24/12/2025 tarihli ''...dava konusu mallar üzerinde Tasarruf Yetkisi Verilmesi...'' konulu dilekçesinin içeriğinde yer alan ''...sözleşme ve proforma faturada açıkça belirtilen ve mülkiyeti müvekkilimiz ... A.O.'na ait olan; dava dilekçemizde yer alan mallar müvekkil şirket tarafından teslim alınmış olup malların tasarrufuna ilişkin Sayın Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur...'' ibaresi ve işbu dilekçenin ekinde yer alan 01/10/2025 tarihli Değerleme Raporunun 4.sayfasının (b) başlıklı kısmının altında yer alan ilk paragrafta değerlemeye konu makinelerin belirtilen adreste görüldüğünün belirtildiği ve işbu raporun 01/10/2025 tarihli olduğu, keza davalının cevap dilekçesinin ekinde yer alan 13/09/2025 tarihli tutanakta da dava konusu emtiaların davalı şirket adına ... Mühendislik ... tarafından teslim alındığının anlaşıldığı, eldeki davanın ise 26/11/2025 tarihli olduğu yani dava konusu menkullerin davadan önce davacı tarafından teslim alındığı anlaşıldığından Mahkememizce HMK md.26, 114/1-h ve 115/2-1.cümlesi nazara alınarak Hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine..." dair oyçokluğuyla karar verildiği görülmüştür.Muhalif üyenin ise; "26/03/2025 tarihli ve ... sözleşme numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin Beyoğlu .... Noterliği’nin 08/09/2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile feshedildiği, davacı kiralayan firmanın finansal kiralama sözleşmesine konu emtianın istidadını talep ettiği, sözleşmeye konu malın iadesi talebinin ön koşulunun sözleşmenin 6361 sayılı Yasa'nın 31. maddesi uyarınca haklı nedenle feshi olduğu, feshin haklı olduğunun tespiti yapılmadan malın iadesi talebinin karşılanamayacağı, çoğun içinde az da vardır ilkesi mucibince finansal kiralama sözleşmesine konu emtianın iadesi isteminin sözleşmenin feshinin tespiti talebini de içerdiği, bu bağlamda finansal kiralama sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip edilmediği hususunun tespiti açısından davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu ve bu nedenle davanın esasının incelenerek karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum." şeklinde muhalefet şerhi yazdığı anlaşılmıştır. İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; yerel mahkemece "fiili zilyetlik" ile "hukuki tasarruf yetkisi" kavramlarının birbirine karıştırıldığını, müvekkilinin 6361 sayılı Kanunun 31/3. maddesinden doğan hukuki ihtiyacının göz ardı edildiğini,Finansal Kiralama hukuku bakımından zilyetliğin geri alınmasının, mülkiyetin tam tasarrufu anlamına gelmediğini,Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki ve bu ilişkiye bağlı mülkiyet haklarının kullanımının halen ihtilaflı ve yargısal bir tespite muhtaç durumda olduğunu, dava açmakta hukuki yararlarının mevcut olduğunu, Açılan davanın yalnızca bir eda davası olmadığını, aynı zamanda mallar üzerindeki mülkiyet hakkının ve kanuni tasarruf yetkisinin tespiti sonucunu doğurmaya yönelik bir tespit davası olduğunu,Davalının makineleri üçüncü kişilerin müdahalesinden korumak amacıyla depoya bırakmasının rızaen teslim olmadığını, hukuken ihtilaflı bir muhafaza işlemi olduğunu,Müvekkilinin mallar üzerinde işlem yapamaz şekilde, yalnızca bir yediemin statüsünde malları teslim aldığını,Üye hakimin muhalefet şerhinde belirttiği gibi, iade talebinin sözleşmesel feshin haklılığının ve temerrüdün yargısal teyidi talebini de içeren bölünmez ve bütüncül bir talep olduğunu, Mahkemenin yargılama sırasında kurduğu ara kararlar ile nihai kararının çelişkili olduğunu, bu durumun müvekkilinin hukuki güvenlik hakkını ve usul ekonomisi ilkesini ihlal ettiğini,Mahkemenin yargılamaya devam edip, tasarruf yetkisine ilişkin içerik barındıran bir ara karar kurmasının, uyuşmazlığın çözülmesi gereken hukuki bir temeli olduğunu bizzat mahkeme eliyle teyit edildiğini gösterdiğini,Mahkemece müvekkili aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin, davalının davanın açılmasına bizzat sebebiyet verdiği gerçeği göz ardı edilerek tesis edildiğini belirterek, arz edilen ve Mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle,İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/02/2026 tarihli, 2025/865 Esas, 2026/82 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, müvekkilinin dava açmakta hukuki yararı bulunduğundan davanın esası hakkında inceleme yapılarak davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Davacı vekilinin dosyaya sunduğu 24/12/2025 tarihli ''...dava konusu mallar üzerinde Tasarruf Yetkisi Verilmesi...'' konulu dilekçesi ve ekleri incelendiğinde; ''...sözleşme ve proforma faturada açıkça belirtilen ve mülkiyeti müvekkilimiz ... A.O.'na ait olan; dava dilekçemizde yer alan mallar müvekkil şirket tarafından teslim alınmış olup malların tasarrufuna ilişkin Sayın Mahkemenize başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur...'' şeklinde beyanda bulunduğu ve işbu dilekçenin ekinde yer alan 01/10/2025 tarihli Değerleme Raporunun 4.sayfasının (b) başlıklı kısmının altında yer alan ilk paragrafta değerlemeye konu makinelerin belirtilen adreste görüldüğünün belirtildiği tespit edilmiştir. Davalının cevap dilekçesinin ekinde yer alan 13/09/2025 tarihli tutanak incelendiğinde; dava konusu emtianın davacı şirket adına ... Mühendislik ... tarafından teslim alındığının belirtildiği tespit edilmiştir. G E R E K Ç E:Dava, Finansal Kiralama Sözleşmesinden kaynaklanan borçların ihtara rağmen davalı tarafça ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiği iddiasıyla açılan finansal kiralamaya konu menkul malların davacı kiralayana iadesi davasıdır. Mahkemece dava açılmadan önce kiralanan menkul malların davalı tarafından davacıya teslim edilmiş olması nedeniyle, dava açmakta hukuki yararları bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; dava dilekçesinde yalnızca finansal kiralamaya konu üç adet menkul malın davacıya iadesi talebiyle dava açıldığı, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine ilişkin bir talebin bulunmadığı, davaya konu edilen makinelerin dava açılmadan önce davalı tarafından kendi rızasıyla davacı tarafa teslim edildiğinin her iki tarafın da kabulünde olduğu ve malların teslim edildiğine dair 13/09/2025 tarihli teslim tutanağının da dosyada mevcut olduğu tespit edilmiştir.Bu durumda, kiralanan menkul malların Mahkemece verilen bir ihtiyati tedbir kararı ile değil, davalı tarafın kendi rızası ile davacıya teslim edilmiş olması nedeniyle 6361 sayılı Kanunun 31/3. maddesi uygulanamayacağından, davacının kendisine zaten rıza ile teslim edilen kiralanan menkul malların kendisine teslimine karar verilmesi talebiyle dava açmakta hukuki yararının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine dair ilk derece mahkemesinin kararı yerindedir.Davalının dava açılmadan malları davacı tarafa rızası ile teslim etmiş olması nedeniyle, davanın açılmasına kendi kusuruyla sebebiyet vermediği, davacının davanın açıldığı tarihte dava açmakta haklı olmadığı anlaşıldığından, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasında ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde de usule aykırılık yoktur.Tüm bu nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.