Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/476 E. 2026/534 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/476
- Karar No
- 2026/534
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/476 KARAR NO : 2026/534
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1239 KARAR NO : 2026/90 DAVA TARİHİ : 25/04/2025 KARAR TARİHİ : 03/02/2026 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 16.04.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 16.04.2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.02.2026 tarih ve 2025/1239 Esas, 2026/90 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesiyle özetle; ....İli,.... İlçesi, .... Mahallesi, .... ada ... parselde -dava dışı- ... adlı şahıs ile .... AŞ. arasında Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği ve ilgili mevzuata göre 22/06/2017 tarihinde bağlantı antlaşması yapıldığını, bu antlaşma ile ....'ün, belirtilen bölgede 999 KW (AC) kurulu gücünde bir elektrik santrali yapma hakkına haiz olduğunu, müvekkili .... AŞ. (bundan böyle şirket olarak zikredileceğini) ile .... arasında bu santral projesi ile ilgili İzmir 21'inci Noterliğince düzenlenen 08610 yevmiye numarası ve 11/03/2019 tarihli sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşme hükümlerine göre müvekkili şirket ile .... ..'in; santral projesinin .... tarafından anahtar teslimi suretiyle yapılması ve yapım maliyetinin karşılanması, santral projesinin geçici kabulünün yapılmasını müteakip .... tarafından kurulacak bir anonim şirket (bu şirketin%15 payının ....'e, %85 payı ise ....'ya ait olacak şekilde) üzerinden hareket edilerek söz konusu santralin bu şirkete devredilmesi konularında anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşma sonrasında -dava dışı- ....'ün 16/04/2019 tarihinde tek ortağının kendisi olduğu Tire Ticaret Sicil Müdürlüğü bünyesinde 3748 ticaret sicil numaralı davalı şirketi kurarak faaliyete geçirdiğini, akabinde ..... AŞ. ile yapılan Perakende Satış Sözleşmesi ile de söz konusu santral projesinin davalı şirkete intikal ettirildiğini, nihayetinde Ağustos 2019 tarihinde müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 1200 kW ... Güneş Enerji Santrali (GES) EPC Sözleşmesi imza edildiğini, işbu sözleşmeye göre belirlenen periyot dahilinde 13/09/2019 tarihinde santral projesinin onayının yaptırıldığını ve inşasına başlandığını, 1,5 ay sonra santral tesisi 01/11/2019 tarihinde tamamlandığını, söz konusu tesisin 13/11/2019 tarihinde geçici kabulü yaptırılarak işletmeye alındığını, müvekkilinin dava konusu işi, ....Yönetmelikleri kapsamındaki tüm standartlarına uygun olarak çağrı mektubu ve dağıtım sistemine bağlantı antlaşması hükümleri çerçevesinde anahtar teslimi kapsamında, santrale dair; proje sahasının, tüm sahanın tel çit ile çevrilmesi, alt konstrüksiyon yapımı, panel montajı, evirici ve DC kablaj ve elektrik montajı yapılması işleri dahil santrale dair bütün işleri tamamladığını GES'in kurulumu akabinde geçici kabulünü yaptırarak devreye alındığını, santralin kurulumu öncesinde davalı yan ile ....AŞ. arasında bütünüyle müvekkili şirketin ön ayak olması sonucunda ve müvekkili şirketin finans kurumundaki kredi limitleri kullanılmak suretiyle müvekkili şirketin de müteselsil kefil olarak yer aldığı bir finansal kiralama sözleşmesi akdedildiğini, santralin bir kısmının işbu sözleşme dahilinde edinilen malzemeler ile tesis edildiğini, işbu sözleşmede yer alan ödeme planına göre peşinat olarak ödenmesi gereken 141.400 Amerikan Doları bedelin ise diğer müvekkili .... tarafından ... Kiralama firması hesabına ödendiğini, proje yapım aşamasında .... AŞ.'den temin edilen finansal kiralama (leasing) suretiyle temin edilen bedel ve bu sözleşme gereği ödenen peşinat harici projeye ilişkin her türlü masraf ve harcama İzmir 21'in Noterliğince düzenlenen 08610 yevmiye numarası ve 11/03/2019 tarihli sözleşme ve Ağustos 2019 tarihli 1200 kW ..... Güneş Enerji Santrali (GES) EPC Sözleşmesi gereği müvekkili şirket tarafından yapıldığını, söz konusu santralin kurulup işletmeye alınmasında davalının tek kuruş masrafının olmadığını, santrale dair ödemelerin müvekkilleri tarafından yapıldığını, bütün masrafların müvekkilleri tarafından karşılandığını, hatta santral için yapılan kredi görüşmelerinde Leasing firmasının da teyit ettiği üzere bu finansal kiralama sözleşmesinde davalıya tahsis edilen kredide bizatihi müvekkili .... limitleri kullanıldığını, bu konuda söz konusu santralin kurulması esnasında yapılan masraf ve ödemelere ilişkin banka kayıtları, faturalar, ödeme dekontları, irsaliyeleri dilekçeleri ekinde sunduklarını, ayrıca bu hususta müvekkili şirketin mali kayıtlarının tetkikinden santral için yapılan ödemelerin ve harcamaların miktarı ortaya çıkacağını, santralin geçici kabulünün yaptırılıp işletmeye girmesinden sonra müvekkili şirketin, 11/03/2019 tarihli sözleşme gereği davalı şirkete ait payların %85'inin kendisine intikalini talep etmiş ise de bu talep maalesef karşılanmadığını ve neticede Tire 1'inci Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/65 E. Sayılı dosyası üzerinden hisse devri talebiyle dava açıldığını, mahkemece ''Davacının (Müvekkilinin) edimlerini yerine getirmediğinden Davalının hisse devrini yapmaktan imtina edebileceği'' gerekçesiyle müvekkili şirketin açtığı davayı reddettiğini, işbu kararın kesinleştiğini, davalıya ait ....İli, .... İlçesi,.... Mahallesi, .... Ada ....parsel numaralı taşınmaz üzerinde Enerji Piyasası Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği hükümlerine göre kurulması planlanan güneş enerji santralinin (GES) anahtar teslimi suretiyle kurulum işi bizatihi davalı şirket tarafından İzmir 21'inci Noterliğince düzenlenen 08610 yevmiye numarası ve 11/03/2019 tarihli sözleşme ve Ağustos 2019 tarihli 1200 kW .... Güneş Enerji Santrali(GES) EPC Sözleşmesi müvekkili ....A.Ş.'ye yapıldığını, müvekkili şirketin, santrale dair bütün maliyete katlanmasına ve işin yürütümünü bizatihi kendisi yapmasına rağmen İzmir 21'inci Noterliğince düzenlenen 08610 yevmiye numarası ve 11/03/2019 tarihli sözleşmeden sağlayacağı faydayı sağlayamadığını, santralin 13/11/2019 tarihi itibariyle işletmeye girdiğini, davalı tarafın hiçbir külfetine katlanmadığını, tek kuruş masraf etmediği santralin gelirini ortalama 5,5 yıldır elde ettiğini, bu bağlamda müvekkilinin kendisinden kaynaklanmayan bir sebeple işbu sözleşmenin gereği olan ''Santral projesinin geçici kabulünün yapılmasını müteakip .... tarafından kurulacak bir anonim şirket (bu şirketin %15 payı .....'e, %85 payı ise ...'ya ait olacak şekilde) üzerinden hareket edilerek söz konusu santralin bu şirkete devredilmesi'' konusundaki faydadan mahrum olduğunu, bu hal ve şart altında sözleşmenin bu hükmünün icra edilememesi nedeniyle müvekkilinin santrale yaptığı tüm masraflar ve yaptığı hizmetler karşılıksız kaldığını, dolayısıyla Türk Borçlar Kanunu 77 ve devamı maddeleri mucibince davalı tarafın müvekkilinin aleyhine sebepsiz zenginleştiğini, sebepsiz zenginleşmeden mütevellit işbu davayı açtıklarını, fakat müvekkilinin santralin bütün kurulum işlemlerini, masraflarını yapmasına, tesise dair bütün hizmetleri görmesine rağmen, müvekkiline davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu meyanda müvekkillerinin hem santral için yaptığı masraflar hem de yaptığı hizmetin karşılığının davalıdan tahsilinin gerektiğini, belirtilen sebeplerle tüm fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla Ankara 63'üncü Noterliğinin 21/01/2025 tarih ve 02320 yevmiyeli ihtarnamesi ile davalıdan alacaklarının talep edildiğini, verilen süre içinde alacakları ödenmeyince zorunlu arabuluculuk yoluna gidildiğini, arabuluculuk sürecinde davalı ile anlaşılamadığını belirterek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 250.000 TL ödenmeyen alacağın geçici kabul tarihi olan 13/11/2019'dan itibaren işletilecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, müvekkilinin ileriki zamanlarda telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını önlemek için ... AŞ kayıtlarında bulunan ve ... AŞ. Bünyesindeki 0024384446 tesisat numarasına bağlı olarak faaliyet gösteren .... İli, .... İlçesi, ...... Mahallesi, .... ada ..... parsel numaralı taşınmaz üzerinde kurulu 999 KWe gücündeki lisanssız elektrik üretimi santralinin üçüncü şahıslara devrinin önlenmesi bakımından santral üzerine ihtiyati tedbir konmasına, her türlü yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesiyle özetle; Davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı yan dava dilekçesinde İzmir 21. Noterliği'nin 11/03/2019 tarihli 8610 yevmiye numaralı sözleşmesine dayanmış ve ibraz ettiğini, akabinde de Ağustos 2019 tarihli bir eser sözleşmesine dayanmış ve sözleşme suretini de ibraz ettiğini, her iki sözleşmenin tarafları aynı ise de; sözleşmedeki edimler ve sorumluluklar farklı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31.maddesinde, “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.” amir hükmü mevcut olduğunu, bu durumda davacı yanın hangi sözleşme kapsamında müvekkilinden talepte bulunduğu anlaşılamadığını, öncelikle, davacı yana muhtıra gönderilerek ve süre verilerek hangi sözleşme kapsamında dava konusu taleplerini ileri sürdüğünün açıklığa kavuşturulmasını talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, husumet itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, dava konusunu oluşturan İzmir 21. Noterliği'nin 11/03/2019 tarihli 8610 yevmiye numaralı anahtar teslim eser ve ortaklık sözleşmesi davacı ile dava dışı ..... arasında imzalanmış, sözleşmeden kaynaklı talepler sadece sözleşmeye taraf oranlar arasında ileri sürülebileceğini, bu durumda davacının söz konusu taleplerini, sözleşmeye taraf olmayan ve varlığını sözleşmenin kurulması ile kazanan müvekkil şirketten isteyebilmesi usul hukuku açısından mümkün olmadığını, arz edilen sebeplerle; öncelikle davanın pasif husumet yokluğundan reddini talep ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı ile dava dışı ..... arasında İzmir 21. Noterliği'nin 11/03/2019 tarihli 8610 yevmiye numaralı Anahtar Teslim Eser ve Ortaklık Sözleşmesi imzalandığını, davacının da kabulünde olduğu üzere 13/11/2019 tarihinde sözleşmeye konu eser yani santral geçici kabulü ile tamamlandığını, yani davacının varlığını iddia ettiği alacak davacının da ikrar ettiği üzere 13/11/2019 tarihinde doğduğunu, yine davacının dayanak yaptığı Ağustos 2019 tarihli eser sözleşmesine konu eser de davacının ikrarında ve kabulünde olduğu üzere (Ankara 63. Noterliği'nin 21/01/2025 tarih ve 02320 yevmiye numaralı ihtarnamesinde de belirtilmektedir) 13/11/2019 tarihinde tamamlandığını, TBK’nun 147/6.maddesi uyarınca ayıplı imalatlar dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacaklar ve bu arada dönme sonucu sona eren eser sözleşmesi nedeniyle istenebilecek alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, zamanaşımı süresi de alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başladığını, burada davacı yan her ne kadar sebepsiz zenginleşme hükümlerine atıfta bulunsa da; burada uygulanacak zamanaşımının eser sözleşmelerinde uygulanacak zamanaşımı süresi olduğunu, bu nedenle; talep konusu yapılan alacak davacının da ikrar ettiği üzere 13/11/2019 tarihinde doğduğundan ve dava tarihi itibari ile 5 yıllık zamanaşımı dolduğundan zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Davacı ile dava dışın .... arasında İzmir 21. Noterliği'nin 11/03/2019 tarihli 8610 yevmiye numaralı anahtar teslim eser ve ortaklık sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmede; mülkiyeti .....'e ait olan, ona ve çocuğuna rahmetli eşinden mirasen intikal eden .....Güneş Enerjisi Santrali projesinde yer almakta olan... ili ... ilçesi .... Mahallesi .... ada .... parselde Güneş Enerjisi Santrali yapılması, santralin yapımının sözleşmede tüm maliyeti karşılanmak kaydıyla yüklenici ve yatırımcı olarak anılan davacı şirket tarafından anahtar teslim yapılması, yüklenici olan davacı firma tarafından santralin maliyeti kendisine ait olmak üzere anahtar teslim tamamlandıktan ve santralin geçici kabulünün gerçekleşmesinden itibaren sözleşme uyarınca kurulacak olan ve santralin ait olduğu şirket hissesinin %85'inin davacı firmaya devri düzenlendiğini, ayrıca sözleşmenin 4. Maddesinde "ruhsat sahibi olan ..... lehine kredi tahsisi halinde, en geç geçici kabul aşamasının tamamlanmasının ardından söz konusu krediye ilişkin ödemenin tüm sorumluluğunun yüklenici davacıya geçeceği" düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşmenin akdedilmesinde sonra, önce..... A.Ş. 16/04/2019 tarihinde kurulduğunu, daha sonra ilk aşamada santralin ne kadar yüz ölçümlük bir mesafe kaplayacağı bilinmediğinden sözleşme konusu olan .... ili ..... ilçesi .... Mahallesi .... ada ... parselin tamamı 114.680 metrekare şirket üzerine yine .... tarafından tapuda tescil edildiğini, ardından ... uzun bir süre yapım aşamasının geçilmesini beklemiş ancak davacı yanca bir türlü santralin inşasına başlanamadığını, davacı şirket, ....'e leasing ile santrali yapabileceklerini iletmiş; ancak bunun için kendi şirketinin müsait olmadığını ve .... tarafından yeni kurulan şirket ve üzerine kayıtlı taşınmazın teminatı ile finansal kiralamaya başvurabileceklerini, sözleşme uyarınca inşa edilecek santralin geçici kabulünün gerçekleşmesi halinde finansal kiralama ödemesinin tüm sorumluluğunu zaten üzerine alacağını ve ipoteği de kaldırmak zorunda olduğunu....'e ilettiğini, .....'ün olumlu yaklaşması sonucu, ..... A.Ş. ile asıl borçlusu .... A.Ş. arasında ve .....'ün de kefil olduğu, davacı şirketin de kefaletini koyduğu 23/08/2019 tarihli 197113516 tescil nolu 2096201 numaralı toplam 758.846,48 USD geri ödemeli ve 17/09/2019 tarihli 197113516-1 tescil nolu 2096202 numaralı toplam 195.937,57 USD geri ödemeli finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeler sonucunda inşa edilecek santralin yüz ölçümü tam olarak bilinmediğinden tamam şirket üzerine devredilen ..... ili .... ilçesi .... mahallesinde kain .... ada.... parselde kayıtlı 114.680 metrekarelik arazinin TAMAMI üzerine .... A.Ş. lehine 27/08/2019 tarihinde USD cinsinden %30 değişken faizli 9545 yevmiye numarası ile ipotek tesis edildiğini, bu aşamadan sonra santralin inşası hızla ilerlemiş ve tesisin geçici kabul zamanı hızla yaklaştığını, tesisin yüz ölçümü yaklaşık olarak 18.000 metrekare civarı olup, geçen bu süre zarfında çok büyük bir borç altına giren ve taşınmazının tamamını ipotek ile yükümlü hale getiren .....'ün finansman durumunun nasıl çözüleceğini merak içerisinde beklerken, sözde yatırımcı davacı şirket yetkilisi ..... finansman ile en ufak bir laf dahi etmemiş, geçici kabulden sonra şirketin %85'inin devrini hemen istediğini ....'e ilettiğini, bu durum karşısında iyiden iyiye şok yaşayan ....., tesisin 13/11/2019 tarihindeki ...... Genel Müdürlüğü tarafından geçici kabulünün yapılmasının ardından bir süre daha beklemiş, daha sonra da yasal haklarının korunması amacıyla davacı şirketin noter sözleşmesinde belirtilen "..... Mah. .... Sok. No:...." adresine Tire 2. Noterliği'nin 11551 yevmiye numaralı 26/11/2019 tarihli ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamenin konusu ise; taraflarca akdedilen protokol gereği geçici kabul aşamasının tamamlandığı ve finansmanın davacıya ait olduğunu, sözleşmenin 4. Maddesindeki "Ruhsat sahibi olan .... lehine kredi tahsisi halinde, en geç geçici kabul aşamasının tamamlanmasının ardından söz konusu krediye ilişkin ödemenin tüm sorumluluğunun yüklenici davacıya geçeceği" hükmü gereği finansal kiralama borcuna ilişkin ... . ile .... A.Ş.'nin tüm sorumluluğunun sona ermesinin ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin terkin edilmesinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde sağlanması, aksi halde hisse devrinden imtina edileceği hususları olduğunu, söz konusu ihtarnamenin sözleşmedeki davacı şirket adresine bila tebliğ olması sebebiyle, davacı şirketin adresini Karşıyaka'ya taşıdığı öğrenildiğini, aynı ihtarname içeriği Tire 2. Noterliği'nin 14.091 yevmiye numaralı 27.12.2019 tarihli ihtarname ile davacı şirketin .... Mahallesi ..... Sok. .... Sit. No:.... adresine gönderildiğini, aynı süreçte ......'e dava dışı .... A.Ş. tarafından Beyoğlu 14. Noterliği'nin 18/11/2019 tarihli 5474 yevmiye numaralı ihbarnamesi ile toplam 954.788 dolar geri ödemeli finansal kiralama ödeme planı tebliğ edildiğini, davacı taraf gönderilen ihtarnameden haberdar olmuş ve kendisine usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olmasına rağmen, verilen süre içerisinde davacı şirket finansal kiralama borcuna ilişkin hiçbir şey yapmamış ve hisse devri talebinde bulunmaya devam ettiğini, daha sonra müvekkili, Güneş Enerjisi Santrali tarafından elektrik üretimine geçildikten ve ... A.Ş.'ye fatura kesilmeye başlandıktan sonra .... tarafından ödenecek ücretlerin .... A.Ş.'ye temlikli olduğu ve finansal kiralama taksitlerinin söz konusu fatura ücretlerinden ödeneceğini öğrendiğini, bunun üzerine .... şirket hissesini haklı olarak davacı yana devretmekten kaçındığını, ardından da davacı firma herhangi bir terditli alacak talebinde bulunmadan yanlızca hisse devri talebi ile Tire 1. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 2022/65 E. sayılı dosyası ile .... ve müvekkili şirket aleyhine dava açmış, ancak dava davacı şirketin edimlerini yerine getirmediğinden bahisle reddedilmiş ve Yargıtay'dan da geçerek kesinleştiğini, bu süreçten sonra, davacı yan müvekkili şirkete ihtarname göndererek müvekkili şirketten alacağı olduğunu iddia ettiğini, ardında da haksız ve yersiz olarak işbu davayı ikame ettirdiğini, taraflar arasında imzalanan noter sözleşmesinden de açıkça anlaşılacağı üzere taraflar anahtar teslim hususunda anlaştıklarını ve davacının edimlerini yerine getirmesinin ardından kurulacak şirketin %85 hissesinin davacıya devri öngörüldüğünü, ancak yine davacı şirketin edimlerini yerine getirmediği Tire 1. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin kesinleşen 2022/65 E. Sayılı dosyası ile sabit olduğunu, edimini yerine getirmeyen davacının, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketten alacak talep edebilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, öte yandan davacı yan, dava dilekçesinin ekinde birçok belge, irsaliye ve hesap ekstresi sunmuş ise de, bunların müvekkili şirket ile veyahut dava konusu noter sözleşmesi ile ilgi ve alakası anlaşılamadığını, sunulan belgelerin hemen hemen hepsinin müvekkili şirket ile bir ilgisi bulunmamakta olup, söz konusu belgeleri kabul etmediklerini, söz konusu tesis tamamen leasing ile yapıldığını, davacı yanın iddia ettiği üzere ekstra başkaca masraflar yaptığını, özellikle de leasing ödemeleri dışında tel çit ile çevirme ve sair giderlerde bulunduğu iddiaları tamamen gerçek dışı olduğunu, leasinge ilişkin taksitler de, müvekkili şirket tarafından.... Şirketine elektrik satışı için kesilen fatura bedellerinin, leasing sözleşmesindeki temlik hükümleri gereğince .... tarafından ....'e gönderilmesi ve ....'in bu bedelleri uhdesinde tutması sonucu tahsil edildiğini, sözde yatırımcı ve finansman olan davacıya, müvekkili şirketin borçlu sıfatını taşıdığı ve taşınmazın ipotek tesis edilerek teminatı olarak gösterilen Finansal Kiralama Projesinden 09/10/2019 tarihinde 239.490 TL ve 27/09/2019 tarihinde 139.800 Dolar ödendiğini, ayrıca davacı şirket hesabına müvekkili şirketten 29/08/2019 tarihinde 59.860 TL de ödeme yapıldığını, davacı firma tarafından .... Şirketine sunulan GIB2019000000004 seri numaralı 07/10/2019 tarihli 299.350 TL bedelli fatura içeriği incelendiğinde; güvenlik seti (1set)-37.600 TL, scada sistemleri ve aksesuarları (1 set)-29.500 TL, 1*50/16 mm xlpe orta gerilim kablosu (1set)-44.500 TL, Kablo Kanal Ve Tavaları (1set) - 38.500 TL, alçak gerilim ana toplama panosu (1 set)-44.800 TL, orta gerilim koruma rölesi (1 set)-20.800 TL, alçak gerilim ve orta gerilim malzemeleri (1set)-28.900 TL, elektrik hücreleri (1 set)-44.750 TL, konnectörler (1 set)-10.000 TL olarak düzenlendiğini, davacı firma tarafından .... .. Şirketine sunulan GIB2019000000003 seri numaralı 25/09/2019 tarihli 139.830 USD bedelli fatura içeriği incelendiğinde; 019 model kamera sistemi (1 set)-21.000 USD, 2019 model aydınlatma sistemi (1 set)-26.500 USD, 2019 model telçit ve giriş kapısı (1 set)-29.000 USD, 2019 model enerji nakil hattı (1set)-42.000 USD olarak düzenlendiğini, davacı yanın kendi hesabından müvekkili şirket için masraf yaptığını, müvekkilinin şirketin halen borcunu ödediği leasing sözleşmesine istinaden üstelik fahiş bedeller davacıya ....'den ödendiğini, davacı yanın taraflar arasından imzalanan sözleşmeye uygun olarak herhangi yatırımı bulunmadığını, cebinden güvence bedeli ve taksit ödediği iddiaları da kesinlikle gerçeği yansıtmadığını, davalı yatırdığını ileri sürdüğü bedellerin zaten kat ve kat fazlasını içeriğinin ne olduğu anlaşılmayan soyut faturalarda zaten finansal kiralama firmasından tahsil ettiğini, yatırımcı olarak müvekkilinden sözleşme akdeden davacı; bırakın yatırım yapmayı müvekkili fahiş miktarda borçlandırıp cebinden sözleşmeye istinaden 1 kuruş dahi masraf yapmadığını, müvekkilinin kendi imkanları ile tesisi kendisi inşa ettiğini, sözleşme ile kendisine yüklenilen yükümlülükleri yerine getirmeyen davacının, sözleşmedeki tüm sorumluluklarını ifa etmiş gibi işbu davayı ikame ettirmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, tesisin inşasındaki rolü, yatırımcıdan çok vekaleten müvekkilinin bazı işlemleri yerine getirmesinden ibarettir. bunlar için de hakkedişini zaten fazlasıyla tahsil ettiğini, davacı yana muhtıra gönderilerek hangi sözleşme kapsamında dava konusu taleplerini ileri sürdüğünün belirlenmesi için davacı yana süre verilmesine, davacı yanın taleplerinin müvekkiline yöneltilmesi mümkün olmadığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine, mahkeme husumet hususunda aksi kanaatte olması halinde esasa girmeksizin, davanın zamanaşımı sebebi ile reddine, mahkeme zamanaşımı hususunda aksi kanaatte olması halinde esasen haksız olarak açılan ve dayanaktan uzak işbu davanın reddine, vekalet ücreti takdirine ve yargılama giderlerinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 24.09.2025 tarih ve 2025/389 Esas, 2025/820 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Görüldüğü üzere, davacı ve davalı arasında doğrudan akdi ilişki olmadığı gibi davalının dava dışı ancak önceki akdi ilişkinin tarafı olan gerçek kişi şahıs ile kanundan yahut sözleşmeden kaynaklanan külli halefiyetinin bulunmaması ve bu manada evvelki akde aykırılık ve bundan doğan talep haklarının akdin tarafının kendisine müteveccih olabileceği, akit dışı olan tarafa yöneltilemeyeceği, bu itibarla davanın bu yönüyle pasif husumet yokluğundan reddi gerekeceğinden davacının davasının reddine'' dair karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11.12.2025 tarih ve 2025/1614 Esas, 2025/1600 Karar sayılı kaldırma kararı ile özetle; ''..Somut olayda davacı şirket tarafından .... İli, ... İlçesi, .... Mahallesi, .... Ada ...parsel numaralı taşınmaz üzerinde Enerji Piyasası Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği hükümlerine göre güneş enerji santralinin (GES) anahtar teslim suretiyle kurulmasını İzmir 21.Noterliği'nin 08610 yevmiye numaralı "11/03/2019 tarihli sözleşme" ve Ağustos 2019 tarihli "1200 kW ..... GES EPC sözleşmesi" ile yerine getirdiği iddiasında bulunulduğu; "11/03/2019 tarihli sözleşme" nin dava dışı .... ile yapıldığı, sözleşmenin yapıldığı tarihte henüz "...." şahıs firmasının kurulmamış olduğundan bu şahıs firmasının tür değişikliği ile davalı şirkete dönüşmesi nedeniyle davalı şirketin dava dışı ....'ün külli halefi olarak kabul edilemeyeceği; ancak Ağustos 2019 tarihli "1200 kW ....GES EPC sözleşmesinin davacı şirket ve davalı şirket arasında yapıldığı anlaşıldığından Mahkemece bu sözleşme hükümleri ve davalının zamanaşımı defi de değerlendirilerek yargılama yapılması gerekirken davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4. maddesi gereğince kaldırılmasına'' dair karar verilmiştir. Dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin 03.02.2026 tarih ve 2025/1239 Esas, 2026/90 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Mahkememizce incelenen dosya kapsamı ve incelenen sözleşme gereğince, dosyaya sureti sunulan, 11.03.2019 tarihli İzmir 21.Noterliği'nin 08610 yevmiye numaralı "Sözleşme" isimli sözleşmenin davacı şirket ile dava dışı ... arasında yapıldığı; Ağustos 2019 tarihli "1200 kW ... GES EPC Sözleşmesi" isimli sözleşmenin ise davacı şirket ve davalı şirket arasında yapıldığı, sözleşmenin "43.Anlaşmazlıkların Çözümü" başlıklı bölümünde "YÜKLENİCİ'yle İŞVEREN arasında ihtilaf çıkması halinde delil olarak YÜKLENİCİ ve İŞVEREN” nin kayıtları ve belgeleri esas alınacaktır. İşveren tarafından tanzim edilen belgeler yüklenicinin yetkili temsilcisi tarafından imzalanması kaydı ile delil niteliği taşır. Yüklenici tarafından düzenlenen belge ve tutanaklar da İşveren tarafından işyerinin kontrolü için yetkilendirilen temsilci tarafından imzalanmak kaydı ile delil niteliği taşır. Bu sözleşmenin uygulanmasından doğabilecek her türlü anlaşmazlığın çözümünde İSTANBUL mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir." denilmekte olduğu; Eldeki dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olup, mahkemenin yetkisi kamu düzenine ilişkin değildir ve kesin yetki durumu bulunmamaktadır. Bilindiği üzere, yetkinin kamu düzeninden ve kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. (HMK 19/1). Nitekim, yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartıdır. (HMK 114-1-ç). Davacı ile davalının tacir olduğu HMK 17 maddesi gereğince taraflar arasında, Yetki sözleşmesi yapılabileceği, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen yerde açılacağı, taraflar arasında düzenlenen Ağustos 2019 tarihli "1200 kW ... GES EPC Sözleşmesi" "43.Anlaşmazlıkların Çözümü" başlıklı bölümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olduğu konusunda mutabık kalındığı, Eldeki davada davacı ve davalı taraf tacir olup eki 818 sayılı Borçlar Kanunun na göre tarafeyn beyninde münakid yetki kaydının mutlak yetki teşkil ettiği, Keza yeni 6098 sayılı Borçlar Kanunun na göre taraflar arasında sözleşme ile tayin edilen yetkinin kesin yetki hallerinden birisi olduğu nazar-ı itibare alınmakla; 29.08.2023 tarihli sözleşme 5.maddesi “iş bu satış akdinden doğan tüm uyuşmazlıklarda Turgutlu mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir” Şeklindeki hüküm tetkik edilmekle, 6100 sayılı Kanun'un “Yetki sözleşmesi” başlıklı 17 nci maddesinin “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” Şeklinde olduğu, Yetkinin tacirler arası belirlendiği hallerde yetki itirazı varit olmasa da kesin yetkinin mutlak dava mercii ve mahalli olacağı müşahede edilmekle, Yargıtay 5. Hukuk. Dairesi Esas No: 2025/10009-Karar No: 2025/17521 Yargıtay 5. Hukuk. Dairesi Esas No: 2025/ 12302-Karar No: 2025/ 16412 Yargıtay 5. Hukuk. Dairesi Esas No: 2025/ 9135-Karar No: 2025/ 14530 Açıklanan gerekçelerle mahkememizin yetkisizliğine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 19.02.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Mahkemece yetkisizlik kararı verildiğini ve İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiğini, gerekçe olarak da taraflarca imza altına alınmış olduğu iddia edilen Ağustos 2019 tarihli EPC sözleşmesinin 43. Maddesinde anlaşmazlık halinde İstanbul mahkemeleri ve icra müdürlüklerinin yetkili kılındığı, HMK'nın 17. Maddesinde yer alan "Tacirler ve kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmü gereğince bu yetkinin kesin olduğu ve yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği hususlarının belirtildiğini, -Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, çözümlenmesi gereken hususun, sözleşmede belirlenen yetkinin kesin olup olmadığı ve mahkemenin bu hususu resen inceleyip inceleyemeyeceği noktalarında toplandığını, kesin yetki kurallarının HMK'da tahdidi olarak sayıldığını, HMK madde 17 uyarınca tacirler arasındaki yetki sözleşmesi ile belirlenen yetki kuralının, kesin yetkiye ilişkin düzenlemelerde yer almadığını, davanın niteliği gereği, işbu davanın alacak davası olarak ikame ettirildiğini, kesin yetki kuralına tabi olmadığını, -Cevap dilekçeleri ve diğer beyanları incelendiğinde, taraflarınca herhangi bir yetki itirazında bulunulmadığının açıkça anlaşıldığını, yetki itirazında bulunmak için HMK`nun 19/2. Maddesinde "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünün mevcut olup, yine HMK.nun 19/4.maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir" hükmü getirildiğini, bu halde davanın görüldüğü ilk derece mahkemesinin yetkili bulunduğunu ve mahkemece resen yetkisizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin Esas 2016/2125 Karar 2016/6381 Tarih 2.11.2016 olan kararına, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2013/1552 E. 2013/2639 K. 16.4.2013 Tarihli kararına ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/809 E. 2015/12237 K. 7.10.2015 tarihli kararına değinildiğini, -Önceki kaldırma kararında da, zaten yetkiye ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını ve hüküm kurulmadığını, davacının dayandığı sözleşmeye alacağının muaccel hale geldiğini iddia ettiği tarih dikkate alındığında, zamanaşımı itirazları dikkate alınarak, davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, Yukarıda arz edilen ve tetkik edilecek diğer nedenlerle; öncelikle istinaf dilekçelerinin kabulüne ve usul ile esasa aykırı işbu kararın bozulmasına/kaldırılmasına, tekrar karar verilerek işbu davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle yetkisizlik kararı verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Tarafların, belli bir dava (uyuşmazlık) için kanunen yetkili olmayan (aslında yetkisiz olan) bir mahkemeyi yetkili kılmak için yaptıkları sözleşmeye yetki sözleşmesi denir. Bu sözleşme usul hukukuna ilişkin bir sözleşmedir, zira asıl etkisini usul hukuku alanında gösterir (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, C.1, s. 555). Yetkinin kamu düzenine ilişkin olmadığı hâllerde taraflar muayyen bir uyuşmazlık için, belli bir mahkemeyi yetkili kılabilirlerse de bu yöndeki bir kararlaştırmanın yazılı şekilde yapılması şarttır ve yapılan yetki sözleşmesi kanunen yetkili olan genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. 6100 sayılı Kanun’un 17. madde hükmüne göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinin söz konusu olmaması kaydıyla ve yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri yetki sözleşmesi yapabilir ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava ancak sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabilir. HMK’nın 17. maddesinin “Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Görüldüğü üzere, HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Bu noktada HMK düzenlemesine göre yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin yetkisinin kesin yetki mahiyeti taşıyıp taşımadığı ve bunun sonucu olarak mahkemece resen dikkate alınmasının gerekip gerekmediğidir. Yukarıda da bahsedildiği üzere; kesin yetki hâlinin kamu düzenine ilişkin ve kanun koyucunun yalnızca belirli bir mahkemede dava açılabileceğini emrettiği durumlarda söz konusu olması, yetki sözleşmesinin ise ancak tarafların üzerinde anlaşabileceği konularda yapılabilmesi ve davanın salt sözleşme ile belirlenen mahkemede açılacağına ilişkin hükmün aksinin taraflarca kararlaştırılabilmesinin mümkün bulunması, bunların yanı sıra sözleşme ile kesin yetkili mahkemelerin yetkisinin ortadan kaldırılamaması da göz önünde bulundurulduğunda yetki sözleşmesiyle yapılan belirlemenin kesin yetki olarak nitelendirilemeyeceği açıktır. Aksi yöndeki bir değerlendirme, taraf iradesiyle yapılan bir belirleme ya da sözleşmeye “kamu düzeni” kavramının gücünü yüklemek anlamına gelecektir ki bu durum hukuken kabul edilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(13)3-1991 Esas ve 2020/803 Karar sayılı kararı)
Somut olayda, taraflar tacir olup, taraflar arasında düzenlenen Ağustos 2019 tarihli "1200 KW ... GES EPC Sözleşmesi"nin 43. maddesinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırıldığından sözleşmedeki yetki şartı geçerlidir. HMK'nın 17. maddesi gereğince davanın sadece sözleşme ile belirlenen mahkemede açılacağına dair hüküm aksi de kararlaştırılabileceğinden münhasır yetki olup, kesin yetki niteliğinde değildir. Davalı tarafça da cevap süresi içinde yetki itirazında bulunulmamıştır. Bu durumda ilk itiraz olarak mahkemenin yetkisiz olduğu ileri sürülmediği ve ilk itiraz süresinde sonra taraflar yetki hususunu tartışamayacakları ve kesin yetki de bulunmadığından kanun gereği yetkili hâle gelmiş sayılan mahkemece Dairemizin kaldırma kararında belirtilen hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.02.2026 tarih ve 2025/1239 Esas, 2026/90 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine, 6-Davalı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-c maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.